Temel Dokular

261 soru

Soru 101Soru →

Bağ dokusu hücrelerinin karakteristik özellikleri ve ekstraselüler matris (ECM) bileşenlerinin sentez süreçleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyofibroblastlar, sitoplazmalarında α\alpha-düz kas aktini (SMA) içeren stres liflerine sahiptirler ve morfolojik olarak benzedikleri düz kas hücrelerinden bazal lamina içermemeleriyle ayırt edilirler.

Cevap

Miyofibroblastların α\alpha-SMA içermesi ve bazal laminadan yoksun olması doğru ifadedir.
Miyofibroblastlar, yara iyileşmesi sırasında fibroblastların geçirdiği bir transformasyonla oluşur. Düz kas hücreleri gibi kasılabilme yeteneğine (α\alpha-SMA sayesinde) sahip olsalar da, gerçek epitel veya kas hücrelerinden farklı olarak etraflarında bazal lamina salgılamazlar. Bu özellikleri onları histolojik kesitlerde ayırt eden en önemli kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre tiplerinin yerleşik veya geçici olma durumlarını değerlendir.
Fibroblastlar ve mast hücreleri yerleşik; plazma hücreleri ve lökositler geçicidir.
Bağ dokusu hücre sınıflandırmasının temelini oluşturur.
2
Kollajen biyosentezi ve modifikasyon bölgelerini kontrol et.
Hidroksilasyon ve glikozilasyon GER lümeninde; paketleme ve propeptidlerin kesilmesi (kısmen) Golgi ve hücre dışında gerçekleşir.
Organel fonksiyonlarının ayrımı hücre biyolojisi için kritiktir.
3
Miyofibroblast ve düz kas hücresi ayrımını yap.
Her ikisi de α\alpha-SMA içerir ancak miyofibroblastta bazal lamina yoktur.
Yara iyileşmesi ve patolojik fibrozis süreçlerindeki anahtar hücre ayrımıdır.

Anahtar Kavram

Miyofibroblastların ve Kollajen Tiplerinin Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 102Soru →

Hiyalin kıkırdak matriksinin moleküler organizasyonu, dokunun biyomekanik özelliklerini ve kondrositlerin çevreleriyle olan etkileşimini doğrudan belirler. Buna göre, kıkırdak dokusunun biyokimyasal yapısı ve büyüme dinamikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Agrekan molekülleri, hiyaluronan zincirlerine link proteinleri aracılığıyla bağlanarak dev agregatlar oluşturur ve içerdikleri sülfat gruplarının negatif yükü sayesinde su tutarak dokuya basınca karşı direnç kazandırır.

Cevap

Agrekan moleküllerinin hiyaluronan zincirlerine link proteinleri ile bağlanarak oluşturduğu agregatların su tutma kapasitesi sayesinde dokuya basınca karşı direnç kazandırması doğrudur.
Kıkırdak dokusunun karakteristik özelliği, agrekan adı verilen proteoglikanların hiyaluronan zincirlerine link proteinleri yardımıyla bağlanarak dev agregatlar oluşturmasıdır. Bu yapıların taşıdığı yoğun negatif yükler, dokuda yüksek miktarda su tutulmasını sağlar ve bu da kıkırdağa basınca karşı esneklik ve direnç kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıkırdak matriksinin proteoglikan yapısını analiz et.
Matriste bulunan en önemli proteoglikan agrekandır.
Agrekanlar, hiyaluronan zincirine bağlanarak kıkırdağın hacminin büyük kısmını dolduran dev kompleksler oluşturur.
2
Biyokimyasal yüklerin etkisini değerlendir.
Agrekanlar üzerindeki kondroitin ve keratan sülfat grupları yüksek oranda negatif yük taşır.
Bu negatif yükler katyonları ve dolayısıyla su moleküllerini matrise çekerek hidrostatik basınç oluşturur.
3
Biyomekanik direnç mekanizmasını belirle.
Dokudaki su hapsolmuş bir şekilde durur ve basınç uygulandığında direnç gösterir.
Bu mekanizma kıkırdağın ağırlık taşıyan eklem yüzeylerinde şok emici ve basınca dirençli olmasını sağlayan temel özelliktir.

Anahtar Kavram

Kıkırdak dokusunda agrekan-hiyaluronan agregatlarının osmotik su tutma kapasitesi ve Tip II kollajen baskınlığı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 103Soru →

Kıkırdak dokusunda ekstrasellüler matriksin biyomekanik özellikleri, proteoglikan agregatları ile kollajen ağı arasındaki karmaşık etkileşime dayanır. Kondrositlerin bu ağ yapısı içinde yerleşimi ve matrikse tutunması ise spesifik adeziv moleküller aracılığıyla gerçekleşir. Kıkırdak matriksinin moleküler yapısı ve dokunun biyolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kondronektin, kondrositlerin hücre zarındaki reseptörlerini matriks içindeki Tip II kollajen liflerine bağlayan ana glikoproteindir.

Cevap

Kondronektin, kondrositlerin hücre zarındaki reseptörlerini matriks içindeki Tip II kollajen liflerine bağlayan ana glikoproteindir.
Kondronektin, kıkırdak dokusuna özgü olan ve kondrositlerin ekstrasellüler matriks bileşenlerine (özellikle Tip II kollajen) tutunmasını sağlayan temel adeziv glikoproteindir. Bu molekül, bağ dokusundaki fibronektine işlevsel olarak benzerlik gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıkırdak matriksinin moleküler bileşenlerini analiz et.
Matriks; Tip II kollajen, agrekan agregatları ve adeziv glikoproteinlerden (kondronektin) oluşur.
Hücre-matriks etkileşimini anlamak için spesifik bağlayıcı moleküllerin bilinmesi gerekir.
2
Kondrosit tutunma mekanizmasını değerlendir.
Kondronektin molekülü, integrin benzeri reseptörler aracılığıyla hücreyi Tip II kollajene bağlar.
Bu bağ, kıkırdak dokusunun yapısal bütünlüğü ve hücre sinyali için kritiktir.
3
Diğer seçeneklerdeki biyokimyasal ve fizyolojik hataları ele.
Büyüme tipleri (apozisyonel vs interstisyel), kollajen tipleri (Tip II vs Tip I) ve metabolizma (anaerobik) özellikleri düzeltilir.
TUS sınavında benzer kavramların bir arada sorulması ayırıcı tanı yeteneğini ölçer.

Anahtar Kavram

Kıkırdak matriksindeki kondronektin fonksiyonu ve genel kıkırdak biyolojisi.

Daha Fazla Pratik

Kondronektin ile integrin reseptörleri arasındaki etkileşimin kıkırdak rejenerasyonu üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 104Soru →

İskelet sisteminin gelişimi sürecinde bazı kemikler hiyalin kıkırdaktan oluşan bir model üzerinden gelişirken (endokondral), bazıları doğrudan mezenşimal bağ dokusundan köken alır. Buna göre, aşağıdaki kemiklerden hangisi intramembranöz ossifikasyon yoluyla gelişimini tamamlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parietal kemik

Cevap

Parietal kemik, gelişimini doğrudan mezenşimal bağ dokusundan (intramembranöz ossifikasyon) tamamlayan yassı bir kemiktir.
Parietal kemik kafatasının yassı kemiklerinden biridir. Yassı kemiklerin histogenezi sırasında mezenşimal hücreler doğrudan osteoblastlara farklılaşarak kemik matrisini sentezler, bu sürece intramembranöz ossifikasyon denir.

Adım Adım Çözüm

1
Kemikleşme türlerini tanımla.
İki ana yol vardır: İntramembranöz (bağ dokusu içi) ve Endokondral (kıkırdak içi).
Kemikleşme sürecinin başlangıç dokusunu belirlemek için.
2
Kemik tiplerine göre kemikleşme yollarını eşleştir.
Yassı kemikler (kafatası, mandibula, klavikula) genellikle intramembranöz; uzun kemikler ise endokondral yolla gelişir.
Soru kökündeki kemiklerin morfolojik sınıflandırmasını yapmak için.
3
Seçenekleri analiz et.
Seçenekler arasında tek yassı kemik parietal kemiktir; diğerleri (femur, humerus, tibia, radius) uzun kemiklerdir.
Doğru seçeneği ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

İntramembranöz ossifikasyon mezenşimal bağ dokusundan başlar ve tipik olarak kafatasının yassı kemiklerinde görülür.

İpuçları

1
Kemikleşme türü, kemiğin şekline göre değişebilir.
2
Kafatası kemikleri gibi yassı kemikler genellikle bir kıkırdak aşaması geçirmeden gelişir.
Tahmini Süre:45s
Soru 105Soru →

Bağ dokusunda yer alan, sitoplazmasındaki yoğun granüllerin bazik boyalarla (örneğin toluidin mavisi) boyandığında metakromazi göstermesiyle tanınan ve içerisinde heparin ile histamin depolayan hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mast hücresi

Cevap

Mast hücresi, içeriğindeki heparin sayesinde metakromazi özelliği gösteren bağ dokusu hücresidir.
Mast hücreleri, bağ dokusunda bulunan ve sitoplazmalarında büyük, yoğun granüller taşıyan hücrelerdir. Bu granüllerin içinde bulunan heparin, yüksek sülfat içeriği nedeniyle yoğun negatif yüke sahiptir. Toluidin mavisi gibi katyonik boyalar bu negatif yüklerle etkileşime girdiğinde, boya molekülleri birbirine çok yakın dizilir ve ışığın soğurma spektrumu değişir; sonuçta mavi renkli boya mor/kırmızı bir renk alır. Bu fenomene metakromazi denir.

Adım Adım Çözüm

1
Doku boyanma özelliklerini değerlendir.
Metakromazi saptandı.
Metakromazi, bir boyanın dokuyla etkileşime girdiğinde kendi renginden farklı bir renk (mavi boyanın mor/kırmızı görünmesi gibi) vermesidir.
2
Hücre içeriklerini analiz et.
Heparin ve histamin varlığı görüldü.
Heparin yüksek derecede sülfatlı bir glikozaminoglikandır ve anyonik yükü metakromatik boyanmanın temelidir.
3
Hücre tipini belirle.
Mast hücresi.
Bağ dokusunda bu özellikleri taşıyan spesifik hücre mast hücresidir.

Anahtar Kavram

Mast hücrelerinin metakromatik boyanma özelliği ve granül içeriği.
Tahmini Süre:45s
Soru 106Soru →

Kas dokularının uyarılma-kasılma eşleşmesi (excitation-contraction coupling) ve bu süreçte rol alan histomorfolojik yapılarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskelet kasında voltaj duyarlı dihidropiridin reseptörleri (DHPR) ile ryanodin reseptörleri (RyR1) arasındaki bağlantı, kalsiyum akışına ihtiyaç duymadan mekanik olarak gerçekleşir.

Cevap

İskelet kasında uyarılma-kasılma eşleşmesi, dihidropiridin reseptörleri (DHPR) ile ryanodin reseptörleri (RyR1) arasındaki doğrudan mekanik bağlantı sayesinde, ekstrasellüler kalsiyum girişine birincil olarak ihtiyaç duyulmadan gerçekleşir.
İskelet kasında, transvers tübül membranındaki voltaj duyarlı dihidropiridin reseptörleri (LL-tipi kalsiyum kanalları), sarkoplazmik retikulum membranındaki ryanodin reseptörlerine (RyR1RyR1) fiziksel olarak bağlıdır. Aksiyon potansiyeli T-tübülüne ulaştığında, DHPR konformasyon değiştirerek RyR1'i mekanik olarak açar. Bu süreç, dış ortamdan kalsiyum girmesine gerek kalmadan sarkoplazmik retikulumdan kalsiyum salınmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kas tiplerine göre transvers tübül (T-tübül) yerleşimlerini analiz edin.
İskelet kasında A−IA-I bileşkesi (22 adet/sarkomer), Kalp kasında ZZ çizgisi (11 adet/sarkomer).
Morfolojik organizasyonun doğru belirlenmesi, uyarılma hızını açıklar.
2
Kalsiyum salınım mekanizmasını (DHPR-RyR etkileşimi) karşılaştırın.
İskelet kası mekanik bağlantı (konformasyonel değişim) kullanırken; kalp ve düz kaslar kalsiyum aracılı kalsiyum salınımı (CICR) kullanır.
Moleküler düzeydeki fonksiyonel fark, uyarılmanın kalsiyum bağımlılığını belirler.
3
Düz kasın protein yapısını değerlendirin.
Düz kasta troponin yoktur, kalsiyum reseptörü kalmodulindir.
Filamanlar arası etkileşimin regülasyon farkını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İskelet ve kalp kası arasındaki uyarılma-kasılma eşleşmesi farkları (Mekanik Bağlantı vs. CICR) ve T-tübül yerleşimleri.
Soru 107Soru →

Bir ekzokrin bezde salgı materyali hücre sitoplazmasında biriktikten sonra, salgılama sırasında hücrenin tamamı parçalanarak salgı ürünüyle birlikte lümene atılmaktadır. Bu tip bezlerde meydana gelen yoğun hücre kaybını telafi etmek amacıyla bazal tabakadaki hücrelerde sürekli mitoz aktivitesi gözlenir.

Bu salgılama mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Holokrin

Cevap

Hücrenin tümüyle parçalanarak salgıya dahil olduğu mekanizma holokrin salgılamadır.
Holokrin salgılamada, salgı materyali olgunlaşan hücrenin içinde birikir ve sonunda hücrenin programlı ölümü ve parçalanmasıyla birlikte dışarı atılır. Bu mekanizmanın en tipik örneği derideki yağ bezleridir (glandula sebacea).

Adım Adım Çözüm

1
Salgılama sırasındaki hücresel değişikliği analiz et.
Hücrenin tamamının parçalandığı belirtilmiştir.
Mekanizmayı tanımlayan temel ayırt edici özellik budur.
2
Hücre kaybının nasıl telafi edildiğini belirle.
Bazal tabakadaki yoğun mitoz (proliferasyon).
Holokrin bezlerde hücreler feda edildiği için sürekli yenilenme şarttır.
3
Tanıma uyan salgı modunu seç.
Holokrin salgılama.
Tanım doğrudan holokrin mekanizmasına (örneğin yağ bezleri) uymaktadır.

Anahtar Kavram

Holokrin salgılama mekanizmasında hücrenin tamamı salgı ürününe dönüşür.

Daha Fazla Pratik

Meme bezinin (glandula mammae) hem merokrin (protein kısmı) hem de apokrin (lipid kısmı) salgılama yapabildiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 108Soru →

Fetal gelişim sürecinde uzun kemiklerin diyafizinde primer kemikleşme merkezinin oluşumu sırasında, periostal tomurcuk (vasküler invazyon) ile kıkırdak modelin içine taşınan hücrelerin kalsifiye kıkırdak spikülleri üzerindeki ilk histogenetik aktivitesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoprogenitör hücrelerin osteoblastlara farklılaşarak kalsifiye kıkırdak yüzeyine kemik matriksi (osteoid) depolaması

Cevap

Osteoprogenitör hücrelerin osteoblastlara farklılaşarak kalsifiye kıkırdak yüzeyine kemik matriksi (osteoid) depolaması
Endokondral kemikleşme sürecinde, diyafizdeki kondrositlerin hipertrofisi ve matrisin kalsifikasyonunu takiben bölgeye periostal tomurcuk aracılığıyla damarlar ve osteoprogenitör hücreler girer. Bu hücreler, kireçlenmiş kıkırdak spiküllerinin yüzeyine dizilerek osteoblastlara dönüşür ve üzerlerine kemik dokusunu (osteoid) sentezlerler. Bu yapı mikroskopta bazofilik kıkırdak merkezi ve asidofilik kemik çevresi ile karakterize 'karışık spikül' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Vasküler invazyon analizi
Periostal tomurcuk ile diyafize kan damarları, osteoprogenitör hücreler ve hematopoetik hücreler taşınır.
Primer kemikleşme merkezinin başlaması için osteojenik hücrelerin kıkırdak modelin içine girmesi gerekir.
2
Hücre diferansiyasyonu
Bölgeye gelen mezenşimal kökenli osteoprogenitör hücreler, osteoblastlara dönüşür.
Kemik matrisi (osteoid) sentezi için özelleşmiş sentez hücrelerine ihtiyaç vardır.
3
Karışık spikül (mixed spicule) oluşumu
Osteoblastlar, kalsifiye kıkırdak spiküllerinin yüzeyine tutunarak Tip I kollajen ve kemik matrisi salgılar.
Endokondral kemikleşmede kıkırdak matrisi kalıntıları, yeni kemik dokusu için fiziksel bir destek (iskele) görevi görür.

Anahtar Kavram

Endokondral kemikleşmede kalsifiye kıkırdak iskeleti üzerinde osteoid sentezi ve karışık spikül formasyonu.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 109Soru →

Primer Siliyer Diskinezi (Kartagener Sendromu) tanısı konulan bir hastada, solunum yolu epiteli silyumlarında yapısal ve fonksiyonel bozukluk saptanırken, ince bağırsak epitelindeki fırçamsı kenarın (mikrovilluslar) morfolojisinin ve emilim fonksiyonunun normal olduğu gözlenmiştir. Solunum ve sindirim sistemindeki bu yüzey özelleşmelerinin hastalıktan farklı etkilenmesinin temel nedeni, silyumdan farklı olarak mikrovillusların merkezinde aşağıdaki proteinlerden hangisinin polimerize halde bulunmasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktin

Cevap

Mikrovillusların yapısını oluşturan temel iskelet proteini Aktin'dir.
Soru, hücre yüzey özelleşmelerinin moleküler yapısını ayırt etmeyi amaçlamaktadır. Mikrovilluslar, hücre yüzey alanını artırarak emilimi kolaylaştıran parmaksı uzantılardır ve merkezlerinde paralel uzanan aktin filament demetleri bulunur. Bu aktin filamentleri, villin ve fimbrin gibi proteinlerle çapraz bağlanır. Silyumlar ise 9+2 mikrotübül düzenine sahip, tubulin ve dinein içeren hareketli yapılardır. Kartagener sendromu mikrotübül/dinein yapısını bozduğundan silyumları etkiler ancak aktin yapısındaki mikrovillusları etkilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Silyum ve mikrovillusların yapısal farkını hatırla.
Silyumlar mikrotübül (tubulin) yapısındadır; mikrovilluslar aktin filament demetlerinden oluşur.
Bu temel yapı farkı, hastalıkların (örneğin Kartagener) etkilediği organelleri belirler.
2
Kartagener sendromunun patolojisini analiz et.
Kartagener sendromu (Primer Siliyer Diskinezi), silyum yapısındaki mikrotübül veya ilişkili proteinleri (dinein kolları) etkiler.
Bu nedenle solunum yollarındaki silyumlar fonksiyonsuz kalır.
3
Mikrovillusların neden etkilenmediğini açıkla.
Mikrovilluslar tubulin değil, aktin temelli oldukları için mikrotübül defektlerinden etkilenmezler.
Dolayısıyla doğru cevap Aktin'dir.

Anahtar Kavram

Hücre yüzey özelleşmelerinin (silyum vs mikrovillus) moleküler iskelet farkı (tubulin vs aktin).

İpuçları

1
Mikrovilluslar emilim yüzeyini artıran ve hareket yeteneği olmayan yapılardır.
2
Silyumlar '9+2' mikrotübül yapısına sahiptir ve hareket ederler.
3
Kas kasılmasında da görev alan filament, mikrovillusların iskeletini oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Stereosilyaların yapısının (aktin) ve bulunduğu yerlerin (epididimis, iç kulak) silyumdan farkını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 110Soru →

Kıkırdak dokusunun moleküler mimarisi, ekstrasellüler matriks (ESM) komponentlerinin dağılımı ve büyüme paternleri arasındaki ilişki incelendiğinde; dokunun histofizyolojik özellikleri hakkında ileri sürülen aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Matriksin territorial (hücre çevresi) bölgesi, interterritorial bölgeye göre daha yoğun sülfatlı glikozaminoglikan içermesi nedeniyle daha kuvvetli bazofili gösterirken; agrekan komplekslerinin yüksek ozmotik basınç oluşturarak su tutması dokunun kompresyona karşı direncini sağlar.

Cevap

Matriksin territorial bölgesinin bazofilik boyanma özelliği ve agrekanların su tutma kapasitesi hakkındaki ifade doğrudur.
Kıkırdak matriksi homojen görünse de moleküler düzeyde farklılıklar gösterir. Kondrositlerin hemen etrafındaki territorial matriks, Tip II kollajen açısından fakir ancak kondroitin ve keratan sülfat gibi asidik (bazofilik) glikozaminoglikanlar açısından çok zengindir. Bu durum mikroskop altında bu bölgelerin daha koyu boyanmasına neden olur. ESM'deki agrekan molekülleri ise hiyaluronan zincirlerine bağlanarak devasa agregatlar oluşturur; bu yapıların negatif yükleri su tutarak dokuya şok emici ve basınca dirençli özellik kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıkırdak matriks bölgelerini analiz et
Territorial (hücre çevresi) matriksin GAG konsantrasyonunun interterritorial alandan yüksek olduğu saptanır.
Bazofili derecesini ve boyanma farklılıklarını anlamak için gereklidir.
2
Biyokimyasal bileşenlerin fonksiyonlarını değerlendir
Agrekanların sülfat gruplarının negatif yükü sayesinde su moleküllerini çektiği doğrulanır.
Doku esnekliği ve kompresyon direncinin mekanizmasını açıklamak için gereklidir.
3
Büyüme mekanizmalarını kontrol et
İnterstisyel büyümenin lakün içindeki kondrosit mitozu (izojen gruplar) ile olduğu saptanır.
Appozisyonel büyüme ile ayrımı yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kıkırdak Matriks Organizasyonu ve Biyomekaniği

Daha Fazla Pratik

Kıkırdak dokusu ile kemik dokusu arasındaki büyüme ve vaskülarizasyon farklarını karşılaştıran soruları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 111Soru →

Bağ dokusunun hücreleri, dokuda bulunma süreleri ve fonksiyonel kökenlerine göre 'yerleşik (resident)' ve 'hareketli (wandering/transient)' olarak sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, bağ dokusu hücrelerinin kökeni, sınıflandırması ve fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma hücreleri, B-lenfosit kökenli hareketli (transient) hücreler olup antikor sentezi için oldukça gelişmiş granüllü endoplazmik retikulum (GER) içerirler.

Cevap

Plazma hücreleri; B-lenfosit kökenli, hareketli (transient) karakterde ve yoğun antikor sentezleyen hücrelerdir.
Doğru ifadeye göre plazma hücreleri, B-lenfositlerin dokuya göç edip farklılaşmasıyla oluşur (hareketli hücre grubu), temel görevleri spesifik antikor üretmek olduğu için yoğun GER içeriğine sahiptirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücrelerin bağ dokusunda bulunma sürelerine göre (yerleşik vs. hareketli) sınıflandırılmasını yapın.
Yerleşik (Resident): Fibroblast, Mast hücresi, Makrofaj (sabit), Adiposit, Mezenşimal kök hücre. Hareketli (Transient): Plazma hücresi, Lenfosit, Nötrofil, Eozinofil.
Seçeneklerdeki sınıflandırma hatalarını elemek için temel ayrım gereklidir.
2
Hücrelerin embriyolojik/fonksiyonel kökenlerini değerlendirin.
Mezenşimal köken: Fibroblast, Adiposit. Hematopoetik/Kemik iliği köken: Makrofaj (monosit), Mast hücresi, Plazma hücresi (B-lenfosit).
Hücrelerin nereden türediğini bilmek TUS sorularında belirleyici bir bilgidir.
3
Hücrelerin morfolojik özellikleri ile fonksiyonlarını eşleştirin.
Plazma hücresi protein (antikor) sentezlediği için yoğun GER ve belirgin Golgi (negatif Golgi görüntüsü) içerir.
Hücrenin sitolojik görünümü ile fonksiyonu arasındaki ilişkiyi doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Bağ dokusu hücrelerinin sınıflandırılması, kökeni ve organel-fonksiyon ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Bağ dokusu hücrelerinin kökenlerini ve ekstraselüler matris sentezindeki rollerini pekiştirmek için kıkırdak ve kemik dokusu hücreleri ile karşılaştırmalı bir tablo yapılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 112Soru →

Kas dokusunun moleküler mimarisi, aksesuar proteinlerin fonksiyonları ve yapısal organizasyonu dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce (aktin) filamentlerinin 'pointed' (eksi) uçlarını Z çizgisine sabitleyen ve bu uçtan polimerizasyonu engelleyen protein CapZ'dir.

Cevap

İnce filamentlerin Z çizgisine tutunan uçları 'barbed' (artı) uçlardır ve CapZ ile stabilize edilir; 'pointed' (eksi) uçlar ise Tropomodulin ile kapatılarak serbest uçta yer alır.
Aktin filamentleri yapısal olarak polardır. Artı (+) veya 'barbed' uçlar Z çizgisine α\alpha-aktinin ve CapZ aracılığıyla tutunurken, eksi (−-) veya 'pointed' uçlar sarkomer merkezine (H bandına doğru) uzanır ve Tropomodulin ile kapatılarak boyları sabitlenir. Yanlış seçenekte bu uçların yerleşimi ve CapZ'nin bağlandığı uç hatalı verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sarkomerin aksesuar proteinlerinin yerleşimini analiz etme.
Titin (Z-M arası), Nebulin (aktin boyunca), α\alpha-aktinin ve CapZ (Z çizgisi) proteinlerinin konumları belirlendi.
Proteinlerin lokalizasyonu fonksiyonlarını anlamak için temeldir.
2
Aktin filamentinin polaritesini ve capping proteinlerini değerlendirme.
Aktin filamentinin artı (barbed) ucu Z çizgisine CapZ ile, eksi (pointed) ucu ise serbest bölgeye Tropomodulin ile bağlanır.
Filament stabilitesi ve boy regülasyonu bu proteinlerin doğru uçlara bağlanmasına bağlıdır.
3
Kas tipleri arasındaki T-tübül farklarını kontrol etme.
İskelet kasında A-I sınırı (triad), kalp kasında Z çizgisi (diad) yerleşimi doğrulandı.
Uyarı-kasılma eşleşmesinin hızı ve organizasyonu bu farktan etkilenir.
4
Kasılma sırasındaki bant değişimlerini yorumlama.
A bandı (miyozin boyu) değişmez, I ve H bantları daralır.
Kayan filamentler teorisinin temel prensibidir.

Anahtar Kavram

Sarkomerik Aksesuar Proteinler ve Polarite

İpuçları

1
Aktin filamentleri Z çizgisine hangi uçları ile tutunur?

Daha Fazla Pratik

Kalp kasındaki interkale disklerin bileşenlerini (fasya adherens, desmozom, gap junction) ve fonksiyonlarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 113Soru →

Eklemlerde aşırı hareketlilik, damar duvarlarında rüptür riski ve deride kolay morarma ile karakterize 'vasküler tip Ehlers-Danlos sendromu' (Tip III kollajen sentez kusuru) tanısı alan bir hastada; bağ dokusu bileşenleri, lif organizasyonu ve hücrelerin özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusurlu olan lif tipi, lenfoid organlar ve kemik iliği gibi dokularda gümüşleme (arjantofilik) özelliğiyle tanınan retiküler liflerin temel yapısını oluşturur.

Cevap

Vasküler tip Ehlers-Danlos sendromunda mutasyona uğrayan Tip III kollajen, lenfoid organlarda ve kemik iliğinde arjantofilik özellik gösteren retiküler liflerin temel bileşenidir.
Vasküler tip Ehlers-Danlos sendromunda kusurlu olan Tip III kollajen, histolojik olarak 'retiküler lifleri' oluşturur. Bu lifler lenfoid organlar ve kemik iliği gibi dokuların çatısını (stromasını) kurar ve gümüşleme (arjantofilik) yöntemiyle siyah renkte boyanarak mikroskopta ayırt edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Patolojinin ve etkilenen proteinin belirlenmesi
Vasküler tip Ehlers-Danlos sendromunun Tip III kollajen kusuruyla ilişkili olduğunun saptanması.
Sorunun çözümüne ulaşmak için öncelikle klinik sendrom ile etkilenen kollajen tipi arasındaki ilişkiyi kurmak gerekir.
2
Kollajen tipinin histolojik özelliklerinin hatırlanması
Tip III kollajenin 'retiküler lifleri' oluşturduğunun ve 'arjantofilik' (gümüşleme) özellik gösterdiğinin belirlenmesi.
Tip III kollajen, lenfoid organların stromasını oluşturan temel çatıdır ve gümüş tuzlarıyla siyah boyanır.
3
Bağ dokusu hücrelerinin sınıflandırılmasının değerlendirilmesi
Fibroblastların yerleşik (resident), plazma hücrelerinin ise hareketli (transient) hücreler olduğunun ayırt edilmesi.
Hücrelerin dokudaki kalıcılıklarına ve kökenlerine göre yapılan sınıflandırma bağ dokusu histolojisinin temel bilgisidir.
4
Biyosentez basamakları ve enzim lokasyonlarının kontrolü
Hidroksilasyonun hücre içinde (GER), çapraz bağlanmanın (lizin oksidaz) hücre dışında gerçekleştiğinin doğrulanması.
Kollajen sentezindeki enzimlerin nerede görev yaptığını bilmek, patolojik süreçlerin hangi aşamada aksadığını anlamak için kritiktir.

Anahtar Kavram

Bağ dokusu lif tiplerinin (Tip III kollajen/Retiküler lifler) dağılımı ve hücrelerin (yerleşik vs hareketli) sınıflandırılması.
Soru 114Soru →

Kalp kası dokusunda hücrelerin uç uca gelerek oluşturduğu interkale disklerin (discus intercalaris) transvers (enine) bölümlerinde bulunan, ince filamentlerin (aktin) sarkolemmaya tutunmasını sağlayan ve mekanik bağlantıdan sorumlu olan temel yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fascia adherens

Cevap

Kalp kası interkale disklerinin transvers kısmında aktin filamentlerinin tutunmasını sağlayan yapı Fascia adherens'tir.
Kalp kası hücrelerini birbirine bağlayan interkale disklerin transvers kısmında yer alan Fascia adherens, sarkomerin ZZ diski gibi davranarak ince filamentlerin (aktin) sarkolemmaya tutunmasını sağlar. Bu sayede kasılma sırasında oluşan mekanik kuvvet hücreler arasında aktarılır ve liflerin ayrılması önlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalp kası bağlantı birimlerini (interkale disk) tanımlama.
İnterkale disklerin basamaklı bir yapıda olduğu ve transvers (enine) ile lateral (boyuna) bölümlerden oluştuğu belirlendi.
Bağlantı birimlerinin yerleşimini ve fonksiyonunu ayırt etmek için yapısal analiz gereklidir.
2
Transvers ve lateral bölümlerdeki spesifik yapıları eşleştirme.
Transvers bölümde Fascia adherens ve Desmozomların; lateral bölümde ise Gap junction (Neksus) yapılarının bulunduğu saptandı.
Hangi yapının mekanik, hangi yapının elektriksel bağlantı sağladığını belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Aktin filamentlerinin tutunma noktasını belirleme.
Fascia adherens'in ince filamentleri (aktin) sarkolemmaya sabitlediği, desmozomların ise ara filamentleri tuttuğu belirlendi.
Soruda spesifik olarak aktin filamentlerinin tutunması istendiği için doğru cevap Fascia adherens olarak netleşir.

Anahtar Kavram

Kalp kası interkale disk organizasyonu ve Fascia adherens fonksiyonu.
Soru 115Soru →

Uzun kemik kırıklarının onarım sürecinde, kırık hattında oluşan fibrokıkırdak yapılı yumuşak kallusun (soft callus) yerini sert kallusa (hard callus) bırakması aşamasında gerçekleşen temel histolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertrofik kondrositlerin bulunduğu kıkırdak matrisinin kireçleşmesi ve osteojenik hücrelerce istila edilmesi

Cevap

Sert kallus oluşumu, endokondral ossifikasyon mekanizması ile (kıkırdak modelinin kemikleşmesiyle) gerçekleşir.
Kırık iyileşmesi sırasında oluşan yumuşak kallus, büyük oranda kıkırdak dokusu içerir. Bu kıkırdak yapının sert kallusa (kemik dokusuna) dönüşmesi için, tıpkı uzun kemiklerin embriyonik gelişiminde olduğu gibi, kıkırdak matrisin kireçleşmesi, kondrositlerin ölümü ve bölgenin kan damarları ile birlikte osteoprogenitör hücrelerce istila edilmesi gerekir. Bu süreç 'Endokondral Ossifikasyon' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kırık iyileşme evrelerini hatırla
Hematom -> Yumuşak Kallus (Fibrokıkırdak) -> Sert Kallus (Örgü Kemik) -> Remodeling (Lameller Kemik)
Soru, yumuşak kallustan sert kallusa geçiş evresini sormaktadır.
2
Yumuşak kallusun doku tipini belirle
Yumuşak kallus, hiyalin ve fibrokıkırdaktan oluşan geçici bir dokudur.
Kırık uçlarını birleştiren bu yapı bir 'model' görevi görür.
3
Kıkırdağın kemiğe dönüşüm mekanizmasını tanımla
Kıkırdak modelinin yerine kemik dokusunun geçmesi olayına 'Endokondral Ossifikasyon' denir.
İntramembranöz kemikleşmede kıkırdak modeli yoktur; doğrudan mezenşimden kemik oluşur.

Anahtar Kavram

Kırık iyileşmesindeki sert kallus oluşumu, embriyonik dönemdeki endokondral ossifikasyon sürecinin bir tekrarıdır.

İpuçları

1
Yumuşak kallusun yapısının 'kıkırdak' benzeri olduğunu hatırlayın.
2
Kıkırdak dokusunun kemik dokusuna dönüşümü hangi ossifikasyon tipi ile gerçekleşir?

Daha Fazla Pratik

İntramembranöz kemikleşmenin aşamalarını içeren bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 116Soru →

Bez epiteli hücrelerinde sentezlenen ürünün kimyasal doğası, hücrenin baskın organel içeriği ve salgılama mekanizması arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre, bezlerin yapısal ve fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Holokrin salgılama mekanizmasına sahip bezlerde (örneğin yağ bezi), hücrenin bütünlüğü tamamen bozulduğu için bazal tabakada sürekli bir mitotik aktivite gereklidir.

Cevap

Holokrin salgılama mekanizmasına sahip bezlerde hücreler tamamen parçalandığı için bazal tabakada yüksek mitotik aktivite gözlenmesi doğru bir ifadedir.
Holokrin salgılama, hücrenin kendi içeriğinin (sitoplazma, organeller ve çekirdek) parçalanarak salgı ürünü haline geldiği bir mekanizmadır (Örn: Glandula sebacea). Bu süreçte hücre ölümü gerçekleştiği için bezin devamlılığını sağlamak adına bazal tabakada yüksek mitotik aktiviteye sahip kök hücrelerin bulunması fizyolojik bir gerekliliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Salgılama mekanizmalarının hücresel etkilerini değerlendir.
Merokrin ekzositoz yapar, apokrin apikal sitoplazma kaybeder, holokrin ise hücrenin tamamını kaybeder.
Mekanizmaların sitolojik sonuçlarını anlamak doğru seçeneği bulmak için temeldir.
2
Holokrin salgılamanın (yağ bezleri) rejenerasyon ihtiyacını analiz et.
Hücre kaybı olduğu için sürekli bir yenilenme (mitoz) süreci şarttır.
Holokrin bezlerin sürekliliği, bazaldeki kök hücrelerin bölünme kapasitesine bağlıdır.
3
Diğer seçeneklerdeki organel ve yönelim hatalarını ayıkla.
Steroid-DER ilişkisi, protein-merokrin ilişkisi ve Golgi trans yüzü kavramları kontrol edildi.
Yanlış seçeneklerin elenmesiyle doğru cevap doğrulanır.

Anahtar Kavram

Bez Epiteli ve Salgı Mekanizmaları Korelasyonu

Daha Fazla Pratik

Farklı salgı mekanizmalarına sahip bezlerin EM (Elektron Mikroskobu) görüntülerindeki organel dağılım farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 117Soru →

Bağ dokusunun yerleşik (resident) ve göçücü (transient) hücrelerinin fonksiyonel organizasyonu ile liflerin biyosentez süreçleri arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lif biyosentezinde, fibroblastlar tarafından sentezlenen tropokollajen birimleri arasındaki kovalent çapraz bağların oluşumu, hücre dışı matriksteki bakır bağımlı lizil oksidaz aktivitesi ile gerçekleşir.

Cevap

Lif biyosentezinde, fibroblastlar tarafından sentezlenen tropokollajen birimleri arasındaki kovalent çapraz bağların oluşumu, hücre dışı matriksteki bakır bağımlı lizil oksidaz aktivitesi ile gerçekleşir.
Lif biyosentezinde doğru kabul edilen ifade, tropokollajen birimleri arasındaki kovalent çapraz bağların oluşumunun hücre dışı matrikste gerçekleştiği ve bu süreçte bakır kofaktörüne bağımlı lizil oksidaz enziminin görev aldığı bilgisidir. Bu adım, liflerin yapısal bütünlüğü ve gerilme direnci için hayati öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Kollajen sentezinin hücre içi ve hücre dışı evrelerini ayırt et.
Sentez GER'de başlar (hidroksilasyon, glikozilasyon, triple heliks), Golgi'de paketlenir ve hücre dışına pro-kollajen olarak salınır.
Moleküler modifikasyonların nerede gerçekleştiği patolojileri anlamak için kritiktir.
2
Hücre dışı modifikasyonları analiz et.
Hücre dışında önce pro-kollajen peptidazlar uçları keserek tropokollajeni oluşturur, ardından lizil oksidaz kovalent çapraz bağları kurar.
Çapraz bağlanma lifin mekanik mukavemeti için son ve en önemli adımdır.
3
Klinik korelasyonları kontrol et (Skorbüt, EDS).
Skorbüt GER'deki hidroksilasyonu (CC vitamini bağımlı), EDS ise genellikle kolajen tipini veya peptidaz/oksidaz evrelerini etkiler.
Vitamin kofaktörleri ve enzim lokalizasyonları TUS'ta en çok sorgulanan ayrıntılardır.

Anahtar Kavram

Kollajen lif sentezi, intrasellüler modifikasyonlar (GER/Golgi) ve ekstrasellüler matürasyon (lizil oksidaz/bakır) basamaklarından oluşan karmaşık bir süreçtir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 118Soru →

Tekrarlayan sinüzit, bronşektazi ve situs inversus (Kartagener sendromu) tanısı alan bir hastada, solunum yolu epitelindeki silyaların (cilia) dynein kollarında moleküler bir defekt saptanmıştır. Bu hastadaki hücresel patoloji ve ilgili epitel dokusu organizasyonu göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solunum yollarındaki yalancı çok katlı prizmatik epitelde bulunan silyalar mikrotübül esaslı hareketli yapılar iken; epididimdeki stereosilyalar aktin esaslı hareketsiz yüzey özelleşmeleridir.

Cevap

Solunum yollarındaki silyaların mikrotübül kökenli ve hareketli olduğu, epididimdeki stereosilyaların ise aktin kökenli ve hareketsiz olduğu bilgisini içeren seçenek doğrudur.
Doğru ifade, silyaların mikrotübül esaslı ve hareketli yapılar olduğunu (solunum epiteli örneğiyle), stereosilyaların ise isimlerine rağmen silya değil, aktin esaslı hareketsiz yapılar olduğunu (epididim örneğiyle) net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu, TUS sınavında sıkça sorgulanan temel bir histolojik ayrımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kartagener sendromu, silyer dynein kollarındaki defekt nedeniyle silya hareket bozukluğunu işaret eder.
Silyaların aksonem yapısındaki (9+29+2) mikrotübül dubletlerinin birbirine göre kaymasını sağlayan motor protein dyneindir.
2
Hücre iskeleti bileşenlerini karşılaştır
Silyalar mikrotübül (tubulin), mikrovilluslar ve stereosilyalar ise mikrofilament (aktin) yapısındadır.
Apikal yüzey özelleşmelerinin moleküler iskeleti, fonksiyonlarına (hareket vs. emilim) göre farklılık gösterir.
3
Epitel tipi ve lokasyon ilişkisini doğrula
Solunum yolları 'yalancı çok katlı prizmatik silyalı epitel' içerirken, epididim 'stereosilyalı' epitelyal dokuya sahiptir.
Her epitel tipi, bulunduğu organın ihtiyacına (temizlik, emilim, koruma) göre özelleşmiştir.
4
Bazal lamina ve bağlantı komplekslerini kontrol et
Bazal laminanın temel kollajeni Tip IV'tür; zonula occludens sızdırmazlık sağlar.
Doku bütünlüğü için gerekli olan bu yapılar, silyer hareket mekanizmasından farklı moleküler sınıflara aittir.

Anahtar Kavram

Apikal Yüzey Özelleşmelerinin (Silya vs. Stereosilya) Moleküler Yapısı ve Klinik İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 119Soru →

Ekzokrin bezlerde, salgı ürününün membranla çevrili veziküller içinde paketlendiği ve hücrenin apikal yüzeyinden sadece ekzositoz yoluyla atıldığı, bu süreçte hücre sitoplazmasında herhangi bir kayıp oluşmayan salgı mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merokrin salgılama

Cevap

Ekzositoz yoluyla gerçekleşen ve hücre bütünlüğünün korunduğu mekanizma merokrin salgılamadır.
Merokrin (ekrin) salgılamada, salgı materyali Golgi aygıtında paketlenir ve membranla çevrili veziküller halinde hücrenin apikal yüzeyine taşınır. Burada vezikül zarı hücre zarı ile birleşir (ekzositoz) ve içerik dışarı bırakılır. Bu süreçte hücrenin sitoplazmik bütünlüğü bozulmaz ve herhangi bir hücresel parça salgıya karışmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar özellikleri belirleyin.
Anahtar özellikler: Membranla çevrili vezikül kullanımı, sadece ekzositoz yapılması ve sitoplazma kaybının olmaması.
Bu özellikler ekzokrin bezlerin salgı modlarını birbirinden ayırt etmemizi sağlar.
2
Tanımları mekanizmalarla eşleştirin.
Merokrin = Ekzositoz/Kayıp yok; Apokrin = Apikal sitoplazma kaybı; Holokrin = Hücrenin tamamı parça.
Histolojik terminolojide bu üç temel ayrım hücrenin morfolojik değişimine dayanır.
3
Doğru terimi seçin.
Hücre bütünlüğünü koruyan mekanizma merokrin salgılamadır.
Pankreas ve ekrin ter bezleri bu yöntemin en tipik örnekleridir.

Anahtar Kavram

Ekzokrin bezlerin hücresel salgı mekanizmaları (Merokrin, Apokrin, Holokrin)

Alternatif Yöntem

Salgı mekanizmalarını 'Kaybedilen parça miktarı' (Hiç yok = Merokrin, Biraz var = Apokrin, Tamamı = Holokrin) şeklinde basitleştirerek ezberlemek hata payını azaltır.
Tahmini Süre:45s
Soru 120Soru →

Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları ve situs inversus bulguları ile başvuran 35 yaşındaki erkek hastada Primer Siliyer Diskinezi (Kartagener Sendromu) tanısı doğrulanıyor. Bu sendromda silyumların yapısında bulunan ve mikrotübül kaymasını sağlayan dinein kollarının genetik olarak hatalı veya eksik olduğu bilinmektedir. Buna karşın, hastanın duktus epididimis lümenini döşeyen yalancı çok katlı prizmatik epitelin apikal yüzeyindeki uzun uzantıların (stereosilyum) yapısal bütünlüğünü koruduğu belirleniyor. Solunum epitelindeki kinosilyumların aksine, epididimisteki bu yüzey özelleşmelerinin dinein defektinden etkilenmemesinin temel moleküler nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskelet yapısının mikrotübül yerine aktin filamentlerinden oluşması

Cevap

İskelet yapısının mikrotübül yerine aktin filamentlerinden oluşması
Epididimis ve duktus deferens gibi yapılarda bulunan stereosilyumlar (stereovilli), isimlerinde 'silyum' geçmesine rağmen gerçek silyum değildir. Yapısal olarak çok uzun, hareketsiz ve dallanma gösterebilen dev mikrovilluslardır. Bu nedenle iskeletleri mikrotübüllerden (tübülin) değil, aktin filamentlerinden oluşur. Kartagener sendromu (Primer Siliyer Diskinezi) ise mikrotübül üzerindeki dinein kollarının defektidir. Aktin yapılı stereosilyumlarda mikrotübül ve dinein bulunmadığı için bu hastalıkta stereosilyumlar yapısal veya fonksiyonel olarak etkilenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın patofizyolojisini analiz et
Kartagener Sendromu (Primer Siliyer Diskinezi), mikrotübül tabanlı hareketli silyumlardaki 'dinein' kollarının eksikliğinden kaynaklanır.
Soruda verilen klinik tablo (situs inversus, solunum enfeksiyonu) ve moleküler defekt (dinein) silyum yapısına işaret eder.
2
Hedef dokudaki yapıyı tanımla
Epididimis epitelindeki apikal uzantılar 'stereosilyum' (stereovilli) olarak adlandırılır.
Duktus epididimis, yalancı çok katlı prizmatik epitel ile döşelidir ve yüzeyinde stereosilyumlar bulunur.
3
Yapıların moleküler içeriğini karşılaştır
Silyumlar = Mikrotübül (Tubulin) + Dinein; Stereosilyumlar = Mikrofilament (Aktin) + Fimbrin/Erzin.
Stereosilyumlar aslında dev mikrovilluslardır ve mikrotübül içermezler.
4
Defekt ile ilişki kur
Dinein bir mikrotübül motor proteinidir. Aktin tabanlı yapılarda (stereosilyum) dinein bulunmaz, bu nedenle dinein eksikliği stereosilyumları etkilemez.
Doğru cevap, bu temel moleküler farkı (aktin vs mikrotübül) vurgulayan seçenektir.

Anahtar Kavram

Apikal Yüzey Özelleşmeleri Farkları: Silyum (Mikrotübül) vs Stereosilyum (Aktin)
ÖncekiSayfa 6 / 14Sonraki
Temel Dokular Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 6 | Examkin