Bir yazarın kaleme aldığı eserlerde kalıcı başarıyı yakalamasını belirleyen en önemli unsur, şüphesiz ki dilsel süslemelerden ve sanatlı anlatımlardan ziyade içtenliktir. Yazar, anlatımında yapaylığa kaçmadan kendi iç dünyasını okura samimiyetle açabildiği ölçüde geniş kitlelerce benimsenir ve zamana meydan okur. Sırf sanatsal kaygılarla kurulmuş, ağdalı ve karmaşık cümleler ilk bakışta okurda göz kamaştırıcı bir etki bıraksa da uzun vadede okurun kalbine dokunmaktan uzaktır. Edebiyat tarihi; bazı teknik kusurlarına rağmen içten bir dille yazıldığı için nesiller boyu eskimeyen yapıtlarla doluyken, dil cambazlığıyla parlayan ama samimiyetten yoksun nice eserin tozlu raflarda unutulup gittiğini gösterir. Çünkü okur, sayfalar arasında gezinirken yazarın sesindeki o sahici tınıyı duymak, onunla ortak bir duygu zemininde buluşmak ister. Bu yüzden, bir edebî yapıtın asıl değerini belirleyen temel ölçüt, yazarın kelimelerle yaptığı estetik gösteriş değil, okura ula��tırmayı başardığı duygusal dürüstlüktür.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- AAğdalı ve karmaşık bir dil kullanılarak yazılan yapıtlar, okurlar üzerinde ilk başta olumlu bir izlenim yaratabilir.
- BBir yazarın başarısı, sadece okurun beklentilerine uygun ve onun istediği doğrultuda eserler üretmesine bağlıdır.
- Edebî eserlerin kalıcılığını ve gerçek değerini belirleyen temel unsur, yazarın sanatsal süslemelerden ziyade okurla kurduğu samimi ve içten bağdır.Cevap
- DEdebiyat dünyasında teknik açıdan kusurlu olsa da geniş kitlelere ulaşmayı başarmış pek çok kalıcı eser vardır.
- EYazınsal niteliği yüksek olan eserlerin geniş kitlelerce anlaşılabilmesi için mutlaka sade bir dille kaleme alınması gerekir.