Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 141Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde realizmi ütopyacılığın "düzeltici" (corrective) aşaması olarak gören E.H. Carr, "saf realizm" (pure realism) yaklaşımının da tek başına bütüncül bir siyaset bilimi sunamayacağını savunur. Carr'a göre, realizmin ütopyacı unsurlardan tamamen arındırılması siyasal düşüncede temel bir eksikliğe yol açar.

Buna göre Carr'ın "saf realizm"e yönelik temel eleştirisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyaseti yalnızca mevcut güç ilişkilerinin bir yansıması olarak görerek, ahlaki bir amaç ve iradi bir değişim olasılığını dışlaması

Cevap

Siyaseti yalnızca mevcut güç ilişkilerinin bir yansıması olarak görerek, ahlaki bir amaç ve iradi bir değişim olasılığını dışlaması
E.H. Carr, 'Yirmi Yıl Krizi'nde realizmin ütopyacılığın hayalperestliğini dizginlemek için gerekli olduğunu ancak 'saf realizm'in siyaseti sadece güç dengesine indirgediğini belirtir. Carr'a göre saf realizm, siyasal eylemin temelini oluşturan 'amaç' ve 'ahlak' unsurlarını dışladığı için statükoyu değiştirecek bir irade ortaya koyamaz ve bu yönüyle 'kısır' kalır.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın realizm ve ütopyacılık arasındaki diyalektik ilişkisini analiz et
Carr, realizmi ütopyacılığın hatalarını (çıkar uyumu sanrısı gibi) düzelten bir aşama olarak görür.
Carr'a göre teori ve pratik arasındaki ilişki tek yönlü değildir; realizm olgulara (facts), ütopyacılık ise amaçlara (purpose) odaklanır.
2
"Saf realizm" (pure realism) kavramının Carr literatüründeki karşılığını belirle
Saf realizm, değerlerden ve amaçlardan yoksun, sadece olanı (is) kabul eden kısır bir yaklaşımdır.
Carr, realizmin 'gereken' (ought) kısmını tamamen dışlamasının siyaseti eylemsizliğe ve statüko bağımlılığına iteceğini savunur.
3
Seçeneklerdeki eleştiri odağını Carr'ın sentez arayışıyla karşılaştır
Doğru seçenek, realizmin ahlaki amacı ve değişim kapasitesini yok sayan 'kısır' doğasına vurgu yapar.
Carr'ın nihai hedefi, realizmin ayakları yere basan analizi ile ütopyacılığın değişim vizyonunu birleştirmektir.

Anahtar Kavram

Carr'ın Realizm-Ütopyacılık Diyalektiği

Daha Fazla Pratik

Carr'ın realizm ve ütopyacılık arasındaki denge arayışını daha iyi kavramak için, onun 'çıkar uyumu' (harmony of interests) kavramına yönelik iktisadi temelli eleştirilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 142Soru

Thucydides'in *Peloponnesos Savaşları* eserindeki "Milos Diyaloğu"nda geçen güç argümanları, Machiavelli'nin *Hükümdar* (Il Principe) adlı eserinde siyasetin ahlaktan ayrıştırılması ve Hobbes'un *Leviathan*'da tasvir ettiği "doğa durumu", klasik realizmin temel taşlarını oluşturur. Bu üç farklı tarihsel döneme ait düşünürün, uluslararası politikadaki çatışmanın ve güç mücadelesinin nihai kaynağına dair üzerinde uzlaştığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal olayların temelinde yatan bencil, rekabetçi ve hükmetme arzusuyla (animus dominandi) dolu olan değişmez insan doğası

Cevap

Siyasal olayların temelinde yatan bencil, rekabetçi ve hükmetme arzusuyla (animus dominandi) dolu olan değişmez insan doğası
Klasik realistler olan Thucydides, Machiavelli ve Hobbes için siyasetin ve savaşın temelinde değişmeyen, bencil ve güç peşinde koşan insan doğası yer alır. Thucydides güçlülerin yapabileceklerini yaptığı, zayıfların ise çekmek zorunda olduklarını çektiklerini belirterek güce dayalı bir insan gerçekliğine vurgu yapar. Machiavelli, insanların nankör ve bencil olduğunu savunarak hükümdarın bu gerçekliğe göre hareket etmesini öğütler. Hobbes ise 'herkesin herkesle savaşı' halini insanın doğuştan gelen eşitlik ve rekabet hırsıyla açıklar. Bu nedenle doğru cevap, çatışmanın kaynağını insan doğasına dayandıran seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen düşünürleri ve eserlerini analiz edin.
Thucydides (Milos Diyaloğu), Machiavelli (Hükümdar) ve Hobbes (Leviathan) klasik realist geleneğin temsilcileridir.
Klasik realizmin temel argümanları bu düşünürlerin insan doğasına bakış açısıyla şekillenmiştir.
2
Klasik realizm ile modern (yapısal) realizm arasındaki analiz düzeyi farkını ayırt edin.
Klasik realizm 'birey' ve 'insan doğası' düzeyine odaklanırken; Neorealizm 'uluslararası sistemin yapısı' (anarşi) düzeyine odaklanır.
Soru, klasik realistlerin çatışmanın *nihai* kaynağı hakkındaki ortak noktasını sormaktadır.
3
Seçenekler arasından insan doğasına vurgu yapan ifadeyi belirleyin.
Bencil ve hükmetme arzusuyla dolu insan doğası ifadesi, klasik realizmin ontolojik temelidir.
Bu düşünürlere göre devlet, sadece insanın daha büyük bir ölçekteki yansımasıdır; dolayısıyla insanın kusurları devletlerarası çatışmaya yol açar.

Anahtar Kavram

Klasik Realizm'in İnsan Doğası Odaklı Ontolojisi

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi'nde bu insan doğası vurgusunu nasıl formülleştirdiğini incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesinde siyasetin kendine has kuralları olan özerk bir alan olduğunu ve diğer disiplinlerin kavramlarıyla (ahlak, hukuk, ekonomi) açıklanamayacağını savunur. Morgenthau'nun bu yaklaşımına göre, bir devlet adamının dış politika hamlesini 'siyasal gerçekçi' bir perspektifle analiz eden bir araştırmacının sorması gereken temel soru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu politika ulusal gücü nasıl etkiler?

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesine göre araştırmacı, politikanın ulusal güce olan etkisini sorgulamalıdır.
Siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesine göre siyaset bilimci, diğer disiplinlerin (ahlak, hukuk, ekonomi) kavramlarını dışlamadan, siyasetin kendine has özerkliğini korumalıdır. Ekonomist 'Zenginlik artar mı?', hukukçu 'Yasalara uygun mu?' diye sorarken; siyaset bilimci 'Bu politikanın ulusal güç üzerindeki etkisi nedir?' sorusunu sormalıdır. Bu, siyasal gerçekçiliği bağımsız bir kuram yapan temel sorudur.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun altıncı ilkesinin (siyasetin özerkliği) içeriğini hatırla.
Siyasetin; ahlak, hukuk ve ekonomiden bağımsız, kendine özgü bir mantığı olduğu sonucuna varılır.
Altıncı ilke, siyaseti 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' üzerinden değerlendiren bağımsız bir entelektüel disiplin olarak tanımlar.
2
Seçeneklerdeki soruları ilgili disiplinlerle (ahlak, hukuk, ekonomi, siyaset) eşleştir.
Güç vurgusu yapan seçeneğin siyasal gerçekçiliğin 'özerk' sorusu olduğu belirlenir.
Diğer seçenekler 'ahlaki insan', 'hukuki insan' veya 'ekonomik insan' bakış açısını yansıtırken, güç sorusu 'siyasal insan' (homo politicus) yaklaşımını temsil eder.

Anahtar Kavram

Siyasetin Özerkliği (Morgenthau'nun 6. İlkesi)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 144Soru

İki komşu devlet arasında yapılması planlanan bir ekonomik iş birliği anlaşmasında, taraflardan birinin kendi ekonomisinin büyüyecek olmasına rağmen, diğer devletin bu anlaşmadan daha fazla kâr elde edecek olmasının gelecekte bir askeri tehdit oluşturabileceğini düşünerek iş birliğinden kaçınması, Uluslararası İlişkiler teorilerindeki hangi temel kavramla açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göreli kazanç

Cevap

Göreli kazanç (relative gains), devletlerin iş birliği yaparken sadece kendi faydalarına değil, partnerlerinin kendilerine oranla ne kadar kazandığına bakmalarıdır.
Göreli kazanç kavramı, devletlerin uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle güvenlik endişesi taşıdıklarını ve iş birliği yaparken partnerlerinin kendilerine karşı bir üstünlük elde etmesini istemediklerini açıklar. Sorudaki senaryoda devletin kendi büyümesine rağmen diğerinin daha fazla büyümesinden endişe duyması, oransal bir karşılaştırma yapıldığını ve güvenlik ikilemi çerçevesinde hareket edildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel kaygıyı analiz edin.
Devlet kendi kazancıyla değil, diğer devletin 'daha fazla' kazanmasıyla ve bunun yaratacağı 'güvenlik tehdidiyle' ilgilenmektedir.
Bu durum, birimlerin sistem içindeki oransal konumuna vurgu yapar.
2
Kavramları teorik bağlamla eşleştirin.
Kendi kazancına bakmak 'mutlak kazanç', başkasının kazancıyla kıyaslamak 'göreli kazanç'tır.
Anarşik bir sistemde hayatta kalma endişesi duyan devletlerin (Neorealizm) temel motivasyonu güç dengesini korumaktır.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains)

Daha Fazla Pratik

Neorealizmin neden göreli kazancı, Neoliberalizmin ise neden mutlak kazancı savunduğunu anarşi kavramı üzerinden karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 145Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin ikinci ilkesinde "güç terimiyle tanımlanan çıkar" kavramının teorik bir zorunluluk ve nesnel bir yasa olduğunu savunurken; üçüncü ilkesinde çıkarın içeriğinin sabit olmadığını, siyasi ve kültürel çevreye bağlı olarak sürekli değiştiğini belirtir. Morgenthau'nun bu iki ilkesi arasındaki diyalektik bağ dikkate alındığında, siyasal gerçekçiliğin uluslararası politikayı anlama yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarın içeriği tarihsel ve kültürel koşullara göre farklılık gösterse de, devletlerin eylemlerini güç üzerinden rasyonelleştirme dürtüsü uluslararası politikanın değişmez ve nesnel doğasını oluşturur.

Cevap

Çıkarın içeriğinin tarihsel koşullara göre değişmesine rağmen, güç odaklı çıkar arayışının uluslararası politikanın değişmez özü olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Morgenthau'nun kuramında 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' analitik bir araçtır. Bu kavramın kendisi (siyasetin güç için yapıldığı gerçeği) evrensel ve nesnel bir yasadır; ancak bu gücün veya çıkarın o günkü somut içeriği (örneğin 19. yüzyılda toprak, 21. yüzyılda teknoloji olması) siyasi ve kültürel bağlama göre değişir. Doğru seçenek bu ayrımı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İkinci ilkeyi analiz etme
Güç terimiyle tanımlanan çıkarın, siyaseti anlamak için rasyonel bir yol haritası (nesnel yasa) olduğu belirlenir.
Teorinin nesnellik iddiasının temelini anlamak için.
2
Üçüncü ilkeyi analiz etme
Çıkarın içeriğinin (content) zaman ve mekana göre değişebileceği, yani dinamik olduğu belirlenir.
Teorinin tarihsel gerçekliklere nasıl uyum sağladığını görmek için.
3
İki ilke arasındaki sentezi kurma
Kavram (Çıkar=Güç) sabit kalırken, bu gücün ne olduğu ve nasıl kullanıldığı (İçerik) değişkendir.
Morgenthau'nun hem evrensel hem de tarihselci yaklaşımını birleştirmek için.

Anahtar Kavram

Güç odaklı çıkarın kavramsal sabitliği ile içeriksel değişkenliği arasındaki diyalektik.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 4. ve 5. ilkelerindeki 'ihtiyat' (basiret) kavramı ile etik-siyaset ilişkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 146Soru

John Herz ve Robert Jervis tarafından detaylandırılan "güvenlik ikilemi" (security dilemma), uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin güvenlik arayışlarının paradoksal bir sonucunu ifade eder. Buna göre, güvenlik ikileminin işleyiş mantığına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin sadece savunma amaçlı ve niyetlerinden bağımsız kapasite artışları bile, anarşik yapıdaki belirsizlik nedeniyle diğer devletlerce tehdit olarak algılanarak bir silahlanma yarışına neden olur.

Cevap

Güvenlik ikileminin işleyiş mantığı, devletlerin savunma amaçlı kapasite artışlarının bile anarşik yapıdaki belirsizlik nedeniyle tehdit olarak algılanması ve bu durumun istem dışı bir silahlanma yarışına (spiral model) yol açmasıdır.
Güvenlik ikilemi, Robert Jervis'in 'Spiral Model' olarak da adlandırdığı üzere, devletlerin niyetlerinden bağımsız olarak sistemin anarşik yapısı nedeniyle birbirlerini tehdit olarak algılamaları sürecidir. Bu süreçte devletler aslında savunma yapmak isterken, karşı tarafın kapasite artışını saldırı hazırlığı sanmasıyla istem dışı bir gerilim sarmalına girerler.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi kavramını analiz etme
Merkezi bir otoritenin yokluğu, devletlerin 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) ilkesiyle hareket etmesini sağlar.
Güvenlik ikileminin temel zemini, devletlerin güvenliğini sağlayacak üst bir otoritenin olmamasıdır.
2
Niyetlerin belirsizliğini değerlendirme
Devletler, diğer devletlerin bugünkü niyetlerinden veya gelecekteki olası niyet değişimlerinden asla %100 emin olamazlar.
Belirsizlik, savunma amaçlı silahlanmanın 'saldırı hazırlığı' olarak yorumlanmasına neden olur.
3
Sarmal (Spiral) etkisini gözlemleme
A devletinin güvenlik artırımı -> B devletinin tehdit algısı -> B devletinin karşı silahlanması -> A devletinin daha az güvende hissetmesi.
Sonuçta her iki devlet de daha fazla silahlanmış ama başlangıca göre daha az güvende hale gelir; bu durum bir trajedidir.

Anahtar Kavram

Güvenlik ikilemi, niyetlerin belirsizliği ve anarşik yapının birleşmesiyle oluşan yapısal bir çatışma sarmalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 147Soru

Uluslararası ilişkiler teorileri içinde neorealizmin bir kolu olan savunmacı realizme (defansif realizm) göre; uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri güç peşinde sınırsızca koşmak yerine, mevcut durumlarını korumaya ve "güvenlik maksimizasyonu"na yöneltmektedir.

Savunmacı realistlerin bu argümanı dayandırdıkları temel mantıksal çerçeve aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç maksimizasyonu peşinde koşan devletlerin, diğer aktörler tarafından bir tehdit olarak algılanıp dengeleyici ittifaklarla (balancing) karşılaşması ve bu durumun devletin güvenliğini daha da azaltması

Cevap

Güç maksimizasyonu peşinde koşan devletlerin diğer aktörler tarafından tehdit olarak algılanıp dengeleyici ittifaklarla karşılaşması ve bu durumun güvenliği azaltması
Savunmacı realizm perspektifine göre uluslararası sistem, devletlerin aşırı güç elde etme çabalarını dengeleyici ittifaklar yoluyla cezalandırır. Kenneth Waltz gibi kuramcılar, sistemin rasyonel devletleri 'güç maksimizasyonu' (en güçlü olma) yerine 'güvenlik maksimizasyonu'na (yeterince güvende olma) ittiğini savunur. Çünkü çok fazla güç kazanmak, diğer devletlerin güvenlik ikilemini tetikleyerek onları birleşmeye zorlar ve sonuçta devletin başlangıçtaki güvenliğini de tehlikeye atar.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmacı realizmin temel motivasyonunu belirle.
Devletlerin temel amacı güç artırmak değil, hayatta kalmak (güvenlik maksimizasyonu) için mevcut konumlarını korumaktır.
Sistemik yapı, devletleri statükocu davranmaya zorlar.
2
Sistemin aşırı güç arayışına verdiği tepkiyi analiz et.
Bir devlet kapasitesini aşırı artırdığında, diğer devletler 'dengeleme' (balancing) yaparak karşı ittifaklar kurar.
Tehdit algısı artan devletler, rasyonel bir tepki olarak birleşirler.
3
Sonucu güvenlik bağlamında değerlendir.
Dengelenen devlet, başlangıçtakinden daha az güvenli bir konuma düşer; bu yüzden 'güç maksimizasyonu' rasyonel değildir.
Sistemin cezalandırıcı mekanizması (dengeleme), devletleri savunmacı bir çizgiye çeker.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Dengeleme Mantığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

E.H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* adlı eserinde, liberal-idealist düşünürlerin "dünya barışının tüm devletlerin ortak çıkarına olduğu ve çatışmanın mantıksızlığı" yönündeki temel varsayımını sert bir dille eleştirmiştir. Carr'ın, realizmi bu anlayışın bir "düzelticisi" olarak sunarken hedef aldığı ve ütopyacı düşüncenin temelini oluşturduğunu belirttiği bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkar Uyumu (Harmony of Interests)

Cevap

Çıkar Uyumu (Harmony of Interests)
E.H. Carr'a göre iki savaş arası dönemdeki idealistler (ütopyacılar), dünya barışının tüm devletlerin ortak çıkarına olduğunu savunan 'çıkar uyumu' (harmony of interests) ilkesine körü körüne inanmışlardır. Carr bu ilkenin, mevcut düzeni (statükoyu) korumak isteyen İngiltere ve ABD gibi egemen güçlerin kendi çıkarlarını tüm dünyanın çıkarıymış gibi göstermek için kullandığı ideolojik bir araç olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın temel eserini ve eleştiri odağını belirleme
Carr'ın *Yirmi Yıl Krizi* (1939) adlı eseri, liberalizmin (ütopyacılık) varsayımlarını eleştirir.
Soruda Carr'ın ütopyacı düşüncenin temelini oluşturan hangi kavramı eleştirdiği sorulmaktadır.
2
Ütopyacı varsayımın içeriğini analiz etme
İdealistler, devletlerin çıkarlarının çatışmak yerine birbiriyle uyumlu (harmony) olduğunu varsayarlar.
Bu varsayım, Carr'a göre statükoyu korumak isteyen egemen güçlerin kendi çıkarlarını evrensel bir doğru gibi sunma çabasıdır.

Anahtar Kavram

Çıkar Uyumu (Harmony of Interests)

Daha Fazla Pratik

Carr'ın realizmi neden 'saf bir teori' olarak değil de ütopyacılığın bir 'düzelticisi' olarak gördüğünü araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 149Soru

Uluslararası sistemin anarşik doğası içinde devletlerin hayatta kalma (survival) motivasyonunu temel alan John Mearsheimer, devletlerin birbirlerinin niyetlerine dair hiçbir zaman 'mutlak bir bilgiye' sahip olamayacağını vurgular. Bu belirsizlik ortamında, rasyonel bir devletin güvenliğini tam olarak garanti altına almasının tek yolu olarak 'güç maksimizasyonu' yapması gerektiğini savunur.

Buna göre Mearsheimer’ın Saldırgan Realizm yaklaşımında, bir devletin sistem içerisinde ulaşabileceği en güvenli ve nihai stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemdeki güç dağılımını kendi lehine değiştirerek bölgesel hegemonya kurmak

Cevap

Sistemdeki güç dağılımını kendi lehine değiştirerek bölgesel hegemonya kurmak
Saldırgan Realizm'in öncüsü John Mearsheimer'a göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin gelecekteki niyetlerinin asla tam olarak bilinemeyeceği gerçeği, devletleri sürekli bir güç yarışına iter. Bu teoride devletler sadece 'yeteri kadar' güçle yetinmezler; çünkü ne kadar gücün hayatta kalmak için yeterli olacağını asla bilemezler. Dolayısıyla rasyonel bir aktör, rakiplerinin üzerinde mutlak bir üstünlük kurana kadar (hegemonya) güç biriktirmeye devam eder. Bölgesel hegemonya kurmak, bir büyük gücün sistemdeki 'trajediyi' kendi lehine sonlandırabileceği en üst noktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik varsayımların analiz edilmesi
Saldırgan Realizm'in temelinde anarşi, devletlerin birbirine zarar verme kapasitesi ve en önemlisi niyetlerin belirsizliği yatar.
Bu varsayımlar devletleri sürekli bir korku ve güvensizlik içinde bırakır.
2
Stratejik mantığın kurulması
Belirsizlik altında devletler, 'ne kadar güç yeterlidir?' sorusuna 'mümkün olan en fazla güç' yanıtını verirler.
Güç maksimizasyonu, rakiplerin saldırganlık ihtimaline karşı en iyi sigortadır.
3
Nihai hedefin belirlenmesi
Güç maksimizasyonunun mantıksal sonucu, sistemde rakipsiz kalmak yani hegemonya kurmaktır.
Mearsheimer'a göre bölgesel hegemonya, bir devletin ulaşabileceği en yüksek güvenlik seviyesidir.

Anahtar Kavram

Saldırgan Realizm ve Bölgesel Hegemonya Arayışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 150Soru

Neorealist ittifak teorileri çerçevesinde, özellikle çok kutuplu (multipolar) sistemlerde görülen; devletlerin güvenliklerini sağlamak adına müttefiklerinin ayakta kalmasına aşırı bağımlı hale gelmesi ve bu durumun, müttefiklerden birinin başlattığı pervasız bir çatışmanın diğer büyük güçleri de istemedikleri halde topyekûn bir savaşa sürüklemesi riski aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zincirleme Bağlanma (Chain-ganging)

Cevap

Zincirleme Bağlanma (Chain-ganging)
Zincirleme Bağlanma (Chain-ganging), neorealist literatürde özellikle Kenneth Waltz ve Thomas Christensen gibi isimlerin vurguladığı bir kavramdır. Çok kutuplu sistemlerde büyük güçler, bir müttefiklerini kaybetmenin güç dengesini aleyhlerine bozacağından korkarlar. Bu nedenle, müttefiklerinin başlattığı veya dahil olduğu riskli çatışmalara, kendi çıkarlarına uymasa bile müttefiki yalnız bırakmamak adına dahil olurlar. Bu durum, yerel bir çatışmanın büyük güçlerin de katılımıyla sistemik bir savaşa dönüşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistem yapısını ve ittifak tipolojisini belirle.
Çok kutuplu sistemlerde müttefiklerin birbirine stratejik bağımlılığı yüksektir.
Çok kutuplulukta bir müttefikin kaybı, güç dengesini telafi edilemez şekilde bozabilir.
2
Tanımlanan davranış kalıbını analiz et.
İstem dışı savaşa sürüklenme riski tespit edildi.
Müttefikin pervasızlığına (recklessness) rağmen ona destek verme zorunluluğu, 'zincirleme' bir etki yaratır.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yap.
Tanım 'Zincirleme Bağlanma' (Chain-ganging) kavramına karşılık gelmektedir.
Literatürde bu patoloji, I. Dünya Savaşı öncesindeki ittifak bloklaşmalarını açıklamak için sıkça kullanılır.

Anahtar Kavram

Neorealist İttifak Patolojileri: Zincirleme Bağlanma

İpuçları

1
Bu kavram, ittifakların 'esnek olmayan' (rigid) bir yapı kazandığı çok kutuplu sistemlerde ortaya çıkar.
2
I. Dünya Savaşı'nın çıkış sürecinde Avusturya-Macaristan ile Almanya arasındaki ilişki bu duruma klasik bir örnektir.

Daha Fazla Pratik

Çok kutuplu sistemlerdeki 'Sorumluluktan Kaçma' ve 'Zincirleme Bağlanma' arasındaki farkları, II. Dünya Savaşı öncesi dönem ile kıyaslayarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 151Soru

Hans Morgenthau, "Uluslararası Politika" (Politics Among Nations) adlı eserinde siyasal gerçekçiliği rasyonel bir kuram olarak inşa ederken "güç terimiyle tanımlanan çıkar" kavramını merkezi bir yere koyar. Morgenthau'ya göre bu kavram nesnel bir kategori olarak evrensel bir geçerliliğe sahip olsa da, çıkarın mahiyeti ve içeriği sabit değildir.

Buna göre, Morgenthau'nun "güç terimiyle tanımlanan çıkar" yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrensel bir kategori olarak dış politikaya rehberlik eder ancak içeriği tarihsel ve kültürel koşullara bağlı olarak dinamik bir yapı arz eder.

Cevap

Güç terimiyle tanımlanan çıkar kavramı evrensel bir kategori olarak dış politikaya rehberlik eder ancak içeriği tarihsel ve kültürel koşullara bağlı olarak dinamik bir yapı arz eder.
Morgenthau'nun siyasal gerçekçiliğinin üçüncü ilkesi, "çıkarın güç olarak tanımlanması" düşüncesinin nesnel ve evrensel bir kategori olduğunu kabul eder; ancak bu çıkarın içeriğinin, yani bir devletin belirli bir tarihsel dönemde neyi çıkarı olarak göreceğinin, o dönemin siyasi ve kültürel koşullarına göre değişebileceğini savunur. Bu durum, realizmi katı bir determinizmden kurtararak ona tarihsel bir derinlik kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun siyasal gerçekçilik ilkelerini anımsa.
İkinci ilke çıkarı güçle tanımlarken, üçüncü ilke bu çıkarın değişkenliğini vurgular.
Soruda çıkarın hem nesnel bir kategori olduğu hem de içeriğinin sabit olmadığı belirtilerek doğrudan üçüncü ilkeye atıf yapılmıştır.
2
Nesnellik ve dinamizm arasındaki dengeyi analiz et.
Çıkarın "güç" olarak tanımlanması her zaman ve her yerde geçerlidir (nesnellik), fakat gücün hangi araçlarla veya hangi amaçlar doğrultusunda kullanılacağı (içerik) değişkendir.
Morgenthau realizmi, çıkarların içeriğinin tarihsel çevreye göre yeniden tanımlanabileceğini kabul ederek esnek bir kuramsal çerçeve sunar.

Anahtar Kavram

Çıkarın İkili Yapısı: Nesnellik ve Dinamizm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 152Soru

E.H. Carr, "Yirmi Yıl Krizi" adlı eserinde idealistlerin savunduğu "çıkar uyumu" (harmonyharmony ofof interestsinterests) kavramının aslında statükoyu elinde bulunduran güçlerin bir aracı olduğunu savunur. Carr'a göre bu doktrin, egemen devletlerin kendi çıkarlarını evrensel birer doğruymuş gibi sunmalarına hizmet eder. Carr’ın bu eleştirisi dikkate alındığında, idealizm tarafından savunulan "çıkar uyumu" kavramının temel siyasi işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemen güçlerin kendi özel çıkarlarını evrensel bir ahlak maskesi altında sunarak mevcut statükoyu meşrulaştırması

Cevap

Egemen güçlerin kendi özel çıkarlarını evrensel bir ahlak maskesi altında sunarak mevcut statükoyu meşrulaştırması
E.H. Carr, realizmi ütopyacılığın (idealizmin) bir eleştirisi olarak sunar. Ona göre, idealistlerin savunduğu 'çıkar uyumu' ilkesi, çatışmanın sadece yanlış anlaşılmalardan kaynaklandığını varsayar. Ancak Carr, dünyadaki kaynakların ve gücün sınırlı olduğunu, dolayısıyla birinin kazancının diğerinin kaybı olduğunu savunur. Bu bağlamda, 'çıkar uyumu' doktrini, elindeki gücü ve statükoyu korumak isteyen baskın devletlerin, kendi çıkarlarını sanki tüm insanlığın ortak çıkarıymış gibi göstererek diğerlerine kabul ettirme çabasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Carr'ın "Çıkar Uyumu" eleştirisini analiz etme
Carr, idealistlerin "herkesin barıştan çıkarı vardır" iddiasının, aslında barıştan en çok çıkarı olan statüko güçlerinin (İngiltere ve ABD gibi) söylemi olduğunu saptar.
Bu, Carr'ın realizminin temelindeki "ideoloji eleştirisi" (critique of ideology) boyutunu anlamak için gereklidir.
2
Ahlak ve güç ilişkisini değerlendirme
Uluslararası ahlakın, aslında güç sahibi aktörlerin kendi çıkarlarını dünya kamuoyuna kabul ettirmek için kullandığı bir araç olduğu sonucuna varılır.
Carr'a göre realizm, ütopyacılığın ahlaki iddialarının altındaki güç gerçekliğini ortaya çıkaran bir "düzeltici" (corrective) aşamadır.

Anahtar Kavram

İdeolojik Maske ve Statüko
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 153Soru

Kenneth Waltz, uluslararası ilişkiler disiplinine getirdiği 'Yapısal Realizm' (Neorealizm) yaklaşımıyla, dış politikayı bireysel veya devlet düzeyindeki özelliklerden ziyade sistemik bir düzeyde analiz etmiştir. Buna göre, Waltz'un teorisinde uluslararası politikadaki sonuçları ve devletlerin benzer davranışlar sergilemesini belirleyen temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısı ve güç dağılımı

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısı ve güç dağılımı
Waltz'un Yapısal Realizmi, uluslararası politikayı bir 'sistem' olarak ele alır. Bu sistemin yapısı, merkezi bir otoritenin bulunmadığı 'anarşi' ilkesi üzerine kuruludur. Devletlerin davranışlarını belirleyen temel unsur, bu anarşik ortamda hayatta kalma çabası ve sistem içindeki güç dağılımıdır (kutupluluk). Bu nedenle doğru cevap, sistemin anarşik yapısını ve güç dağılımını vurgulayan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kenneth Waltz'un 'Uluslararası Siyaset Teorisi' eserindeki temel çıkış noktasını belirle.
Waltz, teorisini 'sistem' düzeyinde kurgulamıştır.
Birey veya devlet özelliklerine dayalı açıklamaların (indirgemeci teoriler) uluslararası politikadaki sürekliliği açıklayamayacağını savunur.
2
Yapısal Realizm'in yapıyı nasıl tanımladığını analiz et.
Yapı; düzenleyici ilke (anarşi) ve birimlerin yetenek dağılımı (distribution of capabilities) tarafından tanımlanır.
Anarşi, merkezi bir otoritenin yokluğu nedeniyle devletleri 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) sistemine iter.
3
Devlet davranışlarının kaynağını saptan.
Devletler, sistemin yapısı tarafından sağlanan kısıtlamalar ve teşvikler doğrultusunda benzer (fonksiyonel olarak farklılaşmamış) birimler olarak hareket ederler.
Sistemik yapı, devletleri dengelemeye ve güvenliklerini maksimize etmeye zorlar.

Anahtar Kavram

Sistemik Analiz Düzeyi ve Yapı

İpuçları

1
Waltz, Morgenthau'nun aksine insan psikolojisine değil, sistemin 'mimarisine' odaklanır.
2
Düşünün ki uluslararası sistem bir pazar yeridir; pazarın yapısı içindeki aktörleri belirli davranışlara zorlar.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un 'üç imge' (three images) kavramını ve 'Man, the State, and War' kitabındaki analiz düzeylerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 154Soru

Hans Morgenthau, 'Uluslararası Politika' (Politics Among Nations) adlı eserinde siyasal gerçekçiliğin temel taşı olan 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' kavramının özünde sabit olduğunu; ancak bu çıkarın somut içeriğinin, dış politikanın belirlendiği siyasi ve kültürel çevreye bağlı olarak dönemsel ve mekânsal farklılıklar gösterebileceğini savunur.

Buna göre, bir devletin 19. yüzyılda 'sömürge arayışını' ulusal çıkar olarak tanımlarken 21. yüzyılda 'siber egemenliği' birincil çıkar olarak görmesi, Morgenthau'nun altı ilkesinden hangisinin kapsamında değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç terimiyle tanımlanan çıkar kavramının içeriğinin zaman ve zemine göre değişebilirliği

Cevap

Güç terimiyle tanımlanan çıkar kavramının içeriğinin zaman ve zemine göre değişebilirliği
Doğru cevap, Morgenthau'nun siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkeye göre, 'güç olarak tanımlanan çıkar' kavramı rasyonel bir dış politika kuramı için vazgeçilmezdir; ancak devletlerin neyi çıkar olarak tanımlayacağı (örneğin toprak, ideoloji, enerji veya siber güvenlik) o dönemin siyasi ve kültürel atmosferine göre şekillenir. Örnekteki 19. yüzyıl ile 21. yüzyıl arasındaki fark, bu ilkenin tarihsel değişkenlik vurgusunu tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki temel önermeyi analiz et.
Morgenthau'nun 'çıkar' kavramının sabitliği ile 'içeriğinin' değişkenliği arasındaki ayrım belirlendi.
Morgenthau'nun üçüncü ilkesi, güç olarak tanımlanan çıkarın özünün evrensel olduğunu ancak tarihsel bağlamın bu çıkarın ne olduğunu belirlediğini söyler.
2
Verilen örneği (sömürgecilik vs. siber egemenlik) ilke ile eşleştir.
Örnek, ulusal çıkarın içeriğinin 19. yüzyıldan 21. yüzyıla nasıl evrildiğini göstermektedir.
Bu evrim, çıkarın içeriğinin siyasi ve kültürel çevreye (teknolojik gelişmeler, normlar) göre değiştiğinin bir kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Morgenthau'nun Üçüncü İlkesi: Çıkarın Dinamik İçeriği

İpuçları

1
Morgenthau'nun çıkar kavramının hem sabit hem de değişken yönleri olduğunu hatırlayın.
2
Soru, 'çıkarın içeriğinin tarihsel ve kültürel koşullara göre değişmesi' üzerine odaklanmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun dördüncü ve beşinci ilkelerindeki 'ihtiyatlılık' (prudence) kavramı ile ahlak arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 155Soru

Realist ittifak teorileri kapsamında; özellikle zayıf veya savunmasız devletlerin, yükselen bir güce karşı diğer devletlerle birleşip karşı koymak yerine, o gücün yanında yer alarak hayatta kalma veya kazanç elde etme stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vagonlama / Eklemlenme (Bandwagoning)

Cevap

Vagonlama (Bandwagoning), devletlerin yükselen bir güce karşı denge kurmak yerine onun yanında yer alması stratejisidir.
Vagonlama (Bandwagoning), uluslararası ilişkilerde zayıf devletlerin kendilerini tehdit eden güçlü odağın yanında yer alarak güvenliğini sağlama veya Randall Schweller'ın vurguladığı gibi sistemdeki değişimden pay alma (kâr elde etme) amacıyla izledikleri stratejidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan eylemi belirle
Devletin güçlü olanın yanında yer alması
Stratejinin temel yönelimini anlamak için gereklidir.
2
Motivasyonu analiz et
Hayatta kalma veya kâr elde etme
Randall Schweller gibi kuramcıların 'kâr için vagonlama' vurgusunu ayırt etmek için önemlidir.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yap
Vagonlama (Bandwagoning)
Realist literatürde güç dengesinin alternatifi olan bu kavram tanımla birebir örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Vagonlama (Bandwagoning)

Daha Fazla Pratik

Stephen Walt'ın 'Tehdit Dengesi' teorisinde vagonlamayı neden bir 'son çare' olarak gördüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 156Soru

Hans Morgenthau'nun siyasal gerçekçilik kuramında, "güç terimiyle tanımlanan çıkar" (interest defined as power) kavramı hem kuramsal bir sürekliliği hem de tarihsel bir değişimi aynı anda barındıran merkezi bir yapıdır. Bu durum, kuramın "insan doğasına dayanan nesnel yasalar" vurgusu ile "çıkarın içeriğinin zamana ve mekâna göre değişebileceği" tezi arasındaki dengeye dayanır.

Buna göre, Morgenthau'nun yaklaşımı çerçevesinde "ulusal çıkar" kavramının doğası hakkında yapılabilecek en isabetli analiz aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarın özü olan güç arayışı insan doğası gereği değişmez bir süreklilik arz eder; ancak bu çıkarın somut içeriği ve hangi araçlarla takip edileceği siyasal bağlama göre farklılık gösterir.

Cevap

Çıkarın özü olan güç arayışının sabit, ancak içeriğinin ve araçlarının tarihsel bağlama göre değişken olduğu analizidir.
Doğru analiz, Morgenthau'nun kuramındaki ontolojik sabit (insan doğası kaynaklı güç arayışı) ile tarihsel değişken (çıkarın somut biçimi) arasındaki ayrımı net bir şekilde ortaya koyan ifadedir. Morgenthau, çıkarın içeriğinin 'siyasi ve kültürel çevreye' göre değiştiğini ancak 'çıkarın güç olarak tanımlanması' gerekliliğinin nesnel bir yasa olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun birinci ilkesini analiz etme
Siyasetin insan doğasından kaynaklanan nesnel yasalarla yönetildiği ve bu yasaların değişmez olduğu sonucuna ulaşılır.
Kuramın rasyonel ve 'nesnel' temelini anlamak için gereklidir.
2
Üçüncü ilkeyi analiz etme
Çıkar kavramının sabit olmasına rağmen, içeriğinin zamana ve mekâna göre değişebildiği tespit edilir.
Realizmin neden katı bir dogma olmadığını, değişen dünya koşullarına (diplomasi, teknoloji, ekonomi) nasıl uyum sağladığını açıklar.
3
İki ilke arasındaki sentezi kurma
Güç arayışı (öz) sabittir ancak gücün hangi biçimde (askeri, ekonomik, yumuşak güç vb.) tezahür edeceği (içerik) değişkendir.
Seçenekler arasında realizmin hem determinist hem de esnek yönünü en iyi açıklayan yargıyı bulmak için bu sentez şarttır.

Anahtar Kavram

Siyasal Gerçekçilikte Çıkarın Sabit Özü ve Değişken İçerik Ayrımı

İpuçları

1
Morgenthau'nun kuramında 'insan doğası' ve 'güç' arasındaki ilişkiyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 'İhtiyat' (Prudence) kavramının dördüncü ilkedeki yerini ve siyasal eylemin ahlaki boyutunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 157Soru

John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin birbirlerinin niyetleri hakkındaki belirsizlik, büyük güçleri "statükocu" olmaktan ziyade "revizyonist" birer aktör olmaya zorlamaktadır. Bu mantık çerçevesinde, devletlerin güç karşısındaki temel stratejik eğilimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemdeki güç dağılımını kendi lehlerine değiştirmek amacıyla sürekli olarak güç maksimizasyonu yaparak bölgesel hegemonya peşinde koşarlar.

Cevap

Sistemdeki güç dağılımını kendi lehlerine değiştirmek amacıyla sürekli olarak güç maksimizasyonu yaparak bölgesel hegemonya peşinde koşarlar.
Saldırgan Realizm'e göre uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamaması, devletleri en kötü senaryoya hazırlıklı olmaya iter. Bu durumda bir devletin kendini tam güvende hissetmesinin tek yolu, sistemdeki en güçlü aktör haline gelerek rakiplerinin ona saldırmasını imkansız kılmaktır. Bu nedenle devletler statükocu değil, güç dağılımını kendi lehlerine değiştirmeye çalışan revizyonist aktörlerdir ve temel hedefleri bölgesel hegemonyadır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçevenin belirlenmesi
Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) - John Mearsheimer.
Soruda belirtilen 'revizyonist aktör' ve 'niyet belirsizliği' kavramları Mearsheimer'ın yapısal realizm yorumuna işaret eder.
2
Güç ve güvenlik ilişkisinin analiz edilmesi
Güç maksimizasyonu = Güvenlik maksimizasyonu.
Savunmacı realistlerin aksine, saldırgan realistler devletlerin 'yeterli güç' ile yetinmeyeceğini, en üstün güce (hegemonya) ulaşana kadar durmayacağını savunur.
3
Stratejik hedefin belirlenmesi
Bölgesel hegemonya arayışı.
Küresel hegemonyanın imkansızlığına değinen Mearsheimer, rasyonel devletlerin temel hedefinin kendi bölgelerinde rakipsiz bir güç (bölgesel hegemon) olmak olduğunu belirtir.

Anahtar Kavram

Saldırgan Realizmde Güç Maksimizasyonu ve Revizyonizm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 158Soru

Neoklasik realizm, uluslararası sistemin yapısından kaynaklanan baskıların (bağımsız değişken) her devlette aynı dış politika sonucunu (bağımlı değişken) doğurmamasını, bu baskıların devlet içindeki bazı faktörler tarafından filtrelenmesiyle açıklar. Buna göre; liderlerin dünya görüşleri, stratejik kültür veya devlet-toplum ilişkileri gibi sistemik baskıları süzgeçten geçiren bu içsel faktörlere verilen genel ad aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ara değişkenler

Cevap

Neoklasik realizmde sistemik baskıları süzgeçten geçiren lider algısı ve devlet kapasitesi gibi içsel faktörler 'ara değişkenler' olarak adlandırılır.
Neoklasik realizmde, uluslararası sistemdeki güç dağılımı (bağımsız değişken) devletlerin dış politika kararlarını (bağımlı değişken) doğrudan belirlemez. Liderlerin algıları, devletin toplumsal kaynakları seferber etme kapasitesi ve stratejik kültür gibi faktörler, bu sistemik baskıları filtreleyerek somut politikalara dönüştürür. Literatürde bu içsel filtreleme mekanizmasına 'ara değişkenler' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik realizmin temel analiz modelini belirle.
Bağımsız Değişken (Sistemik Baskılar) → Ara Değişken (İçsel Filtreler) → Bağımlı Değişken (Dış Politika Kararları).
Kuramın, neorealizmin aksine sistemik baskıların doğrudan sonuca yol açmadığı varsayımını anlamak gerekir.
2
Lider algıları ve devlet kapasitesi gibi unsurların kuramsal konumunu saptı.
Bu unsurlar sistemik baskıları 'süzgeçten geçiren' veya 'aktaran' (transmission belt) bir rol oynar.
Sistemik veriler, devlet adamlarının algıları ve devletin gücü kullanma kapasitesi aracılığıyla bir dış politika kararına dönüşür.
3
Tanımlanan rolün terminolojik karşılığını seç.
Ara değişkenler (intervening variables).
Literatürde Gideon Rose gibi kuramcılar tarafından bu içsel faktörler için kullanılan standart terim budur.

Anahtar Kavram

Neoklasik Realizmde Ara Değişkenler (Intervening Variables)
Tahmini Süre:45s
Soru 159Soru

Klasik Realist gelenekte Thucydides, Machiavelli ve Hobbes gibi düşünürlerin siyasal eylemi açıklarken başvurdukları temel ontolojik zemin, uluslararası sistemin yapısından ziyade aktörün içsel güdülerine dayanmaktadır. Thucydides'in "Peloponnesos Savaşları"nda Atinalıların Miloslulara karşı ileri sürdüğü argümanlar, Machiavelli'nin "Hükümdar" (Il Principe) adlı eserindeki siyasal zorunluluk (necessitaˋnecessità) kavramı ve Hobbes'un "Leviathan"daki doğa durumu tasviri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bu düşünürlerin çatışmanın sürekliliğine dair sundukları ortak gerekçelendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal gerçekliğin, değişmez ve kusurlu olan insan doğasından kaynaklanan "hükmetme arzusu" ve "bencil ihtiraslar" ekseninde şekillenen nesnel yasalarla yönetilmesi

Cevap

Siyasal gerçekliğin, değişmez ve kusurlu olan insan doğasından kaynaklanan "hükmetme arzusu" ve "bencil ihtiraslar" ekseninde şekillenen nesnel yasalarla yönetilmesi
Klasik Realizm, siyaseti insan doğasındaki kusurlarla (fear, honor, self-interest / animusanimus dominandidominandi) açıklar. Thucydides gücün yasasını "doğanın zorunluluğu" olarak görürken, Machiavelli düzenin sağlanması için bencil insan doğasının manipüle edilmesini (necessitaˋnecessità), Hobbes ise gücün yokluğunda insan doğasının her şeyi yıkacağını savunur. Dolayısıyla doğru cevap, siyasal gerçekliği değişmez ve kusurlu insan doğasıyla açıklayan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin ortak okulunu belirle.
Thucydides, Machiavelli ve Hobbes, Klasik Realist geleneğin öncüleridir.
Soruda sorulan ortak gerekçelendirmeyi bulmak için bu okulun temel varsayımına inilmelidir.
2
Analiz düzeyini tespit et.
Klasik Realizm, sorunu birey/aktör düzeyinde (insan doğası) ele alır.
Neorealizmden en temel farkı, çatışmanın kaynağını sistemik yapıda değil, aktörün ontolojik doğasında aramalarıdır.
3
Eserlerdeki ortak temayı analiz et.
Milos Diyaloğu'nda güçlünün haklılığı, Hükumdar'da insanın nankörlüğü ve Leviathan'da insanın sürekli güç arayışı aynı kökene işaret eder.
Bu eserlerin tamamı, siyasal rekabeti insanın kaçınılmaz bencil ihtiraslarına bağlar.

Anahtar Kavram

İnsan Doğasına Dayalı Siyasal Ontoloji (Klasik Realizm)

Daha Fazla Pratik

Klasik Realizmin insan doğası vurgusu ile Neorealizmin 'yapısal' vurgusu arasındaki farkı daha iyi kavramak için Kenneth Waltz'ın 'Man, the State and War' eserindeki analiz düzeylerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 160Soru

Savunmacı realizm (defansif realizm) literatüründe, uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri güç peşinde koşma konusunda kısıtladığı ve 'aşırı' güç birikiminin sistemik bir ceza mekanizmasıyla karşılaşacağı savunulur. Buna göre, savunmacı realizmin devletlerin neden 'güç maksimizasyonu' yerine 'güvenlik maksimizasyonu' peşinde koştuğuna dair temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemde elde edilen aşırı gücün diğer aktörlerde tehdit algısı yaratarak onları 'dengeleme' (balancing) ittifaklarına zorlaması ve sonuçta yayılmacı aktörü daha güvensiz bir konuma düşürmesi.

Cevap

Savunmacı realizmde devletlerin güvenlik maksimizasyonunu tercih etme sebebi, sistemin aşırı güç biriktiren aktörlere karşı 'dengeleme' mekanizmasıyla yanıt vermesi ve bu durumun devletin güvenliğini artırmak yerine azaltmasıdır.
Savunmacı realizm (Kenneth Waltz), uluslararası sistemin yapısının (anarşi) devletleri güç peşinde koşmaktan ziyade güvenliklerini korumaya (statüko) yönelttiğini savunur. Bu kurama göre, bir devletin gücünü aşırı şekilde artırması diğer devletlerin güvenlik ikilemini tetikler ve bu devletlerin yayılmacı aktöre karşı birleşerek (dengeleme) onu daha savunmasız bırakmasına yol açar. Bu nedenle rasyonel devletler, sistemik cezadan kaçınmak için güç maksimizasyonu yerine güvenlik maksimizasyonunu tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi ve Devlet Motivasyonu Analizi
Neorealizmde anarşi, devletleri 'hayatta kalma' güdüsüyle hareket etmeye zorlar.
Sistemik yapının devlet davranışlarını nasıl kısıtladığını anlamak için başlangıç noktasıdır.
2
Savunmacı ve Saldırgan Ayrımı Yapma
Savunmacı realizm (Waltz) devletleri güvenlik maksimizasyonu yapan 'statükocu' aktörler olarak tanımlar.
Sorunun odaklandığı teorik ayrımı belirlemek gerekir.
3
Dengeleme (Balancing) Mekanizmasını İnceleme
Bir devlet çok güçlendiğinde, diğerleri kendi güvenliklerini korumak için ona karşı ittifak kurar.
Teorinin neden 'daha fazla gücün her zaman daha iyi olmadığını' açıkladığı kısımdır.
4
Sistemik Sonucu Belirleme
Aşırı güç biriktirmek sistemik cezayı (karşı ittifakları) tetikler, bu da rasyonel bir devletin neden güç yerine güvenliğe odaklandığını açıklar.
Doğru seçeneğe ulaşan nihai mantıksal çıkarımdır.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Dengeleme (Balancing)
ÖncekiSayfa 8 / 26Sonraki