John Locke'a göre, doğa durumunda insanlar barışçıl ve özgür olsalar da, haklarının ihlal edilmesi durumunda başvuracakları tarafsız bir yargıcın bulunmaması, toplumu bir güvensizlik sarmalına sürükleyebilir. Bu belirsizliği aşmak için insanlar, cezalandırma haklarını kendi rızalarıyla kamusal bir otoriteye devrederler. Ancak bu devir, egemenliğin koşulsuz ve sınırsız bir teslimiyeti değildir; aksine, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması şartına bağlı bir 'emanet' ilişkisidir. Eğer siyasi otorite bu emanete ihanet eder ve mülkiyet ya da özgürlük haklarını gasbederse, meşruiyetini kaybeder. Bu durumda toplumun, sözleşmeyi ihlal eden iktidara karşı direnme ve yeni bir düzen kurma hakkı doğar.
Bu parçadaki görüşlerden hareketle John Locke’un siyaset anlayışına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- ADevlet, doğası gereği insanın ahlaki olgunlaşmasını sağlayan ve bireysel iradenin üstünde yer alan rasyonel bir organizmadır.
- BDoğa durumunda tarafsız yargıcın olmaması güvensizlik yaratıyorsa, devletin varlığı her zaman mutlak adaleti sağlar ve hak ihlallerini tamamen ortadan kaldırır.
- Siyasi iktidarın meşruiyeti, bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlıdır.Cevap
- Dİdeal bir devlet düzeni, toplumsal gerçekliğin ötesinde kurgulanan ve her koşulda mükemmel işleyen bir ütopya olarak tasarlanmalıdır.
- ESiyasal iktidarın gücü, bireysel davranışları ahlaki kurallarla önceden belirleyen değişmez bir kadere dayanmaktadır.