Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 121Soru

Kenneth Waltz tarafından geliştirilen Yapısal Realizm (Neorealizm) yaklaşımı çerçevesinde; bir devletin iç siyasi yapısında, rejim tipinde veya ideolojik kimliğinde yaşanan köklü bir dönüşümün, o devletin uluslararası sistemdeki temel stratejik davranışlarını ve güvenlik arayışını neden büyük oranda değiştirmeyeceği savunulur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısının, tüm birimleri iç özelliklerinden bağımsız olarak benzer bir 'kendi kendine yardım' (self-help) mantığına ve güç dengesi arayışına zorlaması.

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısının, tüm birimleri iç özelliklerinden bağımsız olarak benzer bir 'kendi kendine yardım' (self-help) mantığına ve güç dengesi arayışına zorlaması.
Waltz'ın Yapısal Realizminde sistemin 'yapısı' (ordering principle), devletlerin (birimlerin) iç özelliklerinden daha belirleyicidir. Anarşi ortamında devletler 'hayatta kalma' güdüsüyle hareket ederler. Bu durum, devletlerin iç rejimleri ne olursa olsun (demokrasi, monarşi vb.), sistemin onları benzer güç politikalarına ve dengeleme davranışlarına zorlamasına neden olur. Bu nedenle iç yapıdaki değişim, sistemik düzeydeki temel güvenlik mantığını dönüştürmez.

Adım Adım Çözüm

1
Analiz düzeyini belirle.
Waltz'ın teorisi sistemik (yapısal) bir teoridir; dolayısıyla açıklama devletlerin iç yapısında değil, uluslararası sistemin anarşik yapısında aranmalıdır.
Waltz, iç yapıya dayanan teorileri 'indirgemeci' (reductionist) olarak nitelendirerek reddeder.
2
Anarşinin birimler üzerindeki etkisini değerlendir.
Merkezi bir otoritenin yokluğu (anarşi), devletleri kendi güvenliklerini sağlamak için 'self-help' ilkesine göre hareket etmeye mecbur bırakır.
Sistemik baskı, birimlerin fonksiyonel olarak benzer davranmasına (like units) neden olur.
3
İç yapı değişikliği ile sistemik davranış arasındaki ilişkiyi kur.
Bir devletin rejimi değişse de içinde bulunduğu anarşik çevre değişmediği için temel güvenlik kısıtlamaları ve davranış kalıpları aynı kalır.
Yapı, birimlerin niteliklerinden bağımsız olarak sonuçları belirleyen temel değişkendir.

Anahtar Kavram

Sistemik Baskı ve Fonksiyonel Benzerlik

Daha Fazla Pratik

Kenneth Waltz'ın 'İnsan, Devlet ve Savaş' eserindeki 'Üçüncü İmge' kavramını ve bunun 'permissive cause' (izin verici neden) ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 122Soru

Kenneth Waltz’ın yapısal realizm (neorealizm) kuramına göre, uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun (anarşik) olması, devletleri belirli bir davranış mantığı çerçevesinde hareket etmeye zorlar. Bu sistemde devletler, kendi güvenliklerini ve varlıklarını korumak için başka aktörlerin veya uluslararası kurumların yardımına bel bağlayamazlar. Waltz, devletlerin hayatta kalabilmek için yalnızca kendi güçlerine ve çabalarına güvenmek zorunda oldukları bu yapısal zorunluluğu bir 'sistem ilkesi' olarak tanımlar.

Buna göre, Waltz’ın kuramında anarşinin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkan ve devletlerin kendi başlarının çaresine bakmak zorunda olduklarını ifade eden bu ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendi kendine yardım (Self-help)

Cevap

Kendi kendine yardım (Self-help) ilkesi, Kenneth Waltz'ın yapısal realizminde anarşinin devlet davranışlarını belirleyen temel sonucudur.
Kendi kendine yardım (Self-help) ilkesi, Kenneth Waltz’ın yapısal realizminde merkezi bir kavramdır. Anarşik bir sistemde, devletlerin hayatta kalabilmesi için tek rasyonel yolun kendi yeteneklerine ve güçlerine dayanmak olduğunu ifade eder. Bu durum, anarşinin bir kaos değil, belirli davranış kalıplarını (dengeleme gibi) zorunlu kılan bir yapı olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistemin temel karakteristiğini belirle.
Sistem anarşiktir, yani merkezi bir otorite yoktur.
Waltz'ın analiz düzeyi sistemiktir ve başlangıç noktası anarşidir.
2
Anarşinin devletler üzerindeki etkisini analiz et.
Devletler güvenliklerini sağlamak için başkalarına güvenemezler.
Merkezi otorite olmadığı için hakemlik yapacak veya koruma sağlayacak bir güç bulunmamaktadır.
3
Bu durumun kavramsal karşılığını tespit et.
Kendi kendine yardım (Self-help) sistemi.
Waltz, bu durumu devletlerin kendi kapasitelerine dayanma zorunluluğu olarak adlandırır.

Anahtar Kavram

Anarşik yapının bir sonucu olarak 'Kendi Kendine Yardım' (Self-help) ilkesi.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un 'Güvenlik İkilemi' (Security Dilemma) ve 'Güç Dengesi' kavramlarının 'self-help' sistemiyle nasıl bağdaştığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 123Soru

Hans Morgenthau, 'Uluslararası Politika' adlı eserinde siyasal gerçekçiliğin diğer disiplinlerden bağımsız bir mantığa sahip olduğunu vurguladığı altıncı ilkesinde; bir iktisatçının 'Bu politika zenginliği nasıl etkiler?', bir hukukçunun ise 'Bu politika hukuk kurallarına uygun mu?' sorularını sormasına benzer şekilde, bir siyaset bilimcinin de kendine has bir soru sorması gerektiğini savunur.

Morgenthau'ya göre, siyasal gerçekçiliğin 'zihinsel özerkliğini' (intellectual autonomy) sağlayan ve bir politikayı değerlendirirken sorulması gereken bu temel soru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu politika ulusal gücü ve devletin çıkarlarını nasıl etkiler?

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin özerkliğini sağlayan temel soru, politikanın ulusal gücü ve çıkarları nasıl etkilediğidir.
Morgenthau’nun altıncı ilkesi, siyasal gerçekçiliğin metodolojik özerkliğini savunur. Diğer disiplinlerin (ekonomi, hukuk, ahlak) kendi temel kavramları olduğu gibi, siyasetin temel kavramı da 'güç'tür. Bu nedenle siyaset bilimci, bir eylemi değerlendirirken öncelikle o eylemin ulusal güce katkısını sorgulamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun altıncı ilkesinin odak noktasının belirlenmesi
Bu ilke, siyasetin kendine özgü kuralları olan özerk bir alan (autonomy of the political sphere) olduğunu savunur.
Siyaseti hukuk, ahlak veya ekonomi gibi diğer alanların bir alt dalı olmaktan kurtarmak hedeflenir.
2
Siyaset bilimcinin temel ölçütünün tanımlanması
İktisatçı için 'zenginlik', hukukçu için 'yasal uygunluk' ne ise, siyaset bilimci için de 'güç' temel birimdir.
Morgenthau'ya göre rasyonel bir dış politika analizi ancak güç kavramı merkeze alınarak yapılabilir.
3
Doğru sorunun formüle edilmesi
'Bu politika ulusal gücü nasıl etkiler?' sorusu, siyasal analizin temelini oluşturur.
Bu soru, analizi duygusallıktan, hukuki normlardan veya ahlaki kaygılardan arındırarak rasyonel bir düzleme çeker.

Anahtar Kavram

Siyasal Alanın Özerkliği (6. İlke)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 124Soru

E.H. Carr, 19391939 yılında yayımlanan "Yirmi Yıl Krizi" (The Twenty Years' Crisis) adlı eserinde uluslararası ilişkiler disiplininin gelişimini bir bilim olma yolundaki aşamalara benzetir. Carr'a göre, disiplinin ilk evresi olan "ütopyacılık"tan "gerçekçilik" evresine geçişte realizmin yerine getirdiği temel "düzeltici" (corrective) işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ütopyacıların "evrensel" ve "mutlak" olarak sundukları ahlaki standartların ve "çıkar uyumu" ilkesinin, aslında hakim güçlerin statükoyu koruma çabalarını gizleyen ideolojik araçlar olduğunu ifşa etmek

Cevap

Ütopyacıların evrensel olarak sunduğu ahlaki ilkelerin ve çıkar uyumu kavramının, aslında mevcut statükoyu ve hakim güçlerin çıkarlarını korumaya hizmet eden ideolojik birer 'maske' olduğunu ortaya koyarak bir düzeltici rol oynaması.
E.H. Carr'a göre realizm, ütopyacıların iddia ettiği 'çıkar uyumu'nun aslında statükodan yana olan devletlerin kendi çıkarlarını tüm dünyanın çıkarıymış gibi sunmasından ibaret olduğunu ortaya koyar. Realizmin bu aşamadaki işlevi, ahlaki söylemlerin arkasındaki güç gerçeğini ve bu söylemlerin nasıl birer ideolojik maske olarak kullanıldığını ifşa ederek disiplini daha sağlam temellere oturtmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın disiplin gelişim aşamalarını belirle.
Carr, disiplini ütopyacı (idealist) ve gerçekçi evreler olarak ikiye ayırır.
Sorunun hangi kuramsal çerçevede sorulduğunu anlamak için gereklidir.
2
Ütopyacı evrenin temel varsayımını analiz et.
İdealistler, devletlerin ortak bir çıkarı (çıkar uyumu) olduğunu ve ahlaki ilkelerin siyasete yön vermesi gerektiğini savunur.
Realizmin neyi 'düzelttiğini' anlamak için ütopyacı tezin bilinmesi gerekir.
3
Realizmin 'düzeltici' (corrective) işlevini değerlendir.
Realizm, bu ahlaki ilkelerin aslında 'güçlülerin' çıkarlarını yansıtan ve statükoyu meşrulaştıran ideolojik araçlar olduğunu gösterir.
Carr'ın meşhur 'ideolojik maske' eleştirisi realizmin bu evredeki temel fonksiyonudur.

Anahtar Kavram

İdeolojik Maske ve Çıkar Uyumu Eleştirisi

Daha Fazla Pratik

Carr'ın realizm eleştirisini anlamak için 'Saf Realizmin Kısıtlılığı' (The Limitations of Realism) bölümünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 125Soru

Gideon Rose tarafından literatüre kazandırılan neoklasik realizm, dış politikayı açıklarken sistemik baskıların doğrudan bir çıktıya dönüşmediğini, aksine bir "aktarım kayışı" (transmission belt) mekanizmasıyla filtrelendiğini savunur. Bu yaklaşıma göre, uluslararası sistemdeki güç dağılımı nesnel bir veri olsa da, devletin bu gücü dış politikaya ne ölçüde yansıtabileceği içsel bir sürece bağlıdır. Özellikle devletin toplumdan kaynak devşirme kapasitesi (state power) ve karar alıcıların sistemik verileri okuma biçimleri bu süreçte kritik rol oynar.

Buna göre; neoklasik realizmin analiz modelinde sistemik girdiler ile dış politika çıktıları arasında yer alan; lider algısı, devlet kapasitesi ve iç siyasal yapı gibi unsurları kapsayan temel kavramsal kategori aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ara Değişkenler

Cevap

Neoklasik realizmde, sistemik baskıların dış politika çıktılarına dönüşme sürecinde filtre görevi gören unsurlar 'Ara Değişkenler' olarak adlandırılır.
Doğru yanıt olan kavram, neoklasik realizmin temel ayırt edici özelliğini yansıtır. Neoklasik realizm, sistemik güç dağılımını (bağımsız değişken) temel girdi kabul ederken, bu girdinin dış politika kararına (bağımlı değişken) dönüşme sürecinde devletin kaynak devşirme kapasitesi ve elitlerin algılarını 'ara değişken' (intervening variable) olarak konumlandırır. Bu durum kuramın neorealizmden (sadece sistem) ve klasik realizmden (sadece insan/devlet) ayrıldığı temel noktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Neoklasik realizm (Gideon Rose)
Soruda bahsedilen 'aktarım kayışı' (transmission belt) modeli bu kurama özgüdür.
2
Değişken analizi yap
Sistemik baskılar = Bağımsız Değişken, Dış Politika = Bağımlı Değişken
Kuramın nedensellik bağını anlamak için değişkenlerin hiyerarşisini kurmak gerekir.
3
Filtreleme mekanizmasını tanımla
Ara Değişkenler (Intervening Variables)
Sistemik baskıların doğrudan değil, devlet içindeki lider algısı ve kapasite gibi unsurlarla şekillenmesi teorik olarak 'ara değişken' kategorisine girer.

Anahtar Kavram

Neoklasik Realizmde Ara Değişkenler

Daha Fazla Pratik

Randall Schweller'in 'yetersiz dengeleme' (underbalancing) kavramını inceleyerek neoklasik realizmin ara değişkenleri nasıl kullandığını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 126Soru

Uluslararası İlişkiler teorisinde güvenlik ikilemi (security dilemma), Kenneth Waltz'un "analiz düzeyleri" sınıflandırmasından hareketle "üçüncü imaj" (sistemik düzey) açıklaması olarak kabul edilir. Bu bağlamda, realizm çerçevesinde güvenlik ikileminin bir "yapısal trajedi" olarak nitelendirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İyi niyetli ve statükocu devletlerin bile anarşik yapının yarattığı niyet belirsizliği nedeniyle istemeden çatışma sarmalına girmesi

Cevap

İyi niyetli ve statükocu devletlerin bile anarşik yapının yarattığı niyet belirsizliği nedeniyle istemeden çatışma sarmalına girmesi
Güvenlik ikileminin bir 'yapısal trajedi' olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, çatışmanın devletlerin kötü niyetlerinden veya saldırganlıklarından değil, uluslararası sistemin anarşik yapısından kaynaklanmasıdır. Anarşi altında devletler, diğer devletlerin gelecekteki niyetlerinden asla emin olamazlar. Bu belirsizlik nedeniyle, bir devletin tamamen savunma amacıyla attığı bir adım (örneğin savunma sistemi kurması), komşu bir devlet tarafından tehdit olarak algılanabilir. Sonuçta, her iki taraf da sadece kendini korumak istemesine rağmen, karşılıklı silahlanma sonucunda başlangıca göre daha güvensiz bir konuma düşerler. Bu 'istemeden felakete sürüklenme' durumu kavramın trajik boyutunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal Analiz
Güvenlik ikileminin "yapısal" (üçüncü imaj) bir olgu olduğunu saptamak.
Realizmde trajedi, bireylerden veya devletlerin iç yapısından değil, sistemin merkezi otoriteden yoksun olmasından (anarşi) kaynaklanır.
2
Trajedi Tanımını Uygulama
Trajedi kavramının "niyetlenilmemiş sonuç" ile olan bağını kurmak.
Güvenlik ikilemi, her iki taraf da sadece kendini korumak istemesine rağmen sonuçta her iki tarafın da daha güvensiz kalması durumudur; bu da durumu trajik yapar.
3
Eleme Yapma
Revizyonist amaç (B), insan doğası (A) ve iç siyaset (D) gibi yapısal olmayan unsurları elemek.
Bu unsurlar güvenlik ikileminin özündeki "belirsizlik" ve "savunma-saldırı ayırt edilemezliği" mantığına değil, aktörlerin kendi özelliklerine odaklanır.

Anahtar Kavram

Güvenlik İkilemi ve Yapısal Trajedi

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' analizini ve güvenlik ikileminin şiddetini azaltan teknolojik unsurları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 127Soru

Uluslararası ilişkilerde "Neo-Neo Tartışması" olarak bilinen süreçte Joseph Grieco, Neoliberal Kurumsalcılığın iş birliği modeline yönelik kapsamlı bir eleştiri getirmiştir. Grieco'ya göre devletler, Neoliberallerin iddia ettiği gibi sadece kendi kazancına odaklanan "atomistik" aktörler değil, aksine anarşik sistemin yarattığı güvenlik kaygıları nedeniyle "savunmacı konumsal" (defensive positionalist) aktörlerdir.

Grieco'nun bu kuramsal çerçevesi bağlamında, devletlerin iş birliği süreçlerinde "göreli kazanç" (relative gains) konusundaki hassasiyetlerinin temel yapısal gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir iş birliği sonucunda elde edilecek kazançların oransal dağılımının, gelecekte ortakların göreli güç kapasitelerini değiştirerek bir taraf için güvenlik tehdidine dönüşme potansiyeli taşımasıdır.

Cevap

İş birliği kazanımlarının oransal dağılımının gelecekte güç dengesini değiştirerek güvenlik tehdidi yaratma potansiyeli taşımasıdır.
Doğru yanıt, devletlerin anarşi altında 'savunmacı konumsal' aktörler olarak hareket etmesi gerektiğini vurgular. Grieco'ya göre devletler, bir iş birliğinden her iki taraf da kazançlı çıksa bile (mutlak kazanç), partnerinin kendisinden daha fazla kazanç elde etmesinden (göreli kazanç) çekinirler. Bunun temel nedeni, elde edilen ekonomik veya teknolojik üstünlüğün gelecekte askeri bir güce dönüştürülerek devletin bekasını tehdit edebilecek bir kapasite artışına yol açmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz etme
Merkezi otoritenin yokluğu, devletleri 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) ilkesine ve hayatta kalma (survival) motivasyonuna iter.
Sistemin yapısı devlet davranışını belirleyen temel faktördür.
2
Joseph Grieco'nun 'Savunmacı Konumsalcılık' kavramını tanımlama
Devletler diğerlerine göre konumlarını korumak zorundadır. 'Ben ne kazandım?' sorusundan ziyade 'Kim daha fazla kazandı?' sorusu önem kazanır.
Güç göreli bir kavramdır ve birinin kazancı diğerinin güvenlik açığı olabilir.
3
Ekonomik kazanç ve askeri güç ilişkisini kurma
İş birliğinden elde edilen artı değer (kazanç), teknoloji ve askeri kapasiteye dönüştürülebilir (fungibility of power).
Bugünkü iş birliği ortağı, yarınki kazanç üstünlüğü sayesinde gelecekteki potansiyel bir düşmana dönüşebilir.

Anahtar Kavram

Defensive Positionalism (Savunmacı Konumsalcılık)

Daha Fazla Pratik

Neorealizmin 'Savunmacı' ve 'Saldırgan' kanatları arasındaki güç maksimizasyonu farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 128Soru

Uluslararası İlişkiler teorisinde Klasik Realizm; Thucydides'in *Peloponnesos Savaşları*'ndaki Milos Diyaloğu'nda betimlenen güç gerçekliği, Machiavelli'nin *Hükümdar*'da vurguladığı siyasal zorunluluk ve Hobbes'un *Leviathan*'da tanımladığı 'doğa durumu' gibi felsefi temellere dayanır. Bu düşünürlerin ortak paydası, siyasal olayların nedenini insanın ontolojik varlığında aramalarıdır. Bu felsefi arka plan dikkate alındığında, Klasik Realist düşüncede uluslararası sistemin çatışmacı doğasını açıklayan temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın doğuştan gelen hükmetme hırsının (animus dominandi) ve bencilliğinin devletlerin davranışlarını şekillendirmesi

Cevap

Klasik Realist düşünceye göre uluslararası sistemin çatışmacı doğası, insanın doğuştan gelen hükmetme hırsı (animus dominandi) ve bencilliğinin siyasal alana yansımasıdır.
Klasik Realist gelenek, uluslararası siyaseti açıklarken 'insan doğası'nı (human nature) merkeze alır. Thucydides'ten Morgenthau'ya kadar bu düşünürler, bireyin bencil, rekabetçi ve hükmetmeye aç (animus dominandi) yapısının devlet davranışlarına yansıdığını savunur. Çatışma, sistemin yapısından ziyade insanın bu değişmez ontolojik özelliklerinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik Realizmin analiz düzeyini belirleyin.
Analiz düzeyi 'birey'dir (insan doğası).
Klasik Realistler (Thucydides, Machiavelli, Hobbes, Morgenthau) siyaseti insan doğasındaki değişmez özelliklerle açıklar.
2
Soruda geçen eserlerin ortak felsefi paydasını analiz edin.
İnsan bencilliği ve hayatta kalma güdüsü.
Milos Diyaloğu'ndaki güç vurgusu, Machiavelli'nin ahlaktan bağımsız siyaseti ve Hobbes'un doğa durumu tasviri insanın 'kendi çıkarını koruma' güdüsüne dayanır.
3
Klasik Realizm ile Neorealizm arasındaki temel farkı hatırlayın.
Klasik Realizm 'insan doğası'na, Neorealizm ise 'sistem yapısı/anarşi'ye odaklanır.
Sistemin anarşik yapısını vurgulayan seçenekler Neorealisttir ve elenmelidir.

Anahtar Kavram

İnsan Doğası Odaklı Realizm (Ontolojik Temeller)
Soru 129Soru

Neoklasik Realizm'e göre, uluslararası sistemdeki yapısal baskıların (güç dağılımı gibi) her devlette aynı dış politika sonucunu doğurmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik baskıların; devletin iç yapısı, lider algıları ve devlet kapasitesi gibi 'ara değişkenler' (intervening variables) süzgecinden geçerek dış politikaya aktarılması

Cevap

Sistemik baskıların; devletin iç yapısı, lider algıları ve devlet kapasitesi gibi 'ara değişkenler' süzgecinden geçerek dış politikaya aktarılması
Neoklasik realizm, uluslararası sistemin anarşik yapısını (bağımsız değişken) kabul eder ancak bu yapının devlet davranışını doğrudan belirlemediğini savunur. Gideon Rose'un kavramsallaştırdığı üzere, sistemik baskılar 'aktarım kayışı' (transmission belt) denilen bir süreçten geçer. Bu süreçte liderlerin tehdit algısı, devletin toplumdan kaynak devşirme yeteneği (devlet kapasitesi) ve iç siyasi çekişmeler birer 'ara değişken' (intervening variable) olarak işlev görür ve dış politika çıktısını (bağımlı değişken) şekillendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik Realizm'in temel analiz birimini belirlemek
Bağımsız değişken (sistemik yapı) ile bağımlı değişken (dış politika çıktısı) arasında bir köprü kurulması gerektiği anlaşıldı.
Neoklasik realizm, neorealizmin 'sistem her şeyi belirler' anlayışını yetersiz bulur.
2
Süzgeç/Filtre (Ara Değişken) kavramını uygulamak
Sistemik baskıların (tehditler, güç dağılımı) devletin içindeki liderlerin algısı ve devletin bu gücü seferber etme kapasitesi tarafından şekillendirildiği sonucuna varıldı.
Bu durum, neden bazı devletlerin tehditlere karşı 'yetersiz dengeleme' (underbalancing) yaptığını açıklar.

Anahtar Kavram

Ara Değişkenler (Intervening Variables) ve Aktarım Kayışı (Transmission Belt)

Daha Fazla Pratik

Gideon Rose'un 'Neoclassical Realism and Theories of Foreign Policy' makalesindeki bağımsız, bağımlı ve ara değişken ayrımını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 130Soru

Uluslararası sistemin anarşik yapısı gereği devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamazlar. John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, niyet belirsizliğinin hakim olduğu bu ortamda bir devletin güvenliğini tam anlamıyla garanti altına alabilmesi için izlemesi gereken rasyonel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç maksimizasyonu yaparak sistemde mümkün olan en üst (hegemonik) konuma ulaşmaya çalışmak

Cevap

Güç maksimizasyonu yaparak sistemde mümkün olan en üst (hegemonik) konuma ulaşmaya çalışmak
Saldırgan realizmin temel tezi, uluslararası sistemin yapısı nedeniyle devletlerin asla ne kadar güce sahip olurlarsa olsunlar kendilerini tam güvende hissedemeyecekleridir. Bu niyet belirsizliği, rasyonel devletleri rakiplerine karşı avantaj elde etmek için sürekli güçlerini artırmaya (güç maksimizasyonu) ve sistemde hegemonik bir konuma ulaşmaya iter. Çünkü sadece bir hegemon, diğerlerinin saldırısından tamamen korunmuş sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik Varsayımı Belirleme
Saldırgan realizm, anarşiyi ve niyet belirsizliğini temel alır.
Devletlerin neden saldırgan davrandığını anlamak için sistemin yapısına bakılmalıdır.
2
Güvenlik Arayışını Analiz Etme
Devletler hayatta kalmak için güce ihtiyaç duyar ancak 'ne kadar güç' sorusunda savunmacılardan ayrılırlar.
Waltz'a göre 'yeteri kadar güç' yeterliyken, Mearsheimer'a göre sadece 'en fazla güç' güvenliği sağlar.
3
Stratejik Hedefi Tespit Etme
En üst güç seviyesi olan hegemonya, sistemdeki tehditleri minimize eden tek rasyonel hedeftir.
Bir devlet hegemon olduğunda, başka hiçbir devlet ona meydan okuyamaz ve bu durum mutlak güvenliği getirir.

Anahtar Kavram

Güç Maksimizasyonu ve Hegemonya Arayışı

Daha Fazla Pratik

John Mearsheimer'ın 'Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi' eserindeki bölgesel hegemonya ve kara gücü vurgusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 131Soru

E.H. Carr, 19391939 yılında yayımlanan *Yirmi Yıl Krizi* adlı eserinde, liberal-idealist düşüncenin "çıkar uyumu" (harmony of interests) varsayımını sert bir şekilde eleştirerek realizmi bu anlayışa karşı gerekli bir "düzeltici" (corrective) olarak sunar. Ancak Carr, siyaset biliminin sadece bir ifşa sürecinden ibaret olmadığını; realizmin bu "yıkıcı" gücünün bir noktada durması gerektiğini, aksi takdirde "saf realizmin" (pure realism) siyaseti imkansız kılacağını savunur. Buna göre E.H. Carr'ın, realizmin tek başına yeterli bir kuramsal çerçeve sunamayacağına yönelik eleştirisinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her siyasal eylemin bir amaç ve ahlaki bir değer içermek zorunda olması; sadece güce dayalı bir analizin, kitlelerin rızasını kazanabilecek bir vizyon ve gelecek tasarımı sunamaması.

Cevap

Siyasal eylemin sadece güçten ibaret olamayacağını, bir amaç ve ahlaki değer içermesi gerektiğini savunan seçenek doğrudur.
Doğru cevap, Carr'ın siyaset teorisindeki en özgün yanını yansıtmaktadır. Carr, ütopyacılığı eleştirse de realizmin tek başına (saf realizm) bir çıkmaz sokak olduğunu savunur. Ona göre siyaset, hem 'güç' (realite) hem de 'değer' (ütopya) unsurlarının bir bileşimidir. Saf realizm, her şeyi güç ilişkisine indirgediği için kitleleri harekete geçirecek, onlara rıza üretecek ve bir gelecek vizyonu sunacak ahlaki dayanaktan yoksundur. Bu nedenle realizm, ütopyacı varsayımları düzeltmeli ancak siyaseti tamamen ahlaktan arındırmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın realizm tanımını analiz et.
Carr realizmi, ütopyacılığın (idealizmin) boş varsayımlarını yıkan bir "düzeltici" olarak tanımlar.
Realizm, ütopyacıların 'evrensel' dediği ilkelerin aslında güç odaklı çıkarlar olduğunu ifşa eder.
2
Carr'ın "saf realizm" (pure realism) uyarısını incele.
Carr, realizmin tek başına bir gelecek inşa edemeyeceğini, çünkü vizyon ve ahlaki amaç sunamadığını belirtir.
Siyaset sadece olanı (is) değil, olması gerekeni (ought) de sınırlı ölçüde içermelidir.
3
Seçenekler arasında güç-ahlak dengesini vurgulayan ifadeyi bul.
Siyasal eylemin ahlaki bir değer ve amaç içermesi gerektiği vurgusu Carr'ın diyalektiğine uygundur.
Carr'a göre başarılı bir siyaset bilimi, ütopya ve gerçekliğin sentezine dayanmalıdır.

Anahtar Kavram

Realizm ve Ütopya Diyalektiği

Daha Fazla Pratik

Carr'ın 'çıkar uyumu' eleştirisini statüko ve revizyonist devletler arasındaki güç mücadelesi bağlamında tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 132Soru

Bir devletin askeri kapasitesini dramatik şekilde artırmasının ardından, komşu devletlerin bu durumu bir tehdit olarak algılayıp karşı ittifaklar kurması ve söz konusu devletin uluslararası sistemde yalnızlaşması, Kenneth Waltz'ın teorik çerçevesinde sistemin bir 'cezalandırma' mekanizması olarak görülür. Bu yaklaşıma göre rasyonel devletler, sistemik tepkilerden kaçınmak için sınırsız bir güç peşinde koşmak yerine güvenliklerini optimize etmeye ve mevcut konumlarını korumaya odaklanırlar. Bu mantıksal kurgu üzerine inşa edilen ve devletlerin 'statükocu' (status quo) bir dış politika izlemesinin daha rasyonel olduğunu savunan teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savunmacı Realizm (Defansif Realizm)

Cevap

Savunmacı Realizm (Defansif Realizm)
Savunmacı realizm, uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri saldırgan olmaya değil, temkinli olmaya ittiğini savunur. Kenneth Waltz'a göre, bir devletin gücünü gereğinden fazla artırması diğer devletlerin ona karşı dengeleme ittifakları kurmasına (punishment) yol açar. Bu nedenle rasyonel devletler, güvenliklerini optimize etmek için statükoyu korumayı tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen anahtar kavramları (güvenlik maksimizasyonu, sistemik cezalandırma, statüko, Kenneth Waltz) belirleyin.
Bu kavramların neorealizmin bir alt dalına ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Teorik ayrımı yapabilmek için kuramın temel varsayımlarını tanımlamak gerekir.
2
Dengeleme (balancing) mekanizmasının devletleri aşırı güç biriktirmekten neden alıkoyduğunu analiz edin.
Aşırı güç biriktiren devletlerin sistem tarafından dengelenerek cezalandırıldığı görülür.
Saldırgan realizm ile savunmacı realizm arasındaki temel fark, sistemin revizyonist davranışlara verdiği tepkidir.
3
Bu mantığı 'Savunmacı Realizm' seçeneği ile eşleştirin.
Doğru yaklaşım belirlenmiş olur.
Savunmacı realizm, rasyonel devletlerin bekalarını korumak için sınırlı ve uygun güç seviyelerini tercih ettiğini öngörür.

Anahtar Kavram

Savunmacı realizmde anarşinin devletleri güvenlik odaklı ve statükocu davranmaya itmesi; sistemik cezalandırma (balancing) korkusu.

Daha Fazla Pratik

Kenneth Waltz'ın 'Uluslararası Politika Teorisi' eserinde belirttiği sistemik kısıtlar ile John Mearsheimer'ın 'Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi' eserindeki güç arayışı arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:50s
Soru 133Soru

Hans Morgenthau, 'Uluslararası Politika' adlı eserinde siyasal gerçekçiliği rasyonel bir kuram olarak inşa ederken 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' (interest defined as power) kavramını merkezi bir konuma yerleştirir. Ancak Morgenthau, bu kavramın hem analitik bir araç hem de tarihsel bir gerçeklik olarak taşıdığı nitelikleri tanımlarken belirli nüanslara dikkat çeker.

Buna göre, Morgenthau’nun siyasal gerçekçilik kuramı çerçevesinde çıkarın mahiyeti ve siyasal alanın sınırları hakkında yapılabilecek en isabetli değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkar kategorisi, siyasal alanın özerkliğini sağlayan nesnel ve kalıcı bir ölçüt olmakla birlikte; bu çıkarın somut içeriği, siyasal ve kültürel bağlamın evrimiyle birlikte değişkenlik arz eder.

Cevap

Çıkar kategorisi, siyasal alanın özerkliğini sağlayan nesnel ve kalıcı bir ölçüt olmakla birlikte; bu çıkarın somut içeriği, siyasal ve kültürel bağlamın evrimiyle birlikte değişkenlik arz eder.
Doğru olan değerlendirme, Morgenthau'nun ikinci, üçüncü ve altıncı ilkelerini sentezleyen yaklaşımdır. İkinci ilke, çıkarın güçle tanımlanmasının rasyonel ve nesnel bir 'kategori' olduğunu savunur. Üçüncü ilke, bu kategorinin 'somut içeriğinin' (örneğin güç unsurlarının askeri mi, ekonomik mi yoksa kültürel mi olacağı) tarihsel süreçte değişebileceğini belirtir. Altıncı ilke ise, bu çıkar odaklı bakışın siyasal alanı hukuk ve ekonomi gibi diğer disiplinlerden bağımsız ve 'özerk' kılan temel unsur olduğunu vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun ikinci ilkesini analiz et.
Siyasal gerçekçiliğin 'çıkar' kavramını 'güç' ile tanımlayarak nesnel bir analiz zemini sunduğu belirlenir.
Teorinin rasyonel bir haritaya sahip olması için değişmez bir çıkış noktasına ihtiyacı vardır.
2
Üçüncü ilkeyi çıkar tanımıyla ilişkilendir.
Çıkar kavramının özünün (kategori olarak) sabit kalmasına rağmen, içeriğinin (neye çıkar dendiğinin) tarihsel ve kültürel olarak değişebileceği saptanır.
Realizmin statik bir teori olduğu eleştirisine karşı bu ilke dinamizm sağlar.
3
Altıncı ilke ile disipliner sınırları belirle.
Güç terimiyle tanımlanan çıkarın, siyaseti ekonomi, hukuk ve ahlak gibi diğer alanlardan ayıran temel 'özerklik' kriteri olduğu görülür.
Siyasetin kendine has bir mantığı ve rasyonalitesi olduğunu kanıtlamak gerekir.
4
Tüm bu sentezi seçeneklerde ara.
Çıkarın hem kalıcı bir kategori (nesnel ölçüt) hem de değişken bir içeriğe sahip olduğunu belirten ifade doğru kabul edilir.
Morgenthau'nun teorisindeki nesnellik ile tarihselcilik arasındaki dengeyi yansıtır.

Anahtar Kavram

Güç Terimiyle Tanımlanan Çıkarın Dinamik Yapısı ve Özerkliği
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 134Soru

Uluslararası sistemdeki güç dağılımı (bağımsız değişken) ile devletlerin somut dış politika tercihleri (bağımlı değişken) arasındaki etkileşimi analiz eden Neoklasik Realizm; sistemik baskıların dış politikaya aktarılmasında bir "iletişim bandı" (transmission belt) görevi gören içsel unsurlara odaklanır. Bu teorik çerçevede, bir devletin sahip olduğu toplam ulusal kaynakları dış politika amaçları doğrultusunda mobilize edebilme yeteneği, dış politikadaki başarıyı veya "yetersiz dengeleme" (underbalancing) gibi sapmaları belirleyen en kritik unsurdur.

Bu bilgiler ışığında, Neoklasik Realizmde sistemik baskıların dış politika çıktılarına dönüşmesini sağlayan veya engelleyen temel ara değişken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin içsel kapasitesi ve toplumsal kaynakları seferber etme gücü

Cevap

Devletin içsel kapasitesi ve toplumsal kaynakları seferber etme gücü
Neoklasik Realizm, Kenneth Waltz'un Yapısal Realizminin (Neorealizm) dış politikayı açıklamakta yetersiz kaldığını; çünkü uluslararası sistemden gelen baskıların her devlette farklı bir dış politika sonucu doğurduğunu savunur. Bu farkın nedeni, sistemik baskıların devletin iç yapısındaki 'ara değişkenler' tarafından filtrelenmesidir. En temel ara değişkenlerden biri olan 'devlet kapasitesi', bir yönetimin ülkenin kaynaklarını dış politika amaçları doğrultusunda mobilize edebilme gücünü ifade eder. Eğer devlet kapasitesi düşükse veya elitler arasında görüş ayrılığı varsa, devlet sistemik tehditlere rağmen rasyonel dengeleme yapamaz, bu da 'yetersiz dengeleme' (underbalancing) durumuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizm ile Neoklasik Realizm arasındaki farkı analiz etme
Neorealizmin devleti bir 'siyah kutu' olarak gördüğü, Neoklasik Realizmin ise devletin iç yapısını bir 'filtre' olarak kabul ettiği sonucuna varılır.
Teorinin temel varsayımını belirlemek için gereklidir.
2
Ara değişkenlerin (intervening variables) rolünü tanımlama
Sistemik baskıların (güç dağılımı gibi) dış politikaya aktarılmasını sağlayan mekanizmanın lider algıları ve devlet kapasitesi olduğu belirlenir.
Soruda sorulan 'yetersiz dengeleme' olgusunun nedenini anlamak için gereklidir.
3
Milli güç ile devlet gücü ayrımını yapma
Bir devletin sahip olduğu toplam kaynakların (milli güç), ancak içsel bir mobilizasyon kapasitesi (devlet gücü) varsa dış politikada etkili olabileceği sonucuna ulaşılır.
Doğru ara değişkeni tanımlamak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Neoklasik Realizm'de Devlet Kapasitesi ve Ara Değişkenler

Daha Fazla Pratik

Randall Schweller'ın 'Underbalancing' teorisini ve Gideon Rose'un 'Neoklasik Realizm' terimini ilk kez kullandığı makaleyi inceleyerek ara değişkenlerin çeşitlerini (lider algıları, devlet kapasitesi vb.) karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 135Soru

E.H. Carr, realizmin ütopyacılığa yönelik bir "düzeltici" (corrective) olduğunu savunurken, uluslararası siyasette sıklıkla dile getirilen "evrensel ahlak" ve "çıkar uyumu" gibi ilkelerin doğasına ilişkin sert bir eleştiri getirmiştir. Carr'a göre, bu tür ilkelerin uluslararası politikadaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut statükodan çıkarı olan baskın devletlerin, kendi politikalarını etik bir kılıf altında meşrulaştırmak için kullandıkları bir ideolojik araç olması

Cevap

Mevcut statükodan çıkarı olan baskın devletlerin, kendi politikalarını etik bir kılıf altında meşrulaştırmak için kullandıkları bir ideolojik araç olması
E.H. Carr, 19391939 yılında yayımlanan "Yirmi Yıl Krizi" eserinde, uluslararası alanda evrensel olduğu iddia edilen ahlak kurallarının aslında tarafsız olmadığını savunur. Ona göre, mevcut uluslararası düzenden en çok yarar sağlayan devletler, kendi özel çıkarlarını "tüm insanlığın ortak çıkarı" veya "evrensel etik" gibi sunarak statükoyu meşrulaştırırlar. Bu durum, realizmin ütopyacı varsayımlara getirdiği en temel eleştirel düzeltmelerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Carr'ın ütopyacılık eleştirisinin temelini belirleme
Carr'ın, idealistlerin "evrensel ahlak" iddialarını taraflı bulduğunun saptanması
Sorunun çözüm anahtarı Carr'ın ahlak ve güç arasındaki ilişkiye bakışıdır.
2
"Çıkar uyumu" (harmony of interests) kavramını analiz etme
Bu kavramın aslında statüko güçlerinin (İngiltere ve ABD gibi) çıkarlarını yansıttığının anlaşılması
Carr, ahlaki söylemlerin arkasındaki gizli siyasal amaçları deşifre eder.
3
Ahlakın işlevini sonuçlandırma
Evrensel ahlakın, egemenlerin politikasını tüm dünyanın ortak çıkarı gibi gösterme aracı olduğunun belirlenmesi
Realist perspektifte ahlakın ideolojik bir maske olarak kullanılması Carr'ın en özgün katkılarındandır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Ahlakın İdeolojik Niteliği ve Statüko Eleştirisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 136Soru

Kenneth Waltz, *Uluslararası Siyaset Teorisi* (Theory of International Politics) adlı eserinde sistemin yapısı ile istikrar arasındaki ilişkiyi incelerken, iki kutuplu (bipolar) sistemlerin çok kutuplu (multipolar) sistemlerden daha istikrarlı olduğunu ileri sürer. Ona göre bu istikrar, sistemin yapısının devletlerin davranışları üzerindeki 'belirsizliği' nasıl yönettiği ve stratejik hesaplamaları nasıl netleştirdiğiyle doğrudan ilgilidir.

Kenneth Waltz’ın bu yapısal analizine göre, iki kutuplu sistemlerde 'yanlış hesaplama' (miscalculationmiscalculation) ihtimalini düşürerek savaşı daha az olası kılan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttifakların katı (rigid) olması sayesinde hangi devletin kimin yanında duracağının önceden kesin olarak bilinmesi

Cevap

İki kutuplu sistemlerde ittifakların katı (rigid) olması sayesinde belirsizliğin azalması ve yanlış hesaplama riskinin düşmesi
Waltz'a göre iki kutuplu sistemlerin temel avantajı stratejik netliktir. Çok kutuplu sistemlerde ittifaklar her an değişebileceği için devletler, bir kriz anında kimin yanlarında yer alacağını veya kimin karşı tarafa geçeceğini kestiremezler. Bu belirsizlik 'yanlış hesaplamaya' (miscalculation) ve dolayısıyla savaşa yol açar. İki kutuplu sistemlerde ise ittifaklar katıdır; taraflar bellidir ve devletler stratejilerini bu netlik üzerine kurarlar. Bu durum sistemin istikrarını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'ın sistemik istikrar analizini hatırla.
Waltz'a göre iki kutuplu sistemler (bipolar), çok kutuplu (multipolar) sistemlere göre daha istikrarlıdır.
İstikrar, sistemdeki büyük güç sayısının azalmasıyla birlikte stratejik netliğin artmasına dayanır.
2
İki kutuplu ve çok kutuplu sistemlerdeki ittifak yapısını karşılaştır.
Çok kutuplu sistemlerde ittifaklar esnektir (devletler taraf değiştirebilir), iki kutuplu sistemlerde ise ittifaklar katıdır (bloklar bellidir).
Esnek ittifaklar belirsizliği artırarak devletlerin birbirlerinin niyetlerini 'yanlış hesaplamasına' (miscalculationmiscalculation) neden olur.
3
Yanlış hesaplama (miscalculationmiscalculation) ve istikrar arasındaki bağı kur.
İki kutuplu sistemde ittifakların katı olması, kimin kiminle savaşacağını netleştirir ve devletlerin yanlış tahminlerle savaşa sürüklenmesini engeller.
Bu durum, stratejik esnekliğin ittifaklardan ziyade devletlerin kendi iç kapasitelerine (dahili dengeleme) kaymasını sağlar.

Anahtar Kavram

Sistemik İstikrar ve Kutupluluk (Bipolarite vs Multipolarite)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 137Soru

Kenneth Waltz, "Uluslararası Siyaset Teorisi" adlı çalışmasında, uluslararası politikayı açıklayan bir "kuram" oluşturma sürecinde indirgemeci (reductionist) yaklaşımların dışlanması gerektiğini ileri sürer. Waltz'a göre bu tür yaklaşımlar, bütünün özelliklerini sadece parçaların özelliklerine bakarak açıklamaya çalıştıkları için yetersizdir. Buna göre Waltz'ın perspektifinden, uluslararası politikayı "sistemik" düzeyde ele alan bir kuramın temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası yapının, devletlerin niteliklerinden bağımsız olarak, birimlerin davranışlarını kısıtlayan ve belirli sonuçları dayatan etkisini açıklaması

Cevap

Uluslararası sistemin yapısının, devletlerin iç özelliklerinden bağımsız olarak birimlerin davranışlarını kısıtlama ve şekillendirme gücünü açıklamasıdır.
Waltz, bilimsel bir uluslararası siyaset kuramının, devletlerin iç yapılarından (birim düzeyinden) bağımsız bir 'sistem' düzeyi tanımlaması gerektiğini savunur. Doğru cevapta belirtilen, yapının birimlerin niyetlerinden bağımsız olarak sonuçları dayatması ifadesi, Waltz'ın anarşik yapının devletleri 'sosyalleşme' ve 'rekabet' mekanizmalarıyla benzer davranışlara zorladığı argümanıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'ın "indirgemeci" (reductionist) ve "sistemik" kuram ayrımını analiz etme
İndirgemeci kuramların devletin içine (rejim, lider, ideoloji), sistemik kuramın ise sistemin yapısına (anarşi, yetenek dağılımı) odaklandığı saptanır.
Waltz, uluslararası sonuçların devletlerin niyetlerinden farklı çıkabildiğini, bunun da ancak yapısal kısıtlarla açıklanabileceğini savunur.
2
Seçeneklerdeki kuramsal odak noktalarını eşleştirme
Doğru yanıtın birimlerden (devletlerden) bağımsız, yapısal kısıtlamalara atıf yapması gerektiği belirlenir.
Sistemik düzey, parçaların toplamından farklı bir bütünsel etkiyi ifade eder.

Anahtar Kavram

Sistemik Kuram (Systemic Theory) vs. İndirgemeci Kuram (Reductionist Theory)

Daha Fazla Pratik

Waltz'ın savunmacı realizmi ile Mearsheimer'ın saldırgan realizmi arasındaki güç maksimizasyonu farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 138Soru

Neorealist (yapısal realist) kuramcı Joseph Grieco'ya göre devletler, sadece rasyonel fayda maksimizasyonu yapan aktörler değil, aynı zamanda "savunmacı konumsalcılar" (defensive positionalists) olarak hareket ederler. Bu kavramsallaştırma bağlamında, devletlerin bir iş birliği sürecinde partnerinin kendisinden daha fazla kazanç elde etmesine karşı direnç göstermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Partnerin elde ettiği oransal fazla kazancın gelecekte askeri bir kapasiteye dönüştürülerek güvenlik tehdidi oluşturma riski

Cevap

Partnerin elde ettiği oransal fazla kazancın gelecekte askeri bir kapasiteye dönüştürülerek güvenlik tehdidi oluşturma riski taşıması nedeniyle devletler göreli kazanca odaklanır.
Joseph Grieco'nun Neorealist perspektiften sunduğu temel argüman, uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin 'savunmacı konumsalcı' olduğudur. Bu durumda devletler, bir iş birliğinden her iki taraf da karlı çıksa bile (mutlak kazanç), partnerinin kendisinden daha fazla kazanç elde etmesinden çekinirler. Bunun temel nedeni, elde edilen bu artı kapasitenin gelecekte güç dengesini bozarak devletin güvenliği için bir tehdit oluşturabileceği endişesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealist varsayımları tanımlama
Anarşik bir sistemde devletlerin temel amacı hayatta kalmaktır (survival).
Tartışmanın zemini olan anarşi kavramını netleştirmek gerekir.
2
Grieco'nun 'savunmacı konumsalcı' kavramını analiz etme
Devletler iş birliği yaparken sadece 'ben ne kazandım' demez, 'partnerim benden ne kadar fazla kazandı' sorusunu sorar.
Neorealistlerin neden mutlak kazançla yetinmediğini anlamak için bu kavram kritiktir.
3
Güç ve kapasite ilişkisini kurma
Bugünkü ekonomik veya teknolojik kazanç farkı (Ga>GbG_a > G_b), yarının askeri güç farkına dönüşebilir.
Göreli kazanç endişesinin nihai nedeninin güvenlik/beka olduğunu belirlemek cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains) ve Savunmacı Konumsalcılık

Daha Fazla Pratik

Neorealist ve Neoliberal kuramların uluslararası rejimlere bakış açılarını karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 139Soru

Kenneth Waltz, uluslararası sistemin yapısının devletlerin davranışlarını kısıtladığını ve onları belirli yönlere sevk ettiğini savunur. Ona göre, devletlerin iç yapıları, ideolojileri veya rejimleri ne kadar farklı olursa olsun, anarşik bir sistemde hayatta kalabilmek için benzer işlevleri yerine getirmeleri ve benzer stratejik tercihler yapmaları beklenir. Buna göre, Kenneth Waltz'un yapısal realizm kuramında, uluslararası sistemdeki devletlerin benzer davranış kalıpları geliştirmesine ve birbirlerine benzemelerine (sameness) neden olan iki temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyalleşme ve rekabet

Cevap

Waltz'un yapısal realizm kuramında devletlerin benzer davranışlar sergilemesine yol açan süreçler sosyalleşme ve rekabettir.
Sosyalleşme ve rekabet süreçleri, Waltz'un teorisinde uluslararası yapının birimler (devletler) üzerindeki etkisini açıklayan temel mekanizmalardır. Sosyalleşme, devletlerin sistem içindeki etkileşimleri sonucunda başarılı olan davranış kalıplarını benimsemelerini ifade ederken; rekabet, verimsiz veya hatalı davranan devletlerin sistem tarafından cezalandırılması veya elenmesi riskine karşı bir disiplin mekanizması işlevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Soru Kenneth Waltz'un Neorealizm (Yapısal Realizm) kuramındaki 'sistemik kısıtlamalar' ve 'davranışsal benzerlik' üzerine kuruludur.
Waltz, devletlerin neden iç yapılarından bağımsız olarak benzer davrandığını açıklamak ister.
2
Mekanizmaları tanımla
Waltz, 'Theory of International Politics' eserinde devletleri birbirine benzeten iki temel süreci 'sosyalleşme' (socialization) ve 'rekabet' (competition) olarak tanımlar.
Anarşi altındaki devletler, hayatta kalan başarılı devletlerin davranışlarını taklit eder (sosyalleşme) ve sistemde kalabilmek için güçlerini optimize etmek zorundadır (rekabet).

Anahtar Kavram

Sosyalleşme ve Rekabet (Socialization and Competition)

Daha Fazla Pratik

Waltz'un savunmacı realizm yaklaşımı ile Mearsheimer'ın saldırgan realizm yaklaşımını güç ve güvenlik arayışı temelinde karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 140Soru

Uluslararası ilişkiler teorilerinden biri olan savunmacı realizme (defansif realizm) göre; uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri güç peşinde koşmaya zorlasa da, devletlerin temel amacı güç maksimizasyonu değil, güvenliklerini korumaktır. Buna göre, savunmacı realizm perspektifinden devletlerin sistem içindeki temel dış politika davranışı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut durumu (statüko) korumaya odaklanarak dengeleyici bir tutum sergilemek

Cevap

Mevcut durumu (statüko) korumaya odaklanarak dengeleyici bir tutum sergilemek
Savunmacı realizm (Kenneth Waltz), uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri saldırgan olmaya değil, mevcut konumlarını korumaya (statükoculuk) ve dengeleyici ittifaklar kurmaya teşvik ettiğini savunur. Çünkü aşırı güçlenen bir devlet, diğer devletlerin birleşerek kendisine karşı bir güç dengesi oluşturmasına neden olur (sistemik cezalandırma).

Adım Adım Çözüm

1
Teorinin temel motivasyonunu belirle
Savunmacı realizmde temel amaç güç artırmak değil, hayatta kalmak ve güvenliği sağlamaktır (Security Maximization).
Teori, devletlerin sistem içindeki konumlarını koruma isteğini vurgular.
2
Dış politika davranışını saptan
Devletler, güvenliklerini riske atacak saldırgan eylemlerden kaçınarak dengelemeyi (balancing) esas alırlar.
Aşırı güç arayışının sistem tarafından cezalandırılacağı ve karşı ittifaklara yol açacağı düşünülür.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Statükoculuk

Daha Fazla Pratik

Kenneth Waltz'un 'Theory of International Politics' kitabındaki güç dengesi kavramını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 7 / 26Sonraki
Realizm ve Neorealizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 7 | Examkin