Soru

Zorluk: OrtaKlasik Liberalizm ve Kökleri

Klasik liberalizmin uluslararası ilişkiler teorisine temel katkılarından biri, 'anarşi' kavramını realistlerden ontolojik olarak daha farklı yorumlamasıdır. Bu teorik ayrışmanın kökeninde, Aydınlanma Çağı düşünürlerinin insan doğası ve 'doğa durumu' (state of nature) tasavvurlarına atfettikleri anlamlar yatar. Realist teorinin beslendiği Hobbesçu karamsarlığa karşı çıkarak; doğa durumunun mutlak bir savaş hali olmadığını, insanların aklın rehberliğinde ahlaki ilkelere uyabildiğini ve siyasi otoritenin (devletin) temel işlevinin 'yaşam, özgürlük ve mülkiyet' gibi evrensel hakları güvence altına almakla sınırlı olduğunu savunan yaklaşım, klasik liberalizmin işbirliği odaklı varsayımlarına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, klasik liberalizmin uluslararası sistemi mutlak bir kaos olarak değil, rasyonel kurallarla düzenlenebilir bir alan olarak kurgulamasına doğrudan kaynaklık eden bu felsefi temel, aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?

  1. John Locke'un, bireylerin doğuştan sahip olduğu doğal hakları korumak amacıyla ortak rızaya dayalı bir toplumsal sözleşme inşa ettiklerini savunan teorisiCevap
  2. B
    Immanuel Kant'ın, uluslararası anarşiyi tamamen ortadan kaldırmak için devletlerin egemenlik yetkilerini tek bir 'dünya hükümetine' devretmesi gerektiği tezi
  3. C
    Niccolò Machiavelli'nin, dış politikada devlet bekasını sağlamak adına evrensel ahlak kurallarının göz ardı edilerek salt güç mücadelesine odaklanılması gerektiği yaklaşımı
  4. D
    Kenneth Waltz'un, devletlerin davranışlarını belirleyen temel unsurun insan doğası değil, uluslararası sistemin kendisindeki yapısal anarşi olduğu argümanı
  5. E
    Realist düşüncenin, devletler arası işbirliğinde mutlak refah artışından ziyade, daima 'göreli kazançların' (relative gains) önceliklendirilmesi gerektiği varsayımı

Cevap

Doğru cevap, John Locke'un bireylerin doğal haklarını güvence altına almak için ortak rızaya dayalı toplumsal sözleşme kurduklarını savunan felsefi teorisidir.
Doğru yanıt, klasik liberalizmin temelini atan John Locke'un doğa durumu ve toplumsal sözleşme kuramını yansıtan ifadedir. Locke'a göre doğa durumu, Hobbes'un iddia ettiği gibi mutlak bir kaos ve savaş hali değildir. İnsanlar akıl sahibidir ve 'yaşam, özgürlük, mülkiyet' gibi devredilemez doğal haklara sahiptir. Devlet, bu hakları korumak üzere bireylerin ortak rızasıyla oluşturulmuş sınırlı bir aygıttır. Bu iyimser felsefi zemin, klasik liberalizmin uluslararası anarşinin mutlak çatışma doğurmayacağı ve akıl yoluyla işbirliğinin inşa edilebileceği yönündeki temel varsayımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temelhtar kavramları ('Hobbesçu karamsarlığa karşı çıkma', 'yaşam, özgürlük ve mülkiyet', 'sınırlı devlet') analiz etmek.
Bu kavramların Aydınlanma Çağı düşünürlerinden John Locke'un 'Doğa Durumu' ve 'Toplumsal Sözleşme' kuramına ait olduğu tespit edilir.
Klasik liberalizmin felsefi köklerini doğru teorisyenle eşleştirmek, sorunun çözümündeki ilk adımdır.
2
Seçeneklerde sunulan diğer teorik yaklaşımları klasik liberalizm bağlamında elemek.
Kant'ın dünya hükümeti kurma yanılgısı, Machiavelli'nin realizmi, Waltz'un yapısal neorealizmi ve göreli kazanç kavramı elenir.
Çeldiricilerin hangi uluslararası ilişkiler teorisine veya kavram yanılgısına ait olduğunu belirleyerek doğru bilgi teyit edilir.

Anahtar Kavram

John Locke'un Doğa Durumu ve Klasik Liberalizmin Felsefi Kökleri
Bu soruyu puanla