Okumak, sadece satır aralarında kaybolup gitmek ya da yazarın dünyasına edilgen bir şekilde konuk olmak değildir. Gerçek bir okuma eylemi, okur ile metin arasında kurulan aktif ve karşılıklı bir diyalogdur. Okur, kendi kişisel deneyimlerini, hayallerini ve düşünce dünyasını da beraberinde getirerek yazarın kurduğu kelimeler dünyasına yeni anlamlar katar. Her okur, kendi zihinsel süzgecinden geçirdiği kavramlarla metni adeta kendi zihninde yeniden inşa eder. Bu yüzden aynı kitabı okuyan iki farklı insanın iç dünyasında uyanan imgeler hiçbir zaman birbiriyle tamamen aynı olamaz. Yazarın metinde bilinçli ya da bilinçsizce bıraktığı boşlukları doldurmak, karakterlerin sesini kendi iç sesimizle birleştirmek okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp eserin gizli bir kurucusu haline getirir. Sonuç olarak okuma süreci, yazarın sunduğu malzeme ile okurun aktif katılımının bir araya gelmesiyle şekillenen, her seferinde yeniden üretilen dinamik bir anlamlandırma sürecidir.
Bu parçaya göre okuma eylemi, okurun pasif bir alıcı olmaktan çıkıp yazarın metnini kendi zihinsel katkılarıyla aktif biçimde yeniden anlamlandırdığı dinamik bir süreçtir. Bu ifade, parçanın ana düşüncesini doğru yansıtmakta mıdır?
Cevap: Cevap