Soru

Zorluk: ZorParagrafta Ana Düşünce

Bilimsel bilginin gelişimi, genellikle doğruların üst üste eklenmesiyle oluşan pürüzsüz ve doğrusal bir ilerleme süreci olarak tasavvur edilir. Oysa bilim tarihi, bu birikimsel ilerleme mitinin aksine, mevcut kuramların yeni olguları açıklamakta yetersiz kalmasıyla yaşanan köklü teorik kırılmalarla doludur. Her bilimsel paradigma, araştırmacıların doğayı anlama ve anlamlandırma biçimini belirleyen zihinsel bir çerçeve çizer. Yeni bir kuram ortaya atıldığında, yalnızca eski veriler daha gelişmiş bir düzeyde açıklanmakla kalmaz; aynı zamanda bilim insanlarının dünyayı görme biçimi, sorduğu sorular ve araştırma yöntemleri de tamamen değişir. Dolayısıyla bilim, mutlak ve değişmez hakikatlerin keşfedildiği durağan bir arşiv odası değil; sürekli olarak kendi kabullerini sorgulayan, yıkan ve yeniden inşa eden devingen bir modelleme faaliyetidir. Geçmişin sarsılmaz kabul edilen 'kesin doğruları' bugün sadece tarihsel birer uğrak noktası olarak görülüyorsa, bugünün bilimsel uzlaşmalarını da mutlak gerçekliğin son aşaması olarak kabul etmek yanıltıcı olacaktır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A
    Bilim dünyasında ortaya atılan yeni kuramlar, araştırmacıların doğayı anlamlandırma biçimlerini ve kullandıkları yöntemleri kökten değiştirir.
  2. B
    Bilim tarihi boyunca geliştirilen eski kuramların yeni ortaya çıkan olguları açıklamakta yetersiz kalması, bilimsel kırılmaların temel nedenidir.
  3. Bilimin durağan bir birikimden ziyade paradigmaların değişimiyle ilerleyen dinamik bir süreç olması, mevcut bilimsel kabullerin nihai ve değişmez doğrular olarak görülmemesini gerektirir.Cevap
  4. D
    Her bilimsel kuram, kendinden önceki doğruları tamamen geçersiz kıldığı için bilimin nesnel gerçekliğe ulaşması imkansızdır.
  5. E
    Bilimsel bilginin doğrusal bir birikimle ilerlediği yönündeki yaygın inanış, tarihin her döneminde bilimsel araştırmaların hızını yavaşlatmıştır.

Cevap

Bilimin durağan bir birikimden ziyade paradigmaların değişimiyle ilerleyen dinamik bir süreç olması, mevcut bilimsel kabullerin nihai ve değişmez doğrular olarak görülmemesini gerektirir.
Bilimin durağan bir birikimden ziyade paradigmaların değişimiyle ilerleyen dinamik bir süreç olması, mevcut bilimsel kabullerin nihai ve değişmez doğrular olarak görülmemesini gerektirir ifadesi, paragrafta savunulan temel tezi eksiksiz bir şekilde özetlemektedir. Yazar, bilimin doğrusal bir birikim olmadığını, kırılmalarla ilerlediğini ve bugünün sarsılmaz görünen doğrularının da gelecekte değişebileceğini belirterek bilimsel uzlaşmaların mutlaklaştırılmaması gerektiğini vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın bütünü okunarak yazarın ele aldığı temel konuyu ve bu konu hakkındaki temel yargıyı belirlemek.
Paragrafın bilimin gelişim süreci, paradigma kavramı ve bilimsel uzlaşmaların mutlak doğruluğunun sorgulanması üzerine kurulduğu saptanır.
Ana düşünceyi belirlemenin ilk adımı, metnin ne hakkında olduğunu ve yazarın bu konuda neyi savunduğunu anlamaktır.
2
Metindeki anahtar kelimeleri ve özellikle sonuç cümlelerini (örneğin 'Dolayısıyla...', 'Geçmişin sarsılmaz kabul edilen doğruları...') incelemek.
Bilimin durağan bir arşiv odası olmadığı, sürekli kendini sorgulayan bir süreç olduğu ve bugünün uzlaşmalarını mutlak gerçeklik kabul etmenin yanıltıcı olacağı sonucuna ulaşılır.
Yazarın vermeyi amaçladığı mesaj genellikle metnin sonuna doğru yapılan sentez cümlelerinde kendini gösterir.
3
Seçenekleri analiz ederek yardımcı düşünceleri ve metni aşan öznel yorumları elemek; parçanın genelini kapsayan yargıyı bulmak.
Bilimin durağan bir birikimden ziyade paradigmaların değişimiyle ilerlemesinin, mevcut kabullerin nihai doğrular olarak görülmemesini gerektirdiği yargısı asıl düşünce olarak belirlenir.
Yardımcı düşünceler yazarın ana fikre ulaşmak için kullandığı araçlardır, ana fikir ise metnin bütününde verilmek istenen nihai iletidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Bu soruyu puanla