Bir edebi eseri başka bir dile tercüme etmek, yalnızca kelimelerin sözlükteki karşılıklarını bir araya getirmekten ibaret değildir. Gerçek bir çeviri eylemi, kaynak dildeki kültürel kodları, yazarın üslubundaki ince duyarlılıkları ve metnin estetik ruhunu hedef dilde yeniden üretme çabasıdır. Bu süreçte çevirmen, sadece bir aktarıcı değil, aynı zamanda metni kendi kültürel ve dilsel evreninde yeniden inşa eden bir yaratıcı kimliğine bürünür. Ancak bu yaratıcılık, yazarın çizdiği sınırları aşarak metne tamamen keyfî anlamlar yüklemek anlamına gelmez. Aksine, orijinal metne gösterilen sadakat ile hedef dilin sunduğu estetik olanaklar arasında hassas bir dengenin kurulmasını gerektirir. Şayet çevirmen bu dengeyi tutturamaz ve kendi sesini yazarın sesinin önüne koyarsa ortaya çıkan ürün artık bir çeviri değil, o metinden esinlenmiş başka bir eser olur. Dolayısıyla başarılı bir edebi çeviri, yazarın özgün sesini bozmadan, onu başka bir dilin imkânlarıyla yeniden tınlatabilme sanatıdır.
Bu parçada edebi çeviriyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AÇeviri sürecinde sözcüklerin sözlük anlamlarının ötesine geçilerek kültürel aktarımın sağlanması gerekir.
- Edebi çevirinin kalitesi, kaynak metnin özgün ruhunu koruyarak onu hedef dilin estetik imkânlarıyla yeniden var edebilmekte yatar.Cevap
- CÇevirmen, metni yeniden biçimlendirirken kendi yaratıcılığını yazarın belirlediği sınırların gerisinde tutmalıdır.
- DHer edebi çeviri, kaçınılmaz olarak orijinal yapıttan bağımsız yeni bir sanat eseri niteliği taşır.
- EÇevirmenin başarısı, kendi sanatsal dilini ve edebi sesini hedef kitleye kabul ettirebilme becerisiyle ölçülür.