Avusturya Elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq, XVI. yüzyılda Osmanlı başkentindeki diplomatik görevine dair anılarında Divan-ı Hümayun hakkında şu gözlemlerde bulunmuştur:
'Divan üyeleri, kendilerine sunulan şikayetleri dinler, davaları karara bağlar ve devlet işlerini görüşürlerdi. Ancak toplantı salonunun duvarında, padişahın dilediği an açıp görüşmeleri takip edebileceği, dışarıdan i��i görünmeyen kafesli bir pencere yer alırdı. Divan üyeleri, padişahın o pencerenin arkasında olup olmadığını bilmeseler dahi, her an izleniyormuş gibi büyük bir dikkat ve sorumlulukla hareket ederlerdi.'
Elçinin bu gözlemlerine dayanarak Divan-ı Hümayun'un işleyişi ve yönetimdeki konumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
- AÜyelerinin padişahın yetkilerini sınırlandırabildiği, anayasal bir meclis yapısına sahip olduğuna
- BEyaletlerdeki tımar sahiplerinin, merkeze karşı Avrupa'daki feodal senyörler gibi yargı muafiyeti elde ettiğine
- CEsnaf temsilcilerinin divanda hazır bulunarak dükkan açma ruhsatı (gedik) ve fiyat belirleme (narh) işlerini doğrudan yürüttüğüne
- Alınan kararların padişahın denetimine açık olduğuna ve divanın padişahın otoritesini destekleyen bir danışma organı olarak işlev gördüğüneCevap
- EKanun-i Esasi'de yer alan meclis yapısıyla benzer şekilde padişahın onayına gerek duymadan yasama yapabildiğine
Cevap
Alınan kararların padişahın denetimine açık olduğuna ve divanın padişahın otoritesini destekleyen bir danışma organı olarak işlev gördüğüne
Metinde geçen kafesli pencere (Adalet Penceresi), padişahın divan görüşmelerini her an izleyebileceğini simgeler. Bu durum, divanın kendi başına bağımsız bir yasama veya karar organı olmadığını, kararların alınmasında padişahın denetiminin ve mutlak onayının esas olduğunu gösterir. Dolayısıyla Divan-ı Hümayun, padişahın otoritesini destekleyen bir danışma meclisi konumundadır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Divan-ı Hümayun'un padişahın mutlak otoritesi altındaki danışma meclisi niteliği ve adalet penceresi (kasr-ı adl) uygulaması.
Tahmini Süre:2m 0s