Selektif inhibitörlerinin (koksibler) uzun süreli kullanımında gözlenen kardiyovasküler trombotik olay riskindeki artış, pro-trombotik ve anti-trombotik eikozanoidler arasındaki dengenin bozulmasına dayandırılmaktadır. Bu klinik durumun temelinde yatan patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde açıklanmıştır?
- ATrombositlerde bulunan enziminin inhibisyonu sonucu, sentezinin baskılanması ve etkisinin dominant hale gelmesi
- Endotel hücrelerinde tarafından üretilen anti-agregan sentezinin azalması, buna karşın trombositlerde aracılı pro-agregan sentezinin etkilenmemesiCevap
- CBöbreklerde inhibisyonuna bağlı olarak lökotrien sentezinin artması ve buna sekonder gelişen sistemik vazokonstriksiyon
- DVasküler düz kaslarda reseptörlerinin aşırı uyarılması sonucu gelişen koroner vazospazm ve miyokardiyal iskemi
- EPlazma proteinlerine bağlanan koksiblerin, düşük doz aspirinin üzerindeki asetilleme etkisini kompetitif olarak engellemesi
Cevap
Endotel hücrelerinde aracılı sentezinin azalması ile trombositlerdeki aracılı sentezinin korunması sonucu dengenin tromboz lehine bozulmasıdır.
Kardiyovasküler sistemde denge, trombositlerden salınan agregasyon yapıcı ( kaynaklı) ile endotelden salınan agregasyon önleyici ( ve özellikle kaynaklı) arasındadır. Selektif inhibitörleri, endoteldeki koruyucu mekanizmayı baskılayıp trombositlerdeki aktive edici mekanizmaya dokunmadığı için tromboz riskini artırır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Trombositlerdeki ve endoteldeki arasındaki fonksiyonel denge.
Daha Fazla Pratik
Düşük doz aspirinin neden sadece sentezini kalıcı olarak inhibe ettiğini (trombositlerin çekirdeksiz olması ve yeni enzim sentezleyememesi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s