İslam düşüncesinde iman ve İslam kavramları, aralarındaki sıkı münasebete rağmen farklı boyutları temsil eder. İmanın aslı, kalbin derinliklerinde gerçekleşen ve "tasdik" adı verilen içsel kabule dayanır. İslam ise kelime anlamındaki "teslimiyet" ve "boyun eğme" doğrultusunda, bireyin dini hükümleri dış dünyada eyleme dökerek zahiri olarak kabul ettiğini göstermesidir.
Bu bilgiler ışığında;
I. Kalbinde inanç barındırmadığı hâlde toplumsal veya kişisel nedenlerle dini vecibeleri yerine getiren bir kimse, Allah katında mümin sayılmaz.
II. İman ve İslam kavramları pratik hayatta birbirini tamamlasa da kalbi tasdikin bulunmadığı bir dışsal teslimiyet, uhrevi kurtuluş için yeterli değildir.
III. Sözlü beyan (ikrar), imanın dünyevi olarak hukuki bir statü kazanması için gerekliyken; kalbi tasdik, imanın hakikatinin oluşması için yegane rükündür.
yargılarından hangileri doğrudur?
- AYalnız I
- BYalnız II
- CI ve II
- DII ve III
- I, II ve IIICevap