Osmanlı Devleti Kuruluş ve Klasik Dönem

60 soru

Soru 1Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde 1402 yılında Yıldırım Bayezid ile Timur arasında yapılan Ankara Savaşı, Osmanlı tarihinde büyük bir siyasi krize yol açmıştır. Yıldırım Bayezid'in esir düşmesiyle başlayan, şehzadeler arasında taht kavgalarının yaşandığı ve devletin yıkılma tehlikesi geçirdiği 11 yıllık padişahsız dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fetret Devri

Cevap

Fetret Devri
Yıldırım Bayezid ile Timur arasında yapılan Ankara Savaşı'nın (1402) kaybedilmesi ve padişahın esir düşmesiyle Osmanlı Devleti taht kavgalarının yaşandığı 11 yıllık padişahsız bir döneme girmiştir. Bu döneme tarihte 'Fetret Devri' denilmektedir. Çelebi Mehmed bu mücadeleyi kazanarak devleti yeniden toparlamış ve devletin ikinci kurucusu kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara Savaşı'nın (1402) siyasi sonuçların�� değerlendirme
Savaşın kaybedilmesi üzerine Yıldırım Bayezid esir düşmüş ve oğulları arasında taht mücadeleleri başlamıştır.
Sava�� sonrası merkezi otoritenin bozulması padişahsız bir döneme zemin hazırlamıştır.
2
Osmanlı tarihindeki dönem adlandırmalarını inceleme
Şehzadelerin mücadele ettiği ve devletin başsız kaldığı 1402-1413 yılları arasındaki bu dönem tarihte 'Fetret Devri' (Bunalım Devri) olarak adlandırılır.
Kriz ve padişahsızlık dönemine verilen özel ismi tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Ankara Savaşı'nın sonuçları ve Fetret Devri
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde (1302-1453) padişahların izlediği siyasi, askeri ve diplomatik stratejiler, beyliğin kısa sürede cihanşümul bir devlete dönüşmesinde belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen Kuruluş Dönemi padişahları ile onların dönemlerine ait en belirgin siyasi ve askeri gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orhan Bey
I. Murad
Yıldırım Bayezid
II. Murad

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Orhan Bey, Bizans taht mücadelelerine destek karşılığı Çimpe Kalesi'nin alınmasıyla; I. Murad, Germiyanoğulları ve Hamitoğulları beyliklerinden barışçıl yollarla toprak kazanılmasıyla; Yıldırım Bayezid, Niğbolu Savaşı zaferi sonrasında Sultan-ı İklim-i Rum unvanının elde edilmesiyle; II. Murad ise Edirne-Segedin Antlaşması sonrası tahtı genç yaştaki oğluna devretmesiyle eşleşmektedir.
Kuruluş Dönemi padişahlarının gerçekleştirdiği faaliyetler eşleştirildiğinde; Orhan Bey Bizans iç karışıklıklarından yararlanarak Çimpe Kalesi'ni almış, I. Murad barışçıl yollarla beyliklerden toprak kazanmış, Yıldırım Bayezid Niğbolu zaferiyle halifeden unvan elde etmiş, II. Murad ise Edirne-Segedin Antlaşması sonrasında tahtı kendi rızasıyla devretmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Orhan Bey döneminin dış politika ve askeri gelişmelerini analiz etmek.
Orhan Bey'in Bizans İmparatoru Kantakuzen'e verdiği askeri destek karşılığında 1353'te Çimpe Kalesi Osmanlılara verilmiştir. Bu gelişme Rumeli'de iskan ve fetih faaliyetleri için köprübaşı oluşturmuştur.
Rumeli'ye geçişin ilk somut adımı olan askeri üssün hangi padişah zamanında elde edildiğini belirlemek.
2
I. Murad dönemindeki Anadolu beylikleri politikasını değerlendirmek.
I. Murad, Anadolu'da Türk siyasi birliğini kurarken doğrudan askeri çatışma yerine diplomasiyi kullanmış; Germiyanoğulları'ndan çeyiz, Hamitoğulları'ndan ise para karşılığı toprak almıştır.
Anadolu beylikleriyle barışçıl yollarla toprak kazanılması stratejisinin hangi padişaha ait olduğunu saptamak.
3
Yıldırım Bayezid döneminin İslam dünyasındaki siyasi meşruiyet kaynaklarını incelemek.
Yıldırım Bayezid'in 1396 Niğbolu Savaşı'nda Haçlıları bozguna uğratması üzerine Abbasi halifesi kendisine Anadolu'nun sultanı anlamına gelen 'Sultan-ı İklim-i Rum' unvanını vermiştir.
Niğbolu zaferinin siyasi ve dini meşruiyet kazandıran sonucunu ilgili padişahla ilişkilendirmek.
4
II. Murad döneminin iç ve dış siyasi krizlerini değerlendirmek.
II. Murad, 1444 Edirne-Segedin Antlaşması'nı imzalayarak Batı sınırını güvenceye aldığını düşünmüş ve tahtı oğlu II. Mehmed'e devrederek inzivaya çekilmiştir. Haçlı ittifakının saldırısı üzerine ordunun başına tekrar geçmek durumunda kalmıştır.
Tahtın çocuk yaştaki bir hükümdara devredilmesi ve ardından yaşanan askeri/siyasi gelişmelerin II. Murad dönemiyle eşleştiğini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi padişahlarının askeri zaferleri, diplomatik hamleleri ve teşkilatlanma süreçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Kuruluş Dönemi padişahlarının siyasi ve askeri faaliyetlerine yönelik araştırma yapan bir öğrenci, padişahlar ile onların dönemlerinde yaşanan en belirgin siyasi gelişmeleri eşleştirmek istemektedir. Buna göre, sol sütunda verilen Osmanlı padişahları ile sağ sütundaki önemli siyasi gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orhan Bey
I. Murad
Yıldırım Bayezid
I. Mehmed (Çelebi)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Orhan Bey - Karesioğulları Beyliği'nin alınması; I. Murad - Edirne'nin fethi ve başkent yapılması; Yıldırım Bayezid - Anadolu Türk birliği ve İstanbul'un kuşatılması; I. Mehmed - Fetret Devri'nin sonlandırılması şeklinde eşleşmelidir.
Kuruluş Dönemi padişahlarının faaliyetleri eşleştirildiğinde; Orhan Bey denizcilik faaliyetlerinin başlamasına (Karesioğulları'nın ilhakı), I. Murad Edirne'nin fethine (Sazlıdere Savaşı), Yıldırım Bayezid Anadolu Türk birliğinin büyük ölçüde sağlanması ve İstanbul'un ilk kez kuşatılmasına, I. Mehmed ise Fetret Devri'nin sonlandırılarak devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesine denk gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Padişahların dönemlerindeki önemli askeri ve siyasi adımları kronolojik ve tematik olarak inceleyiniz.
Orhan Bey'in beylikten devlete geçiş aşamasında denizcilik faaliyetlerine başlama adımının Karesioğulları'nın ilhakıyla gerçekleştiği belirlenir.
Osmanlı Devleti'nin denizcilikle tanışması ve Anadolu Türk birliğinde ilk adımı atması Orhan Bey döneminde gerçekleşen Karesioğulları fethiyle doğrudan ilişkilidir.
2
Balkanlar'daki fetih stratejisi ve Edirne'nin fethi sürecini analiz ediniz.
Edirne'nin Sazlıdere Savaşı ile fethedilmesinin ve başkent yapılmasının I. Murad döneminde olduğu saptanır.
Balkanlar'da kalıcı egemenlik kurulması için Edirne'nin fethi ve merkezin buraya taşınması I. Murad dönemi siyasetinin temel taşıdır.
3
İstanbul'un kuşatılması ve Anadolu beylikleriyle olan ilişkileri değerlendiriniz.
Anadolu Türk birliğinin büyük ölçüde kurulmasının ve İstanbul'un ilk kez kuşatılmasının Yıldırım Bayezid dönemine ait olduğu tespit edilir.
Yıldırım Bayezid, Karamanoğulları başta olmak üzere birçok Anadolu beyliğini sonlandırarak birliği sağlamış ve Bizans'ı baskı altında tutmak için İstanbul kuşatmalarını başlatmıştır.
4
Ankara Savaşı sonrası yaşanan Fetret Devri krizini ve bu krizden çıkış yollarını değerlendiriniz.
Fetret Devri'ne son veren ve devleti ikinci kez toparlayan padişahın Çelebi Mehmed (I. Mehmed) olduğu görülür.
I. Mehmed, kardeşleriyle giriştiği taht mücadelelerini kazanarak merkezi otoriteyi yeniden kurmuş ve devleti yıkılmaktan kurtarmıştır.

Anahtar Kavram

Kuruluş Dönemi padişahlarının siyasi gelişmeleri, Balkan ve Anadolu politikaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Niğbolu Savaşı'nda (1396) Haçlı ordusuna karşı büyük bir zafer kazanan Yıldırım Bayezid'e, dönemin Abbasi halifesi tarafından 'Sultan-ı İklim-i Rûm' (Anadolu Diyarının Sultanı) unvanı verilmiştir.

Bu durumun Osmanlı Devleti açısından doğurduğu temel siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki hakimiyet iddialarına meşruiyet kazandırarak Türk beylikleri üzerindeki siyasi nüfuzunu güçlendirmesi

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki hakimiyet iddialarına meşruiyet kazandırarak Türk beylikleri üzerindeki siyasi nüfuzunu güçlendirmesi
Niğbolu Savaşı zaferinden sonra Abbasi halifesinin Yıldırım Bayezid'e 'Sultan-ı İklim-i Rûm' unvanını vermesi, Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki egemenlik iddialarına dini ve hukuki bir meşruiyet kazandırmıştır. Bu durum, Anadolu Türk beylikleri üzerindeki Osmanlı nüfuzunu artırmış ve Türk siyasi birliğini sağlama çabalarını kolaylaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Niğbolu Savaşı'nın (1396) sonuçlarını ve Yıldırım Bayezid'e verilen unvanı analiz etme
Yıldırım Bayezid'e Abbasi halifesi tarafından 'Sultan-ı İklim-i Rûm' unvanı verilmiştir.
Bu unvanın İslam dünyasındaki en yüksek dini otorite olan Abbasi halifesinden alınması, Osmanlı hükümdarının siyasi meşruiyetini en üst düzeye çıkarmıştır.
2
Unvanın Anadolu beylikleri ve Türk siyasi birliği üzerindeki etkisini değerlendirme
Osmanlılar, Anadolu'daki diğer Türk beylikleri ��zerinde siyasi bir üstünlük kurma ve Anadolu Türk birliğini sağlama faaliyetlerinde güçlü bir dini-siyasi koz elde etmiştir.
Halifenin tanıdığı bu unvan, Anadolu'daki Türk Müslüman tebaanın Osmanlı idaresini daha kolay kabullenmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Yıldırım Bayezid Dönemi'nde Abbasi Halifesinin Osmanlı devletine verdiği unvanın siyasi meşruiyete ve Anadolu Türk siyasi birliği çalışmalarına etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Osmanlı klasik döneminde askerî (yönetici) sınıf ile reaya (yönetilenler) arasındaki geçişkenlik belirli kurallara bağlıydı. Reaya sınıfından bir Müslüman medrese eğitimini başarıyla tamamlayıp kadı veya müderris olduğunda; ya da gayrimüslim tebaadan devşirilen bir çocuk Enderun'da yetişip devlet hizmetine kabul edildiğinde askerî sınıfa dahil olur ve vergi muafiyeti kazanırdı. Diğer taraftan, dirlik toprağını izinsiz terk eden veya görevinde suistimali görülen bir sipahi ise askerî statüsünü kaybederek reaya konumuna düşürülürdü.

Buna göre Klasik Dönem Osmanlı toplumsal yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soya bağlı ayrıcalıklara sahip aristokratik bir sınıf yapısının bulunmadığı ve tabakalar arası geçişin mümkün olduğu

Cevap

Soya bağlı ayrıcalıklara sahip aristokratik bir sınıf yapısının bulunmadığı ve tabakalar arası geçişin mümkün olduğu
Paragrafta verilen bilgiler, reaya (yönetilenler) ile askerî (yönetici) sınıf arasında çift yönlü bir geçişkenliğin olduğunu göstermektedir. Reayadan liyakat sahibi kişilerin askerî sınıfa yükselebilmesi ve görevini yapmayan askerî sınıf üyelerinin reaya statüsüne düşürülmesi, Osmanlı toplumsal yapısında soya dayalı kalıtsal ayrıcalıkların (aristokrasi) bulunmadığını ve dikey sosyal hareketliliğin yasal yollarla açık tutulduğunu doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki dikey hareketlilik örneklerini analiz etme
Reayadan medrese eğitimi alanların veya devşirmelerin yönetici sınıfa geçebildiği, görevini yapmayan yöneticilerin ise reaya durumuna düşebildiği belirlenmiştir.
Toplumsal sınıflar arasındaki geçişkenliğin kurallarını ve yönünü anlamak gerekir.
2
Osmanlı sınıf yapısının özelliklerini saptama
Sınıflar arası geçişin mümkün olmasının, soya dayalı mutlak bir aristokrasinin bulunmadığı anlamına geldiği saptanmıştır.
Kalıtsal ayrıcalıklerin bulunup bulunmadığını tespit etmek gerekir.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları belirleme
Dirlik sahiplerinin mülkiyet sahibi olmadığı, iskân/istimalet amaçlarının farklı olduğu, gedik/narh usullerinin ekonomik olduğu ve anayasal vatandaşlığın bu dönemde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Hatalı tarihsel kavramları ve kurum eşleştirmelerini elemek gerekir.
4
Doğru seçeneğe ulaşma
Soya bağlı ayrıcalıkların bulunmadığı ve dikey hareketliliğin açık olduğu sonucuna varılmıştır.
Paragraftaki bilgileri en doğru ve kapsamlı şekilde genelleyen tarihsel yargıyı belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı klasik dönem toplumsal yapısında askeri ve reaya ayrımı ile dikey sosyal hareketlilik özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem taşra teşkilatında yer alan aşağıdaki idari yönetim birimlerini en geniş yetki ve coğrafi alana sahip olandan en dar yerleşim birimine doğru (büyükten küçüğe) sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

En geniş yetki ve coğrafi alana sahip olandan en dar yerleşim birimine doğru sıralama Eyalet - Sancak - Kaza - Köy şeklindedir.
Osmanlı klasik dönemi taşra teşkilatında en geniş yetki ve coğrafi alana sahip birim eyalettir. Eyaletlerin altında sancaklar, sancakların altında kazalar ve en alt basamakta ise köyler yer almaktadır. Bu hiyerarşik yapı büyükten küçüğe sırasıyla Eyalet, Sancak, Kaza ve Köy şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı klasik dönemi taşra teşkilatının idari yapısını analiz edin.
Taşra teşkilatının en büyük biriminin eyalet, en küçük biriminin ise köy olduğu tespit edilir.
Sıralamanın uç noktalarını belirleyerek doğru hiyerarşiyi kurmayı kolaylaştırmak.
2
Eyalet ve köy arasındaki ara birimleri (sancak ve kaza) yetki ve büyüklüklerine göre konumlandırın.
Sancakların eyaletlerden küçük fakat kazalardan büyük olduğu, kazaların ise sancaklara bağlı idari birimler oldu��u belirlenir. Bu doğrultuda sıralama Eyalet, Sancak, Kaza ve Köy şeklinde oluşur.
Hiyerarşik sıralamayı en geniş idari birimden en dar yerleşim birimine doğru eksiksiz tamamlamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Klasik Dönem taşra teşkilatı idari hiyerarşisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönemi'nde devlet idaresi; askeri-idari (seyfiye), dini-hukuki (ilmiye) ve bürokratik-mali (kalemiye) olmak üzere üç temel yönetim sınıfının iş birliğine dayanıyordu. Divan-ı Hümayun bünyesindeki bu yapılanma, devletin farklı alanlardaki egemenlik yetkilerini kurumsallaştırmıştı.

Buna göre, Divan-ı Hümayun üyelerinin üstlendikleri görevler ve temsil ettikleri sınıflarla ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın mutlak vekili olarak seyfiye sınıfını temsil eden sadrazam yürütme gücünü elinde bulundururken, ilmiye sınıfına mensup kazasker adalet ve eğitim işlerinden, kalemiye sınıfındaki defterdar ise maliyeden sorumludur.

Cevap

Padişahın mutlak vekili olarak seyfiye sınıfını temsil eden sadrazam yürütme gücünü elinde bulundururken, ilmiye sınıfına mensup kazasker adalet ve eğitim işlerinden, kalemiye sınıfındaki defterdar ise maliyeden sorumludur.
Sadrazam seyfiye sınıfının, kazasker ilmiye sınıfının, defterdar ise kalemiye sınıfının üyesidir ve bu üyelerin üstlendikleri görevler doğru olarak eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Divan-ı Hümayun üyelerinin ait olduğu yönetim sınıflarını (seyfiye, ilmiye, kalemiye) belirlemek.
Sadrazam seyfiye sınıfına, kazasker ilmiye sınıfına, defterdar ise kalemiye sınıfına dahildir.
Yönetim sınıflarının ve bu sınıflara mensup üyelerin doğru tespit edilmesi sorunun temel çözüm basamağıdır.
2
Belirlenen üyelerin Osmanlı devlet teşkilatındaki görevlerini eşleştirmek.
Sadrazam yürütmeden, kazasker hukuk (adalet) ve eğitimden, defterdar ise mali işlerden sorumludur.
Sınıflar ile bu sınıflara bağlı divan üyelerinin görevlerinin örtüşüp örtüşmediğini kontrol ederek doğru seçeneği teyit etmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Klasik Dönem yönetim sınıfları (seyfiye, ilmiye, kalemiye) ve Divan-ı Hümayun üyelerinin görev dağılımı.
Soru 8Soru

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem taşra teşkilatında askeri ve idari yetkileri elinde bulunduran beylerbeyi ve sancakbeylerinin yargı yetkisi bulunmuyordu. Taşradaki adalet işleri doğrudan merkeze bağlı olan kadılar tarafından yerine getiriliyordu. Aynı zamanda kadılar, askeri yöneticilerin halka yönelik uygulamalarını denetleyerek haksızlıkları doğrudan merkeze rapor edebiliyordu.

Bu idari yapı ve görev dağılımı ile Osmanlı Devleti'nin aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşradaki idarecilerin yetkilerini sınırlayıp merkezî otoriteyi korumayı ve halkın suistimal edilmesini önlemeyi

Cevap

Taşradaki idarecilerin yetkilerini sınırlayıp merkezî otoriteyi korumayı ve halkın suistimal edilmesini önlemeyi
Taşradaki idarecilerin yetkilerini sınırlayıp merkezî otoriteyi korumayı ve halkın suistimal edilmesini önlemeyi hedefleyen seçenek doğrudur. Beylerbeyi ve sancakbeylerinin yargı yetkisinin bulunmaması ve merkeze doğrudan bağlı olan kadıların denetimine tabi tutulması, yerel yöneticilerin bağımsız hareket etmesini engeller. Bu durum hem halkın korunmasını hem de devletin merkezî gücünün taşrada korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Taşra yöneticilerinin yetki sınırlarını analiz etme
Beylerbeyi ve sancakbeylerinin askeri ve idari yetkilere sahip oldukları ancak yargı yetkilerinin bulunmadığı tespit edilir.
Yöneticilerin adli gücü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasının önüne geçilmek istenmiştir.
2
Kadıların taşradaki konumunu ve denetim yetkisini inceleme
Kadıların idarecilerden bağımsız çalıştıkları ve onları denetleyip merkeze raporlama yetkilerinin olduğu görülür.
Bu durumun yerel güçlerin halk üzerinde baskı kurmasını engelleme ve merkeze doğrudan bilgi akışı sağlama amacına hizmet ettiği anlaşılır.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek genel amacı belirleme
Askeri güç ile adli gücün ayrılması ve birbirini denetlemesi, taşrada tek bir odağın aşırı güçlenerek isyan etmesini önler ve halkın haklarını güvenceye alır.
Osmanlı Devleti'nin mutlak merkezîyetçi yapısının taşradaki yansımasını kavramak için bu kontrol-denge mekanizması kilit rol oynar.

Anahtar Kavram

Osmanlı taşra teşkilatındaki güçler ayrılığı ve denetim mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde, I. Murad Dönemi'ne kadar geleneksel Türk devlet töresine uygun olarak 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı uygulanmıştır. Ancak I. Murad, bu kuralı değiştirerek ülke topraklarının 'padişah ve oğullarının ortak malı' olduğunu ilan etmiştir.

Bu veraset değişikliğinin temel amacı ve sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısını sınırlandırarak taht kavgalarını azaltmak ve merkezi otoriteyi korumak hedeflenmiştir.

Cevap

Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısını sınırlandırarak taht kavgalarını azaltmak ve merkezi otoriteyi korumak hedeflenmiştir.
I. Murad'ın veraset kurallarında yaptığı düzenleme, tahta çıkma hakkını hanedanın bütün erkek üyelerinden (amcalar, yeğenler vb.) alarak yalnızca padişah ve erkek çocuklarıyla sınırlandırmıştır. Bu durum, taht kavgalarının kapsamını daraltmış ve devletin parçalanma tehlikesini azaltarak merkezi otoriteyi korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Veraset sistemindeki değişikliğin kapsamını analiz etmek.
I. Murad'ın getirdiği düzenlemeyle taht hakkının 'bütün hanedan üyeleri' yerine yalnızca 'padişah ve oğulları' ile sınırlandırıldığı belirlenir.
Sistemdeki değişikliğin hanedan içi veraset yapısına etkisini tespit etmek amacıyla yapılır.
2
Değişikliğin siyasi amacını ve merkezi otoriteyle ilişkisini yorumlamak.
Taht üzerinde hak iddia edebilecek kişi sayısı azaldığı için taht kavgalarının kapsamının daraldığı ve devletin bölünme tehlikesinin azaldığı görülür.
Veraset düzenlemesinin merkeziyetçi devlet yapısının inşasına katkısını anlamak için gereklidir.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları ayıklamak.
Seçeneklerde sunulan kut inancının kaldırılması, istimalet politikası, feodal beylerin engellenmesi ve ulus egemenliği gibi ifadelerin tarihsel gerçeklikle veya bu olayla uyuşmadığı tespit edilir.
Hatalı çıkarımları eleyerek doğru sonuca ulaşmak için yapılır.

Anahtar Kavram

Kuruluş Dönemi Veraset Değişikliği ve Merkezi Otorite
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde divan toplantılarına padişahın başkanlık etmesi usulüne son verilerek bu görev sadrazama devredilmiş, padişahlar ise toplantıları salonun üst kısmında yer alan ve 'Kasr-ı Adl' adı verilen kafesli bir pencere arkasından takip etmeye başlamışlardır.

Bu uygulamanın Osmanlı devlet yönetimi ve Divan-ı Hümayun'un kurumsal yapısı üzerindeki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan'ın doğrudan karar alan bir kurul olmaktan ziyade nihai kararı padişaha ait olan bir danışma organı kimliği kazanması

Cevap

Divan'ın doğrudan karar alan bir kurul olmaktan ziyade nihai kararı padişaha ait olan bir danışma organı kimliği kazanması
Padişahın divan başkanlığını sadrazama bırakıp kendisinin Kasr-ı Adl arkasından izlemesi, Divan'da alınan kararların padişahın onayına sunulması zorunluluğunu doğurmuştur. Bu durum, Divan'ın son karar mercii olma özelliğini zayıflatmış ve kurulun padişaha bağlı bir danışma organı haline gelmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Fatih Sultan Mehmet Dönemi öncesindeki Divan başkanlığı uygulamasını analiz etme.
Fatih öncesinde padişahlar Divan toplantılarına doğrudan başkanlık ediyordu ve alınan kararlar anında yürürlüğe giriyordu.
Bu dönemde Divan doğrudan karar alma özelliğine sahipti.
2
Başkanlığın sadrazama devredilmesi ve Kasr-ı Adl uygulamasının getirilmesini yorumlama.
Padişah toplantıları doğrudan yönetmeyip kafes arkasından takip etmeye başladı ve sadrazamın sunduğu kararları onaylayan makam haline geldi.
Bu durum Divan'ı kararların tartışılıp padişahın onayına sunulduğu bir danışma kuruluna dönüştürmüştür.

Anahtar Kavram

Fatih Dönemi kurumsal reformları ve Divan-ı Hümayun'un danışma organına dönüşmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Osmanlı klasik döneminde uygulanan dirlik (tımar) sisteminde; arazinin mülkiyeti devlete (miri), işletme hakkı reayaya (köylüye), vergiyi toplama ve bu vergilerle asker yetiştirme yetkisi ise dirlik sahibine verilmiştir. Dirlik sahibi kanunlara aykırı davranmadığı sürece topraktan uzaklaştırılamazken, toprağı kendi mülkü gibi satamaz, hibe edemez ve miras bırakamazdı.

Bu düzenlemelerle Osmanlı Devleti’nin ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşrada merkezî otoriteye rakip olabilecek yerel, bağımsız ve aristokratik bir sınıfın oluşmasını engellemek

Cevap

Taşrada merkezî otoriteye rakip olabilecek yerel, bağımsız ve aristokratik bir sınıfın oluşmasını engellemek
Osmanlı Devleti'nde tımar (dirlik) sisteminde toprak mülkiyetinin padişaha (devlete) ait olması, dirlik sahiplerinin (sipahilerin) toprak üzerinde özel mülkiyet veya miras bırakma hakkına sahip olmasını engellemiştir. Bu durum, Avrupa'dakinin aksine taşrada bağımsız, toprak sahibi aristokratik bir sınıfın (feodal beylerin) ortaya çıkmasını önleyerek merkezî otoritenin korunmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sistemindeki mülkiyet yapısının incelenmesi
Toprağın mülkiyetinin devlette kaldığı, dirlik sahibinin sadece vergi toplama yetkisinin olduğu ve toprağı satıp miras bırakamayacağı belirlenir.
Sistemin sınırlarını çizerek dirlik sahibinin hukuki statüsünü belirlemek için.
2
Mülkiyet sınırlandırmalarının siyasi sonuçlarının analiz edilmesi
Miras bırakma ve özel mülkiyet haklarının olmamasının, Avrupa tipi feodal beylerin veya aristokratik güçlerin ortaya çıkmasını engellediği ve merkezî otoriteyi koruduğu sonucuna ulaşılır.
Toprak yapısının devletteki iktidar dağılımına etkisini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Tımar Sisteminde Mülkiyet İlişkileri ve Merkezî Otorite
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde, küçük bir beylikten güçlü bir devlet yapısına geçiş sürecinde idari, hukuki, sosyal ve askeri alanlarda çeşitli teşkilatlanma çalışmaları yapılmıştır. Bu süreçte hem fetihlerin kalıcı kılınması hem de merkezi otoritenin korunması amaçlanmıştır.

Buna göre, Osmanlı Kuruluş Dönemi padişahlarının merkezi yapıyı güçlendirmek ve devlet düzenini korumak amacıyla gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Murad Dönemi'nde geleneksel veraset anlayışında değişiklik yapılarak ülke topraklarının padişah ve oğullarına ait kabul edilmesi, taht kavgalarını sınırlandırarak merkezi otoriteyi gü��lendirmeyi amaçlamıştır.

Cevap

I. Murad Dönemi'nde geleneksel veraset anlayışında değişiklik yapılarak ülke topraklarının padişah ve oğullarına ait kabul edilmesi, taht kavgalarını sınırlandırarak merkezi otoriteyi güçlendirmeyi amaçlamıştır.
Osmanlı Devleti'nde geleneksel Türk devlet geleneğinden gelen 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı taht kavgalarını tetiklemekteydi. I. Murad bu anlayışı 'ülke padişah ve oğullarının malıdır' şeklinde değiştirerek taht üzerinde hak iddia edebilecek hanedan üyelerinin sayısını azaltmış, taht kavgalarını sınırlandırmayı ve merkezi otoriteyi güçlendirmeyi amaçlamıştır. Bu değerlendirme tarihsel gerçeklerle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş Dönemi'ndeki veraset sisteminin gelişimini analiz etmek.
Geleneksel olarak 'ülke hanedanın ortak malıdır' olan anlayış, I. Murad döneminde 'ülke padişah ve oğullarının malıdır' şeklinde değiştirilmiştir.
Hükümdarlık hakkı olan kişi sayısını azaltarak taht kavgalarını sınırlandırmak ve merkezi otoriteyi korumak amaçlanmıştır.
2
Diğer seçeneklerde verilen bilgilerin tarihsel ve kavramsal doğruluk durumlarını incelemek.
Diğer seçeneklerde iskân ile istimalet kavramlarının karıştırıldığı, tımar sisteminin feodalizm gibi yorumlandığı, meclis ve meşrutiyet gibi modern kavramların Kuruluş Dönemi'ne uyarlandığı ve taht kavgalarının tamamen bittiği yönünde yanlış genellemeler yapıldığı görülmektedir.
Kuruluş Dönemi teşkilatlanma çalışmalarının amaçlarını ve terimsel anlamlarını doğru ayırt etmek sorunun çözümü için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı veraset sistemindeki değişimler ve kurumsallaşma adımları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Osmanlı Beyliği'nin devletleşme sürecinde askeri, idari ve mali alanlarda attığı adımlar, fethettiği bölgelerin coğrafi ve kültürel yapısıyla yakından ilişkilidir. Orhan Bey Dönemi’nde Bursa’nın fethi sonrası ilk düzenli ordunun (Yaya ve Müsellem) kurulması ve geçici meclislerin yerini Divan teşkilatının alması yerel beylikten bölgesel güce geçişi sağlarken; I. Murad Dönemi’nde Edirne’nin fethini müteakip Rumeli Beylerbeyliği’nin kurulması, defterdarlık ve kazaskerlik makamlarının oluşturulması teşkilatlanmayı imparatorluk ölçeğine taşımıştır.

Buna göre Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'ndeki teşkilatlanma faaliyetleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırların batı yönünde genişlemesi ve fetihlerin kalıcı hale getirilmesi arzusu, askeri ve bürokratik yapılanmanın idari ihtiyaçlara göre dinamik biçimde şekillenmesini zorunlu kılmıştır.

Cevap

Sınırların batı yönünde genişlemesi ve fetihlerin kalıcı hale getirilmesi arzusu, askeri ve bürokratik yapılanmanın idari ihtiyaçlara göre dinamik biçimde şekillenmesini zorunlu kılmıştır.
Sınırların batı yönünde genişlemesi ve fetihlerin kalıcı hale getirilmesi arzusu, askeri ve bürokratik yapılanmanın idari ihtiyaçlara göre dinamik biçimde şekillenmesini zorunlu kılmıştır ifadesi doğrudur. Metinde de vurgulandığı üzere, beylikten bölgesel güce ve ardından imparatorluk yapısına geçiş sürecinde; sınırların batı yönünde hızla genişlemesi üzerine idari sınırları yönetebilmek amacıyla Rumeli Beylerbeyliği kurulmuş, yargı ve eğitim faaliyetlerini düzenlemek amacıyla kazaskerlik, artan mali gelirleri yönetebilmek amacıyla defterdarlık makamları ihdas edilmiştir. Bu durum kurumsallaşmanın fethin getirdiği yönetimsel zorunluluklarla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen padişah dönemlerindeki teşkilatlanma adımları incelenir.
Orhan Bey ve I. Murad dönemlerinde yapılan askeri (düzenli ordu), idari (Divan, beylerbeyliği) ve bürokratik (defterdarlık, kazaskerlik) kurumsallaşma faaliyetleri listelenir.
Osmanlı Devleti'nin yerel bir beylikten imparatorluk yapısına geçişindeki kurumsal gelişim aşamalarını anlamak için.
2
Bu teşkilatlanma adımları ile sınırların genişlemesi arasındaki coğrafi ve idari ilişki analiz edilir.
Edirne'nin fethi ve Rumeli'ye geçiş sonrası Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması, yeni toprakların gelirlerini kaydetmek için defterdarlık, hukuk ve eğitim işleri için kazaskerlik ihdası gibi tüm kurumların sınır genişlemesine bağlı ihtiyaçlardan doğduğu belirlenir.
Gelişmelerin temel itici gücünün askeri genişleme ve fetihlerin kalıcı kılınması gereksinimi olduğunu saptamak için.
3
Kavramsal yanılgıları içeren seçenekler ayıklanır.
Dirlik sisteminin feodalite ile karıştırılması, iskan ile istimalet politikalarının yer değiştirilmesi, monarşik düzende modern kuvvetler ayrılığı aranması ve kut inancının bittiği varsayımı gibi hatalı seçenekler elenerek doğru sonuca ulaşılır.
Çeldiricilerin tarihsel tutarsızlıklarını ve kavramsal karmaşalarını ortaya koyarak cevabı kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Beyliği'nin devletleşme sürecindeki askeri ve idari kurumsallaşma faaliyetlerinin sınırların genişlemesiyle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru

Klasik Dönem Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki hâkimiyetini kalıcı kılmak amacıyla uyguladığı temel idari, askeri, sosyal ve hukuki politikalar ile bu politikaların hedefleri ve işlevleri aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavram ve stratejileri, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstimalet Uygulamaları
İskan (Şenlendirme) Yöntemi
Tımar ve Tahrir Düzeni
Sosyal Çatışmaları Yönetme (Sürgün) Stratejisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: İstimalet Uygulamaları ile gayrimüslim tebaanın haklarını koruyarak vergi adaleti sağlayan açıklama; İskan Yöntemi ile Anadolu'dan getirilen nüfusun yerleştirilmesini içeren açıklama; Tımar ve Tahrir Düzeni ile tarımsal gelirleri askeri hizmete dönüştüren açıklama; Sosyal Çatışmaları Yönetme Stratejisi ile Anadolu'da aralarında husumet bulunan ailelerin göç ettirilmesini içeren açıklama eşleşir.
Doğru eşleştirmede; istimalet uygulaması gayrimüslimlerin haklarının korunması ve vergi kolaylığı sağlanması ile; iskan yöntemi Anadolu'daki Türk nüfusun Balkanlar'daki topraklara yerleştirilerek tarımsal üretimin canlandırılması ile; tımar ve tahrir düzeni tarımsal gelirlerin askeri güce ve taşra güvenliğine dönüştürülmesi ile; sosyal çatışmaları yönetme stratejisi ise Anadolu'daki sorunlu ailelerin göç ettirilerek hem kaynak hem de hedef bölgede düzenin kurulması ile eşleşmektedir. Bu uyum Osmanlı'nın Balkanlar'da kalıcı olmasının temelini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İstimalet kavramının tanımını ve amacını analiz etmek.
İstimalet; hoşgörü, adalet ve gayrimüslim halkın haklarını koruma politikası olduğu için, feodal angaryaların kaldırılması ve vergi adaleti ile yerel halkın rızasının kazanılması açıklamasıyla eşleşir.
Osmanlı Devleti'nin gayrimüslim tebaaya din ve ibadet hürriyeti tanıması ile vergilerde kolaylık sağlaması bu politikanın doğrudan bir gereğidir.
2
İskan (şenlendirme) politikasının temel hedefini belirlemek.
İskan; fethedilen bölgelerin nüfus yapısını düzenlemek ve Türk-İslam kültürünü yerleştirmek olduğu için, Anadolu'dan getirilen nüfus gruplarının tarımsal üretime ve yerleşik hayata geçirilmesi açıklamasıyla eşleşir.
Boş ve sahipsiz toprakların tarıma açılması ve bölgenin güvenliğinin Türk nüfusla pekiştirilmesi amaçlanmıştır.
3
Tımar ve tahrir sisteminin askeri-ekonomik entegrasyon işlevini incelemek.
Tımar sistemi, toprağın tahrir defterlerine kaydedilerek dirlik sahiplerine verilmesi ve bu dirliklerden sipahiler yetiştirilmesi esasına dayandığı için, tarımsal gelirlerin askeri hizmete dönüştürülmesi açıklamasıyla eşleşir.
Merkezi hazineye yük olmadan eyalet askerlerinin beslenmesi ve taşrada güvenliğin tesis edilmesi bu sistemle sağlanmıştır.
4
İskan politikasında uygulanan sürgün yönteminin sosyal kontrol boyutunu analiz etmek.
Anadolu'da aralarında husumet olan ailelerin seçilerek Balkanlar'a yerleştirilmesi, hem asayişin korunması hem de göç edenlerin geri dönüşünün engellenmesi amacını taşıdığı için sosyal çatışmaları yönetme açıklamasıyla eşleşir.
Osmanlı Devleti, göç politikasını sadece bir nüfus hareketi olarak değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve düzeni koruma aracı olarak da kullanmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki fetihleri kalıcı kılmak amacıyla uyguladığı iskan, istimalet ve tımar sistemlerinin amaç ve işlevsel farklılıkları.
Soru 15Soru

Osmanlı klasik dönem eyalet yönetimi ve toprak sistemine dair aşağıda verilen kavramları, bu kavramların kurumsal ve yapısal özelliklerini gösteren açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Salyanesiz Eyaletler
Salyaneli Eyaletler
Yurtluk ve Ocaklık Arazi
Mukataa Topraklar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Salyanesiz Eyaletler, vergi gelirlerinin dirlik olarak dağıtıldığı eyaletlerle; Salyaneli Eyaletler, yöneticilerine yıllık maaş ödenen ve iltizam uygulanan eyaletlerle; Yurtluk ve Ocaklık Arazi, sınır boylarındaki muhafızlara veya yerel hanedanlara bırakılan topraklarla; Mukataa Topraklar ise doğrudan hazineye nakit sağlamak için iltizam usulüyle işletilen arazilerle eşleşir.
Yapılan eşleştirmede her kavram kendi kurumsal işlevine uygun açıklamayla doğru şekilde bir araya getirilmiştir: Salyanesiz eyaletler dirlik sisteminin uygulandığı alanları; salyaneli eyaletler yöneticilerine yıllık ödenen ve iltizam uygulanan uzak bölgeleri; yurtluk ve ocaklık sınır boylarındaki muhafızlara veya yerel hanedan mensuplarına bırakılan miri arazileri; mukataa ise doğrudan devlet hazinesine nakit akışı sağlayan iltizama tabi arazileri ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Salyanesiz eyaletlerin tanımını analiz etme
Sonuç: Salyanesiz eyaletlerde memurlara maaş verilmez, dirlik (has, zeamet, tımar) sistemi uygulanır. Bu özellik vergi gelirlerinin dirlik olarak dağıtıldığını belirten açıklamayla eşleşir.
Neden: Salyanesiz eyaletlerin temel yapısal özelliğini belirlemek.
2
Adım 2: Salyaneli eyaletlerin vergi ve yönetim yapısını inceleme
Sonuç: Salyaneli (yıllıklı) eyaletlerde iltizam sistemi uygulanır ve yöneticilere yıllık maaş verilir. Bu özellik doğrudan yıllık maaş ve iltizam vurgusu yapılan açıklamayla eşleşir.
Neden: Uzak eyaletlerin yönetim biçimini ayırt etmek.
3
Adım 3: Yurtluk ve ocaklık arazilerin kullanım amacını saptama
Sonuç: Bu araziler sınır boylarındaki kale muhafızlarına veya yerel hanedanlara, görevleri karşılığında babadan oğula geçecek şekilde tahsis edilir. Bu açıklama yurtluk ve ocaklık kavramıyla eşleşir.
Neden: Özel statülü miri arazilerin işlevini belirlemek.
4
Adım 4: Mukataa toprakların hazineyle olan ilişkisini analiz etme
Sonuç: Mukataa araziler, geliri dirlik sistemine dahil edilmeden doğrudan hazineye nakit olarak aktarılan arazilerdir ve iltizama verilir. Bu açıklama mukataa tanımıyla eşleşir.
Neden: Hazineye doğrudan nakit sağlayan arazi türünü netleştirmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı eyalet yönetimi (salyaneli/salyanesiz eyaletler) ile miri arazi türlerinin (mukataa, yurtluk-ocaklık) idari ve mali özellikleri.
Soru 16Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik dönem askeri teşkilatlanmasında, Kapıkulu askerleri ile Eyalet askerleri (Tımarlı Sipahiler) birbirini dengeleyen iki temel direk olarak tasarlanmıştır. Bu çift yönlü askeri yapı, devletin siyasi, ekonomik ve idari mekanizmalarıyla doğrudan bütünleşik bir biçimde yürütülmüştür.

Bu askeri sınıfların özellikleri ve Osmanlı devlet yapısına etkileriyle ilgili;

I. Kapıkulu ordusunun doğrudan hazineden ulufe alması, merkezî otoritenin taşradaki yerel hanedan ve güç odaklarına karşı en önemli güvencesi olmasını sağlamıştır.
II. Tımarlı Sipahilerin taşrada güvenliği sa��layıp vergi toplaması, toprak mülkiyetinin dirlik sahibine devredilmesi yoluyla taşrada Avrupa tarzı feodal yapıların oluşmasını yasal zemine oturtmuştur.
III. Devşirme sisteminin Kapıkulu Ocağı'na insan kaynağı sağlaması, merkezî bürokrasi ve orduda padişahın otoritesine rakip olabilecek, soyluluğa dayalı bağımsız bir aristokratik sınıfın oluşmasını engellemiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü yargıları içeren seçenek
Birinci yargıda belirtilen Kapıkulu Ocağı'nın merkezî güvence olma niteliği doğrudur çünkü ulufe alan daimi ordu padişahın en sadık askeri gücüdür. Üçüncü yargıda belirtilen devşirme kökenli devlet adamlarının aristokratik sınıf oluşmasını engellemesi doğrudur çünkü bu kişilerin ailevi kökenleri ve miras bırakacak toprakları yoktur, tamamen padişaha bağlıdırlar. Bu nedenle birinci ve üçüncü yargıları içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargı analiz edilir.
Kapıkulu askerlerinin merkezî hazineden maaş (ulufe) almasının, padişahın taşradaki yerel güçlere karşı mutlak gücünü koruduğu sonucuna varılır.
Kapıkulu askerleri padişahın şahsına bağlı daimi ordu olarak merkezî otoritenin en büyük güvencesidir.
2
İkinci yargı analiz edilir.
Tımar sisteminde toprak mülkiyetinin devlete (miri arazi) ait olduğu, dirlik sahiplerinin toprak üzerinde feodal bir egemenlik kurmasının yasaklandığı belirlenir.
Osmanlı Devleti, Avrupa'dakine benzer bağımsız feodal yapıların oluşmasını engellemek için mülkiyeti kendinde tutmuştur.
3
Üçüncü yargı analiz edilir.
Devşirme sisteminde aile bağı olmayan köle-askerlerin kullanılmasının, devlet içinde babadan oğula geçen bağımsız bir soylu/aristokrat sınıfı engellediği anlaşılır.
Bu sayede bürokraside ve orduda sadece padişaha sadık, köksüz yöneticiler yer almış ve hanedan otoritesi korunmuştur.
4
Doğru yargılar bir araya getirilir.
Birinci ve üçüncü yargıların doğru, ikinci yargının ise yanlış olduğu tespit edilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Soru kökündeki bilgilerin tarihsel gerçeklerle uyuşma durumu bu şekilde tamamlanmış olur.

Anahtar Kavram

Osmanlı askeri teşkilatının merkez-taşra dengesi, Kapıkulu ve Tımar sistemlerinin işleyişi ve bu sistemlerin merkezî otoriteyi korumadaki rolleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 17Soru

Klasik Dönem Osmanlı Devleti'nde, yeni fethedilen bir sancağın idari, sosyal ve ekonomik düzenini tesis etmek amacıyla toplanan Divan-ı Hümayun'da şu kararlar alınmıştır:

* Sancağa bağlı topraklardaki gayrimüslim halkın din ve vicdan hürriyeti güvence altına alınmış, can ve mal güvenliklerini korumak amacıyla adaleti sağlayacak kadı görevlendirilmiştir.
* Sancağın tüm gelir kaynakları tespit edilerek defterlere kaydedilmiş ve bu gelirlerin bir kısmı bölgedeki askeri görevlilere hizmetleri karşılığında dirlik olarak tahsis edilmiştir.
* Bölgedeki çarşı ve pazarlarda satılacak temel tüketim maddelerinin azami fiyat sınırları belirlenerek esnaf denetimi karara bağlanmıştır.

Bu kararlar ve Divan-ı Hümayun'un işleyişi göz önüne alındığında, Klasik Dönem Osmanlı devlet teşkilatı ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sancağın gelir kaynaklarının defterlere kaydedilmesi ve dirliklerin belgelenmesi süreci, divanda Kalemiye sınıfını temsil eden b��rokratlar tarafından yürütülmüştür.

Cevap

Sancağın gelir kaynaklarının defterlere kaydedilmesi ve dirliklerin belgelenmesi sürecinin, divanda Kalemiye sın��fını temsil eden bürokratlar tarafından yürütüldüğünü belirten ifade doğrudur.
Doğru cevap, sancağın gelir kaynaklarının defterlere kaydedilmesi ve dirliklerin belgelenmesi sürecinin Kalemiye sınıfına mensup bürokratlar tarafından yürütüldüğünü belirten seçenektir. Klasik dönem Osmanlı devlet teşkilatında yeni fethedilen yerlerin gelirlerinin tahrir defterlerine kaydedilmesi, beratların hazırlanması ve belgelere padişahın tuğrasının çekilmesi gibi bürokratik işlemler, divanda Kalemiye (bürokrasi) sınıfının temsilcileri olan Nişancı ve mali kayıtlardan sorumlu olan Defterdar tarafından koordine edilirdi.

Adım Adım Çözüm

1
Divan kararlarındaki faaliyetlerin kavramsal analizinin yapılması
Sancak gelirlerinin defterlere yazılması 'tahrir' işlemidir, dirlik dağıtımı 'tımar' sistemidir, fiyat sınırlarının belirlenmesi 'narh' usulüdür ve inanç özgürlüğünün güvenceye alınması 'istimalet' politikasıdır.
Öncüllerde geçen uygulamaların Osmanlı kurumsal tarihindeki karşılıklarını doğru saptamak.
2
İlgili faaliyetlerin bürokratik sınıflar ile eşleştirilmesi
Tahrir defterlerinin tutulması, dirliklerin kaydedilmesi ve yazışmaların belgelenmesi divanda Kalemiye sınıfını temsil eden Nişancı ve Defterdar'ın temel görevleridir.
Klasik Dönem Merkez Teşkilatı bünyesindeki Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye sınıflarının iş bölümünü analiz etmek.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal ve kronolojik yanılgıların ayıklanması
Dirlik sisteminin feodal mülkiyete yol açmadığı (toprak devlete aittir), inanç serbestliğinin iskan değil istimalet olduğu, fiyat sınırının gedik değil narh olduğu ve divanın anayasal bir parlamento olmadığı saptanmıştır.
Öğrencilerin en çok karıştırdığı kavramsal hataları belirleyerek yanlış seçenekleri elemek.
4
Doğru çıkarımın doğrulanması
Tahrir ve dirlik belgeleme süreçlerinin Kalemiye sınıfı bürokratlarının yetkisinde yürütüldüğü tarihsel gerçeği kesin olarak doğrulanmıştır.
Sorunun kökünde istenen doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Divan-ı Hümayun'da görev yapan bürokratik sınıfların (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) işlevleri ve klasik dönem Osmanlı sosyo-ekonomik sistemleri.
Soru 18Soru

Osmanlı Klasik Dönemi idari ve adli yapısında yönetici sınıflar arasında yer alan ilmiye sınıfı üyelerinin taşra ve merkez teşkilatındaki yargı yetkisi sınırları ile hiyerarşik dereceleri farklılık göstermektedir. Buna göre, aşağıda verilen ilmiye sınıfı görevlilerini, sahip oldukları yargı yetkisinin derecesi ve hiyerarşik konumları bakımından en alt basamaktan en üst basamağa (yerelden merkeze) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Adli ve idari hiyerarşiye g��re en yerel ve sınırlı yetkiden en üst merkeze doğru sıralama Naib, Kaza Kadısı, Taht Kadısı ve Kazasker şeklindedir.
Klasik Dönem Osmanlı yargı teşkilatında hiyerarşi yerelden merkeze, dar yetkiden geniş yetkiye doğru dikey bir yapı izler. En yerel ve alt birim nahiyelerde kadı adına hareket eden naiblerdir. Onların üstünde kaza birimlerini yöneten ve doğrudan merkezce atanan kaza kadıları bulunur. Kaza kadılarının üstünde ise başkentlik yapmış İstanbul, Edirne, Bursa gibi payitahtlarda görev yapan yüksek rütbeli taht kadıları (mevleviyet) yer alır. Hiyerarşinin en üst noktasında ise taşra kadılarının atamasından sorumlu olan ve Divan-ı Hümayun üyesi sıfatıyla askeri davalara bakan kazaskerlik makamı bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
En alt yargı birimi olan nahiyelerdeki temsilcinin belirlenmesi
Naib adındaki kadı vekillerinin hiyerarşinin en altında (birinci sırada) yer olduğunun tespit edilmesi
Naiblerin kadı tarafından atanan ve onun adına kısıtlı adli işleri yürüten yardımcı görevliler olması
2
Kaza düzeyindeki asil yargı yetkilisinin konumlandırılması
Kaza Kadısının ikinci sıraya yerleştirilmesi
Kadının doğrudan merkezden atanması ve kazadaki tüm adli-idari işlerden sorumlu asil amir olması nedeniyle naibden üst konumda bulunması
3
Büyük idari ve siyasi öneme sahip merkezlerdeki adli makamın yerleştirilmesi
Taht Kadısının (Mevleviyet kadılığı) üçüncü sıraya yerleştirilmesi
Taht kadılarının payitaht düzeyindeki büyük merkezlerde görev almaları ve protokol ile adli yetki bakımından sıradan kaza kadılarının üzerinde yer almaları
4
Merkez teşkilatı düzeyindeki en yüksek adli makamın belirlenmesi
Kazaskerin son sıraya yerleştirilmesi
Kazaskerin Divan-ı Hümayun üyesi olması, askeri sınıfın davalarına bakması ve taşra teşkilatındaki kadıların atama zincirini yönetmesi dolayısıyla en üst adli otoriteyi temsil etmesi

Anahtar Kavram

Osmanlı yönetici sınıflarından İlmiye sınıfının taşra ve merkez teşkilatındaki yargı ve yönetim hiyerarşisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'ndeki denizcilik faaliyetlerinin gelişimiyle ilgili şu tarihsel adımlar bilinmektedir:

I. Karesioğulları Beyliği'nin ilhak edilmesiyle beyliğin deniz gücünün ve tersanesinin Osmanlı hizmetine girmesi
II. Karamürsel ve Gelibolu'da ilk tersanelerin kurularak sistemli gemi inşasına başlanması
III. Ege Denizi ve Venedik kontrolündeki adalara yönelik akınlar sonrası Venediklilerle ilk deniz savaşının (Çalı Bey Savaşı) yapılması

Bu gelişmeler ve sonuçları dikkate alındığında, Osmanlı Devleti'nin denizcilik faaliyetleri ve bu dönemdeki siyasi ilişkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venedikliler ile yapılan ilk deniz savaşının kazanılmasıyla Ege'deki Venedik siyasi ve ticari varlığına son verilmiştir.

Cevap

Venedikliler ile yapılan ilk deniz savaşının kazanılmasıyla Ege'deki Venedik siyasi ve ticari varlığına son verilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin Venedikliler ile yaptığı ilk deniz savaşı olan Çalı Bey Savaşı (1416), Osmanlı mağlubiyeti ile sonuçlanmış ve Ege'deki Venedik varlığına son verilememiştir. Ege ve Doğu Akdeniz'de Venedik üstünlüğünün kırılması ve ticari/siyasi varlıklarının geriletilmesi çok daha sonraki dönemlerde (özellikle Fatih Sultan Mehmet ve sonraki padişahlar döneminde) gerçekleşmiştir. Bu nedenle ilk deniz savaşının kazanıldığı ve Venedik varlığına son verildiği ifadesi tarihsel gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerdeki tarihsel adımları ve kronolojik gelişimi analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin Orhan Bey döneminde Karesioğulları'nı alarak denizciliğe başladığı, ardından Karamürsel ve Gelibolu tersaneleriyle kurumsallaştığı ve I. Mehmed (Çelebi) döneminde Venedik ile karşı karşıya geldiği saptanır.
Sorudaki tarihsel gelişimi doğru konumlandırmak için.
2
Çalı Bey Savaşı'nın sonucunu ve Ege'deki Venedik varlığını incelemek.
Çalı Bey Savaşı'nın (1416) Osmanlı mağlubiyeti ile bittiği ve Venedik'in Ege'deki ticari/siyasi gücünün bu savaşla kırılmadığı tespit edilir.
Seçeneklerdeki iddiaların doğruluğunu test etmek için.
3
Seçenekleri değerlendirerek yanlış çıkarımı belirlemek.
İlk deniz savaşının kazanıldığı ve Ege'deki Venedik varlığına son verildiği yönündeki önerme yanlış, diğer önermeler ise tarihsel gerçeklere uygundur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi Denizcilik Faaliyetleri ve Siyasi İlişkiler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Aşağıda verilen Osmanlı Kuruluş Dönemi padişahları ile onların hükümdarlık dönemlerinde yaşanan siyasi ve askeri gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osman Bey
Orhan Bey
I. Murad
I. Mehmed (Çelebi)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Osman Bey, Koyunhisar Savaşı'nın kazanılması ile; Orhan Bey, Karesioğulları Beyliği'nin alınması ile; I. Murad, Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması ile; I. Mehmed, Fetret Devri'ne son verilmesi ile eşleşmektedir.
Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde; Osman Bey Koyunhisar Savaşı ile ilk Bizans zaferini elde etmiş, Orhan Bey Karesioğulları'nı alarak denizcilik faaliyetlerini başlatmış, I. Murad sınırların Balkanlar'da genişlemesi üzerine Rumeli Beylerbeyliği'ni kurmuş, I. Mehmed ise Fetret Devri'ni sonlandırarak birliği yeniden tesis etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Osman Bey dönemi siyasi gelişmelerinin incelenmesi
Osman Bey ile Koyunhisar Savaşı'nın kazanılması eşleşir.
Bizans'a karşı kazanılan bu ilk zafer Osman Bey dönemine aittir.
2
Orhan Bey dönemi siyasi gelişmelerinin incelenmesi
Orhan Bey ile Karesioğulları Beyliği'nin alınması eşleşir.
Karesioğulları Beyliği'nin Osmanlı'ya katılması ve denizciliğin başlaması Orhan Bey döneminde gerçekleşmiştir.
3
I. Murad dönemi askeri ve idari teşkilatlanmasının incelenmesi
I. Murad ile Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması eşleşir.
Balkanlar'daki sınırların hızla büyümesi üzerine Rumeli Beylerbeyliği I. Murad döneminde kurulmuştur.
4
I. Mehmed dönemi gelişmelerinin incelenmesi
I. Mehmed ile Fetret Devri'ne son verilmesi eşleşir.
Fetret Devri'ne son vererek devletin ikinci kurucusu kabul edilen padişah I. Mehmed'dir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi padişahlarının (Osman Bey, Orhan Bey, I. Murad, I. Mehmed) en belirgin siyasi ve askeri faaliyetleri.
Tahmini Süre:1m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Osmanlı Devleti Kuruluş ve Klasik Dönem Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin