Çeviri, bir dildeki sözcüklerin başka bir dildeki sözlük karşılıklarını bulup yan yana getirmekten ibaret mekanik bir aktarım süreci değildir. Her dil, içinde neşet ettiği kültürün dünyayı algılama, anlamlandırma ve kategorize etme biçimini yansıtan kendine özgü bir zihinsel haritadır. Bir dildeki tek bir kelime, o toplumun tarihsel birikimini, mitolojik arka planını ve hatta coğrafi deneyimini sırtında taşır. Dolayısıyla çevirmen, sadece iki dil arasında değil, iki farklı dünya tasarımı ve varoluş biçimi arasında köprü kurmaya çalışır. Bu çaba, kaçınılmaz olarak bir 'yeniden yaratım' sürecini beraberinde getirir; çünkü erek dilde kaynak dilin birebir izdüşümünü bulmak çoğu zaman imkânsızdır. Çeviride aslına tam sadakat arayışı, dillerin kendine has özerk yapılarını ve kültürel derinliklerini göz ardı eden ütopik bir beklentidir. Başarılı bir çeviri, kaynak metni kelimesi kelimesine kopyalayan değil, onun yarattığı estetik ve anlamsal etkiyi erek dilin olanaklarıyla yeniden üretebilen çeviridir.
Bu parçada çeviri eylemiyle ilgili olarak asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Dillerin kendilerine özgü kültürel dünyaları yansıtmasından dolayı çeviri, metni kelime kelimesine aktarmaktan ziyade anlamsal ve estetik etkiyi erek dilde yeniden var etme sürecidir.Cevap
- BHer dilin, ait olduğu toplumun tarihsel, coğrafi ve mitolojik birikimlerini yansıtan kendine özgü bir yapısı bulunur.
- CKaynak dildeki kelimelerin erek dildeki birebir karşılıklarını bulmak, dillerin farklı dünyaları temsil etmesi nedeniyle imkânsızdır.
- DKültürlerarası bağları güçlendirmenin en nitelikli yolu olan çeviri eylemi, diller arasındaki tüm sınırları ortadan kaldırır.
- EÇeviride aslına sadık kalmaya çalışmak, erek dilin estetik olanaklarını kısıtlayarak metnin yazınsal değerine zarar verir.