Metin:
Klasik yapıtları sadece yazıldıkları çağın kültürel birer belgesi ya da geçmişin estetik kalıntıları olarak görmek, onların barındırdığı evrensel ve dinamik gücü gözden kaçırmak demektir. Gerçek anlamda klasik sayılan bir eser, kendi döneminin tarihsel sınırlarını aşarak her çağda yeniden filizlenebilen, okuruna her dönemde yeni sorular sordurabilen yapıttır. Bu eserler, insan doğasının değişmeyen temel yönlerini ve çelişkilerini zamansız bir dille işledikleri için her yeni kuşak kendi varoluşsal gerçeğini bu eserlerin aynasında yeniden bulur. Dolayısıyla klasikler, kütüphane raflarında bekleyen durağan birer anıt değil; her okuma eylemiyle yeniden biçimlenen, geleceğe doğru durmaksızın akan canlı birer düşünce nehridir. Onları edebiyat tarihinde değerli kılan temel unsur da geçmişe ait olmaları değil, bugünün ve yarının insanına söyleyecek sözlerinin hiç tükenmemesidir. Klasik bir eseri okumak, geçmişle kurulan nostaljik bir bağın ötesinde, insanın kendi şimdisiyle ve geleceğiyle yaptığı canlı bir diyalog ve yüzleşmedir.
Bu metnin ana düşüncesinin; klasik eserlerin, yazıldıkları dönemin kültürel yapısını ve tarihi koşullarını sonraki nesillere aktaran en güvenilir belgeler olduğu yönündeki değerlendirme doğru mudur?
Cevap: Cevap