Gastrointestinal Sistem Farmakolojisi

177 soru

Soru 161Soru

Sisplatin içeren yüksek emetojenik kemoterapi rejimi uygulanan ve eşlik eden kronik hastalıkları nedeniyle varfarin tedavisi alan bir hastada, gecikmiş (delayed) faz bulantı-kusmayı önlemek amacıyla tedaviye aprepitant eklenmiştir. Tedavinin 1. haftasında yapılan kontrolde hastanın INRINR (International Normalized Ratio) değerinde klinik olarak anlamlı bir düşüş saptanmıştır. Bu ilaç etkileşiminin altında yatan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CYP2C9CYP2C9 enzim indüksiyonu

Cevap

Aprepitant'ın CYP2C9CYP2C9 enzimini indüklemesi sonucu varfarin metabolizmasının artması ve INRINR değerinin düşmesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, aprepitantın CYP2C9CYP2C9 enzimi üzerindeki indükleyici etkisini vurgulamaktadır. Aprepitant bir nörokinin-1 (NK1NK_1) reseptör antagonistidir ve kemoterapiye bağlı gecikmiş kusmada oldukça etkilidir. Farmakokinetik olarak, aprepitant CYP3A4CYP3A4 enzimini inhibe ederek bu enzimle yıkılan ilaçların (örneğin deksametazon, metilprednizolon) düzeyini artırırken; CYP2C9CYP2C9 enzimini indükleyerek bu yolla yıkılan varfarin gibi ilaçların plazma düzeyini ve klinik etkisini (INRINR düşüşü) azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın aldığı ilaçları ve gelişen durumu analiz et.
Hasta aprepitant (bir NK1NK_1 antagonisti) ve varfarin kullanıyor; INRINR değeri düşmüş (antikoagülan etki azalmış).
INRINR düşüşü, varfarin düzeyinin azaldığını veya metabolizmasının hızlandığını gösterir.
2
Aprepitant'ın metabolik etkilerini gözden geçir.
Aprepitant kompleks bir profile sahiptir: CYP3A4CYP3A4'ü inhibe ederken, CYP2C9CYP2C9 ve CYP3A4CYP3A4 enzimlerini indükleyebilir.
Bu 'mikst' etkileşim profili, farklı ilaç gruplarıyla farklı sonuçlar doğurur.
3
Varfarin metabolizmasından sorumlu enzimi belirle.
Varfari'nin güçlü izomeri olan S-varfarin, esas olarak CYP2C9CYP2C9 enzimi tarafından metabolize edilir.
Enzim etkileşimlerini yorumlamak için hedef ilacın yıkım yolunu bilmek gerekir.
4
Mekanizmaları birleştir.
Aprepitant kullanımı sonrası tetiklenen CYP2C9CYP2C9 indüksiyonu, varfarin yıkımını artırarak plazma düzeyini düşürür ve INRINR kaybına yol açar.
Soruda belirtilen klinik tablo (INR düşüşü) sadece indüksiyon mekanizması ile açıklanabilir.

Anahtar Kavram

Aprepitant, CYP3A4CYP3A4 enzimini inhibe ederken (deksametazon dozu bu yüzden azaltılır), CYP2C9CYP2C9 enzimini indükleyerek varfarin gibi ilaçların etkisini azaltır.

Daha Fazla Pratik

Aprepitant'ın oral kontraseptifler üzerindeki etkisinin de CYP3A4CYP3A4 indüksiyonu nedeniyle etkinlik kaybı şeklinde olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 162Soru

Peptik ülser nüksü nedeniyle değerlendirilen ve yapılan farmakogenetik analizde CYP2C19 genotipi açısından 'hızlı metabolizör' (extensive metabolizer) olduğu saptanan bir hastada, standart doz Omeprazol tedavisi ile intragastrik pH kontrolünün yetersiz kaldığı gözlenmiştir. Hekim, hastanın genetik profilinden kaynaklanan tedavi başarısızlığını aşmak amacıyla, biyotransformasyonu önemli ölçüde CYP izoenzimlerinden bağımsız olarak, non-enzimatik redüksiyon yoluyla gerçekleşen bir proton pompası inhibitörüne geçiş yapmayı planlamaktadır.

Bu farmakokinetik özelliğe sahip olan ve bu hasta için tercih edilmesi en uygun ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rabeprazol

Cevap

Rabeprazol
Rabeprazol, diğer proton pompası inhibitörlerinden (PPI) farklı olarak metabolizmasının önemli bir kısmını (%80'e varan oranda) CYP450 enzim sisteminden bağımsız, non-enzimatik redüksiyon yoluyla gerçekleştirir. Bu özellik, Rabeprazol'ü CYP2C19 genetik polimorfizmlerinden (hızlı veya yavaş metabolizör durumu) en az etkilenen PPI yapar. Soruda belirtilen 'hızlı metabolizör' hastada Omeprazol'ün hızlı yıkımı nedeniyle tedavi başarısızlığı yaşanmıştır; bu durumda farmakokinetik profili genetikten bağımsız olan Rabeprazol en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki klinik problemi ve kısıtlamayı analiz et.
Hasta 'hızlı metabolizör' (CYP2C19 aktivitesi yüksek) ve Omeprazol tedavisi başarısız. CYP enzimlerinden bağımsız (non-enzimatik) metabolize olan bir PPI aranıyor.
CYP2C19 aktivitesinin yüksek olması, bu yolla yıkılan ilaçların (Omeprazol gibi) plazma düzeyini ve etkinliğini düşürür.
2
Seçeneklerdeki ilaçların metabolizma yollarını değerlendir.
Lansoprazol, Pantoprazol ve Esomeprazol ağırlıklı olarak CYP2C19 ile metabolize olur. Simetidin bir H2 blokerdir. Rabeprazol ise büyük ölçüde non-enzimatik redüksiyonla metabolize olur.
Rabeprazol'ün tiyoeter türevine non-enzimatik dönüşümü, genetik polimorfizmlerden etkilenmesini minimuma indirir.
3
Doğru ilacı seç.
Rabeprazol.
Genetik polimorfizmden en az etkilenen ve non-enzimatik klirensi yüksek olan ajan Rabeprazol'dür.

Anahtar Kavram

Proton Pompası İnhibitörlerinin (PPI) Farmakokinetik Farklılıkları ve Genetik Polimorfizm Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 163Soru

İnflamatuar bağırsak hastalığı tedavisinde kullanılan sülfasalazin, gastrointestinal sistemde emilmeden kolona kadar ilerler ve burada bakteriyel enzimler aracılığıyla azo bağının koparılmasıyla iki ana bileşene ayrılır.

Buna göre, sülfasalazinin parçalanmasıyla oluşan ve intestinal mukozada lokal antiinflamatuar etki gösteren temel bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 55-aminosalisilik asit

Cevap

Sülfasalazinin kolonda parçalanmasıyla açığa çıkan aktif antiinflamatuar bileşen 55-aminosalisilik asittir (55-ASA / Mezalamin).
Sülfasalazin molekülü, aktif bileşen olan 55-aminosalisilik asit (55-ASA) ile taşıyıcı bileşen olan sülfapiridinin azo bağı ile birleşmesinden oluşur. Kolondaki bakteriler tarafından salgılanan azoredüktaz enzimi bu bağı kopararak 55-ASA'yı serbest bırakır. Serbest kalan 55-ASA, barsak duvarında lokal olarak siklooksijenaz ve lipooksijenaz yolaklarını inhibe ederek antiinflamatuar etki gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın yapısını analiz et.
Sülfasalazin, 55-aminosalisilik asit (55-ASA) ve sülfapiridinin bir azo bağı ile bağlanmasından oluşur.
Sülfasalazin bir ön ilaçtır (prodrug).
2
Metabolizma bölgesini belirle.
İlaç kolona ulaştığında bakteriyel azoredüktaz enzimi devreye girer.
Azo bağının kopması için kolondaki bakteriyel flora gereklidir.
3
Aktif ve taşıyıcı bileşenleri ayırt et.
55-ASA lokal etki gösterirken, sülfapiridin emilir ve yan etkilerden sorumlu olur.
İBH'deki terapötik başarı mukozaya doğrudan temas eden 55-ASA ile sağlanır.

Anahtar Kavram

Sülfasalazin bir ön ilaç olup, kolonda bakteriyel azoredüktaz ile parçalanarak aktif olan 55-aminosalisilik asidi (55-ASA) serbest bırakır.
Soru 164Soru

Kronik konstipasyon nedeniyle tedavi gören 7272 yaşında, yutma güçlüğü (disfaji) olan bir hastada kullanılan; dışkıyı kayganlaştırarak pasajı kolaylaştıran ancak uzun süreli kullanımda A,D,EA, D, E ve KK vitaminlerinin emilimini azaltabilen ve aspirasyon durumunda lipid pnömonisine yol açabilen laksatif ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı vazelin

Cevap

Sıvı vazelin (mineral yağ), lubrikan etkisiyle dışkı pasajını kolaylaştıran ancak aspirasyon riski ve yağda çözünen vitaminlerin malabsorpsiyonuna neden olabilen ajandır.
Sıvı vazelin, lümende su emilimini geciktiren ve dışkıyı kayganlaştıran bir lubrikan ajandır. Disfajisi olan yaşlı hastalarda veya çocuklarda aspirasyon durumunda akciğerlerde fagositoz edilemediği için kronik inflamasyona ve lipid pnömonisine neden olur. Ayrıca yağda çözünen vitaminlerin emilimini bozar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve ilacın yan etkilerini değerlendiriniz.
Disfajisi olan bir hastada aspirasyon riski yüksektir; lipid pnömonisi mineral yağ (sıvı vazelin) için spesifik bir komplikasyondur.
Yağ yapısındaki maddelerin akciğere kaçması ciddi inflamatuar yanıta yol açar.
2
İlacın emilim üzerindeki etkilerini inceleyiniz.
Sıvı vazelin yağ yapısında olduğu için yağda çözünen vitaminleri (A,D,E,KA, D, E, K) kendi içinde hapseder ve emilimlerini bozar.
Bu vitaminlerin gastrointestinal kanaldan emilebilmesi için miseller içine girmesi gerekir, yağlı bir tabaka bunu engeller.

Anahtar Kavram

Lubrikan laksatiflerin (Sıvı vazelin) mekanizması ve aspirasyon riski/vitamin malabsorpsiyonu ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Diğer laksatif sınıflarının (özellikle ozmotiklerin) elektrolit dengesi üzerindeki etkilerini gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Aspirasyon riski ve lipid pnömonisi anahtar kelimelerini 'Sıvı Vazelin' ile eşleştirmek en hızlı çözüm yoludur.
Tahmini Süre:50s
Soru 165Soru

4545 yaşında diyabetik gastroparezi tanılı bir hastada mide boşalmasını hızlandırmak amacıyla metoklopramid tedavisi başlanıyor. Bu ilacın gastrointestinal sistem motilitesini artırıcı prokinetik etkisi, temel olarak aşağıdaki mekanizma çiftlerinden hangisi aracılığıyla gerçekleşir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D2D_2 reseptör antagonizması ve 5HT45-HT_4 reseptör agonizması

Cevap

Metoklopramid, prokinetik etkisini temel olarak D2D_2 reseptör antagonizması ve 5HT45-HT_4 reseptör agonizması yoluyla asetilkolin salınımını artırarak gösterir.
Metoklopramid, gastrointestinal sistemdeki miyenterik pleksusta bulunan kolinerjik motor nöronlar üzerindeki presinaptik inhibitör D2D_2 reseptörlerini bloke eder ve uyarıcı 5HT45-HT_4 reseptörlerini aktive eder. Bu iki mekanizmanın birleşimi, düz kaslara asetilkolin salınımını artırarak mide boşalmasını ve bağırsak geçişini hızlandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Metoklopramidin gastrointestinal sistemdeki hücresel etki mekanizmasını tanımlamak.
İlacın periferik kolinerjik sinir uçlarında asetilkolin (AChACh) salınımını artırdığı belirlenir.
Prokinetik etki, düz kasların kasılmasını sağlayan asetilkolinin sinaptik aralıkta artırılmasına dayanır.
2
Asetilkolin salınımını artıran spesifik reseptör etkileşimlerini ayırt etmek.
Miyenterik pleksus üzerindeki inhibitör etkili D2D_2 reseptörlerinin blokajı ve uyarıcı etkili 5HT45-HT_4 reseptörlerinin aktivasyonu gerçekleşir.
Bu çift mekanizma, metoklopramidi sadece D2D_2 blokajı yapan domperidondan ayıran ve daha güçlü prokinetik etki sağlayan temel özelliktir.

Anahtar Kavram

Metoklopramid, kolinerjik nöronlar üzerindeki inhibitör dopaminerjik tonusu kırarak ve serotonerjik uyarıyı artırarak motiliteyi hızlandırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 166Soru

Klinik kullanımda olan pek çok antasit preparatı, alüminyum hidroksit ve magnezyum hidroksit bileşiklerini belirli oranlarda bir arada içerir. Bu iki farklı antasit bileşiğinin aynı preparat içerisinde kombine edilmesinin en önemli gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her iki ajanın gastrointestinal kanal motilitesi üzerindeki zıt etkilerini dengeleyerek konstipasyon ve diyare oluşumunu önlemek

Cevap

Alüminyum ve magnezyum bileşiklerinin zıt gastrointestinal etkilerini dengeleyerek defekasyon alışkanlığındaki bozulmaları en aza indirmek en temel amaçtır.
Farmakolojik olarak alüminyum bileşikleri gastrointestinal kanalda motiliteyi azaltarak konstipasyona (kabızlık) neden olurken, magnezyum bileşikleri ozmotik etkileriyle su tutulumunu artırarak diyareye (ishal) yol açar. Bu iki ajanın tek bir formülasyonda birleştirilmesindeki temel amaç, bu zıt etkilerin birbirini kompanse etmesini sağlayarak hastanın dışkılama düzenini korumaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Antasitlerin bireysel yan etki profillerini değerlendir
Alüminyum hidroksitin konstipasyona, magnezyum hidroksitin ise ozmotik diyareye yol açtığı saptanır.
Kombinasyon tedavisinin mantığı, istenmeyen etkileri birbirini nötralize edecek şekilde kurgulanmıştır.
2
GIS motilitesi üzerindeki net etkiyi analiz et
Alüminyum düz kas gevşetici etkisiyle motiliteyi yavaşlatırken, magnezyum ozmotik yüküyle hızlandırır.
Bu iki ajanın dengeli kullanımı, hastanın bağırsak alışkanlığının değişmeden kalmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Antasit kombinasyonlarında alüminyum (konstipasyon) ve magnezyum (diyare) arasındaki farmakodinamik denge.
Soru 167Soru

6868 yaşında kadın hasta, kronik gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) nedeniyle yaklaşık 88 yıldır kesintisiz lansoprazol kullanmaktadır. Hasta son zamanlarda gelişen kas krampları, kas güçsüzlüğü ve çarpıntı şikayetleriyle başvurmuştur. Yapılan fizik muayenede Trousseau ve Chvostek belirtileri pozitif saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum (7.27.2 mg/dL) ve potasyum (2.82.8 mEq/L) düzeyleri düşük bulunmuştur. Hastaya yapılan intravenöz kalsiyum ve potasyum replasmanına rağmen serum elektrolit düzeylerinin yükselmediği (tedaviye dirençli olduğu) gözlenmiştir. Bu hastadaki elektrolit bozukluklarının düzelmemesine neden olan ve proton pompası inhibitörü (PPI) kullanımına bağlı gelişen primer tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipomagnezemi

Cevap

Hipomagnezemi, kronik PPI kullanımıyla ilişkili olan ve replasmana dirençli hipokalsemi ile hipokalemiye yol açan primer tablodur.
Hipomagnezemi, proton pompası inhibitörlerinin uzun süreli kullanımıyla ilişkili, FDA uyarısı da bulunan ciddi bir yan etkidir. Bağırsak enterositlerindeki TRPM6 ve TRPM7 magnezyum kanallarının işlevini bozarak magnezyum emilimini azaltır. Düşük magnezyum seviyeleri, paratiroid hormonunun (PTH) salınımını ve periferik etkisini bozarak refrakter hipokalsemiye, ayrıca böbreklerdeki potasyum kanallarının dengesini bozarak refrakter hipokalemiye yol açar. Bu nedenle replasman tedavisine yanıt alınabilmesi için önce magnezyum eksikliğinin giderilmesi şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Uzun süreli PPI kullanımı, kas krampları (hipokalsemi/hipomagnezemi belirtisi) ve tedaviye dirençli düşük K/Ca düzeyleri saptanmıştır.
Hastanın semptomları ve laboratuvar bulguları arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
2
PPI'ların nadir fakat önemli uzun dönem yan etkilerini hatırla.
PPI'ların bağırsak magnezyum transportunu (TRPM6/7) bozduğu bilinmektedir.
Hipomagnezemi, hipokalemi ve hipokalseminin düzeltilememesinin en yaygın nedenidir.
3
Magnezyumun diğer elektrolitler üzerindeki etkisini değerlendir.
Magnezyum eksikliği PTH salınımını baskılar ve distal tübülde ROMK kanalları üzerinden K kaybını artırır.
Primer bozukluğun neden magnezyum olduğunu ve neden diğer elektrolit replasmanlarının başarısız kaldığını açıklar.

Anahtar Kavram

Kronik PPI kullanımına bağlı gelişen hipomagnezemi, PTH direnci üzerinden hipokalsemiye ve renal kayıplar üzerinden hipokalemiye yol açar; bu durum 'refrakter elektrolit bozukluğu' olarak tanımlanır.

Daha Fazla Pratik

PPI'ların B12 vitamini ve kalsiyum emilimi üzerindeki etkilerini, mide pH'ındaki değişimin çözünürlük üzerindeki etkisiyle birlikte tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 168Soru

Peptik ülser tedavisinde kullanılan mukoza koruyucu ajanlar ve antasitlerin farmakodinamik özellikleri ve ilaç etkileşimleri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sükralfat, asidik ortamda polimerize olarak ülser tabanına yapışmasının yanı sıra epidermal büyüme faktörünü (EGF) bağlayıp konsantre ederek doku rejenerasyonunu uyarır.

Cevap

Sükralfatın EGF bağlayarak doku iyileşmesini hızlandırdığını belirten ifade
Sükralfat, sükroz oktasülfat ve alüminyum hidroksit kompleksidir. Asidik ortamda (pH < 4) polimerize olarak viskoz bir jel oluşturur ve seçici olarak ülserli dokuya bağlanır. Bu fiziksel bariyer etkisine ek olarak, sükralfatın Epidermal Büyüme Faktörü (EGF) ve Fibroblast Büyüme Faktörü (FGF) gibi büyüme faktörlerini bağlama ve ülser bölgesinde konsantre etme yeteneği vardır. Bu özellik, mukoza rejenerasyonunu ve anjiyogenezi hızlandırarak ülser iyileşmesine katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Sükralfatın etki mekanizmasını analiz et.
Sükralfat pH < 4 ortamında çapraz bağlar kurarak yapışkan bir jel oluşturur ve ülser kraterine bağlanır.
Mekanizmanın temel basamağını doğrulamak için.
2
Sükralfatın sitoprotektif ek mekanizmalarını değerlendir.
Sükralfat, Epidermal Büyüme Faktörü (EGF) ve Fibroblast Büyüme Faktörü (FGF) gibi büyüme faktörlerini bağlayıp konsantre ederek anjiyogenezi ve epitelizasyonu artırır.
Sorudaki spesifik bilginin doğruluğunu teyit etmek için.
3
Diğer seçeneklerdeki mekanizmaları ve etkileşimleri kontrol et.
Misoprostol H2 blokörü değil EP3 agonistidir. Bizmutun H. pylori'ye etkisi vardır. Antasitler şelat yaparak emilimi azaltır (artırmaz). NaHCO3 CO2 üretir.
Çeldiricilerin yanlışlığını kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

Mukoza koruyucu ajanların (Sükralfat, Misoprostol, Bizmut) detaylı etki mekanizmaları ve antasitlerin ilaç etkileşimleri.
Soru 169Soru

3131 yaşında erkek hasta, 22 yıldır ülseratif kolit tanısıyla izlenmektedir. Hastalığı remisyonda tutmak amacıyla oral mesalamin (55-aminosalisilik asit) tedavisi almaktadır. Mesalaminin klasik siklooksijenaz ve lipooksijenaz inhibisyonu dışında, kolonik epitel hücrelerinde bulunan spesifik bir nükleer reseptöre bağlanarak pro-inflamatuar transkripsiyon faktörlerini baskıladığı ve mukozal iyileşmeyi bu yolla desteklediği bilinmektedir. Mesalaminin bu yolla hedef aldığı ve antiinflamatuar etkilerine aracılık eden temel nükleer reseptör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peroksizom proliferatör-aktive reseptör gama (PPARγPPAR-\gamma)

Cevap

Mesalaminin (55-ASA) inflamatuar bağırsak hastalıklarındaki temel antiinflamatuar mekanizması, nükleer bir reseptör olan Peroksizom proliferatör-aktive reseptör gama (PPARγPPAR-\gamma) aktivasyonudur.
Mesalamin (55-ASA), kolonik epitelyal hücrelerde bir nükleer reseptör olan Peroksizom proliferatör-aktive reseptör gama (PPARγPPAR-\gamma) için fonksiyonel bir liganddır. Bu bağlanma, reseptörün aktivasyonuna ve ardından inflamasyonun ana düzenleyicisi olan nükleer faktör kappa B (NFκBNF-\kappa B) yolağının baskılanmasına neden olur. Bu mekanizma, pro-inflamatuar sitokinlerin (TNF-alfa, IL-1) üretimini azaltır ve mukozal bütünlüğün korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın (Mesalamin/5-ASA) temel farmakodinamik etkilerini hatırla.
5-ASA sadece COX/LOX enzimlerini inhibe etmekle kalmaz, aynı zamanda nükleer düzeyde de etki gösterir.
İBH tedavisinde mukozal iyileşmenin sadece lokal enzim inhibisyonuyla açıklanamayacak kadar derin bir genetik baskılama gerektirmesi.
2
Mesalaminin bağlandığı spesifik nükleer reseptörü tanımla.
Lokal olarak salınan mesalamin, kolon epitelinde yüksek oranda bulunan PPAR-gama reseptörüne bağlanır.
PPAR-gama aktivasyonu, inflamatuar yanıtın merkezi olan NF-kB yolağını baskılayan bir 'fren' mekanizmasıdır.
3
Diğer nükleer reseptör seçeneklerini ele.
Glukokortikoid reseptörü steroidlerin, PPAR-alfa ise fibratların hedefidir.
Her ilaç grubunun kendine özgü ligand-reseptör eşleşmesi mevcuttur.

Anahtar Kavram

Mesalaminin (55-ASA) antiinflamatuar etkisi, kolonik epitelde PPARγPPAR-\gamma reseptörünün aktivasyonu ve buna ikincil olarak NFκBNF-\kappa B inhibisyonu ile gerçekleşir.

Daha Fazla Pratik

Sülfasalazinin sülfapiridin bileşeninin erkek fertilitesi üzerindeki (oligospermi) etkilerini ve bu etkinin geri dönüşümlü olup olmadığını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 170Soru

Kronik romatoid artrit nedeniyle yüksek doz diklofenak kullanan 3232 yaşında bir kadın hastada, gastrik ülser profilaksisi amacıyla bir ilaç başlanması planlanmaktadır. Ancak hastanın yapılan tetkiklerinde gebelik testi pozitif gelmiştir. Bu hastada abortus riski nedeniyle kullanımı kesinlikle kontrendike olan ilacın mide asit salgısını baskılama mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parietal hücrelerdeki EP3EP_3 reseptörleri üzerinden GiG_i proteinini aktive ederek intrasellüler cAMPcAMP düzeylerini azaltmak

Cevap

Parietal hücrelerdeki EP3EP_3 reseptörleri üzerinden GiG_i proteinini aktive ederek intrasellüler cAMPcAMP düzeylerini azaltmak
Doğru seçenek olan mekanizma Misoprostol'e aittir. Misoprostol, parietal hücrelerdeki EP3EP_3 reseptörlerini uyararak GiG_i proteinini aktive eder. Bu durum adenilat siklaz enzimini inhibe ederek hücre içi cAMPcAMP düzeylerini düşürür ve sonuç olarak mide asit salgısı azalır. Misoprostol aynı zamanda uterus kasılmalarını stimüle ettiği için gebelerde abortus riski nedeniyle kesinlikle kullanılmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki hastanın klinik durumunu ve ilacın kontrendikasyonunu değerlendir.
Hasta diklofenakdiklofenak (NSAİİ) kullanmaktadır ve gebedir. NSAİİ gastropatisi profilaksisinde kullanılan ancak abortus riski nedeniyle gebelikte kontrendike olan ilaç misoprostoldür.
Misoprostol uterus düz kaslarında kontraksiyona (abortus) neden olur.
2
Misoprostol'ün farmakodinamik etki mekanizmasını hatırla.
Misoprostol bir PGE1PGE_1 analoğudur. Parietal hücrelerde EP3EP_3 reseptörlerine bağlanır.
Prostaglandinler mide mukozasında sitoprotektif ve anti-sekretuar etki gösterir.
3
Reseptörün sinyal iletim yolağını belirle.
EP3EP_3 reseptörleri GiG_i proteini ile kenetlidir. Bu proteinin aktivasyonu adenilat siklazı inhibe ederek cAMPcAMP üretimini azaltır.
Azalmış cAMPcAMP düzeyi, proton pompasının (H+/K+H^+/K^+-ATPase) aktivitesini düşürerek asit salgısını baskılar.

Anahtar Kavram

Misoprostol'ün etki mekanizması ve gebelikteki kontrendikasyonu

Alternatif Yöntem

NSAİİ gastropatisinde Misoprostol'ün 'spesifik' endikasyonunu ve 'gebelik' ile olan klasik TUS ilişkisini (abortif etkisini) hatırlayarak eleme yöntemi uygulanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 171Soru

Peptik ülser tedavisinde kullanılan bir mukoza koruyucu ajan, yapısal olarak heparine benzeyen sülfata bir disakkarit türevidir. Bu ajan, mide asidi varlığında polimerize olarak ülser tabanındaki pozitif yüklü proteinlere bağlanmakla kalmaz; aynı zamanda bazik fibroblast büyüme faktörü (bFGFbFGF) ve vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGFVEGF) gibi endojen mediyatörleri ülser bölgesinde konsantre ederek doku onarımını ve anjiyogenezi stimüle eder. Yukarıda farmakolojik özellikleri tanımlanan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sukralfat

Cevap

Doğru yanıt sukralfattır. Bu ilaç, mide asidi varlığında sülfata sükroz polimerleri oluşturarak ülserli dokuya bağlanır ve bFGF ile VEGF gibi büyüme faktörlerini lokal olarak biriktirerek iyileşmeyi hızlandırır.
Sukralfat, alüminyum hidroksit ve sülfatlı sükrozun bir kompleksidir. pH<4pH < 4 olan ortamlarda bu kompleks parçalanır ve sülfata sükroz polimerleri oluşur. Bu polimerler ülser tabanındaki pozitif yüklü proteinlere yapışarak asit ve pepsin geçişini engeller. Ayrıca, yapısındaki sülfat gruplarının heparine benzerliği sayesinde bFGF ve VEGF'yi bağlayarak ülser bölgesinde bu faktörlerin konsantrasyonunu artırır, böylece doku yenilenmesini ve damarlanmayı (anjiyogenez) hızlandırır.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın kimyasal yapısının ve aktivasyon koşulunun analizi
İlacın sülfata bir şeker (sükroz) türevi olduğu ve pH<4pH < 4 ortamda aktive olduğu belirlendi.
Sukralfatın temel farmakolojik özelliği asidik ortamda polimerize olmasıdır.
2
Gelişmiş etki mekanizmasının (büyüme faktörleri) sorgulanması
İlacın sadece bariyer oluşturmadığı, aynı zamanda bFGF ve VEGF'ye bağlanarak doku onarımını uyardığı saptandı.
Sukralfat, heparine benzer yapısı sayesinde bu büyüme faktörlerini stabilize eder ve konsantre eder.
3
Diğer mukoza koruyucu ajanlarla karşılaştırma
Tanımlanan özelliklerin sukralfat ile tam uyumlu olduğu teyit edildi.
Misoprostol reseptör aracılı, bizmut ise daha çok antimikrobiyal/fiziksel odaklı etki gösterir.

Anahtar Kavram

Sukralfatın pHpH-bağımlı polimerizasyonu ve anjiyojenik büyüme faktörlerini (bFGF, VEGF) konsantre etme yeteneği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 172Soru

Hafif-orta şiddette ülseratif kolit tanısı alan 3232 yaşındaki erkek hastada sülfasalazin tedavisine başlandıktan 1010 gün sonra yaygın halsizlik, baş ağrısı ve vücutta döküntü şikayetleri gelişiyor. Laboratuvar incelemelerinde hastanın 'yavaş asetilleyici' fenotipine sahip olduğu saptanmıştır.

Bu hastada gözlenen sistemik yan etkilerden sorumlu olan ve ilacın kolondaki bakteriyel azoredüktazlar tarafından parçalanması sonucu açığa çıkan bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sülfapiridin

Cevap

Sülfasalazinin kolonda parçalanmasıyla açığa çıkan sülfapiridin bileşeni yan etkilerden sorumludur.
Sülfasalazin, kalın bağırsaktaki bakteriyel azoredüktaz enzimi aracılığıyla sülfapiridin ve 55-aminosalisilik asit (55-ASA) bileşenlerine ayrılır. 55-ASA antiinflamatuar etkiden sorumlu olan aktif kısımdır. Sülfapiridin ise sadece bir taşıyıcı moleküldür, bağırsaktan emilir ve sistemik yan etkilerin (baş ağrısı, bulantı, döküntü, hemolitik anemi) asıl kaynağıdır. Bu yan etkiler, ilacın asetillenme hızıyla ilişkilidir ve yavaş asetilleyici fenotipine sahip bireylerde daha belirgin görülür.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın yapısını ve bağırsaktaki metabolizmasını analiz et.
Sülfasalazin, 55-aminosalisilik asit (55-ASA) ve sülfapiridinin bir azo bağı (N=NN=N) ile birleşmesinden oluşur.
Sülfasalazinin etki gösterebilmesi için kolondaki bakteriyel azoredüktazlar tarafından parçalanması gerekir.
2
Parçalanma ürünlerinin akıbetini değerlendir.
55-ASA lokal etki için bağırsakta kalırken, sülfapiridin emilerek sistemik dolaşıma geçer.
Sülfapiridin sadece bir taşıyıcıdır ancak sistemik biyotransformasyona uğrar.
3
Hastanın genetik özellikleriyle yan etki profilini ilişkilendir.
Yavaş asetilleyicilerde sülfapiridin metabolize edilemez ve birikerek döküntü, baş ağrısı, hemoliz gibi yan etkilere yol açar.
Sülfapiridin metabolizması karaciğerdeki NN-asetiltransferaz enzimine bağımlıdır.

Anahtar Kavram

Sülfasalazin metabolizması ve sülfapiridin taşıyıcısının yol açtığı yan etkiler.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 173Soru

Geçirdiği majör ortopedik cerrahi sonrasında şiddetli karın şişliği ve gaz çıkaramama şikayetleri gelişen 6565 yaşındaki erkek hastanın radyolojik incelemesinde mekanik bir tıkanıklık saptanmıyor ve hastaya "akut kolonik psödo-obstrüksiyon (Ogilvie sendromu)" tanısı konuluyor. Destekleyici konservatif tedaviye yanıt alınamaması üzerine, kolinerjik sinapslarda asetilkolin yıkımını enzim inhibisyonu yoluyla geri dönüşümlü olarak engelleyen ve böylece kolonik motiliteyi artıran bir prokinetik ajan intravenöz yoldan uygulanıyor.

Uygulama sırasında ortaya çıkabilecek bradikardi ve bronkospazm riskine karşı ortamda atropin hazır bulundurulmasını gerektiren bu ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neostigmin

Cevap

Doğru ajan Neostigmin'dir.
Doğru yanıt olan ajan, Ogilvie sendromunda (akut kolonik psödo-obstrüksiyon) klinik olarak tercih edilen ve asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek dolaylı yoldan kolonik parasempatik tonusu belirgin şekilde artıran Neostigmin'dir. Neostigmin, kolonik motiliteyi hızla uyararak dekompresyon sağlar; ancak sistemik kolinerjik yan etki olarak ciddi bradikardi ve bronkospazm yapabileceğinden uygulama esnasında bir muskarinik antagonist olan atropin hazır bulundurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve endikasyonu tanımlama
Mekanik tıkanıklığı olmayan şiddetli kolon distansiyonu (Ogilvie sendromu) saptanır.
Ogilvie sendromu, kalın bağırsağın parasempatik ve sempatik otonomik dengesizliğine bağlı olarak geliştiğinden, tedavide kolinerjik tonusu artıran özel ajanlar kullanılır.
2
İlaç mekanizmasını analiz etme
Sorudaki 'asetilkolin yıkımını enzim inhibisyonu yoluyla engelleyen' ifadesinden, aranan ilacın bir asetilkolinesteraz inhibitörü olduğu belirlenir.
Etki mekanizmasının doğru tespiti, direkt etkili kolinerjik agonistler (örn. Betanekol) ile indirekt etkili ajanları (örn. Neostigmin) birbirinden ayırmak için kritiktir.
3
Prokinetik ajanı tanımlama ve yan etkisini öngörme
Ogilvie sendromunda intravenöz yoldan kullanılan ve yoğun parasempatik aktivasyona bağlı bradikardi riski nedeniyle atropin varlığında uygulanması gereken asetilkolinesteraz inhibitörü Neostigmin olarak teşhis edilir.
Neostigmin, akut kolonik psödo-obstrüksiyonda etkinliği kanıtlanmış bir prokinetiktir.

Anahtar Kavram

Ogilvie sendromu (Akut kolonik psödo-obstrüksiyon) tedavisinde Neostigmin kullanımı ve Asetilkolinesteraz inhibitörlerinin etki mekanizması

İpuçları

1
Soruda bahsedilen ajan doğrudan reseptöre bağlanmak yerine, ortamdaki mevcut nörotransmitterin (asetilkolin) yıkımını engellemektedir.
2
Asetilkolinesteraz enzimini geri dönüşümlü olarak inhibe eden ajanlar genellikle '-stigmin' eki ile sonlanır.

Daha Fazla Pratik

İtoprid ve Metoklopramid'in üst gastrointestinal sistemdeki etki mekanizmalarını (özellikle Dopamin D2 reseptörleri üzerinden) tekrar gözden geçirmeniz faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 174Soru

34 yaşında kadın hasta, diyabetik gastroparezi tanısıyla prokinetik tedaviye başlıyor. Tedavinin üçüncü haftasında hasta, göğüslerinden süt gelmesi (galaktore) şikayetiyle başvuruyor. Yapılan nörolojik muayenede rijidite, tremor, distoni veya akatizi gibi ekstrapiramidal sistem bulgularına rastlanmıyor. Bu klinik tabloyu oluşturma olasılığı en yüksek olan ilaç ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Domperidon; kan-beyin bariyerini zayıf geçip, bariyerin dışında kalan hipofiz ön lobundaki D2 reseptörlerini bloke etmesi

Cevap

Domperidon; kan-beyin bariyerini zayıf geçip, bariyerin dışında kalan hipofiz ön lobundaki D2 reseptörlerini bloke etmesi
Sorudaki kilit nokta, hastada D2 blokajına bağlı hormonal bir yan etki (galaktore) görülmesi ancak motor yan etkinin (EPS) görülmemesidir. Prolaktin salgılayan laktotroflar hipofiz ön lobunda bulunur ve bu bölge kan-beyin bariyerinin (KBB) koruması dışındadır. Domperidon, KBB'yi geçemeyen periferik etkili bir D2 antagonistidir. Bu nedenle KBB arkasındaki striatuma ulaşıp EPS oluşturamazken, KBB dışındaki hipofize ulaşıp D2 reseptörlerini bloke ederek prolaktin artışına ve galaktoreye neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta prokinetik kullanıyor ve galaktore (hiperprolaktinemi) gelişmiş, ancak ekstrapiramidal semptomlar (EPS) yok.
İlacın prolaktin salgısını artırdığı ancak motor kontrol merkezlerini (striatum) etkilemediği anlaşılmalıdır.
2
Hiperprolaktinemi ve EPS ilişkisini anatomik olarak değerlendir
Prolaktin salgısı hipofiz ön lobundan (laktotroflar) yapılır ve burası kan-beyin bariyerinin (KBB) dışındadır. Motor kontrolü sağlayan striatum ise KBB'nin içindedir.
Dopamin D2 reseptör blokajı hem prolaktin artışına hem de EPS'ye neden olur. Ancak ilacın dağılımı bu iki etkiyi ayırabilir.
3
İlaçları KBB geçirgenliğine göre ele
Metoklopramid KBB'yi geçer (hem galaktore hem EPS yapar). Domperidon KBB'yi geçemez (striatuma ulaşamaz, EPS yapmaz) ancak hipofize ulaşır (galaktore yapar).
Domperidon periferik etkili bir D2 antagonistidir. Hipofiz bezinin KBB dışında olması (sirkumventriküler organlar gibi davranması) nedeniyle Domperidon hipofizdeki D2 reseptörlerini bloke ederek prolaktini artırır.

Anahtar Kavram

Domperidonun Santral Sinir Sistemi Selektivitesi
Soru 175Soru

Kırk beş yaşında kadın hasta, şiddetli idiyopatik gastroparezi nedeniyle kliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde kardiyak aritmi öyküsü bulunmakta olup, eş zamanlı olarak şiddetli bir mantar enfeksiyonu nedeniyle güçlü bir CYP3A4 inhibitörü olan itrakonazol kullanmaktadır. Hastaya hem presinaptik dopamin D2D_2 reseptörlerini antagonize eden hem de asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek gastrointestinal motiliteyi artıran bir ajan başlanması planlanmaktadır.

Bu özelliklere sahip olan ve sitokrom P450 enzimlerinden ziyade temel olarak flavin monoojenaz (FMO) yolağı ile metabolize olduğu için hastanın mevcut tedavisiyle farmakokinetik etkileşim riski en düşük olan prokinetik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtoprid

Cevap

İtoprid, hem D2 antagonist hem de asetilkolinesteraz inhibitörü olan ve FMO ile metabolize edilen prokinetik ajandır.
Doğru yanıt olan itoprid, gastrointestinal motiliteyi artırmak için hem dopamin D2 reseptörlerini bloke eden hem de asetilkolinesteraz (AChE) enzimini inhibe ederek sinaptik aralıkta asetilkolin miktarını artıran benzersiz bir dual mekanizmaya sahiptir. Ayrıca, diğer birçok prokinetikten (örneğin sisaprid ve domperidon) farklı olarak sitokrom P450 (CYP) enzimleri ile değil, karaciğerde flavin monoojenaz (FMO3) enzimi aracılığıyla metabolize edilir. Bu sayede, güçlü CYP3A4 inhibitörü olan itrakonazol kullanan bu hastada fatal ilaç etkileşimleri (özellikle QT uzaması) riski taşımadan güvenle kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ihtiyaç duyduğu ilacın etki mekanizmasını analiz etmek
İstenen ilacın 'Dopamin D2 reseptör antagonisti' ve 'Asetilkolinesteraz inhibitörü' olması gerektiği belirlenir.
Bu ikili mekanizma spesifik olarak itoprid adlı ajana aittir.
2
Hastanın mevcut ilaç kullanımını ve farmakokinetik etkileşim riskini değerlendirmek
İtrakonazol güçlü bir CYP3A4 inhibitörüdür. CYP3A4 ile metabolize olan ilaçların (sisaprid, domperidon) birikim riski vardır.
Sisaprid birikirse QT mesafesini uzatarak torsades de pointes gibi ölümcül aritmilere yol açar. Hastada aritmi öyküsü olması bu riski mutlak kontrendikasyon haline getirir.
3
İlacın metabolizma yolağını eşleştirmek
İtoprid'in sitokrom P450 sistemi (CYP) yerine Flavin Monoojenaz (FMO3) yolağı ile metabolize olduğu hatırlanır.
FMO yolağı ile metabolize olması, CYP3A4 inhibitörleri ile güvenle kullanılabilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

İtoprid'in dual etki mekanizması (D2 blokajı ve AChE inhibisyonu) ve FMO yolağı ile metabolizması

İpuçları

1
Soruda aranan ilacın iki temel mekanizması vardır: Dopamin D2 reseptör antagonizması ve Asetilkolinesteraz (AChE) enzim inhibisyonu.
2
Sisaprid ve Domperidon CYP3A4 enzimi ile metabolize oldukları için itrakonazol (inhibitör) ile kullanımları tehlikelidir.
3
Prokinetik ajanlar arasında Flavin Monoojenaz (FMO) yolağı ile metabolize olmasıyla bilinen ve 'İ' harfi ile başlayan ilaç hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Sisaprid'in kardiyak yan etkilerinin (hERG potasyum kanal blokajı) hücresel mekanizmasını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 176Soru

Şiddetli Crohn hastalığı tanısıyla infliksimab tedavisine başlanan bir hastada, gastroenterolog tedaviye azatiyoprin ekleyerek 'kombine tedavi' (combination therapy) stratejisini tercih etmiştir. Hekim bu yaklaşımın, biyolojik ajana karşı gelişebilecek antikorları baskılayarak tedavi başarısını artıracağını belirtmiştir. Buna göre, infliksimaba azatiyoprin eklenmesinin temel farmakolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnfliksimaba karşı gelişebilecek anti-ilaç antikorlarını (ADA) baskılayarak ilacın plazma yarı ömrünü ve etkinliğini korumak

Cevap

İnfliksimaba karşı anti-ilaç antikorlarının (ADA) oluşumunun baskılanması ve böylece ilacın plazma düzeylerinin korunması
İnfliksimab gibi biyolojik ajanlara karşı gelişen anti-ilaç antikorları (ADA), ilacın yarı ömrünü kısaltarak klinik etkinliğin kaybolmasına (ikincil yanıtsızlık) yol açar. Azatiyoprin bu immün yanıtı baskılayarak ilacın immünojenitesini azaltır ve etkinliğini korur.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın yapısının belirlenmesi
İnfliksimab kimerik (fare-insan) yapıda monoklonal bir antikordur.
Kimerik yapısı nedeniyle vücut tarafından yabancı olarak algılanma (immünojenite) riski yüksektir.
2
İkincil yanıtsızlık mekanizmasının analizi
Zamanla oluşan anti-ilaç antikorları (ADA), ilacı bağlayarak nötralize eder ve klirensini artırır.
Bu durum ilacın plazma konsantrasyonunun düşmesine ve klinik yanıtın kaybına (secondary loss of response) neden olur.
3
Kombine tedavinin amacının saptanması
Azatiyoprin veya metotreksat gibi immünomodülatörler, B hücre proliferasyonunu ve antikor üretimini baskılar.
Antikor oluşumu azaldığında infliksimab daha uzun süre kanda kalır ve etkinliği sürdürülür.

Anahtar Kavram

Biyolojik ajanlarda immünojenite ve immünomodülatörlerin (Azatiyoprin/6-MP) antikor oluşumunu engelleyici etkisi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 177Soru

Epigastrik ağrı ve yanma şikayetleri ile başvuran 4040 yaşındaki bir erkek hastaya, gastroözofageal reflü hastalığı tanısıyla famotidin reçete edilmiştir. İki haftalık kullanım sonrası şikayetleri tam olarak geçmeyen hastanın tedavisi lansoprazol ile değiştirilmiştir. Bu tedavi değişikliğinin temel farmakolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asit salgılanmasında son ortak yol olan H+/K+H^+/K^+-ATPase enziminin irreversibl inhibisyonu

Cevap

Lansoprazol, asit salgılanmasında son ortak yol olan H+/K+H^+/K^+-ATPase enzimini (proton pompası) irreversibl olarak inhibe eder.
Tedavi değişikliğinin temel nedeni, lansoprazolün (bir PPİ) asit salgı sürecinde histamin, gastrin ve asetilkolin gibi tüm uyarıcıların birleştiği son basamak olan proton pompasını (H+/K+H^+/K^+-ATPase) irreversibl olarak devre dışı bırakmasıdır. Bu durum, sadece histamin yolunu kompetitif olarak bloke eden famotidinden çok daha güçlü bir etkinlik sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kullandığı ilaçların sınıflarını belirleyin.
Famotidin bir H2H_2 reseptör antagonisti, lansoprazol ise bir proton pompası inhibitörüdür (PPİ).
Tedavi değişikliğinin mantığını anlamak için ilaç gruplarının farkını bilmek gerekir.
2
İki grubun etki mekanizmalarını karşılaştırın.
Famotidin sadece histamin uyarısını (kompetitif) engellerken, lansoprazol asit üretiminin son basamağını (irreversibl) engeller.
PPİ'ler, tüm stimülanların (gastrin, ACh, histamin) ortak hedefi olan pompayı vurduğu için daha etkilidir.
3
Klinik üstünlüğün nedenini saptayın.
Son ortak yolun irreversibl inhibisyonu, daha derin ve uzun süreli asit supresyonu sağlar.
Refrakter (dirençli) vakalarda PPİ kullanımının temel rasyoneli budur.

Anahtar Kavram

Proton pompası inhibitörleri, asit salgısının 'final common pathway'i olan H+/K+H^+/K^+-ATPase enzimini irreversibl (kovalent) bağla inhibe ederek en güçlü mide asit baskılanmasını sağlarlar.

Daha Fazla Pratik

PPİ'lerin aktif forma dönüşmek için asidik ortama ihtiyaç duyan 'ön ilaç' (prodrug) yapısında olduklarını ve bu yüzden yemeklerden 30 dakika önce alınmaları gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 9 / 9
Gastrointestinal Sistem Farmakolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin