Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 501Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesinde siyasetin diğer disiplinlerden (hukuk, ekonomi, ahlak) bağımsız bir "özerk alana" sahip olduğunu belirtir. Ancak bu özerklik, siyasetin ahlaktan tamamen kopuk olduğu anlamına gelmez; aksine siyasetin kendine has bir ahlaki ölçütü olduğunu savunur. Buna göre Morgenthau'ya göre, siyasal alanın bu özerk yapısı içinde bir devlet adamının uyması gereken "en yüksek ahlaki erdem" aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi kararların muhtemel sonuçlarını ve risklerini önceden hesaplayan basiret (prudence) ilkesi

Cevap

Siyasi kararların muhtemel sonuçlarını ve risklerini önceden hesaplayan basiret (prudence) ilkesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, Morgenthau'nun dördüncü ilkesinde vurguladığı 'basiret' (prudence) kavramını ifade etmektedir. Realizme göre devlet adamı, bir eylemin ahlaki doğruluğundan ziyade o eylemin devlete getireceği sonuçları (risk ve kazanç dengesi) tartmalıdır. Bu durum, altıncı ilkede belirtilen siyasetin özerkliğiyle birleşerek, siyasetin kendine özgü etik standardını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun siyasetin özerkliği (altıncı ilke) kavramını analiz etme
Siyasetin kendine has bir dili ve mantığı olduğu, hukuk veya ekonomi gibi diğer alanların ölçütleriyle yargılanamayacağı sonucuna varılır.
Siyasal analizin bağımsızlığını anlamak için gereklidir.
2
Siyasal gerçekçilikte ahlakın konumunu (dördüncü ilke) inceleme
Realizmin ahlakı dışlamadığı, ancak devlet eylemlerine soyut ahlakın uygulanamayacağını savunduğu görülür.
Dış politikada erdemin ne olduğunu tanımlamak için gereklidir.
3
Basiret (prudence) kavramını tanımlama
Siyasi bir eylemin ahlaki değerinin, o eylemin ulusal çıkar ve güç dengesi üzerindeki sonuçlarına bakılarak ölçüldüğü saptanır.
Morgenthau'nun kuramındaki en yüksek erdemi belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Morgenthau'nun Basiret (Prudence) İlkesi ve Siyasetin Özerkliği

İpuçları

1
Morgenthau, siyaseti ahlaktan koparmaz ama siyasetin 'kendine özgü' bir değerlendirme biçimi olduğunu savunur.
2
Siyasal gerçekçilikte bir eylemin iyi veya kötü olması, o eylemin yaratacağı sonuçların ulusal gücü nasıl etkileyeceğiyle ölçülür.
3
Dördüncü ilkeye göre realizmde en yüksek siyasi erdem, sonuçları önceden kestirme yeteneği olan 'basiret'tir.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 4. (Ahlak) ve 6. (Özerklik) ilkeleri arasındaki bu bağı anladıktan sonra, 5. ilke olan 'ulusun ahlaki özlemleri ile evrensel ahlakın özdeşleştirilemeyeceği' kuralını çalışarak fanatizm eleştirisini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Siyasal gerçekçiliğin diğer ilkelerini eleyerek gidebilirsiniz. İlk beş ilke siyasetin içeriğini (çıkar, güç, ahlak ilişkisi) belirlerken, altıncı ilke siyasetin bir 'bilim dalı' ve 'eylem alanı' olarak sınırlarını çizer. Bu sınırların içindeki en üstün etik pusula ise sonuç odaklılıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 502Soru

Uluslararası ilişkilerde devletlerin birbirlerinin gerçek niyetleri hakkındaki belirsizliği aşamamaları nedeniyle, bir aktörün tamamen savunma amaçlı gerçekleştirdiği askeri kapasite artırımının bir 'tehdit sarmalı' (threatthreat spiralspiral) yaratarak sistemdeki genel güvenlik seviyesini başlangıçtaki durumun gerisine düşürmesi, aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik İkilemi

Cevap

Güvenlik İkilemi (SecuritySecurity DilemmaDilemma)
Güvenlik ikilemi, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları (uncertaintyuncertainty ofof intentintent) nedeniyle ortaya çıkar. Bir devletin tamamen savunma amaçlı kapasite artırımı, rakipler tarafından saldırgan bir hazırlık olarak algılanır ve bir silahlanma yarışını tetikler. Sonuçta hiçbir tarafın niyetinde saldırganlık olmasa bile, herkesin daha güvensiz olduğu 'trajik' bir durum oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Durumu analiz et
Bir devletin (Devlet A) savunma amaçlı silahlanması söz konusudur.
Anarşik sistemde devletler hayatta kalmak için kendi başlarının çaresine bakmak (selfself-helphelp) zorundadır.
2
Karşı tarafın tepkisini değerlendir
Rakip devlet (Devlet B), bu durumu tehdit olarak algılar ve karşı silahlanmaya gider.
Niyetlerin belirsizliği nedeniyle savunma amaçlı silah ile saldırı amaçlı silah birbirinden ayırt edilemez.
3
Nihai sonucu belirle
Her iki devlet de daha fazla silahlanmış ancak başlangıca göre daha az güvende hale gelmiştir.
Bu durum realizmde 'trajedi' olarak adlandırılan Güvenlik İkilemi kavramının özüdür.

Anahtar Kavram

Güvenlik İkilemi (SecuritySecurity DilemmaDilemma)

İpuçları

1
Bu kavram, realizmin 'uluslararası politikanın trajedisi' olarak gördüğü bir durumu ifade eder.
2
Devletlerin birbirlerinin niyetleri hakkındaki 'belirsizliği' ve bu belirsizliğin yol açtığı silahlanma yarışını düşünün.
3
John Herz ve Robert Jervis tarafından detaylandırılan, bir devletin güvenliğini artırma çabasının herkesi daha güvensiz yapması durumudur.

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in saldırı-savunma dengesi (offenseoffense-defensedefense balancebalance) analizinin bu ikilemin şiddetini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 503Soru

Uluslararası ilişkilerde devletler arası iş birliğinin önündeki en büyük engellerden biri, tarafların elde edeceği faydaların dağılımıdır. Neorealist perspektif, devletlerin iş birliği yaparken sadece "Ben ne kadar kazandım?" sorusunu değil, aynı zamanda "Partnerim benden ne kadar daha fazla kazandı?" sorusunu sorduklarını savunur. Bu bağlamda, neorealistlerin vurguladığı "göreli kazanç" (relative gains) hassasiyetinin temelinde yatan stratejik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç ve kazançlar arasındaki farkın, partner devlet tarafından gelecekte askeri veya siyasi bir baskı aracına dönüştürülme ihtimali

Cevap

Güç ve kazançlar arasındaki farkın, partner devlet tarafından gelecekte askeri veya siyasi bir baskı aracına dönüştürülme ihtimali
Doğru seçenek, neorealizmin "güç görelidir" mantığını tam olarak yansıtmaktadır. Anarşik bir sistemde devletler, partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanç elde etmesini istemezler; çünkü bu kazanç farkı (gap in gains) partnerin askeri ve ekonomik gücünü orantısız artırarak mevcut güç dengesini bozabilir ve ileride bir güvenlik tehdidi oluşturabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealist varsayımların analizi
Sistemin anarşik olduğu ve devletlerin temel amacının hayatta kalmak (survival) olduğu saptandı.
Anarşi altında merkezi bir otorite olmadığı için devletler kendi güvenliklerinden sorumludur (self-help).
2
Göreli kazanç kavramının uygulanması
İş birliğinde partnerin daha fazla kazanması, o devletin kapasitesini (kapasite eşittir güç) diğerinden daha hızlı artırması demektir.
Güç göreli olduğu için, partnerin elde ettiği 10 birimlik kazanç benim elde ettiğim 5 birimden daha tehlikelidir.
3
Güvenlik ikilemi ile bağ kurulması
Elde edilen bu fazla kazancın ileride bir tehdit unsuru olarak kullanılabilme ihtimali, devletin iş birliğinden kaçınmasına neden olur.
Yarının niyetleri belirsizdir, bu yüzden bugünkü kapasite artışları tehdit olarak algılanır.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains) ve Güvenlik Endişesi

İpuçları

1
Neorealizmde gücün tek başına değil, diğer devletlerin gücüyle kıyaslanarak ölçüldüğünü düşünün.
2
Bir devletin ekonomisi %5 büyürken rakibinin ekonomisi aynı iş birliğiyle %10 büyüyorsa, aradaki %5'lik farkın askeri bütçeye nasıl yansıyabileceğine odaklanın.
3
Anarşi ortamında niyetler her zaman değişebilir, bu yüzden kapasite artışı (kazanç) hayatta kalma stratejisinin bir parçasıdır.

Daha Fazla Pratik

Joseph Grieco'nun 'savunmacı pozisyonculuk' (defensive positionalism) kavramını inceleyerek neorealistlerin neden mutlak kazançtan ziyade göreli kazanca odaklandığını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 504Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesinde siyasetin özerkliğini savunurken 'siyasal insan' (political man) kavramını bir soyutlama olarak kullanır. Morgenthau'ya göre, gerçek hayatta bir insan aynı zamanda bir 'ekonomik insan', 'ahlaki insan', 'dini insan' ve 'aile babası' gibi pek çok farklı kimliğe sahiptir. Ancak siyasal gerçekçilik, bu çok yönlü insan doğasının sadece belirli bir boyutuna odaklanır.

Buna göre, Morgenthau'nun altıncı ilkesi bağlamında 'siyasetin özerkliği' kavramı hakkında yapılabilecek en doğru değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal gerçekçilik, insanın çok yönlü doğasını reddetmez; ancak disipliner bir kuram oluşturabilmek amacıyla siyaseti 'güç olarak tanımlanan çıkar' kavramı etrafında diğer alanlardan yalıtarak inceler.

Cevap

Siyasal gerçekçilik, insanın çok yönlü doğasını kabul etmekle birlikte, disipliner bir kuram oluşturabilmek amacıyla siyaseti 'güç olarak tanımlanan çıkar' kavramı üzerinden özerk bir analiz alanı olarak kurgular.
Siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesi, siyasetin kendine özgü bir mantığı ve kuralları olduğunu savunur. Morgenthau, insanın çok boyutlu (ekonomik, ahlaki, siyasal) bir varlık olduğunu açıkça kabul eder. Ancak ona göre, tutarlı bir siyaset teorisi geliştirmek için 'siyasal insan' kavramı üzerinden bir soyutlama yapılmalı ve bu alanda sadece 'ulusal gücü nasıl etkiler?' sorusu sorulmalıdır. Dolayısıyla özerklik, diğer boyutları yok saymak değil, analiz için onları metodolojik olarak yalıtmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hans Morgenthau'nun altıncı ilkesinin (Siyasetin Özerkliği) temel argümanını belirle.
Siyasetin diğer disiplinlerden (ekonomi, ahlak, hukuk) bağımsız kendine has bir standartla (güç olarak çıkar) incelenmesi gerektiği sonucuna varılır.
Kuramsal bir disiplin oluşturmak için analitik bir sınır çizilmesi gerekir.
2
Metindeki 'siyasal insan' ve 'soyutlama' kavramlarını analiz et.
Realizmin insanı sadece bir 'güç arayıcısı' olarak görmediği, ancak siyaseti anlamak için diğer kimlikleri geçici olarak analiz dışı bıraktığı anlaşılır.
İnsanın tüm yönlerini tek bir kuramda birleştirmek analitik netliği bozar.
3
Seçeneklerdeki yanlış yönelimleri (tek boyutlu insan doğası, sadece anarşi vurgusu, idealist dönüşüm) ele.
Realizmin metodolojik bir tercih olduğunu vurgulayan ifadeye odaklanılır.
Morgenthau realizmi ontolojik bir insan tanımından ziyade epistemolojik bir analiz yöntemi sunar.

Anahtar Kavram

Siyasetin Özerkliği ve Metodolojik Soyutlama

İpuçları

1
Morgenthau'nun 'ekonomik insan' ve 'siyasal insan' kıyaslamasını düşünün; iktisatçı zenginlik ile ilgilenirken realist ne ile ilgilenir?
2
Özerklik kavramı, diğer alanların tamamen yok olduğu anlamına mı gelir yoksa sadece analitik bir ayrım mıdır?
3
Morgenthau realizmi, tıpkı hukukçunun bir eylemin 'yasal olup olmadığına' odaklanması gibi, siyasetçinin de eylemin 'güç üzerindeki etkisine' odaklandığı özerk bir alan kurmaya çalışır.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun özerklik anlayışı ile neorealizmin 'birim düzeyindeki özellikleri' yok sayan yaklaşımı arasındaki metodolojik farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 505Soru

Uluslararası sistemin yapısal özellikleri gereği devletlerin birbirlerinin askeri kapasiteleri ve niyetleri hakkında kalıcı bir belirsizlik içinde yaşadığını savunan bir kuramsal yaklaşım; rasyonel devletlerin, güvenliği sağlamanın en garantili yolunun sistemde mevcut statükoyu korumak değil, güç dengesini kendi lehine bozarak bölgesel düzeyde en üstün aktör olmak olduğunu ileri sürmektedir. Bu doğrultuda devletler, sistemin anarşik yapısı nedeniyle hayatta kalma şanslarını artırmak için sürekli güç peşinde koşan rasyonel revizyonistler olarak tanımlanır. Bu düşünce çerçevesinde, güvenliğin ancak hegemonya arayışı ile mümkün olduğunu savunan teori aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm)

Cevap

Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm)
Saldırgan realizm (Ofansif Realizm), niyetlerin asla tam olarak bilinemeyeceği bir anarşik sistemde devletlerin en yüksek güvenlik düzeyine ancak rakipsiz bir güç (hegemon) olarak ulaşabileceğini savunur. Bu nedenle devletleri statükoyu korumaya çalışan aktörler değil, güç dengesini kendi lehine değiştirmeye çalışan rasyonel revizyonistler olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları belirle
Niyet belirsizliği, rasyonel revizyonizm, güç dengesini bozma ve bölgesel hegemonya hedefleri öne çıkmaktadır.
Bu kavramlar teorik ayrımın temelini oluşturur.
2
Teoriler arası karşılaştırma yap
Savunmacı realizm 'statüko' ve 'güç dengesi koruma' odaklıyken; saldırgan realizm 'güç maksimizasyonu' ve 'hegemonya' odaklıdır.
Yapısal realizmin iki alt dalı arasındaki temel farkın tespiti gereklidir.
3
Doğru teoriyi teyit et
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen ve devletleri hayatta kalmak için sistemi kendi lehine değiştirmeye zorlayan teorinin Saldırgan Realizm olduğu saptanır.
Metindeki tanımlamalar Mearsheimer'ın mantıksal zinciriyle tam örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Saldırgan realizmde devletlerin rasyonel revizyonistler olarak hegemonya arayışı

İpuçları

1
Bu teori, John Mearsheimer'ın 'Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi' adlı eseriyle özdeşleşmiştir.
2
Teorinin ana varsayımı, devletlerin birbirlerinin gelecekteki niyetlerinden asla emin olamayacaklarıdır.
3
Devletlerin nihai amacının sistemde bir numara olmak, yani 'bölgesel hegemonya' kurmak olduğunu savunur.

Daha Fazla Pratik

Saldırgan ve savunmacı realizm arasındaki 'niyet belirsizliği' ve 'güç maksimizasyonu' farklarını tablo halinde karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 506Soru

Kenneth Waltz, yapısal realizm kuramını geliştirirken siyasal yapıları; düzenleyici ilke, birimlerin karakteri ve kapasite dağılımı olmak üzere 33 temel bileşen üzerinden tanımlamaktadır. Waltz'a göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin işlevsel olarak birbirine benzeyen aktörler (benzer birimler) olması tarihsel süreçte sabit kabul edildiği için, sistemin yapısını dönüştüren tek bir değişken bulunmaktadır.

Buna göre, Waltz’un kuramsal çerçevesinde uluslararası sistemin yapısında (structure) köklü bir değişimden söz edebilmek için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemdeki güç (kapasite) dağılımının ve buna bağlı olarak kutupluluğun değişmesi

Cevap

Uluslararası sistemdeki güç (kapasite) dağılımının ve buna bağlı olarak kutupluluğun değişmesi
Waltz'un yapısal realizm kuramında, uluslararası sistemin yapısı üç temel ögeden oluşur. Bunlardan ilki olan 'düzenleyici ilke' (anarşi) ve ikincisi olan 'birimlerin karakteri' (işlevsel benzerlik) sistem düzeyinde bir değişkenlik göstermez; çünkü sistem her zaman anarşiktir ve devletler her zaman hayatta kalmaya çalışan benzer birimlerdir. Dolayısıyla, bir sistemden diğerine (örneğin iki kutupluluktan çok kutupluluğa) geçişi belirleyen ve yapıda gerçek bir dönüşüm yaratan tek unsur, güç kapasitelerinin birimler arasındaki dağılımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'un siyasal yapı tanımındaki üç bileşeni hatırla.
Düzenleyici ilke (anarşi), birimlerin karakteri (işlevsel benzerlik) ve kapasite dağılımı (güç).
Yapısal bir analizin hangi değişkenlere dayandığını belirlemek için temel kuramsal çerçeveyi kurmak gerekir.
2
Uluslararası sistemde bu bileşenlerden hangilerinin sabit, hangilerinin değişken olduğunu analiz et.
Anarşi ve işlevsel benzerlik sabittir; kapasite dağılımı ise değişkendir.
Waltz'a göre uluslararası sistemde devletler her zaman hayatta kalma peşindedir (benzerlik) ve merkezi bir otorite yoktur (anarşi); bu yüzden sistemler arası farkı sadece güç dağılımı yaratır.
3
Sistemik değişimin kaynağını tespit et.
Güç dağılımındaki (kutupluluktaki) değişim, yapıyı değiştiren yegane unsurdur.
Birimlerin (devletlerin) iç yapısındaki değişimler (indirgemeci faktörler) Waltz tarafından sistemik değişim açıklamaları için yetersiz görülür.

Anahtar Kavram

Waltz'un Yapısal Bileşenleri ve Kapasite Dağılımı

İpuçları

1
Waltz'un uluslararası sistemin yapısını hangi üç parça üzerinden tanımladığını hatırlayın.
2
Anarşi ve devletlerin işlevsel benzerliği (like units) neorealizmde her zaman sabittir.
3
Geriye kalan tek değişkenin sistemdeki güç dengesini (kutupluluğu) nasıl etkilediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un neden 'iki kutuplu' sistemlerin 'çok kutuplu' sistemlerden daha istikrarlı olduğunu savunduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 26 / 26
Realizm ve Neorealizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 26 | Examkin