Sinir Sistemi Fizyolojisi

304 soru

Soru 121Soru

Öğrenmenin en basit formlarından biri olan ve tekrarlayan zararsız uyaranlara karşı efektör organ yanıtının progresif olarak azalması şeklinde tanımlanan 'alışma' (habituasyon) sürecinde, presinaptik terminalde meydana gelen temel elektrofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj kapılı kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) kanallarının progresif olarak inaktive olması

Cevap

Alışma (habituasyon) sürecinin temel mekanizması presinaptik terminaldeki voltaj kapılı kalsiyum kanallarının progresif olarak inaktive olmasıdır.
Doğru seçenek alışmanın (habituasyon) elektrofizyolojik temelini açıklar. Tekrarlayan zararsız uyaranlar, presinaptik terminaldeki voltaj bağımlı kalsiyum kanallarının duyarlılığını azaltarak kapanmalarına yol açar. Bu durum nörotransmitter salınımını azaltarak postsinaptik yanıtın sönümlenmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Alışma (habituasyon) kavramını tanımlayın.
Tekrarlayan ve önemli olmayan uyaranlara karşı sinir sisteminin verdiği yanıtın azalmasıdır.
Bu süreç, organizmanın gereksiz bilgilere enerji harcamasını önleyen en temel öğrenme formudur.
2
Alışmanın hücresel lokalizasyonunu belirleyin.
Mekanizma temel olarak presinaptik terminalde gerçekleşir.
Postsinaptik duyarlılık değişmeden kalırken, salınan nörotransmitter miktarının azaldığı gösterilmiştir.
3
İyonik mekanizmayı analiz edin.
Tekrarlayan aksiyon potansiyelleri sonucunda presinaptik kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) kanalları duyarsızlaşır ve kapanır.
Hücre içine kalsiyum girişi azaldığında, veziküllerin ekzositozu ve dolayısıyla transmitter salınımı baskılanır.

Anahtar Kavram

Alışma (Habituasyon), presinaptik Ca2+Ca^{2+} kanallarının inaktivasyonu sonucu gelişen non-assosiyatif bir öğrenme formudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 122Soru

Eksitabl bir hücrede, bir uyaranın aksiyon potansiyeli oluşturabilmesi için membran potansiyelinin ulaşması gereken "eşik değer" (threshold) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre içine giren Na+Na^+ akımı ile hücre dışına çıkan K+K^+ akımının birbirine eşit olduğu ve bu noktadan sonra Na+Na^+ girişinin rejeneratif hale geldiği potansiyeldir.

Cevap

İçeriye yönelen sodyum akımı ile dışarıya yönelen potasyum akımının birbirine eşit olduğu ve bu noktadan sonra sodyum girişinin rejeneratif hale geldiği potansiyeldir.
Eşik değer, eksitabl hücrelerde içeriye doğru olan Na+Na^+ akımının, dışarıya doğru olan K+K^+ akımını dengelediği kritik voltaj seviyesidir. Bu noktadan itibaren potansiyeldeki her küçük artış, daha fazla sodyum kanalının açılmasına ve daha fazla sodyum girişine (pozitif geri bildirim) neden olarak rejeneratif bir süreci başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Eşik değerin iyonik temelini tanımla.
Eşik değer, voltaj kapılı Na+Na^+ kanallarının aktivasyonu sonucu içeri giren Na+Na^+ akımının, K+K^+ sızıntı ve voltaj kapılı kanallarından dışarı çıkan K+K^+ akımını tam olarak dengelediği voltajdır.
Bu nokta, aksiyon potansiyelinin "ya hep ya hiç" kuralına göre tetiklendiği kritik bir kararsız denge seviyesidir.
2
Eşik değer üzerindeki dış faktörlerin etkisini analiz et.
Hücre dışı Ca2+Ca^{2+} iyonları sodyum kanallarının voltaj sensörlerini stabilize eder. Ca2+Ca^{2+} azaldığında (hipokalsemi), kanallar daha kolay (daha negatif voltajlarda) açılır ve eşik değer negatife kayar.
Dış ortam iyon konsantrasyonları, iyon kanallarının açılma eşiğini doğrudan etkileyerek uyarılabilirliği değiştirir.
3
Akomodasyon ve kanal geçitlerini değerlendir.
Uyaran yavaş yükselirse, sodyumun aktivasyon (mm) kapıları açılırken inaktivasyon (hh) kapıları da eş zamanlı kapanma fırsatı bulur ve K+K^+ kanalları açılır. Bu durum eşik değeri daha pozitif seviyelere iter.
Kanal kapılarının kinetik özellikleri, uyarılma eşiğinin dinamik olarak değişmesine (akomodasyon) neden olur.

Anahtar Kavram

Aksiyon Potansiyeli Eşik Değeri ve İyonik Akım Dengesi

Daha Fazla Pratik

Hipokalemi ve hiperkaleminin istirahat membran potansiyeli ve uyarılabilirlik üzerindeki etkilerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 123Soru

Eksitabl bir hücrede aksiyon potansiyelinin oluşumu sırasında gözlenen hızlı depolarizasyon (yükselen faz) evresinden temel olarak sorumlu olan iyonik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj kapılı sodyum (Na+Na^+) kanallarının aktivasyonu

Cevap

Aksiyon potansiyelinin hızlı depolarizasyon fazından voltaj kapılı sodyum kanallarının aktivasyonu sorumludur.
Hücre membranı eşik potansiyele ulaştığında, voltaj kapılı sodyum kanallarının aktivasyon (m) kapıları hızla açılır. Sodyumun hem elektriksel hem de kimyasal gradyanı hücre içine doğru olduğu için, bu kanallardan hücre içine büyük bir sodyum akımı başlar. Bu durum, membran potansiyelinin hızla pozitif değerlere doğru kaymasına (depolarizasyon) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Aksiyon potansiyeli fazlarını tanımla.
Aksiyon potansiyeli; depolarizasyon, repolarizasyon ve hiperpolarizasyon fazlarından oluşur.
Sorunun hangi evreyi (depolarizasyon) sorguladığını netleştirmek için.
2
Depolarizasyon fazındaki iyon hareketini belirle.
Hücre içi negatifliğin hızla azalıp pozitifleşmesi için hücre içine pozitif iyon (Na+Na^+) girişi gerekir.
Membran potansiyelindeki elektriksel değişimin iyonik temelini anlamak için.
3
Bu iyon hareketini sağlayan kanal tipini seç.
Eşik değere ulaşıldığında voltaj kapılı Na+Na^+ kanallarının aktivasyon kapıları hızla açılır.
Hızlı sodyum girişinin (influx) mekanizmasını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Aksiyon potansiyelinin depolarizasyon fazı, voltaj kapılı Na+Na^+ kanallarının açılması ve hücre içine hızlı Na+Na^+ girişi ile karakterizedir.
Soru 124Soru

İstemli hareketlerin zamanlaması ve motor öğrenme süreçlerinde kritik rol oynayan beyincik (serebellum) korteksinde, tüm uyarıcı ve engelleyici girdileri işleyerek korteksten derin çekirdeklere giden yegane çıkış yolunu oluşturan ve bu çekirdekler üzerinde GABA\text{GABA} erjik inhibisyon uygulayan hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Purkinje hücreleri

Cevap

Purkinje hücreleri
Purkinje hücreleri, serebellar korteksteki tüm bilginin işlendiği son duraktır. Bu hücreler, derin serebellar çekirdeklere (veya vestibüler çekirdeklere) akson gönderen tek hücre tipidir. Fonksiyonel olarak her zaman inhibitör etkili olup GABA\text{GABA} nörotransmitterini kullanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Serebellar korteksin tabakalarını ve hücre tiplerini analiz et.
Korteks; moleküler, Purkinje ve granüler olmak üzere üç tabakadan oluşur.
Hücrelerin fonksiyonel rollerini belirlemek için anatomik yerleşimlerini bilmek gerekir.
2
Girdi (afferent) ve çıktı (efferent) yapıları ayırt et.
Tırmanıcı ve yosunlu lifler girdidir; Purkinje hücreleri ise yegane çıktıdır.
Soruda 'yegane çıkış yolunu oluşturan' ifadesi Purkinje hücrelerini işaret eder.
3
Nörotransmitter etkisini kontrol et.
Purkinje hücreleri derin serebellar çekirdekler üzerinde GABA\text{GABA} salgılayarak inhibitör etki yapar.
Serebellumun temel çalışma prensibi, derin çekirdeklerden gelen tonik uyarının Purkinje hücreleri tarafından 'frenlenmesi' (modülasyonu) üzerinedir.

Anahtar Kavram

Serebellar korteksin fonksiyonel organizasyonu ve Purkinje hücrelerinin inhibitör çıktı rolü.

Daha Fazla Pratik

Serebellumun derin çekirdekleri (Dentatus, Emboliformis, Globosus, Fastigii) ve bunların hangi fonksiyonel bölgelerle ilişkili olduğunu çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 125Soru

Beyin omurilik sıvısı (BOS) ve kan-beyin bariyeri (KBB) fizyolojisi ile ilgili,

I. BOS, ventriküllerdeki pleksus koroideuslar tarafından aktif olarak salgılanır ve araknoid villuslar aracılığıyla venöz sisteme geri emilir.
II. BOS'un iyonik kompozisyonu plazma ile karşılaştırıldığında; K+K^+ ve Ca2+Ca^{2+} konsantrasyonu daha düşük, ClCl^- ve Mg2+Mg^{2+} konsantrasyonu ise daha yüksektir.
III. Kan-beyin bariyerinin maddelerin geçişini engelleyen temel morfolojik bileşeni, astrositlerin perivasküler ayakçıklarıdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

BOS'un pleksus koroideusta üretilip araknoid villuslarda emildiğini ve içeriğinde plazmaya göre daha düşük K+K^+/Ca2+Ca^{2+} ile daha yüksek ClCl^-/Mg2+Mg^{2+} bulunduğunu belirten öncüller doğrudur.
BOS'un üretiminin pleksus koroideuslarda, emiliminin ise araknoid villuslarda gerçekleşmesi fizyolojik bir gerçektir. Ayrıca BOS iyonik olarak plazmadan farklıdır; ClCl^- ve Mg2+Mg^{2+} konsantrasyonları plazmadan yüksektir, buna karşın K+K^+ ve Ca2+Ca^{2+} daha düşüktür. Bu iki bilgi I ve II numaralı öncülleri doğru kılar.

Adım Adım Çözüm

1
BOS dinamiklerini değerlendir.
BOS, pleksus koroideuslardaki epandim hücreleri tarafından aktif transport ve ultrafiltrasyon ile üretilir; araknoid villuslar yoluyla dural venöz sinüslere tek yönlü bulk flow (kütle akışı) ile emilir.
BOS'un yaşam döngüsünü anlamak için üretim ve emilim yerleri bilinmelidir.
2
BOS ve plazma bileşimini karşılaştır.
BOS'ta ClCl^- ve Mg2+Mg^{2+} plazmadan daha yüksektir. K+K^+, Ca2+Ca^{2+}, glukoz ve protein ise plazmadan belirgin şekilde daha düşüktür.
BOS'un bir ultrafiltrat değil, aktif olarak modifiye edilmiş bir sıvı olduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Kan-beyin bariyerinin (KBB) yapısını incele.
KBB'nin temel bariyer fonksiyonunu beyin kapiller endotel hücreleri arasındaki 'sıkı bağlantılar' (tight junctions) sağlar. Astrosit ayakçıkları bariyerin oluşumunu ve devamlılığını indükler ancak fiziksel sızdırmazlık endotel düzeyindedir.
Bariyerin fiziksel bileşenleri ile düzenleyici bileşenlerini karıştırmamak önemlidir.

Anahtar Kavram

BOS'un üretim/emilim yerleri, iyonik içeriği ve Kan-Beyin Bariyerinin endotel temelli yapısı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 126Soru

Sinir hücresinde aksiyon potansiyeli tepe noktasına (overshoot) ulaştığında, membran potansiyeli sodyum denge potansiyeline (ENa+65 mVE_{Na} \approx +65\ mV) oldukça yaklaşır ancak bu değere tam olarak ulaşamaz. Bu durumun oluşmasındaki temel fizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının (hh kapısı) kapanmaya başlaması ve eş zamanlı olarak voltaj kapılı potasyum kanallarının açılması

Cevap

Aksiyon potansiyelinin tepe noktasında sodyumun inaktivasyon kapılarının kapanması ve potasyum kanallarının açılması nedeniyle membran potansiyeli sodyum denge potansiyeline tam olarak ulaşamaz.
Aksiyon potansiyeli sırasında membran potansiyelinin sodyum denge potansiyeline (ENaE_{Na}) ulaşamamasının temel sebebi, sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının (hh kapısı) depolarizasyonun başlamasından kısa bir süre sonra kapanmaya başlaması ve aynı zamanda yavaş açılan voltaj kapılı potasyum kanallarının devreye girmesidir. Bu durum, sodyumun içeriye doğru olan net akımını durdururken potasyumun dışarıya doğru olan akımını artırır ve potansiyeli aşağı yönlü (repolarizasyon) baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Nernst denge potansiyeli (ENaE_{Na}) kavramını analiz etme
ENaE_{Na}, zarın sadece sodyuma geçirgen olduğu durumda ulaşılacak teorik değerdir (+65 mV+65\ mV).
Zarın diğer iyonlara (özellikle K+K^+) olan geçirgenliği bu hedefe ulaşılmasını engeller.
2
Aksiyon potansiyeli tepe noktasındaki kanal kinetiğini değerlendirme
Depolarizasyonun zirvesinde voltaj kapılı Na+Na^+ kanallarının hh kapıları kapanır (inaktivasyon) ve voltaj kapılı K+K^+ kanalları açılır.
Na+Na^+ girişi dururken K+K^+ çıkışının başlaması membran potansiyelini aşağı çeker.
3
Geçirgenlik oranlarını karşılaştırma
Tepe noktasında gNa/gKg_{Na}/g_K oranı çok yüksektir ancak sonsuz değildir; potasyum sızıntı kanalları her zaman aktiftir.
Herhangi bir anda açık olan potasyum kanalları, membran potansiyelini +65 mV+65\ mV yerine 94 mV-94\ mV'a doğru çeken bir kuvvet oluşturur.

Anahtar Kavram

Aksiyon potansiyeli tepe noktası (overshoot), sodyum ve potasyum kanallarının zıt yöndeki kinetiklerinin bir sonucudur.

Daha Fazla Pratik

Voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının (h kapısı) hangi evrede tekrar açıldığını (de-inaktivasyon) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 127Soru

Hipotalamus ve limbik sistemin çeşitli bölgelerinin uyarılması, deneklerde güçlü duygusal ve motivasyonel tepkilere yol açar. Hayvan deneylerinde, bir hayvanın bir manivelaya basarak kendi beynini uyarmayı (self-stimulation) binlerce kez tekrar etmesi, o bölgenin bir "haz" veya "ödül" (reward) merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. Buna göre, medial ön beyin demeti (medial forebrain bundle) boyunca yer alan ve uyarılması en güçlü ödül hissini tetikleyen hipotalamus bölgesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lateral hipotalamus

Cevap

Uyarılması en güçlü ödül hissini tetikleyen bölge lateral hipotalamus seçeneğidir.
Lateral hipotalamus, özellikle medial ön beyin demeti (medial forebrain bundle) üzerinden geçen liflerle birlikte uyarıldığında, canlıda en güçlü haz ve ödül yanıtını oluşturan bölgedir. Bu bölgenin uyarılması, dopaminerjik yolakların aktivasyonu ile ilişkilidir ve hayvanların bu uyarıyı almak için diğer tüm hayati ihtiyaçlarını (yemek, su vb.) ihmal edebildikleri gözlemlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Duygusal davranış merkezlerini sınıflandır.
Hipotalamusta ödül (reward) ve ceza (punishment) merkezleri bulunur.
Bu merkezler motivasyon ve öğrenme süreçlerinin temelini oluşturur.
2
Ödül merkezlerinin anatomik yolaklarını belirle.
Ödül merkezleri genellikle medial ön beyin demeti (medial forebrain bundle) boyunca, özellikle lateral ve ventromedial hipotalamusta yoğunlaşmıştır.
Medial ön beyin demeti, limbik sistem ile beyin sapı arasındaki ana bağlantı yoludur.
3
Seçeneklerdeki diğer çekirdeklerin fonksiyonlarını ele.
Periventriküler alan ceza merkezi; supraoptik nükleus su dengesi; suprakiazmatik nükleus ritim; corpus mamillare ise bellek ile ilgilidir.
Her nükleusun spesifik bir fizyolojik görevi vardır.

Anahtar Kavram

Hipotalamik Ödül ve Ceza Sistemleri
Tahmini Süre:50s
Soru 128Soru

Otonom sinir sistemi, vücudun dış dünyaya karşı verdiği fiziksel yanıtları doku ve organ düzeyinde hassas bir şekilde koordine eder. Acil bir durumda devreye giren sempatik sinir sisteminin uyarılması sonucu solunum yollarındaki bronş düz kaslarında meydana gelen değişiklik ve bu etkiden sorumlu olan temel reseptör tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronkodilatasyon - β2\beta_2-adrenerjik reseptör

Cevap

Sempatik uyarım sonucunda bronş düz kaslarında gevşeme (bronkodilatasyon) meydana gelir ve bu etkiye β2\beta_2-adrenerjik reseptörler aracılık eder.
Sempatik sinir sistemi aktivasyonu, fiziksel efor veya stres durumunda vücudun oksijen ihtiyacını karşılamak için bronş düz kaslarını gevşeterek hava yolu direncini azaltır. Bu bronkodilatasyon etkisi, düz kas hücre membranlarında bulunan ve GsG_s proteini üzerinden adenilat siklazı aktive ederek hücre içi cAMP düzeyini artıran β2\beta_2-adrenerjik reseptörler aracılığıyla gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Otonom sistem kolunun belirlenmesi
Sempatik sinir sistemi (Savaş ya da Kaç yanıtı)
Soruda acil durum ve sempatik sistem uyarımı belirtilmiştir.
2
Hedef organ yanıtının tespiti
Bronkodilatasyon (Gevşeme)
Sempatik sistem, akciğerlere giren hava miktarını artırmak için bronş düz kaslarını gevşetir.
3
Reseptör eşleşmesi
β2\beta_2-adrenerjik reseptör
Bronş düz kaslarında gevşemeye neden olan temel sempatik reseptör β2\beta_2 alt tipidir.

Anahtar Kavram

Sempatik sinir sisteminin bronşlar üzerindeki dilatör etkisi β2\beta_2 reseptörleri üzerinden sağlanır.
Soru 129Soru

Merkezi sinir sistemindeki (MSS) glia hücrelerinin yapısal organizasyonu ve homeostazdaki fizyolojik rolleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrositler, sinaptik aralıktan geri alınan glutamatı glutamin sentetaz enzimi ile glutamine dönüştürerek nöronal transmitter döngüsüne katkı sağlarlar.

Cevap

Astrositlerin glutamatı glutamin sentetaz enzimi ile glutamine dönüştürerek nöronlara geri vermesi ifadesi doğrudur.
Astrositler, sinaptik iletide nörotransmitter homeostazını sağlar. Sinaptik aralıktaki glutamatı EAAT (Eksitatör Amino Asit Taşıyıcıları) ile hücre içine alırlar ve glutamin sentetaz enzimi yardımıyla amonyak kullanarak glutamine dönüştürürler. Glutamin nöronlara transfer edilir ve burada glutaminaz enzimi ile tekrar glutamata çevrilerek veziküllere doldurulur.

Adım Adım Çözüm

1
Glia hücrelerinin kökenlerini değerlendir
Mikroglialar mezodermal kökenli, diğerleri nöroektodermaldir.
Embriyolojik gelişim farkı immün hücre kimliğini belirler.
2
Glutamat-glutamin döngüsünü incele
Astrositler glutamatı toplar ve glutamin sentetaz ile nötr bir form olan glutamine çevirir.
Serbest glutamatın eksitotoksisitesini önlemek ve nörona hammadde sağlamak.
3
KBB ve miyelinleme yapılarını analiz et
KBB bariyeri endoteldir, oligodendrosit çoklu miyelinleme yapar.
Hücreler arası yapısal ve sayısal farklar fonksiyonel kapasiteyi belirler.

Anahtar Kavram

Nöron-Glia Metabolik İşbirliği (Tripartite Sinaps)
Soru 130Soru

Otonom sinir sistemi fizyolojisine göre, gözde pupilla dilatör (radial) kasının kasılmasına neden olarak pupilla çapının genişlemesine (midriyazis) yol açan temel reseptör tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α1\alpha_1 adrenerjik

Cevap

Alfa-1 adrenerjik reseptörler pupilla dilatör (radial) kasının kasılmasını sağlayarak midriyazise neden olur.
Alfa-1 adrenerjik reseptörler, sempatik sinir sisteminin postgangliyonik liflerinden salınan norepinefrine yanıt verir. Gözün iris tabakasında bulunan radial (dilatör) kaslarda bu reseptörler baskındır ve aktivasyonları kasın kasılmasına, dolayısıyla pupilla açıklığının artmasına (midriyazis) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Pupilla çapını kontrol eden kas yapılarının belirlenmesi.
Pupillada ışınsal (radial) yerleşimli dilatör kas ve dairesel (sirküler) yerleşimli konstriktör (sfinkter) kas bulunur.
Midriyazis veya miyozis yanıtının hangi kasın kasılmasıyla oluşacağını anlamak için gereklidir.
2
Midriyazis (genişleme) mekanizmasının analizi.
Midriyazis, radial kasların (dilatör pupilla) kasılması sonucunda oluşur.
Soruda istenen fizyolojik yanıtın anatomik karşılığını bulmak için gereklidir.
3
Radial kasta bulunan otonom reseptörün eşleştirilmesi.
Radial kaslar sempatik sistem kontrolündedir ve üzerinde alfa-1 adrenerjik reseptörler taşır.
Fizyolojik yanıtı tetikleyen moleküler mekanizmayı belirlemek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Otonom sinir sisteminin gözdeki efektör organlar üzerindeki reseptör spesifik etkileri.
Tahmini Süre:45s
Soru 131Soru

Bir hastada klinik muayene sırasında ekstrem düzeyde iştah artışı (hiperfaji), buna bağlı hızla gelişen morbid obezite ve en ufak bir provokasyonla tetiklenen kontrolsüz saldırganlık/öfke nöbetleri (sham rage) saptanmıştır. Bu tabloya yol açan hasarın hipotalamusun hangi spesifik nükleusunda veya bölgesinde olması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventromedial nükleus

Cevap

Ventromedial nükleus (VMN), hipotalamusun tokluk merkezi olarak işlev görür ve lezyonu hem hiperfajiye hem de öfke kontrolünün kaybına (hipotalamik öfke) neden olur.
Ventromedial nükleus (VMN) hipotalamusun tokluk merkezidir. Bu bölgenin hasarında organizma tokluk hissedemez ve sürekli yeme eğilimi (hiperfaji) göstererek morbid obeziteye gider. Ayrıca VMN, limbik yapılar üzerinde inhibitör bir kontrol mekanizmasına sahiptir. Bu inhibisyonun kalkması, en küçük uyaranlarla bile ortaya çıkan şiddetli öfke ve saldırganlık tablosuna (hipotalamik öfke/savagery) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (hiperfaji, obezite, saldırganlık) analizi
Belirtilerin hem metabolik (iştah) hem de davranışsal (öfke) kontrol kaybına işaret ettiği belirlendi.
Semptomların ortak kaynağını bulmak için hipotalamik merkezlerin fonksiyonlarını eşleştirmek gerekir.
2
Hipotalamusun iştah merkezlerinin karşılaştırılması
Lateral alan = Açlık merkezi, Ventromedial nükleus = Tokluk merkezi.
Hiperfaji durumunda tokluk merkezinin (VMN) çalışmadığı veya hasarlı olduğu sonucuna varılır.
3
Duygusal kontrol mekanizmalarının entegrasyonu
VMN'nin limbik sistem üzerindeki baskılayıcı etkisinin kaybıyla 'sham rage' tablosu oluşur.
VMN sadece bir iştah merkezi değil, aynı zamanda limbik sistemle etkileşen bir davranış modülatörüdür.

Anahtar Kavram

Hipotalamusun Ventromedial Nükleusu (VMN) tokluk merkezidir ve lezyonunda hiperfaji/obezite ile birlikte vahşileşme/saldırganlık görülür.

İpuçları

1
Bu bölge 'tokluk merkezi' olarak bilinir; hasarı iştahın dizginlenememesine yol açar.
2
Aynı nükleusun hasarı, limbik sistem üzerindeki inhibitör kontrolün kalkmasına ve 'vahşileşme' belirtilerine neden olur.
3
Lateral hipotalamik alanın tam tersi etkilere sahip olan bu merkez, hasarlandığında hem obeziteye hem de öfke patlamalarına yol açar.

Daha Fazla Pratik

Lateral hipotalamik alan stimülasyonunun ve lezyonunun etkilerini VMN ile karşılaştırarak çalışın.

Alternatif Yöntem

Semptomları eleme yöntemiyle inceleyin: Hiperfaji (tokluk merkezi hasarı) ve Saldırganlık (inhibitör kontrol kaybı). Bu ikisini birleştiren tek yapı VMN'dir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 132Soru

Deneysel bir ortamda bulunan bir sinir hücresinin hücre dışı sıvısındaki sodyum (Na+Na^+) konsantrasyonu, normal fizyolojik sınırların altına düşürülmektedir (hiponatremi). Bu iyonik değişikliğin sinir hücresinin elektrofizyolojik özellikleri üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstirahat membran potansiyeli belirgin bir değişikliğe uğramazken, aksiyon potansiyelinin tepe değeri (amplitüdü) azalır.

Cevap

Hücre dışı sodyum konsantrasyonunun azalması, istirahat membran potansiyelini belirgin şekilde etkilemezken, aksiyon potansiyelinin tepe değerinin (amplitüdünün) azalmasına neden olur.
Sinir hücrelerinde istirahat membran potansiyeli temel olarak potasyum (K+K^+) iyonlarının geçirgenliği ve Nernst potansiyeli tarafından belirlendiği için hücre dışı sodyum değişimlerine karşı oldukça dirençlidir. Ancak aksiyon potansiyelinin depolarizasyon fazında hücre zarı sodyuma çok yüksek oranda geçirgen hale gelir ve membran potansiyeli sodyumun denge potansiyeline (ENaE_{Na}) doğru hızla yükselir. Hücre dışı sodyum konsantrasyonu azaldığında (hiponatremi), sodyumun içeriye doğru olan konsantrasyon gradyanı zayıflar ve ENaE_{Na} değeri düşer; bu da aksiyon potansiyelinin ulaşabileceği maksimum tepe değerinin (amplitüdünün) azalmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İstirahat Membran Potansiyeli (İMP) analiz edilir.
İMP, büyük oranda potasyum (K+K^+) iyonlarının sızma kanallarından dışarı çıkışı ile belirlenir.
Hücre zarının istirahatteki sodyum geçirgenliği potasyuma göre çok düşüktür (1100\frac{1}{100} oranında).
2
Aksiyon Potansiyeli (AP) tepe değeri analizi yapılır.
AP tepe değeri, hücre zarının sodyuma karşı aşırı geçirgen hale geldiği fazda sodyumun denge potansiyeline (ENaE_{Na}) yaklaşır.
Depolarizasyon sırasında voltaj kapılı sodyum kanalları açılır ve sodyum iyonları kendi elektrokimyasal gradyanları yönünde içeri akar.
3
Hücre dışı sodyum azalmasının etkisi değerlendirilir.
Dışarıdaki sodyum azalınca sodyumun içeriye akış hızı ve ENaE_{Na} değeri düşer.
Nernst denklemine (ENa=61×log[Na+]dıs\c[Na+]ic\cE_{Na} = 61 \times \log\frac{[Na^+]_{dış}}{[Na^+]_{iç}}) göre dış derişim azalınca sonuç küçülür.

Anahtar Kavram

İstirahat membran potansiyeli esas olarak potasyum gradyanına, aksiyon potansiyeli tepe değeri ise sodyum gradyanına bağlıdır.

Daha Fazla Pratik

Hiperkalemi ve hipokaleminin istirahat membran potansiyeli üzerindeki etkilerini, hiponatremi ile karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 133Soru

Sağlıklı bir yetişkinde, uyanık ancak gözleri kapalı olarak istirahat halindeyken yapılan elektroensefalografi (EEG) kaydında, özellikle parietooksipital bölgelerde belirginleşen 88-1313 Hz frekanslı dalga tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa dalgaları

Cevap

Uyanık ancak gözleri kapalı ve istirahat halindeki bir bireyde parietooksipital bölgede saptanan 88-1313 Hz frekanslı dalgalar alfa dalgalarıdır.
Alfa dalgaları, uyanık yetişkinlerde fiziksel ve zihinsel olarak gevşemiş, ancak uykuda olmayan durumda, gözler kapalıyken en net şekilde kaydedilen dalgalardır. Genliği 5050 μ\mu V civarında, frekansı ise 88-1313 Hz arasındadır. Gözlerin açılması veya dikkat gerektiren bir işe odaklanılması durumunda alfa ritmi kaybolur ve yerini beta dalgalarına bırakır (alfa blokajı).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın/bireyin mevcut durumunu analiz et.
Birey uyanık, istirahatte ve gözleri kapalıdır.
EEG dalga tipleri bireyin uyanıklık ve bilinç düzeyine göre değişir.
2
Belirtilen frekans aralığını ve anatomik lokalizasyonu değerlendir.
88-1313 Hz frekans ve parietooksipital baskınlık alfa ritmini işaret eder.
Frekans aralıkları EEG dalgalarını tanımlayan en temel fiziksel parametredir.

Anahtar Kavram

EEG Dalga Tipleri ve Uyanıklık Durumları
Tahmini Süre:45s
Soru 134Soru

Sağlıklı bir erişkinde derin uyku (NREM Evre 3 ve 4) sırasında elektroensefalografide (EEG) gözlenen, frekansı en düşük (<4<4 Hz) ve genliği en yüksek olan karakteristik dalga tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Delta dalgaları

Cevap

Delta dalgaları derin uyku (NREM Evre 3 ve 4) sırasında gözlenen, frekansı en düşük ve genliği en yüksek olan EEG dalga tipidir.
Delta dalgaları, EEG spektrumundaki en düşük frekanslı (<4<4 Hz) ve en yüksek genlikli dalgalardır. Bu dalgalar kortikal aktivitenin büyük ölçüde senkronize olduğu NREM Evre 3 ve Evre 4 (derin uyku/yavaş dalga uykusu) sırasında karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
EEG dalga tiplerini ve frekanslarını sınıflandırın.
Beta (>14 Hz), Alfa (8-13 Hz), Teta (4-7 Hz), Delta (<4 Hz).
Frekans azaldıkça dalganın derin uykuyla ilişkisi artar.
2
Uyku evreleri ile EEG paternlerini eşleştirin.
NREM Evre 3 ve 4 'yavaş dalga uykusu' olarak tanımlanır.
Bu evrelerde nöronal deşarjlar senkronize olur ve yüksek genlikli, düşük frekanslı dalgalar oluşur.
3
Derin uykuya özgü dalgayı belirleyin.
Delta dalgaları.
Tanım gereği frekansı en düşük ve genliği en yüksek olan dalga Delta'dır.

Anahtar Kavram

Uyku Evreleri ve EEG Dalga Karakteristikleri

Daha Fazla Pratik

REM uykusu sırasında EEG'nin neden uyanıklığa (Beta dalgaları) benzediğini ve buna neden 'paradoksal uyku' dendiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 135Soru

Bir deney hayvanında orta beyin (mezensefalon) seviyesinden, süperior ve inferior kollikuluslar arasından yapılan tam kesi (interkolliküler transseksiyon) sonucunda 'Deserebre Rijidite' tablosu gelişmiştir. Hayvanın tüm ekstremitelerinde, özellikle yerçekimine karşı koyan (antigravite) kaslarda görülen bu aşırı kasılma (spastisite) durumunun temel fizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pontin retiküler formasyonun tonik eksitatör aktivitesinin kortikal inhibisyondan kurtularak serbest kalması

Cevap

Pontin retiküler formasyonun tonik eksitatör aktivitesinin kortikal inhibisyondan kurtularak serbest kalması
Deserebre rijidite, beyin sapının üst seviyesinden (kollikuluslar arası) yapılan kesi sonucu kortikospinal ve rubrospinal yolların kesilmesiyle oluşur. Bu durumda, ponsun retiküler çekirdekleri (nüklei retikularis pontis) üzerindeki üst merkezlerin kontrolü kalkar. Pontin retiküler formasyon doğal olarak tonik (sürekli) aktiftir ve 'Medial Retikülospinal Yol' aracılığıyla antigravite kaslarını (ekstansörleri) uyarır. Normalde bu etki, medüller retiküler formasyonun inhibitör etkisiyle dengelenir. Ancak medüller sistem, fonksiyon görebilmek için kortikal girdiye (kortikoretiküler yollar) ihtiyaç duyar. Kesi sonrası kortikal girdi kesilince medüller inhibisyon devre dışı kalır ve pontin eksitasyon 'serbest kalarak' (unopposed) aşırı kasılmaya (rijiditeye) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kesi seviyesini ve etkilenen yolları analiz et
İnterkolliküler (orta beyin) kesisi, korteks ve bazal gangliyonların beyin sapı ile bağlantısını keser.
Deserebrasyonun anatomik sınırını belirlemek için.
2
Retiküler formasyonun alt birimlerinin normal fonksiyonunu hatırla
Pontin retiküler formasyon (medial yol) antigravite kaslarını UYARIR. Medüller retiküler formasyon (lateral yol) antigravite kaslarını İNHİBE eder.
Motor kontrol dengesini anlamak için.
3
Kortikal girdinin bu merkezler üzerindeki etkisini değerlendir
Korteks normalde medüller inhibitör merkezi uyararak kas tonusunu baskılar. Kesi olunca bu destek kalkar ve medüller inhibisyon zayıflar.
Patolojinin mekanizmasını çözmek için.
4
Sonuç tablosunu belirle
İnhibisyondan kurtulan ve kendiliğinden (tonik) aktif olan Pontin Retiküler Formasyon, karşı koyulamaz bir şekilde antigravite kaslarını kasarak rijiditeye yol açar.
Doğru şıkkı seçmek için.

Anahtar Kavram

Deserebre Rijidite ve Retiküler Formasyon Dengesi

İpuçları

1
Deserebre rijiditede vücut 'yay gibi' gerilir (ekstansiyon). Bu, yerçekimine karşı koyan kasların aşırı çalışması demektir.
2
Beyin sapında 'P' harfi ile başlayan yapı (Pons) kas tonusunu 'P'ozitif yönde (artırıcı) etkiler.
3
Kesi sonrası korteksle bağı kopan Medulla (inhibitör) çalışamaz hale gelirken, kendi başına çalışabilen Pons (eksitatör) kontrolsüz kalır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 136Soru

Işığın retina üzerindeki etkisiyle aktive olan retinohipotalamik traktus lifleri, hipotalamusta bulunan belirli bir nükleusa doğrudan projeksiyon yaparak biyolojik ritimlerin çevresel aydınlık-karanlık döngüsüyle senkronize edilmesini sağlar.

Bu sirkadiyen ritimlerin düzenlenmesinden birincil derecede sorumlu olan 'master clock' (merkezi saat) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nükleus suprachiasmaticus

Cevap

Sirkadiyen ritimlerin ana düzenleyicisi olan ve retinadan doğrudan girdi alan yapı nükleus suprachiasmaticus'tur.
Nükleus suprachiasmaticus (SCN), hipotalamusun kiyazma optikumun hemen üzerinde yer alan ve vücudun sirkadiyen ritimlerini düzenleyen temel merkezidir. Retinadaki özel ganglion hücrelerinden gelen doğrudan projeksiyonlar (retinohipotalamik yol) sayesinde gün ışığına duyarlıdır ve epifiz bezinden melatonın salınımını da dolaylı yoldan kontrol eder.

Adım Adım Çözüm

1
Girdinin kaynağını analiz etme
Işık uyarısı retinadaki ganglion hücrelerinden retinohipotalamik traktus aracılığıyla iletilir.
Biyolojik saatin dış ortamdaki ışık döngüsüne göre ayarlanması (entrainment) için bu yol gereklidir.
2
Hipotalamik nükleus fonksiyonlarını eşleştirme
Nükleus suprachiasmaticus (SCN), vücuttaki pek çok fizyolojik sürecin (uyku-uyanıklık, hormon salınımı, vücut ısısı) 24 saatlik ritmini koordine eder.
SCN, nöronal aktivitesindeki intrinsik ritmiklik sayesinde 'merkezi pacemaker' görevi görür.

Anahtar Kavram

Nükleus suprachiasmaticus, retinadan gelen ışık bilgisiyle senkronize olan vücudun sirkadiyen ritim merkezidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 137Soru

Üriner sistemin otonomik kontrolü mekanizmalarına göre, mesanede idrar depolanmasını (kontinans fazı) kolaylaştırmak amacıyla aktive olan sempatik yolaklarda görev alan reseptörler ve bunların hücresel efektör mekanizmalarıyla ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Detrusor kasındaki β3\beta_3 adrenerjik reseptörler, GsG_s proteini aracılığıyla hücre içi cAMP düzeyini artırarak gevşemeye neden olur.

Cevap

Detrusor kasındaki β3\beta_3 adrenerjik reseptörlerin GsG_s proteini üzerinden cAMP artışıyla gevşemeye neden olması doğrudur.
İdrar depolama fazında sempatik postgangliyonik nöronlardan salınan norepinefrin, detrusor kasındaki β3\beta_3 reseptörlerine bağlanır. Bu reseptörler GsG_s proteinini aktive ederek hücre içi cAMP düzeyini yükseltir, bu da detrusor kasının gevşemesine ve mesanenin dolmasına olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kontinans fazındaki baskın otonomik aktiviteyi belirle.
Kontinans (idrar depolama) fazında sempatik sinir sistemi baskındır.
Sempatik sistem, detrusor kasını gevşeterek ve iç sfinkteri kasarak idrarın mesanede kalmasını sağlar.
2
Hedef dokulardaki sempatik reseptörleri ve G-proteini eşleşmelerini analiz et.
Detrusor kasında β3\beta_3 (ve β2\beta_2) reseptörleri (GsG_s kenetli), iç sfinkterde ise α1\alpha_1 reseptörleri (GqG_q kenetli) görev yapar.
β\beta reseptörleri genel olarak gevşetici (GsG_s-cAMP), α1\alpha_1 reseptörleri ise kasıcı (GqG_q-Kalsiyum) etki gösterir.
3
Hücresel yanıtların fizyolojik sonuçla uyumunu kontrol et.
β3\beta_3 aktivasyonu -> cAMP artışı -> Detrusor gevşemesi; α1\alpha_1 aktivasyonu -> Kalsiyum artışı -> İç sfinkter kasılması.
Bu iki mekanizmanın eş zamanlı çalışması idrarın dışarı kaçmasını önler.

Anahtar Kavram

Otonom reseptörlerin G-proteini üzerinden mesane dinamiklerini kontrol etmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 138Soru

Limbik sistemin bir parçası olan ve özellikle yeni bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılmasında (konsolidasyon) kritik bir rol oynayan; bu yapının bilateral hasarında kişide anterograd amnezi gelişmesine yol açan anatomik oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokampus

Cevap

Hipokampus, limbik sistem içerisinde yeni bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasından (konsolidasyon) sorumlu temel yapıdır ve hasarında anterograd amnezi görülür.
Hipokampus, limbik sistemin medial temporal lobda yer alan bir parçasıdır. Yeni öğrenilen bilgilerin (deklaratif/bildirimsel bellek) kalıcı hale getirilmesi için gerekli olan konsolidasyon sürecinden sorumludur. Bilateral hipokampus hasarı olan bireyler, hasar öncesi bilgileri hatırlayabilirler (retrograd bellek korunmuştur) ancak yeni bilgileri kaydedemezler (anterograd amnezi).

Adım Adım Çözüm

1
Bellek türlerini ve süreçlerini tanımla.
Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş sürecine 'konsolidasyon' denir.
Soruda sorulan 'anterograd amnezi' tablosu, yeni bilgilerin kaydedilememesi (konsolidasyon kusuru) durumudur.
2
Limbik sistem yapılarının fonksiyonel görevlerini karşılaştır.
Amigdala duygu, hipokampus ise deklaratif bellek konsolidasyonu ile özdeşleşmiştir.
Limbik sistemin her bir çekirdeği farklı davranışsal ve bilişsel fonksiyonlardan sorumludur.
3
Klinik tablo ile anatomik yapıyı eşleştir.
Anterograd amneziye yol açan birincil yapı hipokampustur.
Bilateral hipokampal hasar (örn. H.M. vakası), hastanın geçmişi hatırlayıp yeni hiçbir şey öğrenemediği tipik anterograd amnezi tablosuna yol açar.

Anahtar Kavram

Hipokampus ve Bellek Konsolidasyonu
Tahmini Süre:50s
Soru 139Soru

Beyin sapının otonomik ve yaşamsal fonksiyonlar üzerindeki düzenleyici rolü düşünüldüğünde; IX.IX. (glossofaringeal) ve X.X. (vagus) kafa çiftleri aracılığıyla taşınan baroreseptör ve kemoreseptör bilgilerinin medulla oblangatada ilk sinaps yaptığı ve yaşamsal reflekslerin koordinasyonunda merkezi bir kavşak noktası olarak görev yapan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nukleus traktus solitarius

Cevap

Nukleus traktus solitarius (NTS), viseral duyusal bilgilerin beyin sapındaki ana entegrasyon merkezidir.
Nukleus traktus solitarius (NTS), medulla oblangatanın dorsolateralinde yer alan ve visseral organlardan gelen duyusal bilgilerin (baroreseptör, kemoreseptör, gastrointestinal afferentler) beyin sapındaki ilk sinaps istasyonudur. Bu bölge, aldığı bilgileri retiküler formasyon içerisindeki vazomotor ve respiratuvar merkezlere dağıtarak homeostazın sürdürülmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Duyusal girdilerin kaynağını belirle.
Baroreseptör ve kemoreseptörlerden gelen bilgiler IX.IX. ve X.X. kafa çiftleri ile taşınır.
Visseral reflekslerin başlaması için periferik reseptörlerden gelen afferent sinyallerin beyin sapına ulaşması gerekir.
2
Afferent liflerin beyin sapındaki sonlanma noktasını tespit et.
Bu lifler medulla oblangatadaki nukleus traktus solitarius (NTS) bölgesinde sinaps yapar.
NTS, visseral duyuların (tat dahil) ilk toplandığı ve entegre edildiği merkezi istasyondur.
3
NTS'nin otonomik merkezlerle ilişkisini değerlendir.
NTS, aldığı bilgileri kardiyovasküler ve respiratuvar merkezlere (vazomotor alanlar gibi) ileterek refleks yanıtı koordine eder.
Hayati otonomik reflekslerin gerçekleşmesi için duyusal girdinin motor çıktıya dönüştürülmesi bu bölgede başlar.

Anahtar Kavram

Nukleus Traktus Solitarius (NTS) ve Otonomik Entegrasyon
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 140Soru

Nöroanatomik ve fonksiyonel açıdan beyin sapındaki ağsı yapının (retiküler formasyon) motor kontrol, uyanıklık ve yaşamsal regülasyon üzerindeki organizasyonu dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi medüller retiküler sistemin karakteristik bir özelliğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antigravite kasları üzerinde inhibitör etki gösterirler ve bu fonksiyonel etkinliklerini sürdürebilmek için serebral korteks ile nükleus ruber'den gelen üst merkez girdilerine bağımlıdırlar.

Cevap

Medüller retiküler çekirdekler, antigravite kaslarını inhibe ederler ve bu etkileri için korteks ile nükleus ruber'den gelen uyarılara ihtiyaç duyarlar.
Medüller retiküler çekirdekler, spinal korddaki motor nöronlar üzerinde güçlü inhibitör etkiye sahiptir. Ancak bu çekirdeklerin intrinsik uyarılabilirliği düşüktür. Fonksiyonel olabilmeleri için serebral korteksten gelen kortikoretiküler ve nükleus ruber'den gelen rubroretiküler lifler aracılığıyla sürekli uyarılmaları gerekir. Bu bağlantıların kesilmesi (örneğin orta beyin lezyonları), medüller inhibitör sistemin devre dışı kalmasına ve pontin eksitatör sistemin baskın gelerek decerebrate rijiditesine yol açmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Beyin sapı retiküler formasyonunun motor alt birimlerini (pontin ve medüller) ayırt et.
Pontin sistem eksitatör (fasilitatör), medüller sistem inhibitör karakterdedir.
Antigravite kas tonusu bu iki sistemin dengesiyle korunur.
2
Sistemlerin intrinsik (kendi kendine) aktivite düzeylerini analiz et.
Pontin sistem intrinsik olarak çok aktifken, medüller sistem dış uyarılara bağımlıdır.
Pontin retiküler çekirdekler uyarılmasa bile sürekli deşarj yapma eğilimindedir.
3
Üst merkezlerin (korteks, nukleus ruber) inhibitör sistem üzerindeki etkisini değerlendir.
Bu merkezler medüller inhibitör sistemi aktive ederek aşırı kas tonusunu engeller.
Normal şartlarda korteks, medüller retiküler çekirdekleri uyararak pontin sistemin eksitatör etkisini dengeler.
4
Klinik korelasyon kur (Decerebrate rijidite).
Mesensefalon düzeyindeki bir kesi, medüller inhibitör sistemin 'yakıtını' (inputlarını) keser.
Inputları kesilen medüller sistem pasifleşince, kontrolsüz kalan pontin sistem antigravite kaslarını aşırı uyarır.

Anahtar Kavram

Medüller retiküler çekirdeklerin fonksiyonel bağımlılığı ve motor kontrol hiyerarşisi

Daha Fazla Pratik

Decerebrate rijidite ile decorticate rijidite arasındaki farkları nükleus ruber'in lokalizasyonu üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 7 / 16Sonraki
Sinir Sistemi Fizyolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 7 | Examkin