Günlük tutmak, bir yazarın kendi iç dünyasıyla baş başa kaldığı, hiçbir toplumsal maske takmadan kendisiyle hesaplaştığı en samimi ve içten yazı eylemlerinden biridir. Birçok büyük edebiyatçı, ölümsüz eserlerinin ilk ham maddesini bu sessiz sayfalarda sessizce biriktirir. Günlükler, yazarın anlık duygu değişimlerini, gözlemlerini ve henüz tam olarak olgunlaşmamış düşüncelerini barındıran bir nevi yaratıcı laboratuvardır. Ancak bu kişisel metinlerin asıl edebi değeri, sadece yazıldığı dönemin tarihsel gerçekliğine ışık tutmalarında ya da yazarın günlük yaşamının sıradan detaylarını belgelendirmelerinde aranmamalıdır. Günlüklerin asıl kıymeti, yazarın eserlerini oluştururken geçtiği yaratım sürecinin perde arkasını tüm çıplaklığıyla göstermesinde ve sanatsal üretimin hangi zihinsel aşamalardan geçerek gerçekleştiğini doğrudan yansıtmasındadır. Bu sayfalar sayesinde okur, tamamlanmış bir sanat eserinin arkasındaki gizli emeği görür ve yazarın mutfağına konuk olur. Dolayısıyla günlükleri okumak, bir yazarın sadece hayat hikâyesini öğrenmek değil, onun sanatsal varoluş mücadelesine ve yaratıcılığının doğuş anına yakından tanıklık etmektir.
Bu parçada günlüklerle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AYazarların iç dünyalarını hiçbir gizleme gereği duymadan, en içten biçimde dışa vurmasıdır.
- Sanatçının yapıtlarını oluştururken geçtiği yaratıcı ve zihinsel süreçleri yansıtmasıdır.Cevap
- CEserlerin ham maddesi olan anlık gözlemleri ve olgunlaşmamış düşünceleri barındırmasıdır.
- DBir edebi eseri doğru çözümleyebilmenin tek yolunun yazarın günlüklerini incelemek olduğudur.
- EYazıldığı dönemin toplumsal ve tarihsel gerçekliğini en tarafsız şekilde belgelemesidir.