Çeviri, sadece bir dildeki kelimelerin başka bir dildeki karşılıklarını bulup yerleştirmekten ibaret mekanik bir aktarım süreci değildir. Her dil, içine doğduğu toplumun tarihini, kültürünü, inançlarını, mizahını ve yaşam biçimini barındıran canlı bir organizmadır. Bu nedenle bir metni başka bir dile aktarırken yalnızca sözcükleri değil, o sözcüklerin ardındaki kültürel dünyayı, duygusal tonu ve zihniyeti de taşımak gerekir. Nitelikli bir çevirmen, iki farklı kültür arasında adeta köprü kurarak hedef dildeki okura kaynak metnin özgün ruhunu hissettirebilen kişidir. Sözcüklerin birebir sözlük karşılığına sıkı sıkıya bağlı kalıp kültürel bağlamı göz ardı eden bir çeviri çalışması, ruhsuz bir beden gibidir ve okura yazarın dünyasını ulaştırmakta yetersiz kalır. Dolayısıyla başarılı bir çeviri faaliyeti, kelimelerin sözlükteki yerini değiştirmekten çok daha öte, iki farklı kültürün birbiriyle buluşması, konuşması ve uzlaşması anlamına gelir. Bu yönüyle çeviri, diller arası bir köprü olmaktan ziyade kültürler arası bir etkileşim sanatıdır.
Bu parçada çeviriyle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangidir?
- AKelimelerin birebir sözlük anlamlarına bağlı kalmanın çeviriyi başarısız kılacağı
- BÇevirmenin, hedef dildeki okuyucuya kaynak metnin ruhunu hissettirmekle yükümlü olduğu
- Çevirinin asıl başarısının, diller arası kelime aktarımından ziyade iki kültürün etkileşimini ve uyumunu sağlamasında yattığıCevap
- DHer dilin kendi toplumunun tarihini ve kültürünü yansıtan tek unsur olduğu
- EKültürel etkileşimi sağlayamayan dillerin zamanla canlılığını yitirerek yok olmaya mahkûm olduğu