Gençlik yıllarımda, kelimelerin sihirli birer anahtar olduğunu ve her kapıyı sadece onları doğru sıralayarak açabileceğimi sanırdım. Büyük bir kibirle yazardım; sanki dünya benim cümlelerimi bekliyormuş gibi. Şimdilerde ise o günlerde kâğıda döktüğüm satırlara bakıyorum da ne kadar sığ, ne kadar yapay bir heyecanla dolup taşmışlar. Anlatmak istediğim derin suları ıskalayıp hep kıyıda oyalanmışım. Kendimi bir çağlayan sanırken aslında sadece cılız bir sızıntıdan ibaretmişim de haberim yokmuş. Yazdıklarımın o dönem alkışlanması da benim bu yanılgımı beslemekten başka bir işe yaramamış. Oysa gerçek edebiyat, insanın kendi içindeki o karanlık dehlizlere fener tutmasını gerektirirmiş; ben ise sadece vitrin parlatmakla vakit kaybetmişim. Keşke o dönemlerde beni uyaracak, o sahte parıltının altındaki boşluğu yüzüme vuracak dürüst bir dostum olsaydı.
Bu parçada kendisinden söz eden yazarın içinde bulunduğu durum ve hissettiği baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?
- AYazarlık serüveninde hak ettiği ilgiyi görememenin yarattığı kırgınlık
- Yazınsal geçmişine yönelik bir öz eleştiriyle birlikte duyulan hayıflanmaCevap
- CSanatsal çizgisini değiştirmesi için baskı yapan çevresine duyduğu sitem
- DEserlerinin derinlikten yoksun olmasını kabullenmenin getirdiği çaresizlik
- EGençlik dönemindeki üretkenliğini kaybetmiş olmaktan doğan kaygı