Antik Çağ'dan bu yana felsefe ve hikmet (sophia) arasındaki ilişki, bilginin doğası ve insan aklının sınırları bağlamında ele alınmıştır. Pythagoras'ın kendisini bir 'sophos' (bilge) değil, yalnızca 'philosophos' (bilgeliği arayan/seven) olarak tanımlaması, insan aklının mutlak bilgi karşısındaki konumunu belirleyen kurucu bir tavırdır. Hikmet; varlığın ilk ilkelerine ve nihai hakikatine dair eksiksiz, kuşatıcı ve sarsılmaz bir kavrayışı, yani bir 'sahip oluşu' temsil ederken; felsefe bu bütüne yönelen, onu anlamaya çalışan ama hiçbir zaman onunla bütünüyle özdeşleştiğini iddia edemeyen dinamik bir arayış sürecidir. Felsefe, hikmete ulaşma iddiasında bulunmak yerine, hikmetin ışığında yola devam etme çabasıdır.
Bu parçadaki düşüncelerden yola çıkıldığında, felsefe ve hikmet arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AFelsefe ve hikmet, özü itibarıyla aynı bilme durumunu ifade eden ve insan aklının mutlak hakikate bütünüyle eriştiğini gösteren eş anlamlı kavramlardır.
- BFelsefe, zihnin nihai ve değişmez doğrulara ulaştığı durağan bir aşamayı temsil ederken; hikmet bu doğrulara ulaşmak için kullanılan metodolojik sorgulama sürecidir.
- Felsefe, hikmeti nihai bir hedef olarak belirleyen dinamik bir yönelim iken; hikmet, felsefenin asla tam anlamıyla temellük edemeyeceği kuşatıcı bir bilgelik durumudur.Cevap
- DFelsefe, rasyonel bir sorgulama olarak hikmetin dogmatik ve statik yapısını reddederek insanın mutlak bilgiye olan inancını tamamen ortadan kaldırmayı amaçlar.
- Eİnsan, felsefi sorgulamalarını tamamladığı anda hikmet düzeyine erişir ve böylece felsefe ile hikmet, birbirini takip eden ve aynı zihinsel yetkinlikle elde edilen aşamalara dönüşür.