İngiliz Okulu
259 soru
İngiliz Okulu (English School) teorisyenleri arasında uluslararası toplumun mahiyeti üzerine yürütülen tartışmalarda; 'çoğulculuk' (plüralizm) ve 'dayanışmacılık' (solidarizm) kanatları, özellikle egemenlik ve insani müdahale konularında temelden ayrışmaktadır. Çoğulcu kanat, devletlerin kendi iç işlerinde mutlak yetki sahibi olmasını ve dış müdahaleden kaçınılmasını uluslararası düzenin kurucu unsuru olarak görürken, dayanışmacıların 'maximalist' adalet gündemine eleştirel yaklaşmaktadır.
Buna göre; çoğulcu (plüralist) kanadın, insani müdahale pratiklerinin 'uluslararası toplumun istikrarını bozacağı' yönündeki kaygısını temellendirdiği temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Hedley Bull, 'Anarşik Toplum' (1977) adlı eserinde devletlerin bir araya gelme biçimlerini belirli düzeylere ayırarak analiz eder. Buna göre; iki veya daha fazla devletin birbirleriyle temas kurması ve birbirlerinin kararları üzerinde, en azından bir bütünün parçası gibi davranmalarına yol açacak düzeyde karşılıklı etkiye sahip olması durumu aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanmaktadır?
Hedley Bull, *Anarşik Toplum* (1977) adlı eserinde düzen kavramını analiz ederken "uluslararası düzen" (international order) ve "dünya düzeni" (world order) arasında kuramsal bir ayrım yapar. Bull'a göre uluslararası düzen devletler arası ilişkilerdeki belirli amaçları korurken, dünya düzeni tüm insanlığı ve bireyleri kapsayan daha geniş bir düzlemi ifade eder.
Bull'un bu iki kavram arasındaki hiyerarşik ve ahlaki ilişkiye dair yaklaşımı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Martin Wight’ın İngiliz Okulu'na temel teşkil eden "Üç Gelenek" (Three Traditions) tipolojisinde; uluslararası sistemi bir anarşi veya hukuk düzeni olarak görmekten ziyade, odağına "insanlığın birliğini" alan ve mevcut devlet merkezli yapının nihai olarak aşılmasını savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
İngiliz Okulu (English School) perspektifinden bakıldığında, "uluslararası toplumun genişlemesi" (expansion of international society) kavramı tarihsel bir süreç olarak aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
Martin Wight, İngiliz Okulu'nun temel felsefi çerçevesini çizerken uluslararası ilişkiler teorisini Realizm, Rasyonalizm ve Devrimcilik olmak üzere "Üç Gelenek" etrafında tasnif etmiştir. Bu sınıflandırma, uluslararası alanın ontolojik niteliğine, temel aktörlerine ve nihai hedeflerine ilişkin köklü farklılıklar barındırır.
Buna göre, Wight'ın "Üç Gelenek" kavramsallaştırması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
İngiliz Okulu'nun önde gelen düşünürlerinden Hedley Bull, *Anarşik Toplum* adlı eserinde uluslararası sistemin salt bir anarşiden ibaret olmadığını, devletlerin ortak kurallar ve değerler etrafında birleşerek bir "uluslararası toplum" oluşturduğunu savunur. Bull'a göre bu toplum, uluslararası düzeni sürdürmek için belirli "temel kurumlara" (primary institutions) dayanır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Hedley Bull'un tanımladığı uluslararası toplumun temel kurumlarından biri değildir?
İngiliz Okulu, uluslararası ilişkiler disiplininde Amerikan davranışsalcılığına ve salt güç odaklı analizlere karşı çıkarak kendi özgün kavramsal çerçevesini inşa etmiştir. Hedley Bull ve Martin Wight gibi düşünürlerin öncülük ettiği bu ekolün en büyük katkılarından biri, uluslararası arenadaki ilişkisel boyutları sınıflandırması ve merkezi bir otoritenin yokluğunda bile bir düzenin var olabileceğini savunmasıdır. Buna göre, İngiliz Okulu'nun ontolojik ve metodolojik varsayımları dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
İngiliz Okulu'nun metodolojik omurgasını oluşturan Martin Wight'ın "Üç Gelenek" (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) tasnifi, uluslararası ilişkileri anlamlandırmak için kullanılan farklı düşünce kalıplarını temsil eder. Okul, bu üç geleneği birbirini dışlayan kuramlar olarak görmek yerine, uluslararası hayatın farklı boyutlarını açıklayan birer araç olarak değerlendirir.
Buna göre, İngiliz Okulu'nun bu üç geleneği bir arada kullanmasındaki temel metodolojik amaç aşağıdakilerden hangisidir?
İngiliz Okulu yaklaşımına göre, başlangıçta Avrupa'ya özgü olan uluslararası toplum zamanla genişleyerek küresel bir nitelik kazanmıştır. Bu genişleme sürecinde, özellikle 19. yüzyılda Avrupalı olmayan devletlerin (örneğin Osmanlı Devleti, Japonya ve Çin) uluslararası topluma eşit ve egemen üyeler olarak kabul edilmeleri belirli bir ön koşula bağlanmıştır.
İngiliz Okulu düşünürlerinin analizlerine göre, bahsi geçen devletlerin uluslararası topluma tam üye olabilmeleri için sağlamaları beklenen temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
İngiliz Okulu teorisi kapsamında, uluslararası toplumun temel öncelikleri üzerine yürütülen tartışmalarda iki ana akım ön plana çıkar. Bu akımlardan biri devletlerin egemenliğini ve içişlerine karışmama ilkesini uluslararası düzenin temeli sayarken; diğeri evrensel insan haklarının korunmasını ve uluslararası adaleti önceler. İkinci yaklaşıma göre, ağır insan hakları ihlalleri söz konusu olduğunda devletlerin egemenlik hakları geri planda kalmalı ve uluslararası toplumun 'insani müdahale' yapması meşru kabul edilmelidir.
Parçada bahsedilen ve evrensel insan hakları ile insani müdahaleyi devlet egemenliğinden üstün tutan bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
İngiliz Okulu düşünürleri Hedley Bull ve Adam Watson, "Uluslararası Toplumun Genişlemesi" (The Expansion of International Society) adlı çalışmalarında, Avrupa merkezli uluslararası toplumun küresel bir nitelik kazanması sürecini tarihsel bir yaklaşımla incelerler. Bu yaklaşıma göre, 19. yüzyılda Avrupalı olmayan siyasal entitelerin (örneğin Osmanlı Devleti, Çin, Japonya) Avrupa uluslararası toplumuna dâhil edilip edilmeyeceğini belirleyen ana mekanizma "uygarlık standardı" (standard of civilization) olmuştur.
Buna göre, "uygarlık standardı"nın İngiliz Okulu'nun temel ontolojik kavramları çerçevesindeki asıl teorik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bir ülkedeki yaygın insan hakları ihlallerine karşı olası bir dış müdahale tartışılmaktadır. Toplantıda söz alan X ülkesi temsilcisi, *'Uluslararası düzenin temel direği egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkesidir. İçeride yaşanan hak ihlalleri, bir devletin egemenliğinin askeri güçle ihlal edilmesinin meşru gerekçesi olamaz.'* diyerek müdahaleyi reddetmiştir. Y ülkesi temsilcisi ise, *'Evrensel insan hakları, salt devlet egemenliğinin üzerindedir. Ortak ahlaki ve hukuki normları korumak adına uluslararası toplum bu duruma seyirci kalamaz ve müdahale etmelidir.'* argümanını savunmuştur.
İngiliz Okulu'nun kavramsal çerçevesi (uluslararası sistem, uluslararası toplum, dünya toplumu) ve kendi içindeki teorik ayrımları dikkate alındığında, bu iki temsilcinin yaklaşımları için aşağıdakilerden hangisi en doğru tespittir?
Günümüz küresel siyasetinde, çevre krizleri ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler gibi sınır aşan sorunların çözümünde, salt devletlerin diplomatik etkileşimleri ve aralarında oluşturdukları hukuki kurallar bütünü yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası ilişkilerin temel ontolojik referansının artık "devlet-merkezli kurumsal yapılar" yerine; evrensel insan haklarını, sivil toplum ağlarını ve doğrudan bireyleri kapsayan küresel bir aidiyet bilinci olması gerektiği giderek daha fazla tartışılmaktadır.
İngiliz Okulu'nun kavramsal çerçevesi dikkate alındığında, bu tartışmada vurgulanan yapısal dönüşüm aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
İngiliz Okulu, uluslararası ilişkileri analiz ederken devletlerin yalnızca birbirlerini etkiledikleri mekanik bir ağ içinde olmadıklarını; aynı zamanda ortak çıkarlar, değerler ve kurallar etrafında birleştiklerini ileri sürer. Hedley Bull tarafından kavramsallaştırılan bu yaklaşım, merkezi bir otoritenin yokluğunun (anarşinin) mutlak bir kaos anlamına gelmediğini, devletlerin asgari düzeyde de olsa bir düzen kurabildiğini vurgular.
Buna göre, İngiliz Okulu'nun devletlerin ortak kural ve kurumlar (diplomasi, uluslararası hukuk vb.) çerçevesinde oluşturdukları bu yapıyı tanımlamak için kullandığı temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler analizlerinde doğa bilimleri yöntemlerinin (davranışsalcılık) kullanılmasını eleştirerek; diplomasi tarihi, siyaset felsefesi ve uluslararası hukukun merkeze alındığı geleneksel (yorumsal) metodolojiyi savunan İngiliz Okulu, anarşik yapı altında devletler arası ilişkileri açıklarken ontolojik bir ayrıma gider. Bu yaklaşıma göre; devletlerin yalnızca birbirlerinin güç kapasitelerini hesaba katarak mekanik bir etkileşim kurmaları (salt temas) ile ortak çıkarlar, kurallar ve diplomasi gibi kurumlar etrafında bilinçli bir sosyopolitik bağ kurmaları birbirinden tamamen farklı olgulardır.
Buna göre, İngiliz Okulu'nun varsayımları çerçevesinde metinde sırasıyla açıklanan bu iki durumu (mekanik temas ve kurumsal bağ) ifade eden kavramsal ayrım aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimci küresel ilişkiler üzerine yaptığı bir değerlendirmede şu ifadeleri kullanmıştır:
'Günümüzde devletler, yalnızca birbirlerinin fiziki güç kapasitelerini hesaba katarak bilyeler gibi mekanik bir çarpışma ve etkileşim içinde olan birimler olmaktan çıkmıştır. Ortak çıkarlar ve değerler etrafında birleşerek diplomasi, uluslararası hukuk ve güç dengesi gibi kurumları işletmeye başlamışlardır. Bununla birlikte, devlet merkezli yapının tamamen ortadan kalktığı, devlet dışı aktörlerin ve bireylerin temel birim hâline gelerek evrensel bir kozmopolit kimliği inşa ettikleri aşamaya henüz geçilememiştir.'
İngiliz Okulu'nun ontolojik sınıflandırması dikkate alındığında, yazarın bu değerlendirmesinde sırasıyla aşıldığını, mevcut olduğunu ve henüz ulaşılamadığını vurguladığı yapısal düzeyler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kilitlendiği bir senaryoda, bir devlette yaşanan kitlesel insan hakları ihlallerine karşı 'gönüllü bir koalisyon' kurularak dışarıdan askeri müdahalede bulunulması gündeme gelmiştir. Bu durumu İngiliz Okulu'nun (Uluslararası Toplum Yaklaşımı) kavramsal çerçevesiyle analiz eden iki farklı uzmanın görüşleri şöyledir:
I. Uzman: 'Bu tür bir müdahale, ne kadar haklı ahlaki gerekçelere dayanırsa dayansın, uluslararası toplumun varoluşsal temeli olan egemenlik ve içişlerine karışmama ilkelerini zedeler. Farklı ahlaki ve kültürel değerlere sahip devletlerin bir arada yaşayabilmesi için 'düzen' kavramı, evrensel olduğu iddia edilen 'adalet' arayışlarına feda edilmemelidir.'
II. Uzman: 'Uluslararası toplumun nihai üyeleri devletler değil, bireylerdir. Devletlerin uluslararası alandaki meşruiyeti ve egemenlik hakları, kendi vatandaşlarının temel haklarını koruma kapasitelerine bağlıdır. Bu kapasiteyi yitiren veya bizzat ihlal eden bir devlete karşı, insanlığın ortak ahlaki sorumluluğu gereği müdahale edilmesi uluslararası toplumun asli görevidir.'
Bu uzmanların yaklaşımları dikkate alındığında, İngiliz Okulu teorisi bağlamında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
1990'lı yıllarda artan insani krizler sonucunda uluslararası siyasetin gündemine giren 'Koruma Sorumluluğu' (R2P) ilkesi, bir devletin kendi halkına yönelik ağır suçlar işlemesi durumunda uluslararası toplumun müdahale yetkisini meşrulaştırmaktadır. Bu ilkenin yükselişi, uluslararası toplumu inceleyen teorik bir çerçeve içerisinde derin bir ayrışmaya neden olmuştur. Tartışmanın bir tarafı, bu müdahale hakkını evrensel insan haklarının kurumsallaşması ve bireyi merkeze alan küresel 'adalet'in sağlanması adına zorunlu bir adım olarak nitelendirir. Diğer taraf ise, devlet egemenliği ve 'içişlerine karışmama' kurallarının zayıflatılmasının, büyük güçlerin keyfi müdahalelerine meşruiyet sağlayarak devletler arası 'düzen'i ve farklı kültürlerin bir arada yaşama zeminini bozacağını savunur. Parçada 'Koruma Sorumluluğu' ilkesine yaklaşımları üzerinden temel argümanları özetlenen ve merkezinde düzen-adalet ikilemi bulunan İngiliz Okulu içi ayrışma aşağıdakilerden hangisidir?
"Uluslararası ilişkilerde anarşi bir gerçeklik olsa da devletler tamamen kuralsız bir orman kanunu içinde yaşamazlar. Çıkar çatışmalarının varlığına rağmen; diplomasi, karşılıklı tanıma ve uluslararası hukuk gibi kurumlar aracılığıyla paylaşılan ortak değerler etrafında asgari bir düzen inşa edilir. Bu düzen, devletlerin hukuki varlığını ortadan kaldırmayı hedeflemeden aralarındaki etkileşimi kurallara bağlar ve bir 'uluslararası toplum' meydana getirir."
İngiliz Okulu düşünürü Martin Wight'ın uluslararası ilişkiler teorisine dair felsefi tasnifi göz önüne alındığında, yukarıdaki görüşleri savunan bir araştırmacının aşağıdaki geleneklerden hangisinin temel argümanlarını yansıttığı söylenebilir?