Bilimsel kuramlar, dış dünyadaki gerçekliği birebir yansıtan kusursuz aynalar olmaktan ziyade, insan zihninin karmaşık olguları anlamlandırabilmek adına inşa ettiği geçici modellerdir. Bir fizikçi ya da biyolog, doğayı gözlemlerken teorik şablonlar kullanır; bu şablonlar olgular arasındaki ilişkileri öngörülebilir kılar ve pratik çözümler üretmemize olanak tanır. Ancak teorilerin bu pragmatik başarısı, onların mutlak ve değişmez hakikatler olduğunu kanıtlamaz. Bilim tarihi, döneminin en sarsılmaz kabul edilen kuramlarının bile yeni ampirik veriler karşısında nasıl tahtından edildiğini ve yerini daha kapsayıcı açıklamalara bıraktığını gösteren örneklerle doludur. Dolayısıyla bilimsel bilgi, nihai bir durağanlığa ulaşıldığı bir son nokta değil; gerçekliği kuşatma çabasının her an revize edilebilir, dinamik ve işlevsel bir aşamasıdır. Bilimin asıl ayırt edici gücü de olguları hatasız bir kesinlikle dondurmuş olmasından değil, kendi kabullerini sorgulayabilme ve daha yetkin modeller tasarlayabilme esnekliğinde yatar.
Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- ABilim tarihinde, uzun süre doğru kabul edilmiş pek çok kuramın zamanla geçerliliğini yitirdiği görülmüştür.
- BTeknolojik ve pratik ihtiyaçlar karşılanmadığı sürece bilimsel teorilerin doğruluğunu kanıtlamak mümkün değildir.
- Bilimsel kuramların değeri, olguları değişmez doğrular olarak sunmasında değil; gelişmeye açık, dinamik ve kendini yenileyebilen yapısında aranmalıdır.Cevap
- DBilim insanları, doğadaki karmaşık olguları açıklayabilmek için belirli teorik çerçevelerden ve modellerden yararlanırlar.
- EBilimin nihai amacı, insan zihninden tamamen bağımsız olan nesnel gerçekliği eksiksiz bir biçimde ortaya koymaktır.