Soru

Zorluk: OrtaUluslararası Teâmül (Yapılageliş) Hukuku

Küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, devletlerin büyük bir çoğunluğu deniz seviyesindeki yükselmelere karşı yapay adaların inşasını sınırlayan belirli bir uygulamayı istikrarlı biçimde sürdürmekte ve bu uygulamaya hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) uymaktadır. Ancak Delta Devleti, kuralın oluşum sürecinin en başından itibaren bu uygulamaya açıkça, tutarlı ve kesintisiz olarak karşı çıkmıştır.

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku bağlamında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Çoğunluk uygulamasının opinio juris ile birleşmesi bu kuralı doğrudan emredici kural (jus cogens) hâline getireceğinden, Delta Devleti'nin baştan beri süregelen itirazı hukuki sonuç doğurmaz.
  2. B
    Teâmül, uluslararası hukukta yargı kararları gibi yalnızca yardımcı bir kaynak niteliği taşıdığından, devletlerin bu ortak uygulaması hiçbir devlet açısından asli bir bağlayıcılık oluşturmaz.
  3. Delta Devleti, kuralın gelişim aşamasından itibaren ortaya koyduğu istikrarlı itirazları nedeniyle 'sürekli itirazcı' (persistent objector) konumundadır ve söz konusu teâmül kuralı ile bağlı tutulamaz.Cevap
  4. D
    Bu tür yaygın devlet uygulamaları zamanla 'hukukun genel ilkeleri' statüsü kazanacağından, Delta Devleti'nin itirazına bakılmaksızın hakkaniyet kuralları çerçevesinde tüm uluslararası toplumu bağlar.
  5. E
    Delta Devleti'nin sürekli itirazcı sayılarak bu kuraldan muaf tutulabilmesi için, Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisini önceden ve zorunlu olarak kabul etmiş olması şarttır.

Cevap

Delta Devleti, kuralın gelişim aşamasından itibaren gösterdiği tutarlı itirazlar sebebiyle sürekli itirazcı (persistent objector) konumundadır ve bu kural ile bağlı olmaz.
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku, devletlerin istikrarlı ve ortak uygulaması (maddi unsur) ile bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğu yönündeki inanç (opinio juris - manevi unsur) birleştiğinde ortaya çıkar. Kural olarak tüm devletleri bağlayıcı niteliktedir. Ancak, uluslararası hukukta bir teâmül kuralının oluşum aşamasının ilk anından itibaren bu kurala diplomatik ve hukuki yollarla açık, tutarlı ve kesintisiz bir biçimde karşı çıkan devletler 'sürekli itirazcı' (persistent objector) statüsü elde ederler. Bu statü, ilgili devletin oluşan teâmül kuralından muaf tutulmasını sağlar. Soruda Delta Devleti'nin itirazının en baştan beri istikrarlı biçimde devam ettiği vurgulandığı için kural ile bağlı olmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki hukuki durumu ve kavramları analiz etmek
Devlet uygulaması (maddi unsur) ve opinio juris (manevi unsur) bileşenleriyle yeni bir uluslararası teâmül kuralının oluştuğu tespit edilmiştir.
Olayın hangi uluslararası hukuk kaynağı ekseninde şekillendiğini doğrulamak.
2
Delta Devleti'nin itirazının niteliğini ve zamanlamasını değerlendirmek
Delta Devleti'nin itirazını kuralın oluşum sürecinin en başından itibaren açık, tutarlı ve kesintisiz şekilde yaptığı görülmektedir.
Sürekli itirazcı (persistent objector) statüsünün kazanılma şartlarının (başlangıçtan itibaren olma ve süreklilik) sağlanıp sağlanmadığını teyit etmek.
3
Sürekli itirazcılığın hukuki sonucunu olaydaki senaryoya uygulamak
Gerekli itiraz şartlarını sağlayan Delta Devleti'nin, çoğunluk tarafından kabul edilen bu teâmül kuralı ile bağlı tutulamayacağı sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği ve rıza prensibinin teâmül hukukundaki en belirgin istisnası olan sürekli itirazcı kuralını işletmek.

Anahtar Kavram

Uluslararası Teâmül Hukukunun Unsurları ve Sürekli İtirazcı (Persistent Objector) Kuralı
Bu soruyu puanla