Din felsefesinde Tanrı'nın varlığının veya yokluğunun insan aklı tarafından bilinemeyeceğini savunan agnostisizm (bilinemezcilik), tarihsel süreçte farklı epistemolojik gerekçelerle temellendirilmiştir.
Buna göre, sol sütunda verilen agnostik yaklaşımları sağ sütunda yer alan temel epistemolojik argümanlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
- Protagoras'ın epistemolojik göreceliliğiAlgıların insandan insana değiştiğini, ayrıca konunun karmaşıklığı karşısında insan ömrünün kısalığını gerekçe göstererek Tanrı hakkında kesin bir yargıya varılamayacağını iddia eder.
- Immanuel Kant'ın fenomen-numen ayrımıİnsan bilgisinin sınırlarını duyusal dünyayla sınırlandırarak, Tanrı gibi deneyüstü (numenal) gerçekliklerin akılla kavranamayacağını savunur.
- Thomas Henry Huxley'nin olgusal/bilimsel agnostisizmiDeneyle temellendirilemeyen ve olgusal olarak kanıtlanamayan iddiaların doğruluğunun kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini ileri sürer.
Cevap
Protagoras'ın epistemolojik göreceliliği algıların değişkenliği ve insan ömrünün kısalığı argümanıyla (üçüncü seçenek); Immanuel Kant'ın fenomen-numen ayrımı insan aklının sınırlarının duyusal dünyayla sınırlı olması argümanıyla (birinci seçenek); Thomas Henry Huxley'nin olgusal/bilimsel agnostisizmi ise deneyle temellendirilemeyen iddiaların kabul edilemeyeceği argümanıyla (ikinci seçenek) eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; algıların göreceliği ve insan ömrünün kısalığı argümanı Protagoras'ın antik dönem bilinemezciliğiyle; bilgi sınırlarının fenomenlerle kısıtlanması ve numenin bilinememesi Immanuel Kant'ın rasyonel sınırlandırmasıyla; deneysel ve olgusal kanıt zorunluluğu ise Thomas Henry Huxley'nin modern bilimsel agnostisizmiyle ilişkilidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Agnostisizmin farklı tarihsel ve epistemolojik temellendirmeleri