Kenneth Waltz tarafından sistemik bir çerçeveye oturtulan savunmacı realizm (defansif realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri güç peşinde koşmaya itse de, devletlerin nihai amacı 'güç maksimizasyonu' değil 'güvenlik maksimizasyonu'dur. Bu teorik yaklaşıma göre, bir devletin kapasitesini aşırı derecede artırmasının ve sistemde hegemonik bir güç haline gelmeye çalışmasının savunmacı realizm perspektifinden temel sakıncası aşağıdakilerden hangisidir?
- Diğer devletlerin tehdit algısını tetikleyerek karşı dengeleyici koalisyonların (balancing) oluşmasına zemin hazırlamasıCevap
- BUluslararası sistemde mutlak güvenliğin ancak küresel hegemonya kurulduktan sonra mümkün olması
- CDevlet adamlarının doğuştan gelen hükmetme arzusu nedeniyle rasyonel karar alma süreçlerinin bozulması
- DAnarşinin devletler arasındaki iş birliğini her koşulda zorunlu kılan merkezi bir otorite gibi işlev görmesi
- EDevletlerin kazançlarını hesaplarken sadece 'mutlak kazanç' odaklı hareket etmelerinin çatışma riskini artırması
Cevap
Savunmacı realizme göre aşırı güç biriktirmek, diğer devletlerin tehdit algısını tetikleyerek karşı dengeleyici koalisyonların (balancing) oluşmasına neden olur.
Savunmacı realizmin (Kenneth Waltz) temel argümanı, uluslararası sistemin devletleri aşırı güç biriktirmekten caydırdığıdır. Eğer bir devlet çok fazla güçlenirse, diğer devletler kendi güvenliklerini korumak için bir araya gelerek bir dengeleme koalisyonu oluşturur. Bu durum, güçlenen devleti aslında başladığı noktadan daha güvensiz bir konuma sokar. Dolayısıyla rasyonel devletler, hegemonyaya oynamak yerine statükoyu korumayı ve 'yeterli' miktarda güce sahip olmayı tercih ederler.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Güvenlik Maksimizasyonu ve Dengeleme (Balancing)
Daha Fazla Pratik
Saldırgan (Ofansif) realizm ile Savunmacı (Defansif) realizm arasındaki temel farkları bir tablo üzerinden karşılaştırarak 'güç maksimizasyonu' kavramını pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s