Çeviri faaliyeti, uzun yıllar boyunca bir dilden diğerine sözcüklerin ve dil bilgisi kurallarının mekanik bir aktarımı olarak değerlendirilmiştir. Oysa her dil, ait olduğu toplumun tarihsel deneyimlerini, dünya görüşünü, duygu dünyasını ve kolektif hafızasını barındıran canlı, dinamik bir organizmadır. Bu bağlamda çevirmen, yalnızca metin düzeyinde bir eş değerlik arayışında olan pasif bir aktarıcı değil; iki farklı kültürün zihniyet dünyaları arasında sürekli köprüler kuran bir kültür mimarıdır. Bir yazınsal eseri çevirmek, kaynak dilin kültürel kodlarını hedef dilin alımlama kalıplarına ve estetik duyarlılığına göre yeniden inşa etmeyi gerektirir. Bu hassas süreçte çevirmen, kaynak metnin özgünlüğünü koruma sorumluluğu ile hedef dilin kültürel beklentilerini karşılama zorunluluğu arasında sürekli bir denge arayışı içindedir. Dolayısıyla başarılı bir çeviri eylemi, özgün metnin edilgen bir kopyası olmaktan ziyade, iki farklı dilsel evrenin etkileşiminden doğan yeni ve yaratıcı bir kültürel tasarımdır.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- ADiller, toplumların tarihsel tecrübelerini ve ortak belleklerini bünyesinde barındıran canlı ve dinamik yapılar şeklinde varlığını sürdürür.
- BBir çeviri eserinin kalitesi, kaynak metndeki kültürel kodların hedef dile hiçbir değişiklik yapılmadan aktarılmasıyla ölçülür.
- Çeviri, kelimelerin diller arası kuru bir aktarımı olmanın ötesinde, iki farklı zihniyet dünyasının etkileşimiyle gerçekleşen yaratıcı bir kültürel yeniden üretimdir.Cevap
- DÇevirmen, çeviri sürecinde kaynak metnin özgün yapısını korurken hedef kitleye de hitap edebilecek bir dengeyi gözetmek durumundadır.
- EÇeviri etkinliği, diller arasındaki yapısal farklılıkları ortadan kaldırarak küresel düzeyde ortak bir zihniyet dünyası oluşturmayı amaçlar.