Felsefe tarihi boyunca bilgelik (hikmet) ve felsefe arasındaki ilişki sıklıkla ele alınmıştır. Hikmet; var olanların ilk ilkelerini, nihai nedenlerini ve hakikatin bütününü kuşatan, zihnin ulaştığı nihai ve değişmez bir olgunluk durumunu ifade eder. Felsefe ise kelime anlamı itibarıyla bu bilgeliğe ulaşma gayreti, onu arama ve sevme yolculuğudur. Antik Yunan’da Pythagoras, insanın her şeyi tam anlamıyla bilemeyeceğini, mutlak bilginin yalnızca tanrılara ait olduğunu belirterek kendisini "sophia" (bilgelik/hikmet) sahibi bir "sophos" olarak değil, "philosophia" (bilgelik sevgisi/arayışı) ile uğraşan bir "philosophos" olarak tanımlamıştır.
Bu parçada yapılan açıklama ve Pythagoras'ın yaklaşımı dikkate alındığında, felsefe ile hikmet arasındaki ilişkiyi en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?
- AFelsefe ve hikmet, insanın varoluşsal sınırları nedeniyle hiçbir zaman ulaşılamayacak olan ütopik ve pratik değeri olmayan ideal durumlardır.
- BHikmet, felsefi sorgulamanın sonucunda ulaşılan rasyonel önermelerin toplamı olup, felsefe ile eş anlamlı bir arayış faaliyetidir.
- Felsefe, hakikate ulaşma yolundaki dinamik ve sonlanmayan bir arayışı temsil ederken; hikmet, bu arayışın yöneldiği, varlığın özüne dair nihai ve kuşatıcı bir bilme durumunu ifade eder.Cevap
- DFelsefe, insan aklının sınırlarını aşarak hikmete ulaştığı an tamamlanan ve durağanlaşan mutlak bir bilgi sistemidir.
- EHikmet, felsefeden bağımsız olarak yalnızca metafiziksel sezgiyle elde edilen bir bilgi türü iken; felsefe, yalnızca olgusal dünyaya yönelen mantıksal bir analizdir.