Kur'an ve Temel Kavramlar

41 soru

Soru 1Soru

İslam ahlakında 'ma'ruf' aklın ve dinin iyi, güzel ve meşru kabul ettiği davranışları; 'münker' ise dinin ve akl-ı selimin çirkin, kötü ve gayrimeşru bulduğu işleri ifade eder. Müminlerin toplumsal sorumluluklarından biri de bu ilkeleri hayata geçirmektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan 'nehy-i ani'l-münker' (kötülükten sakındırma) görevinin toplumsal hayattaki yansımalarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumda yaygınlaşan haksızlık, hile ve dedikodu gibi olumsuzluklara karşı yapıcı bir dille uyarıda bulunup bunları önlemeye çalışmak

Cevap

Toplumda yaygınlaşan haksızlık, hile ve dedikodu gibi olumsuzluklara karşı yapıcı bir dille uyarıda bulunup bunları önlemeye çalışmak
Doğru cevap, toplumsal hayatta yaygınlaşan haksızlık, hile ve dedikodu gibi dinen ve aklen kötü (münker) olan davranışlara karşı yapıcı bir dille uyarıda bulunup bunları önlemeye çalışmayı ifade eder. Bu eylem tam anlamıyla 'nehy-i ani'l-münker' (kötülükten sakındırma) tanımına ve amacına uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen kavramların tanımlarını analiz edin.
Ma'ruf dinin ve aklın iyi gördüğü şeyler, münker ise kötü gördüğü şeylerdir. 'Nehy-i ani'l-münker' ise kötülüğü engellemek demektir.
Soruda istenen durumun nehy-i ani'l-münker'in toplumsal yansıması olduğunu belirlemek için kavramsal çerçeve çizilir.
2
Toplumsal kötülükleri engellemeye yönelik seçeneği arayın.
Toplumda görülen haksızlık, hile ve dedikodu gibi kötülüklere karşı uyarıda bulunmanın doğrudan nehy-i ani'l-münker kapsamında olduğu görülür.
Hedeflenen toplumsal müdahale ve uyarı davranışının karşılığı bulunur.
3
Çeldirici kavramların elenmesini sağlayın.
İhlas, ihsan, salih amel ve fıtrat gibi diğer ahlaki kavramlarla ilişkili seçeneklerin elendiği teyit edilir.
Diğer kavramların münkeri engellemekle doğrudan değil, bireysel ahlak ve ibadet bilinciyle ilgili olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Ma'ruf ve Münker
Soru 2Soru

İman ile İslam kavramlarının ilişkisi, İslam dü��ünce tarihinde kelamcılar arasında geniş tartışmalara yol açmıştır. İman, kalbin tasdiki (doğrulaması) ve dilin ikrarı ile tanımlanırken; İslam, boyun eğmek, itaat etmek ve teslim olmak gibi daha çok ameli ve zahiri eylemleri kapsamaktadır. Hucurât Suresi 14. ayetinde bedevilerin durumu üzerinden yapılan ayrım da bu iki kavramın birebir özdeş olmadığını göstermektedir. Buna göre, iman ile İslam arasındaki ilişki ve bu kavramların kapsamı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam, dinin emirlerine zahiren boyun eğerek teslimiyeti ifade eden daha geniş bir pratik daireyken; iman, bu teslimiyetin kalbi bir tasdik ve samimiyetle içselleştirilmesidir; bu sebeple kalben inanmadığı hâlde dış görünüşte Müslüman olan biri mümin kabul edilmez.

Cevap

İslam, dinin emirlerine zahiren boyun eğerek teslimiyeti ifade eden daha geniş bir pratik daireyken; iman, bu teslimiyetin kalbi bir tasdik ve samimiyetle içselleştirilmesidir; bu sebeple kalben inanmadığı hâlde dış görünüşte Müslüman olan biri mümin kabul edilmez.
İslam, bireyin dış dünyada boyun eğmesini ve kurallara uymasını ifade eden zahiri bir teslimiyetken; iman, kalbin tam bir teslimiyetle hakikati onaylaması olan batıni bir tasdiktir. Dolayısıyla kalbi tasdiki gerçekleştirmemiş bir kimse Müslüman görünse de mümin sayılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
İman ve İslam terimlerinin kelime ve ıstılah anlamlarını ayrıştırın.
İman kalbin tasdikine (içsel onay) dayanırken, İslam dış organların teslimiyetine (zahiri boyun eğme) dayanmaktadır.
Kavramsal farkı netleştirmek.
2
Hucurât Suresi 14. ayetindeki bedevi örneğini analiz edin.
Bedevilerin teslim olmaları (Müslüman olmaları) onların kalplerine imanın girdiğini göstermez; dolayısıyla dış teslimiyet ile iç inanç farklıdır.
Ayetin kelami delil olarak değerini belirlemek.
3
Amel-iman ilişkisini ve taklidi iman konusundaki Ehl-i Sünnet görüşlerini değerlendirin.
Amel imanın bir cüzü değildir ve taklidi iman geçerlidir.
Hatalı mezhebi ve bilgi teorisi yorumlarını elemek.
4
Seçenekleri analiz ederek doğru ilişkiyi kuran seçeneği belirleyin.
Kalbi tasdik olmadan zahiri teslimiyetin kişiyi mümin yapmayacağını belirten yargı doğrudur.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam ile İman arasındaki kavramsal farklar ve kalbi tasdikin önemi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri İslam düşüncesindeki kavramsal çerçeveye uygun olarak doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Kur'an-ı Kerim'de insanın doğru yola yöneltilmesi, ilahî rehberlikle buluşması ve batıldan sıyrılarak hakikate ulaşması süreci kavramıyla ifade edilir. Kulun, bu do��ru yol üzerindeki inanç ve amellerini en olgun seviyeye taşıyarak ibadetlerini adeta Allah'ı görüyormuş gibi samimiyetle yerine getirmesi, işini ve ahlakını en güzel şekilde sergilemesi ise olarak tanımlanır. Cibril Hadisi'nde tasvir edilen bu yüksek bilinç düzeyi, kulun her an ilahî denetim altında olduğu gerçeğinin farkında olarak yaşamasını sağlayan haliyle doğrudan ilişkilidir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklar sırasıyla 'hidayet', 'ihsan' ve 'murakabe' kavramlarıyla doldurulmalıdır.
Metindeki ilk boşluğa doğru yola iletme anlamındaki 'hidayet', ikinci boşluğa Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek olan 'ihsan', üçüncü boşluğa ise ilahî gözetim bilincini ifade eden 'murakabe' kavramı getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki tanımı ve dinî terim karşılığını tespit etme.
İnsanın doğru yola yöneltilmesi ve ilahî rehberlikle buluşması ifadesinin 'hidayet' terimini tanımladığı belirlenir.
Hidayet, dalaletin zıttı olup Allah'ın kulunu doğru yola iletmesi ve ona rehberlik etmesidir.
2
İkinci c��mledeki Cibril Hadisi atfını ve eylemlerin en güzel şekilde yapılması ifadesini değerlendirme.
Kulun Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmesi ve davranışlarını en güzel seviyede sergilemesi durumunun 'ihsan' olduğu saptanır.
İhsan, hem eylemleri en iyi şekilde yapmayı hem de Cibril Hadisi'ndeki tanım gereği Allah'ın huzurundaymış gibi yaşamayı ifade eder.
3
Üçüncü cümledeki sürekli ilahî denetim altında bulunma bilincini sembolize eden kavramı bulma.
Kulun her an Allah tarafından izlendiği farkındalığına 'murakabe' dendiği anlaşılır.
Murakabe, insanın kalben Allah'ın kendisini her an gördüğünün bilincinde olup buna göre davranmasıdır.

Anahtar Kavram

Hidayet, ihsan ve murakabe kavramlarının İslam düşüncesindeki tanımları ve birbirleriyle olan ilişkileri.
Soru 4Soru

Aşağıda verilen ayet mealleri ile bu ayetlerin salih amelin kabul şartları, bireysel/toplumsal boyutları veya imanla ilişkisi yönünden temsil ettiği temel kavramsal karşılıkları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"İman edip salih amel işleyenler var ya, işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar." (Beyyine Suresi, 7. ayet)
"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir." (En'âm Suresi, 162. ayet)
"Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. 'Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz' derler." (İnsan Suresi, 8-9. ayetler)
"Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için Rahman (olan Allah), gönüllerde bir sevgi var edecektir." (Meryem Suresi, 96. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyyine Suresi 7. ayet salih amelin imanla organik bağı ve insani değerle; En'âm Suresi 162. ayet ihlas ve tevhit şartıyla; İnsan Suresi 8-9. ayetler hasbîlik ve toplumsal dayanışmayla; Meryem Suresi 96. ayet ise bireysel ve toplumsal huzurla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; Beyyine Suresi 7. ayet iman-amel ilişkisi ve insanın ahlaki değerini; En'âm Suresi 162. ayet ibadetin ve hayatın sadece Allah için olması yönüyle ihlas ve tevhidi; İnsan Suresi 8-9. ayetler karşılıksız iyilik yapılması yönüyle hasbîliği; Meryem Suresi 96. ayet ise toplumsal sevgi ve huzuru ifade edecek şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayetlerin içeriklerini ve ana mesajlarını çözümleme.
Beyyine Suresi 7. ayette 'iman edip salih amel işleyenler' vurgulanmakta ve en hayırlı varlıklar oldukları belirtilmektedir. En'âm Suresi 162. ayette tüm ibadet ve hayatın sadece Allah için olduğu vurgulanmaktadır. İnsan Suresi 8-9. ayetlerde muhtaçlara yapılan yardımda sadece Allah rızasının gözetildiği ve karşılık beklenmediği ifade edilmektedir. Meryem Suresi 96. ayette ise salih amel işleyenlere yönelik sevgi oluşacağı bildirilmektedir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için öncelikle sol sütundaki verilerin tefsir ve kavramsal arka planının netleştirilmesi gerekir.
2
Sağ sütundaki kavramsal tanımları analiz etme.
Tanımlar sırasıyla; iman-amel ilişkisi/insani değer, ihlas/tevhit şartı, hasbîlik/toplumsal dayanışma ve bireysel/toplumsal huzurdur.
Sağ sütundaki akademik ifadelerin hangi ayetlerin ana mesajıyla doğrudan örtüştüğünü belirlemek için kavramsal çözümleme gereklidir.
3
Ayetler ile kavramsal tanımları eşleştirme.
Beyyine 7 -> İman-Amel ve insani değer (yaratıkların en hayırlısı); En'âm 162 -> İhlas ve Tevhit (Allah için olması); İnsan 8-9 -> Hasbîlik ve diğergamlık (karşılık beklememe); Meryem 96 -> Bireysel ve toplumsal huzur (gönüllerde sevgi var edilmesi). Eşleşmeler tam olarak birbirini karşılamaktadır.
Her bir ayetin lafzi ve ıstılahi anlamı, salih amel konusunun alt başlıklarındaki teorik çerçeve ile örtüştürülür.

Anahtar Kavram

Salih Amel
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5Soru

Kur'an-ı Kerim'de, "Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur (sırat-ı müstakim). Buna uyun. Başka yollara uymayın..." (En'âm Suresi, 153. ayet) buyrularak inananların istikamet üzere olmaları emredilmiştir. İslam ahlak düşüncesinde sırat-ı müstakim kavramı; nefsin temel kuvvetleri olan akıl, öfke ve arzunun (kuvve-i akliyye, kuvve-i gadabiyye, kuvve-i şeheviyye) aşırılıklardan uzaklaşarak dengeli bir orta yolu (itidal) bulmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu ahlaki dengeye göre her kuvvenin aşırılığı ifrat ve tefrit olarak adlandırılırken, dengeli hali (itidali) birer temel erdem oluşturur. Buna göre, ahlaki kuvvelerin dengelenmesi ve sırat-ı müstakimin hayat tarzı haline getirilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nefsin düşünme gücünün (kuvve-i akliyye) itidali olan hikmet; hile ve aldatmayı içeren cerbeze ile ahmaklığı temsil eden gabavet uçlarının ortasında yer alarak sırat-ı müstakimi temsil eder.

Cevap

Nefsin düşünme gücünün (kuvve-i akliyye) itidali olan hikmet; hile ve aldatmayı içeren cerbeze ile ahmaklığı temsil eden gabavet uçlarının ortasında yer alarak sırat-ı müstakimi temsil eder.
Nefsin düşünme gücünün (kuvve-i akliyye) dengeli hali (itidali) olan hikmet erdemi, cerbeze (ifrat/aşırılık) ile gabavet (tefrit/yetersizlik) arasında yer alan doğru ve orta yolu göstererek sırat-ı müstakimi doğrudan temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle 'sırat-ı müstakim' kavramının Kur'an'daki tanımını ve ahlaki dengedeki yerini belirlemek.
Sırat-ı müstakimin, aşırılıklardan uzak durup orta yolu (itidal) takip etmek anlamına geldiği sonucuna ulaşılır.
Kavramsal çerçevenin doğru kurulması, ifrat ve tefrit kavramlarının analiz edilmesi için gereklidir.
2
Nefsin üç temel kuvvetinin (akıl, öfke, arzu) itidal, ifrat ve tefrit hallerini tasnif etmek.
Kuvve-i akliyyenin itidalinin 'hikmet' (ifratı cerbeze, tefriti gabavet); kuvve-i gadabiyyenin 'şecaat' (ifratı tehevvür, tefriti cebanet); kuvve-i şeheviyyenin ise 'iffet' (ifratı fücur, tefriti humud) olduğu belirlenir.
Öncüllerde verilen ahlaki terimlerin doğruluğunu kontrol edebilmek için ahlak düşüncesindeki bu tasnifin bilinmesi gerekir.
3
Seçeneklerde sunulan eşleştirmelerin ve yargıların doğruluğunu tek tek incelemek.
Hikmet erdeminin, cerbeze ve gabavet uçlarının tam ortasındaki itidal noktasını temsil ettiği ve sırat-ı müstakim ile doğrudan örtüştüğü tespit edilir.
Yanlış olan seçeneklerin elenmesi ve doğru yargının bilimsel temele oturtulması için bu inceleme şarttır.

Anahtar Kavram

Sırat-ı Müstakim'in ifrat, tefrit ve itidal kavramları çerçevesinde nefsin kuvveleriyle olan ilişkisi.
Soru 6Soru

İslam inanç esaslarında imanın gerçekleşmesi ve geçerli olması için kalbin doğrulaması şart koşulmuştur. Buna göre, imanın aslı ve değişmez temel rüknü kabul edilen, kişinin dini değerleri kalbiyle onaylamasını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasdik

Cevap

Tasdik
İmanın aslı ve en temel rüknü kalbin doğrulamasıdır. İslam terminolojisinde kalbin bu onaylama ve kabul etme eylemine 'tasdik' adı verilir. Bu yüzden kalben doğrulama durumunu ifade eden en temel kavram tasdiktir.

Adım Adım Çözüm

1
İmanın geçerli olabilmesi için kalbin doğrulaması gerektiği bilgisi analiz edilir.
İmanın asıl rüknünün kalp ile gerçekleştiği görülür.
İmanın tanımındaki temel unsuru saptamak.
2
Kalbin bu doğrulama ve onaylama eyleminin dini terim karşılığı bulunur.
Kalbin onaylamasını ifade eden terimin 'tasdik' olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda tanımlanan kavramı doğru eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İmanın Rüknü Olarak Tasdik
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Aşağıda verilen tevhit inancının boyutlarını, karşılarında yer alan en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tevhid-i Rububiyyet
Tevhid-i Uluhiyyet
Tevhid-i Esmâ ve Sıfat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevhid-i Rububiyyet kavramı evreni yaratan ve yöneten tek güç olma inancıyla; Tevhid-i Uluhiyyet yalnızca Allah'a ibadet etme inancıyla; Tevhid-i Esmâ ve Sıfat ise O'nun isim ve sıfatlarında benzersiz olması inancıyla eşleşir.
Tevhid inancı; Rububiyyet, Uluhiyyet ve Esmâ-Sıfat tevhidi olmak üzere üç temel boyutta incelenir. Rububiyyet tevhidi Allah'ın yaratıcı ve yönetici otoritesini; Uluhiyyet tevhidi yalnızca O'na ibadet edilmesi gerektiğini; Esmâ ve Sıfat tevhidi ise O'nun isim ve sıfatlarında eşsiz olduğunu ifade eder. Bu eşleştirmeler bu tanımları tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Rububiyyet kavramının tanımını belirleme
Rububiyyet, Rab sıfatından gelir ve yaratma, besleme, yönetme anlamlarını taşır. Bu tanım, evreni yaratan ve kurallar koyan tek otoritenin Allah olduğu inancıyla eşleşir.
Rububiyyet kavramının etimolojik ve ıstılahi anlamını doğru tespit etmek.
2
Tevhid-i Uluhiyyet kavramının tanımını belirleme
Uluhiyyet, ilahlık sıfatından gelir ve ibadete layık tek varlık olmayı ifade eder. Bu tanım, kulluğun yalnızca Allah'a yapılması inancıyla eşleşir.
Uluhiyyet kavramının ibadet ve kulluk ilişkisini kurmak.
3
Tevhid-i Esmâ ve Sıfat kavramının tanımını belirleme
Esmâ ve sıfatlar, Allah'ın isim ve sıfatlarının birliğini ve O'na denk hiçbir varlığın olmadığını ifade eder.
Esmâ ve sıfat kavramlarının tevhitteki yerini kavramak.

Anahtar Kavram

Tevhit
Soru 8Soru

Hz. Peygamber, kendisine dinin ne olduğunu sormak üzere gelen Cebrail ile yaptığı konuşmada (Cibril Hadisi) bir kavramı şöyle tanımlamıştır: 'Allah'ı görüyormuş gibi O'na kulluk etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görmektedir.'

Buna göre, Hz. Peygamber'in bu hadisinde tanımlanan Kur'anî kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhsan

Cevap

Hadiste geçen 'Allah'ı görüyormuş gibi O'na kulluk etmen' şeklindeki tanım ihsan kavramını ifade etmektedir.
Cibril Hadisi olarak bilinen meşhur hadiste, Peygamberimiz ihsan kavramını 'Allah'ı görüyormuş gibi O'na kulluk etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görmektedir.' şeklinde açıklamıştır. Bu tanım, kulun her an Yaratıcı'nın gözetimi altında olduğunun farkında olarak ibadetlerini en güzel şekilde yerine getirmesi bilincini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen hadis tanımını incelemek
Tanım 'Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek' esasına dayanmaktadır.
Soruda hangi kavramın tanımlandığını bulabilmek için metindeki anahtar ifadeleri belirlemek gerekir.
2
Tanımlanan ifadenin dini terim karşılığını tespit etmek
İslam literatüründe, özellikle Cibril Hadisi'nde bu bilinç hali 'ihsan' olarak adlandırılmaktadır.
YKS müfredatında yer alan temel Kur'anî kavramların tanımlarıyla eşleştirme yapmak sorunun doğru cevabına ulaştırır.

Anahtar Kavram

İhsan kavramı ve Cibril Hadisi'ndeki tanımı
Soru 9Soru

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri Kur'an-ı Kerim'in temel kavramları çerçevesinde uygun terimlerle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

İslam ahlak düşüncesinde, ibadetlerin makbul olabilmesi için ibadet edenin kalbî yönelişi büyük önem taşır. Kişinin amellerinde gösteriş ve riyadan uzak durup yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu hedeflemesine denir. Bireyin, yaratıcısına karşı sorumluluklarının bilincinde olup haramlardan titizlikle kaçınarak O'nun koruması altına girmesi ise olarak tanımlanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'ihlas', ikinci boşluğa 'takva' kelimeleri gelmelidir.
Metindeki ilk tanım, ibadetlerin yalnızca Allah'ın hoşnutluğu için yapılması ve riyadan arındırılması esasına dayanan 'ihlas' kavramına aittir. İkinci tanım ise Allah'ın yasaklarından sakınarak O'nun sevgisini yitirmekten korunma bilinci olan 'takva' kavramını açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk kısmında tanımlanan kavramı belirleme
Amelleri sırf Allah rızası için yapmak ve riyadan uzak durmak 'ihlas' kavramını ifade eder.
İhlas, samimiyet anlamına gelip ibadetlerin yalnızca Allah'a has kılınmasını tanımlayan temel Kur'an kavramıdır.
2
Metnin ikinci kısmında tanımlanan kavramı belirleme
Allah'ın koruması altına girmeyi ve günahlardan kaçınmayı ifade eden kavramın 'takva' olduğunu tespit etme.
Takva, kelime anlamı olarak korunmak demektir; dinî bir terim olarak ise Allah'ın azabından ve günahlardan titizlikle sakınma bilincidir.

Anahtar Kavram

Kur'an'ın Temel Kavramlarından İhlas ve Takva
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 10Soru

Cihat kavramının sadece silahlı savaştan ibaret olduğunu düşünen bir öğrenciye öğretmeni, bu terimin geniş kapsamlı olduğunu ve hayatın farklı alanlarında Allah rızası için harcanan her türlü çabayı ifade ettiğini söylemiştir.

Buna göre öğretmen, öğrencinin bu yanılgısını düzeltmek için cihat kapsamında değerlendirilen aşağıdaki davranışlardan hangisini örnek gösteremez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatan savunması ve adaleti tesis etmek için düşman ordusuna karşı cephede savaşılması

Cevap

Vatan savunması ve adaleti tesis etmek için düşman ordusuna karşı cephede savaşılması
Cihat kavramının sadece silahlı mücadeleden ibaret olduğu yanılgısını düzeltmek isteyen bir öğretmenin, silahlı mücadelenin dışındaki cihat türlerine (ilim, nefis, toplumsal çaba, maddi destek) örnekler vermesi gerekir. Cephede düşmana karşı fiili olarak savaşılması eylemi ise doğrudan silahlı mücadele (savaş) kapsamına girdiğinden, cihadın sadece savaştan ibaret olmadığı iddiasını desteklemek için bir örnek olarak kullanılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen yanılgının ne olduğunu tespit etmek.
Öğrencinin cihat kavramını sadece 'silahlı mücadele / fiziksel savaş' olarak gördüğü belirlenir.
Sorunun çözüm yolu, bu dar bakış açısını yıkmak için silahlı mücadele dışındaki alternatifleri ayırt etmeyi gerektirir.
2
Seçeneklerde verilen davranışları cihat türleri açısından sınıflandırmak.
İlim, ahlak, toplumsal yarar ve maddi yardım gibi eylemlerin cihadın manevi, fikri ve ahlaki boyutlarını oluşturduğu; cephede savaşmanın ise doğrudan fiziksel boyutu oluşturduğu görülür.
Yanılgıyı düzeltmek için cihadın fiziksel savaş dışındaki boyutlarını gösteren örneklerin seçilmesi, fiziksel savaş örneğinin ise elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Cihat kavramının kapsamı ve boyutları
Soru 11Soru

Salih amelin kabul edilmesi ve dinen geçerli sayılması için bazı temel şartlar ve ölçütler bulunmaktadır. Aşağıda verilen salih amele dair tanımlamaları, karşılarında yer alan kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İbadet ve güzel davranışların sadece Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla, gösteriş ve menfaatten uzak şekilde yapılması.
Yapılan amellerin dinen geçerli sayılması ve Allah katında değer bulması için kalpten inanmayı gerektiren temel ön şart.
İyi ve yararlı davranışların Kur'an'ın rehberliğinde ve Hz. Peygamber'in gösterdiği örnekliğe göre yerine getirilmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İbadetlerin sadece Allah rızası için yapılması ihlas kavramıyla, kabul için temel ön şart olan inanma durumu iman kavramıyla, peygamberin örnekliğine göre yapılması ise sünnete uygunluk kavramıyla eşleşmektedir.
Tanımlardaki anahtar kelimeler incelendiğinde; 'yalnızca Allah rızası' ihlası, 'kabulün temel ön şartı' imanı ve 'Peygamber'in gösterdiği örnekliğe uygunluk' ise sünnete uygunluğu temsil etmektedir. Dolayısıyla doğru eşleştirme bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tanımda yer alan 'sadece Allah rızası için yapılması' ve 'gösterişten uzak olunması' ifadelerini analiz etmek.
Bu özelliklerin dini terim olarak ihlas kavramına karşılık geldiği belirlenir.
İhlas, ibadetlerde samimiyeti ve sadece Allah'ın hoşnutluğunu aramayı ifade eden temel bir kavramdır.
2
İkinci tanımda belirtilen 'amellerin dinen geçerli olması için gereken temel ön şart' ifadesini incelemek.
Kur'an-ı Kerim'de salih amellerin imanla birlikte zikredildiği ve amelin kabulü için imanın ön şart olduğu sonucuna varılır.
İslam inancına göre ahirette amellerin değer bulması, kişinin Allah'a ve O'nun bildirdiklerine inanmasına bağlıdır.
3
Üçüncü tanımda geçen 'Hz. Peygamber'in gösterdiği örnekliğe göre yerine getirilmesi' ifadesini değerlendirmek.
Bu şartın sünnete uygunluk ile örtüştüğü tespit edilir.
İbadet ve davranışların kabul edilebilmesi için Peygamber Efendimiz'in uygulamalarına ve sünnetine göre yapılması gerekir.

Anahtar Kavram

Salih Amel ve Kabul Şartları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

İslam düşüncesinde iman ve İslam kavramları, aralarındaki sıkı münasebete rağmen farklı boyutları temsil eder. İmanın aslı, kalbin derinliklerinde gerçekleşen ve "tasdik" adı verilen içsel kabule dayanır. İslam ise kelime anlamındaki "teslimiyet" ve "boyun eğme" doğrultusunda, bireyin dini hükümleri dış dünyada eyleme dökerek zahiri olarak kabul ettiğini göstermesidir.

Bu bilgiler ışığında;

I. Kalbinde inanç barındırmadığı hâlde toplumsal veya kişisel nedenlerle dini vecibeleri yerine getiren bir kimse, Allah katında mümin sayılmaz.
II. İman ve İslam kavramları pratik hayatta birbirini tamamlasa da kalbi tasdikin bulunmadığı bir dışsal teslimiyet, uhrevi kurtuluş için yeterli değildir.
III. Sözlü beyan (ikrar), imanın dünyevi olarak hukuki bir statü kazanması için gerekliyken; kalbi tasdik, imanın hakikatinin oluşması için yegane rükündür.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Her üç öncülün de (I, II ve III) doğru olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap, verilen üç öncülün de doğru olduğunu belirten seçenektir. İslam düşüncesinde iman, kalbin tasdikiyle gerçekleşir. Dolayısıyla kalbinde inanç olmayan biri dışsal olarak teslim olmuş görünse bile mümin sayılmaz (I. öncül). İman ile İslam pratik hayatta bir bütün oluşturur; ancak kalbi tasdik olmaksızın sadece dışsal bir teslimiyet sergilemek uhrevi kurtuluş için yeterli değildir (II. öncül). Dil ile ikrar (sözlü beyan), kişinin Müslüman toplumda hukuki olarak Müslüman muamelesi görmesi (dünyevi statü) için gerekliyken, imanın Allah katındaki asıl ve vazgeçilmez rüknü kalbin tasdikidir (III. öncül).

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tanımlar ve kavramlar analiz edilir.
İmanın kalbi tasdik (içsel onay), İslam'ın ise zahiri teslimiyet (dışsal eylem) olduğu belirlenir.
Öncüllerin doğruluk değerini ölçebilmek için temel tanımların tespit edilmesi gerekir.
2
Birinci öncül değerlendirilir.
Kalben inanmayan birinin yalnızca dışsal eylemlerle mümin sayılamayacağı bilgisi doğrudur.
İmanın asıl rüknünün kalbin tasdiki olduğu kelami gerçeğine dayanır.
3
İkinci öncül değerlendirilir.
Kalbi onay olmadan sergilenen dışsal teslimiyetin (İslam) ahirette kurtuluş sağlamayacağı yargısı doğrudur.
Münafıkların ahiretteki durumuna ve imansız amellerin kurtuluşa vesile olamayacağı ilkesine dayanır.
4
Üçüncü öncül değerlendirilir.
Dil ile ikrarın dünyevi (hukuki) statü, kalbi tasdikin ise hakiki iman için gerekli olduğu yargısı doğrudur.
Dünyada kimin Müslüman muamelesi göreceğini belirlemede ikrarın rolünü ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam ve İman İlişkisi, Tasdik ve İkrar Kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Ayetlerde yer alan tevhit vurgularını doğru kavramak, tevhidin boyutlarını anlamak açısından önem arz etmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen ayet meallerini sağ sütundaki ilgili tevhit boyutlarıyla eşleştirdiğinizde doğru eşleşme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"De ki: 'Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin egemenliği ve yönetimi (melekûtu) elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan fakat kendisine karşı kimsenin korunup sığınılamayacağı kimdir?' Onlar, 'Allah'tır' diyecekler." (Mü'minûn Suresi, 88-89. ayetler)
"De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur.'" (En'âm Suresi, 162-163. ayetler)
"...O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Şûrâ Suresi, 11. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki egemenlik ve koruyuculuk ayeti Tevhid-i Rubûbiyyet ile, ibadetlerin yalnızca Allah'a sunulması ayeti Tevhid-i Ulûhiyyet ile, benzerinin olmaması ayeti ise Tevhid-i Zât ile eşleşir.
Sol sütundaki ayetlerin ana vurguları analiz edildiğinde; egemenlik, koruyuculuk ve yönetim (melekût) ifadelerinin Allah'ın fiilleri olan rubûbiyyeti; namaz, kurban ve ibadetlerin yalnızca O'na adanması ifadesinin uluhiyyeti; benzerinin olmaması ifadesinin ise zâtının birliğini (Tevhid-i Zât) yansıttığı görülür. Bu durum doğru eşleşmeleri belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet meallerindeki anahtar kelimeleri ve teolojik odak noktalarını belirleme
Birinci ayette 'egemenlik, yönetim ve koruma' (melekût); ikinci ayette 'namaz, kurban ve hayatın Allah için olması' (ibadet); üçüncü ayette ise 'benzerinin olmaması' kavramları tespit edildi.
Tevhidin boyutlarını (Zât, Rubûbiyyet, Ulûhiyyet) doğru belirleyebilmek için ayetlerin odaklandığı temel kavramları ayrıştırmak gerekir.
2
Tespit edilen kavramları tevhit boyutlarıyla ilişkilendirme
Egemenlik ve yönetim Rubûbiyyet (yaratma ve idare etme) ile; namaz ve kulluk Ulûhiyyet (ibadet) ile; benzerinin olmaması ise Tevhid-i Zât (zâti benzersizlik) ile eşleşti.
Tevhidin her bir boyutu Allah'ın farklı niteliklerine (zâtı, fiilleri/yaratması, ibadete layık oluşu) karşılık gelir.
3
Elde edilen eşleşmeleri doğrulama ve çeldirici unsurları eleme
Doğru eşleşme: left_1 - right_1, left_2 - right_2, left_3 - right_3 olarak belirlendi. İkinci ayetteki 'Rab' kelimesine aldanıp rubûbiyyete gitme yanılgısı elendi.
İbadet ve kulluk eylemi doğrudan uluhiyyet kapsamındadır; ayette geçen yan kavramlar (Rab sıfatı gibi) yanıltıcı olmamalıdır.

Anahtar Kavram

Tevhit ve Boyutları (Tevhid-i Zât, Tevhid-i Rubûbiyyet, Tevhid-i Ulûhiyyet)
Soru 14Soru

"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur..." (En'âm suresi, 162-163. ayetler)

Bu ayetler doğrultusunda tevhit inancı ile ilgili;

I. İbadetlerin yalnızca Allah'a has kılınması gerektiğini belirterek uluhiyyet tevhidiyle doğrudan ilişkilidir.
II. Allah'ın âlemlerin Rabbi olduğunu beyan ederek O'nun rububiyyet sıfatında tek olduğunu vurgulamaktadır.
III. İbadetlerin ve hayatın merkezine Allah rızası dışındaki beklentileri (riya / şirk-i hafi) yerleştirmenin uluhiyyet tevhidine zarar vermeyeceğini savunur.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II yargılarına ulaşılabilir
Doğru olan 'I ve II' yargılarıdır. Ayette ibadetlerin yalnızca Allah'a has kılınması 'namazım, ibadetlerim... Allah içindir' ifadesiyle uluhiyyet tevhidini; Allah'ın âlemlerin Rabbi olduğu vurgusu ise O'nun evreni yönetmedeki tekliğini belirterek rububiyyet tevhidini açıklar. Üçüncü öncüldeki gizli şirk veya riyanın tevhit inancına zarar vermeyeceği iddiası yanlıştır; zira ibadetlerin ihlasla sadece Allah rızası için yapılması tevhidin temel gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metninin birinci kısmını analiz etme
Ayette geçen 'namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir' ifadesi incelendiğinde, ibadetin sadece Allah'a yöneltilmesi gerektiği görülür. Bu durum uluhiyyet tevhidine (ibadette Allah'ı birlemeye) işaret ettiğinden birinci öncül doğrudur.
Tevhidin ibadet boyutuyla ilişkisini tespit etmek.
2
Ayet metninin ikinci kısmını analiz etme
Ayetteki 'âlemlerin Rabbi' ifadesi, Allah'ın yaratıcı, yönetici ve rızık verici otorite olduğunu gösterir. Bu da rububiyyet tevhidi (yaratmada ve evreni yönetmede Allah'ı birleme) ile doğrudan ilgili olduğundan ikinci öncül doğrudur.
Tevhidin yaratma ve yönetme boyutuyla ilişkisini tespit etmek.
3
Üçüncü öncülün tevhit ve şirk ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi
Ayette 'O'nun hiçbir ortağı yoktur' denilerek şirk reddedilmektedir. İbadetlerde riya (gösteriş) yapmak gizli şirk (şirk-i hafi) kabul edilir ve bu durum ibadetin yalnızca Allah rızası için yapılması ilkesini (uluhiyyet tevhidi) doğrudan zedeler. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Riya ve gizli şirkin tevhit inancı üzerindeki etkisini belirlemek.

Anahtar Kavram

Tevhit (Uluhiyyet ve Rububiyyet Boyutları) ile Şirk İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

İslam'ın inanç ve ahlak esaslarının açıklandığı aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri uygun dini terimlerle tamamlayınız; bu doğrultuda boşluklara sırasıyla hangi kavramlar yazılmalıdır?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

İslam düşüncesinde, kulun her an Yaratıcı'nın gözetimi altında olduğu bilinciyle hareket edip görevlerini en güzel şekilde yapmasını ve O'na sanki görüyormuşçasına ibadet etmesini ifade eden kavram olarak tanımlanır. Kulun bu ahlaki olgunluğa ulaşabilmesi ve hak yola yönelip o doğrultuda yaşamını sürdürmesi ise doğrudan ilahi bir rehberlik olan ve kulun iradesiyle yöneldiği kavramıyla doğrudan ilişkilidir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metindeki ilk boşluğa 'ihsan', ikinci boşluğa ise 'hidayet' kavramı getirilmelidir.
İlk boşluk kulun her an Allah'ın gözetiminde olduğunu hissederek en güzel şekilde ibadet etmesini ifade ettiği için 'ihsan' kavramıyla doldurulmalıdır. İkinci boşluk ise kulun doğru yola yönelmesi ve ilahi rehberliği kabul etmesini ifade ettiğinden 'hidayet' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk kısmındaki 'Allah'ı sanki görüyormuşçasına ibadet etmek' ve 'görevleri en güzel şekilde yapmak' ifadelerini analiz etmek.
Bu tanım, İslam literatüründe ihsan kavramına karşılık gelmektedir.
İhsan kavramının asıl manası, kulluğun en üst düzeyde, samimiyetle ve güzellikle yapılmasıdır.
2
Metnin ikinci kısmındaki 'hak yola yönelmek' ve 'ilahi rehberlik' ifadelerini değerlendirmek.
Bu rehberlik ve doğru yolu bulma durumu hidayet kavramıyla ifade edilir.
Hidayet, kulun kendi iradesini kullanarak Allah'ın gösterdiği doğru yola yönelmesidir.

Anahtar Kavram

Hidayet ve İhsan kavramlarının tanımları ve aralarındaki ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

İslam'ın inanç, ibadet ve ahlak bütünlüğünün kavranmasında Kur'an-ı Kerim'in temel kavramları merkezi bir role sahiptir. Bu bağlamda, 'hidayet' ve 'ihsan' kavramlarının kapsamına ve aralarındaki ilişkiye dair:

I. Hidayet, bireyin ilahi kılavuzlukla doğru yolu bulup batıldan uzaklaşmasını; ihsan ise bu doğru yoldaki eylemlerini Allah'ın kendisini her an izlediği bilinciyle, en güzel şekilde yerine getirmesini ifade eder.
II. İhsan, yalnızca ibadetlerin zahiri (şekilsel) şartlarını yerine getirmekle sınırlı bir kavram iken; hidayet, bu ibadetlerin kabulü için gereken batıni (niyet) şartları belirler.
III. Kulun yaşamında ihsan bilincini (murakabe halini) yerleştirmesi, onun hidayet üzere kalmasını destekler ve doğru yoldaki kararlılığını pekiştirir.

Yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü ifadeler doğrudur.
Hidayet, kulun ilahi rehberlikle doğru yolu bulmasını temsil ederken; ihsan, Cibril hadisinde de belirtildiği üzere, Allah'ı görüyormuş gibi ibadet ederek bu yoldaki amelleri en üstün ahlaki seviyeye taşımaktır. Bu nedenle birinci ifade doğrudur. Kulun sürekli Allah'ın huzurunda olduğu bilinciyle yaşaması (ihsan/murakabe), onun hidayet üzere sabit kalmasını sağlar ve sırat-ı müstakimden sapmasını engeller. Bu yüzden üçüncü ifade de doğrudur. İkinci ifade ise yanlıştır çünkü ihsan ibadetin şekilsel değil, manevi ve batıni boyutunu ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki hidayet ve ihsan kavramlarının tanımlarını ve kapsamlarını analiz etmek.
Hidayet doğru yola yönelmek, ihsan ise kulluğu Allah'ı görüyormuş gibi ihlasla yapmaktır. Dolayısıyla birinci ifade doğrudur.
Kavramların terim anlamlarının metindeki doğruluğunu belirlemek.
2
İkinci ifadedeki ihsanın sınırlandırılmasını ve hidayetle ilişkisini değerlendirmek.
İhsan ibadetin zahiri şartı değil, batıni/derinlik boyutudur. Bu nedenle ikinci ifade yanlıştır.
İhsanın özündeki manevi/murakabe bilincini ve ibadetle ilişkisini tespit etmek.
3
Üçüncü ifadedeki ihsan bilincinin hidayette kalmaya olan etkisini incelemek.
Kulun her an ilahi denetime (murakabeye) açık olduğunu bilmesi (ihsan), onun doğru yolda (hidayet) kararlı kalmasını sağlar. Dolayısıyla üçüncü ifade doğrudur.
Kavramlar arasındaki nedensellik ilişkisini kurmak.
4
Doğru olan yargıları tespit ederek nihai sonuca ulaşmak.
Birinci ve üçüncü ifadelerin doğru olduğu sonucuna varılır.
Doğru yargıların kombinasyonunu belirleyip cevabı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Hidayet ve ihsan kavramlarının Kur'an'daki ve sünnetteki terim anlamları ile aralarındaki manevi ilişki
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Aşağıda verilen ayet ve hadis meallerini, Kur'an-ı Kerim'in temel kavramlarından ihlas ve takva çerçevesindeki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En'âm Suresi, 162. ayet)
“Şüphesiz ki Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve niyetlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33)
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Âl-i İmrân Suresi, 102. ayet)
“Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır.” (Hac Suresi, 37. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: En'âm Suresi 162. ayeti bütün hayatın Allah rızasına adanmasıyla; dış görünüş yerine kalbe ve niyete bakılacağını belirten hadis ibadetlerin özündeki niyetin esas olmasıyla; Âl-i İmrân Suresi 102. ayeti kötülüklerden korunmadaki en üst düzey titizlikle; Hac Suresi 37. ayeti ise ibadetlerin kabulünün kulun kalbindeki takva derecesine bağlı olmasıyla eşleşir.
Tüm eşleştirmeler, ayet ve hadislerin doğrudan Kur'an'ın temel kavramları olan ihlas (samimiyet, Allah rızası) ve takva (sakınmak, duyarlılık) tanımlarıyla ve bağlamlarıyla tam uyum içerisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk ayetteki ibadetlerin ve ölüm-kalım çizgisinin sadece Allah için olması ifadesi incelenir.
Bu ifadenin tevhit inancını samimiyetle (ihlasla) yaşama ve tüm hayatı Allah'ın rızasına adama açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
İhlas kavramı, ibadette yalnızca Allah'ın rızasını aramaktır.
2
Hadisteki dış görünüş yerine kalplere ve niyetlere bakılacağı ifadesi değerlendirilir.
Bu hadisin, ibadetlerin şekli boyutundan ziyade özündeki samimi niyetin esas olduğunu bildiren açıklama ile eşleştiği saptanır.
Ameller niyetlere göre değer kazanır ve niyetin samimi olması ihlasın temel şartıdır.
3
Üçüncü ayetteki 'Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının' buyruğu analiz edilir.
Bu buyruğun, müminin hayatı boyunca göstermesi gereken en üst düzeydeki titizlik ve takva bilinciyle eşleştiği görülür.
Takva kelime anlamı olarak korunmak, sakınmak demektir ve Allah'ın sevgisini kaybetme korkusuyla günahlardan kaçınmayı ifade eder.
4
Dördüncü ayetteki kurbanın et ve kanının değil, sadece takvanın Allah'a ulaşacağı ifadesi ele alınır.
Bu ifadenin, ibadetlerin kabulünün şekilsel mükemmellikten çok kalpteki takva derecesine bağlı olduğu açıklamasıyla eşleştiği sonucuna varılır.
İbadetlerin özü ve Allah katındaki değeri, kulun gösterdiği takva ve samimiyete bağlıdır.

Anahtar Kavram

İhlas ve takva kavramlarının ayet ve hadisler ışığında analizi ve yorumlanması.
Soru 18Soru

Fâtıha Suresi'nde geçen, "Bizi doğru yola (sırat-ı müstakime) ilet..." (Fâtıha, 6) ayeti, tefsirlerde sadece inanç esaslarına bağlılık olarak değil, aynı zamanda ahlaki tutumlarda dengeli olmak şeklinde de yorumlanmıştır. İslam ahlak düşünürleri bu doğrultuda, insan davranışlarının sırat-ı müstakim üzere olmasını "itidal" (orta yol) kavramıyla açıklamışlardır. İtidal; eylemlerde aşırılıktan (ifrat) ve yetersizlikten (tefrit) uzak durarak dengeyi bulmaktır.

Aşağıdaki tabloda bazı davranış alanlarının sırat-ı müstakim (itidal) çerçevesindeki sınıflandırması verilmiştir:

Davranış Alanıİfrat (Aşırılık)İtidal (Sırat-ı Müstakim)Tefrit (Yetersizlik)
I. Maddi HarcamalarCimrilikCömertlikİsraf
II. Tehlikeler Karşısındaki TutumSaldırganlıkCesaret (Şecaat)Korkaklık
III. Konuşma ve Bilgi KullanımıCerbezeHikmetAhmaklık

Buna göre, tablonun tamamen doğru olabilmesi için hangi satırlardaki 'İfrat' ve 'Tefrit' sütunlarındaki kavramların birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Tablonun tamamen doğru olabilmesi için yalnızca birinci satırdaki maddi harcamalar bölümünde yer alan 'Cimrilik' ve 'İsraf' kavramlarının yer değiştirmesi gerekir.
Maddi harcamalar alanındaki ahlaki tutumları ele alan birinci satırda, aşırılık (ifrat) kısmına 'Cimrilik', yetersizlik (tefrit) kısmına ise 'İsraf' yazılmıştır. İslam ahlakında harcamada aşırılık israf (ifrat), harcamadan kaçınarak kısmak ise cimriliktir (tefrit). Dolayısıyla tablonun düzeltilmesi için yalnızca birinci satırdaki kavramların yer değiştirmesi gerekir. İkinci ve üçüncü satırlarda cesaret ve hikmet erdemlerine dair yapılan ifrat, itidal ve tefrit sınıflandırmaları tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tablonun ilk satırında yer alan maddi harcamalar alanı incelenir.
Cimrilik 'İfrat' (aşırılık) sütununa, İsraf ise 'Tefrit' (yetersizlik) sütununa yazılmıştır. İslam ahlak terminolojisinde harcamada aşırılık israf, cimrilik ise yetersizliktir. Yani bu iki kavram yanlış yerleştirilmiştir.
Kavramların ahlaki karşılıklarını ifrat ve tefrit tanımları üzerinden doğru eşleştirmek gerekir.
2
Tablonun ikinci satırında yer alan cesaret erdemi incelenir.
Saldırganlık (tehevvür) aşırı cesaret gösterip tehlikeye atılmak olarak 'İfrat' sütununda, korkaklık ise 'Tefrit' sütununda doğru olarak yer almaktadır.
Öfke ve cesaret duygusunun aşırılığının ve yetersizliğinin ahlaki terimlerini doğrulamak amacıyla yapılır.
3
Tablonun üçüncü satırında yer alan hikmet erdemi incelenir.
Aklın ifratı olan cerbeze (demagoji) ve tefriti olan ahmaklık/bönlük doğru sütunlara yazılmıştır.
Zihinsel yetilerin dengeli kullanımı olan hikmetin aşırılık ve yetersizlik durumlarını kontrol etmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Sırat-ı müstakim üzere dengeli bir ahlak yaşamı sürmek; ifrat (aşırılık) ve tefrit (yetersizlik) kutuplarından uzak durup itidal (orta yol/denge) çizgisini benimsemeyi gerektirir.
Soru 19Soru

İslam terminolojisinde cihat; sözlük anlamındaki 'çaba göstermek, gayret etmek, zorluklara karşı direnmek' manalarından hareketle, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla gösterilen her türlü samimi çabayı ifade eder. Kur'an-ı Kerim'de 'cihat' kelimesi ve türevleri geniş bir anlam yelpazesinde kullanılarak ahlaki, zihni, iktisadi ve fiili mücadelelerin tümünü kuşatır. Buna karşın, doğrudan düşmanla yapılan fiziksel savaşı ve silahlı mücadeleyi tanımlamak için Kur'an'da daha çok 'kıtal' veya 'mukatele' kavramlarına yer verilmiştir. Buradan hareketle cihat, hayatın her anını ve alanını kapsayan sürekli bir kulluk eylemi iken; kıtal, olağanüstü durumlarda başvurulan ve belirli kurallara bağlı olan geçici bir savunma yöntemidir. Ancak tarihsel süreçte bazı yaklaşımlar, bu iki kavram arasındaki hiyerarşik ve kapsam ilişkisini göz ardı ederek cihadı dar bir çerçeveye sıkıştırmıştır.

Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, cihat kavramı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğru olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiili savaş (kıtal) durumu sona erdiğinde, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma yönündeki cihat sorumluluğu da nihayete erer.

Cevap

Fiili savaş (kıtal) durumu sona erdiğinde, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma yönündeki cihat sorumluluğu da nihayete erer.
Cihat kavramı, sadece askeri mücadeleyle (kıtal) sınırlı olmayan, insanın nefsiyle mücadelesinden toplumsal ahlakı yayma gayretine kadar hayat boyu devam eden kesintisiz bir kulluk sürecidir. Dolayısıyla fiili savaş durumunun sona ermesi, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma gibi diğer cihat sorumluluklarını sona erdirmez. Bu yönüyle, savaş sona erdiğinde bu sorumlulukların da nihayete ereceğini savunan değerlendirme hatalıdır ve kavramın geniş kapsamıyla çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen cihat ve kıtal terimlerinin tanımlarını, kapsamlarını ve zaman sınırlarını analiz etmek.
Cihadın hayatın her anını kapsayan sürekli bir kulluk süreci, kıtalin ise olağanüstü durumlara özgü geçici bir savunma yöntemi olduğu tespit edilir.
Kavramlar arasındaki temel farkları belirleyerek seçenekleri doğru değerlendirebilmek.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri parçadaki süreklilik ilkesi açısından karşılaştırarak yanlış değerlendirmeyi bulmak.
Savaş durumunun bitmesiyle birlikte tebliğ, kötülükle mücadele ve nefis terbiyesi gibi cihat sorumluluklarının da biteceğini savunan ifadenin yanlış olduğu ortaya konur.
Parçadaki bilgilerle çelişen seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Cihat kavramının geniş kapsamı, kıtal kavramı ile arasındaki fark ve ibadet boyutundaki sürekliliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Bir kimsenin, dinin inanç esaslarına çevresindeki insanlardan görerek, araştırma yapmadan ve delillere dayanmadan inanmasına "taklidî iman" denir. Taklidî iman, kişinin karşılaştığı dini veya felsefi itirazlar karşısında sarsıntıya uğrayabilir. Buna karşılık, bilgiye, araştırmaya, delillere ve aklın süzgecinden geçirilmiş bir bilince dayanan imana ise "tahkikî iman" adı verilir. İslam bilginlerine göre her Müslümanın taklidî imandan kurtularak imanını delillerle desteklemesi ve tahkikî seviyeye ulaştırması bir görevdir.

Bu parçadan hareketle taklidî ve tahkikî iman ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.

Cevap

İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.
İslam akaidindeki genel kabule göre, taklidî imana sahip kişilerin imanı geçerli kabul edilir ve bu kişiler dini sorumluluklarını yerine getirdiklerinde ibadetleri de geçerlidir. Dolayısıyla, taklidî imanın tamamen geçersiz olduğunu ve ibadetlerin yok hükmünde olduğunu iddia eden yargı yanlıştır ve parçadan bu sonuca ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki taklidî ve tahkikî iman tanımlarını ve özelliklerini incelemek.
Taklidî imanın delilsiz ve çevresel etkiyle oluştuğu, tahkikî imanın ise araştırma ve bilgiye dayalı olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki iddiaların parçayla uyumunu test etmek için bu temel bilgiler gereklidir.
2
Seçeneklerdeki dini hükümler ile İslam akaidinin genel kabullerini karşılaştırmak.
Ehl-i Sünnet inancına göre taklidî iman sahibinin mümin kabul edildiği ve ibadetlerinin geçerli olduğu bilgisiyle, taklidî imanın geçersiz ve ibadetlerin yok hükmünde olduğunu öne süren yargının uyuşmadığı tespit edilir.
Soruda istenen ulaşılamaz olan yanlış yargıyı netleştirmek için akaid ilkelerindeki geçerlilik durumunu bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Taklidî ve Tahkikî İman
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki