Din Felsefesi
23 soru
Teoloji, belirli bir dinin dogmalarını ve inanç esaslarını temel alarak bu inanç sistemini rasyonel kılmaya ve savunmaya çalışır. Teolog, ait olduğu inancın mutlak doğruluğuna dayanarak hareket eder ve amacı bu doğruları yaymak veya korumaktır. Buna karşın din felsefesi, herhangi bir inancın doğruluğunu peşinen kabul etmeksizin; genel olarak din kavramını, inancın yapısını ve kutsallık iddiasını eleştirel, nesnel ve rasyonel bir yaklaşımla inceler. Din felsefesi belirli bir dinin avukatlığını yapmaz; din olgusunu bütün boyutlarıyla anlamaya çalışır.
Bu parçaya göre teoloji ile din felsefesi arasındaki farka dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Din felsefesinde Tanrı'nın varlığını temellendirmek amacıyla filozoflar tarafından çeşitli rasyonel kanıtlar öne sürülmüştür. Bu kanıtlar, Tanrı'nın varlığını farklı hareket noktalarından yola çıkarak savunur.
Buna göre, sol tarafta verilen Tanrı'nın varlığını kabul eden felsefi kanıtları, sağ tarafta verilen bu kanıtların temel savunma mantıkları veya filozofların yaklaşımları ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Doğa, kendi yasaları çerçevesinde devinen, başlangıcı ve sonu olmayan maddi bir bütündür. Evrende gözlemlediğimiz her olgu, kendisinden önce gelen fiziksel bir nedenin sonucudur. Bu neden-sonuç zinciri, dışarıdan aşkın bir gücün müdahalesine gerek duyulmadan evrenin kendi varlığını sürdürmesini sağlar. Bu nedenle, evrenin ötesinde aşkın ve kişisel bir yaratıcı tasarlamak, doğanın kendi kendine yeten yapısını görmezden gelmektir.
Bu parçada dile getirilen argüman, aşağıdaki görüşlerden hangisinin Tanrı'nın varlığını reddederken dayandığı temel düşüncelerden biridir?
Evren ile aşkın bir güç arasındaki ilişki üzerine düşünen bir filozof şu değerlendirmede bulunur: 'Tüm var olanlar, kaynağını ve varlık zeminini tek bir mutlak ilke veya varlıkta bulur. Bu mutlak güç, evrendeki her şeyin içinde içkindir; yani hiçbir nesne veya olay O’nun dışında var olamaz. Ancak bu içkinlik, O’nu evrenle sınırlı kılmaz. O, aynı zamanda evrenin sınırlarını aşan, onu kapsayan ve değişmeyen aşkın bir boyuta sahiptir. Evren değişirken O, değişmezliğini korur; evren O’nun içinde devinir ancak O, bu devinimin ötesindedir.'
Buna göre, filozofun savunduğu bu yaklaşım aşağıdaki din felsefesi kavramlarından hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
Aşağıdaki din felsefesi kavramlarını, bu kavramların temel iddialarını içeren açıklamalarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aydınlanma Dönemi düşünürlerinin sıklıkla başvurduğu 'saatçi Tanrı' benzetmesine göre Tanrı, evreni mükemmel bir şekilde işleyen bir saat gibi tasarlayıp yaratmış ve onu kendi doğa yasalarına göre çalışmak üzere serbest bırakmıştır. Bu görüşe göre Tanrı evreni yarattıktan sonra ona müdahale etmez; din, vahiy ya da mucize göndermez.
Parçada açıklaması verilen ve Tanrı'nın varlığını kabul eden felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda verilen Tanrı'nın varlığını kabul eden felsefi görüşleri, bu görüşlerin temel açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Evrende mutlak ve her şeye gücü yeten bir yaratıcının var olduğunu rasyonel olarak temellendirmek mümkün değildir. Dünyadaki kanıtlanabilir düzen arayışları yetersiz kaldığı gibi, var olan kötülükler ve acılar da bu tür bir gücün bulunmadığının en açık göstergesidir. Dolayısıyla, Tanrı'nın varlığını kesin bir biçimde reddetmek rasyonel düşüncenin bir gereğidir.
Bu parçada dile getirilen görüşler, din felsefesindeki aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
Din felsefesinde teodise; mutlak iyi, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Tanrı'nın varlığı ile dünyada gözlemlenen kötülüklerin varlığını uzlaştırma çabasıdır. Bu yaklaşım, kötülüğün varlığına rağmen Tanrı inancının rasyonel olarak savunulabileceğini göstermeyi amaçlar.
Buna göre teodisenin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Platon, ruhun ve bedenin birbirinden farklı iki töz olduğunu savunur. Beden; maddidir, parçalıdır, değişime ve dolayısıyla yok oluşa tabidir. Ruh ise akılsal, basit (bölünemez) ve değişmezdir. Platon'a göre parçası olmayan bir şey bölünemez, bölünemeyen bir şey ise yok olamaz. Bu nedenle beden ölse de ruh varlığını sürdürmeye devam eder.
Bu parçadan hareketle Platon'un ruhun ölümsüzlüğü düşüncesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Din felsefesinde yaratıcı gücün varlığını kabul eden düşünceler, yalnızca Tanrı'nın var olup olmadığı sorusuyla yetinmez; aynı zamanda O’nun evren ve insanla olan ilişkisinin niteliğini de temellendirmeye çalışır. Bu bağlamda şekillenen yaklaşımlardan ilki, aşkın bir Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra mucizeler ve vahiyler aracılığıyla tarihsel akışa müdahale etmeye devam ettiğini savunur. İkinci yaklaşım ise yaratıcı ile yaratılanı tek bir tözde birleştirerek doğayı Tanrı'nın kendisi olarak ilan eder. Üçüncü yaklaşım ise bu iki görüş arasında bir köprü kurarak, evrenin Tanrı'nın içinde yer aldığını fakat Tanrı'nın evrenden daha b��yük ve onu aşan bir aşkınlığa sahip olduğunu öne sürer.
Buna göre, parçada açıklamalarına yer verilen görüşler sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Aşağıda verilen agnostik düşünür ve yaklaşımlar ile bunların Tanrı'nın bilinemezliğine dair epistemolojik temellendirmelerini doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Augustinus, "Anlamak için inanıyorum" derken inancın akıldan önce geldiğini belirtir. Ancak o, burada kalmaz; "İnanmak için anlıyorum" sözüyle de aklın inancı beslediğini, inancın da aklı aydınlattığını savunur. Ona göre akıl, insanı imanın eşiğine kadar getirir; iman ise aklın ufkunu genişleterek onun hakikati kavramasını sağlar.
Augustinus'un bu yaklaşımına göre akıl ve inanç ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?
Evrendeki mükemmel düzeni ve doğa yasalarını inceleyen bir filozof, bu sistemin arkasında akıllı ve bilinçli bir ilk nedenin var olması gerektiği sonucuna ulaşır. Ancak ona göre bu yaratıcı güç, evreni kurup yasalarını belirledikten sonra onun işleyişine bir daha müdahale etmemiştir. Dolayısıyla doğa yasalarının dışına çıkan mucizelerin gerçekleşmesi, Tanrı'nın insanlara peygamberler aracılığıyla vahiy göndermesi veya dinî kurallarla toplumsal yaşama yön vermesi rasyonel olarak savunulamaz.
Bu parçada savunulan görüşler din felsefesinin aşağıdaki kavramlarından hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?
Aşağıda din felsefesinde kullanılan temel kavramlar ve bu kavramların açıklamaları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşle��tiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Din felsefesinde Tanrı'nın varlığını kabul eden düşünürler, bu varlığı temellendirmek için farklı kanıtlar ve görüşler öne sürmüşlerdir. Buna göre, sol sütunda yer alan filozofları sağ sütunda verilen Tanrı'nın varlığına ilişkin açıklamalarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Evrende var olan her şey, tek bir sonsuz varlığın (tözün) farklı biçimlerdeki yansımalarıdır. Doğa kendi yasalarına göre işler ancak bu işleyiş onun dışındaki bir irade tarafından değil, bizzat doğanın kendisi olan yaratıcı güç tarafından belirlenir. Bu anlayışa göre yaratıcı, evrenin ötesinde bir varlık değil, evrenin kendisi ve tamamıdır.
Buna göre, parçada tasvir edilen Tanrı ve evren ilişkisini savunan din felsefesi görüşü aşağıdakilerden hangisidir?
Din felsefesinde Tanrı'nın varlığını rasyonel temellere dayandırmak amacıyla tarih boyunca filozoflar çeşitli kanıtlar geliştirmişlerdir. Bu kan��tlar, çıkış noktaları ve yürütülen akıl yürütmeler açısından birbirinden ayrılmaktadır. Aşağıda sol sütunda yer alan kanıt türlerini, sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Newton fiziğinin etkisiyle şekillenen mekanik evren tasarımında yaratıcı, sistemi kurup hareketi başlatan ancak daha sonra işleyişe karışmayan bir 'saat ustası'na benzetilir. Oysa din felsefesinde ve vahiysel inanç sistemlerinde yaratıcı, yalnızca ilk varlığı var eden değil, aynı zamanda evrenin her anındaki oluşa iradesiyle yön veren, insanla ve dünyayla sürekli iletişim halinde olan etkin bir varlıktır.
Bu parçada sözü edilen iki farklı yaratıcı anlayışı, sırasıyla aşağıdaki din felsefesi yaklaşımlarından hangilerine karşılık gelmektedir?
Jean-Paul Sartre varoluşçu felsefesinde, insanın önceden belirlenmiş bir özle dünyaya gelmediğini savunur. Ona göre insan önce var olur, ardından kendi kararları ve eylemleriyle kendi özünü, yani kim olacağını kendisi inşa eder. Eğer her şeyi önceden tasarlayan, mutlak bilgi ve güç sahibi aşkın bir yaratıcı var olsaydı, insanın bu kurucu özgürlüğünden ve ahlaki sorumluluğundan söz edilemezdi. Bu nedenle insan özgürlüğünün ve ahlaki ��zerkliğinin varlığı, aşkın bir yaratıcının yokluğunu gerektirir.
Bu parçada dile getirilen görüşler, Tanrı'nın varlığını reddeden aşağıdaki argümanlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?