Edebiyat eleştirisi, uzunca bir süre bir yapıtın estetik kusurlarını bulup çıkarma veya ona nesnel kurallar çerçevesinde değer biçme etkinliği olarak konumlandırılmıştır. Oysa eleştirmen, eserin üzerinde duran ve onu yargılayan bir otoriteden ziyade, metnin gizli dehlizlerinde yazarla birlikte yürüyen bir refakatçidir. Hakiki bir eleştiri metni, yapıtın sınırlarını keskin çizgilerle çizip onu dondurmaz; aksine metinde ilk bakışta dile gelmemiş olanı, satır aralarındaki suskunlukları görünür kılarak yapıta yeni yaşam alanları açar. Nitelikli bir eleştirmen, esere dışarıdan hazır bir şablon dayatmak yerine, eserin kendi iç mantığından yola çıkarak onun potansiyel anlam evrenini zenginleştirmeyi hedefler. Dolayısıyla eleştiri, yaratıcı yazının sınırları dışında kalan kuru bir değerlendirme raporu veya bir tüketim kılavuzu değildir. O, yapıtla doğrudan girilen, onu tamamlayan ve okur nezdinde yeniden üreten dinamik bir diyalogdur. Bu diyalog sayesinde her eleştiri hamlesi, eseri tek bir anlama hapsetmekten kurtararak onun edebiyat tarihindeki yolculuğunu sürdürmesini sağlar.
Bu parçada edebiyat eleştirisiyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AUzun yıllar boyunca yalnızca yapıtların estetik kusurlarını bulmaya odaklanan bir faaliyet olarak görüldüğü
- BEleştirmenin görevinin esere dışarıdan bir şablon dayatmadan, yapıtın kendi iç mantığına uygun bir analiz yapmak olduğu
- Sanat yapıtını kalıplarla yargılamak yerine, onunla etkileşim kurarak satır aralarındaki anlamları görünür kılan ve eseri yeniden üreten bir işlevi bulunduğuCevap
- DEdebi eserlerin başarısının, yazarın niyetinden bağımsız olarak tamamen eleştirmenlerin yorumlarına bağlı olduğu
- EMetindeki suskunlukları ve söylenmemiş olanları belirleme sürecinin ancak nesnel ölçütler kullanılarak gerçekleştirilebileceği