Modern dünya, durmaksızın üreten ve tüketen bir devinim içinde gürültüyü normalleştirmiş, sessizliği ise adeta bir eksiklik ya da tecrit durumu olarak konumlandırmı��tır. Günümüz insanı, zihnini sürekli meşgul eden bildirimler, sokak sesleri ve aralıksız akan bilgi bombardımanı arasında kendi iç sesini duyma yetisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Oysa sessizlik, sanılanın aksine sadece sesin yokluğu veya pasif bir boşluk değildir; aksine insanın kendi varoluşunu anlamlandırması, yaratıcı düşünceyi filizlendirmesi ve dış dünyanın yarattığı karmaşadan arınması için gerekli olan aktif bir zihinsel alandır. Sessizliği sadece bir dış etkenin ortadan kalkması olarak gören sığ yaklaşım, onun içsel bir derinleşme ve dinginlik aracı olduğunu gözden kaçırmaktadır. Gürültüden kaçış, çevresel bir yalıtılmışlık arayışı değil, bireyin kendi özüyle bağ kurabilmesi için hayati bir gereksinimdir. Dolayısıyla modern çağda sessizliği korumak ve ona alan açmak, sadece bir huzur arayışı değil, aynı zamanda insanın kendi zihinsel bütünlüğünü ve yaratıcılığını savunma mücadelesidir.
Bu parçaya göre sessizlik; bireyin dış uyaranlardan ve karmaşadan yalıtılmasından ziyade, kendi zihinsel bütünlüğünü ve yaratıcı gücünü koruyarak özüyle bağ kurmasını sağlayan etkin bir eylemdir.
Cevap: Cevap