Çeviri, bir dildeki sözcüklerin başka bir dildeki sözlük karşılıklarıyla yer değiştirmesinden ibaret mekanik bir aktarım süreci değildir. Her dil, içine doğduğu kültürün dünyayı algılama, anlamlandırma ve sınıflandırma biçiminin ta kendisidir. Dolayısıyla bir metni çevirmek, yalnızca dilsel kodları değiştirmek değil; o metnin arkasındaki kültürel evreni, tarihsel birikimi ve zihniyet dünyasını erek dilde yeniden inşa etmektir. Nitekim iyi bir çevirmen, kaynak metne kelimesi kelimesine sadık kalmaya çalışırken onun ruhunu ve alt metinlerini gözden kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Çeviri eylemi, iki farklı kültürün karşılaşma alanında gerçekleşen yaratıcı bir yeniden yazma sürecidir. Bu süreçte erek dilin olanakları ölçüsünde kaynak metindeki anlam katmanlarının, estetik değerlerin ve yazarın üslubunun korunarak yeni bir kültürel bağlamda yaşatılması hedeflenir. Bu yönüyle çeviri, diller arası bir köprü olmanın ötesinde, dü��üncenin ve sanatın sınırlarını genişleten felsefi bir yeniden üretim faaliyetidir.
Bu parçada çeviri eylemiyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Sözcük düzeyinde bir aktarımın ötesine geçerek kaynak metnin taşıdığı kültürel ve düşünsel dünyayı hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğuCevap
- BHer dilin, kendi kültürünün dünyayı algılama ve anlamlandırma biçimini doğrudan yansıttığı
- CKelimesi kelimesine yapılan çevirilerin, kaynak metnin özgün ruhunu ve derinliğini yansıtmada yetersiz kaldığı
- DFarklı diller arasındaki estetik ve biçimsel uçurumların, tam anlamıyla kusursuz bir çeviri yapılmasını imkansız kıldığı
- EÇevirmenin, erek dilin anlatım olanaklarını genişletmek amacıyla kendi yorumunu metne katması gerektiği