Teknolojik gelişmeler, insan hayatını kolaylaştırma vaadiyle zamanı milisaniyelik dilimlere bölerek sürekli bir optimizasyon sürecine tabi tutmaktadır. Artık zaman, içinde yaşanılan ve deneyimlenen bir akış olmaktan çıkıp yönetilmesi, tasarruf edilmesi ve üretkenliğe dönüştürülmesi gereken ekonomik bir meta hâline gelmiştir. Modern birey, her anını daha verimli kılma çabası içindeyken aslında zamanın kendi doğasına yabancılaşmaktadır. Çünkü hızın kutsandığı bu yeni düzende, durup düşünmeye, üretken olmayan boşluklara veya sadece var olmanın tadını çıkarmaya yer kalmamıştır. Zamanı sürekli kontrol altında tutma arzusu, paradoksal bir biçimde bireyi zamanın kölesi hâline getirir. Oysa yaşamın gerçek anlamı ve derinliği, ölçülebilir zamanın dışına çıkabildiğimiz, hedefsiz ve plansız anlarda gizlidir. Bu nedenle, zamanı sürekli bir verimlilik süzgecinden geçirmek, insanı kendi içsel ritminden kopardığı gibi yaşamı da mekanik bir görevler dizisine indirgemektedir.
Bu parçadan hareketle, 'Zamanı sürekli verimlilik ve optimizasyon odaklı bir yönetim nesnesi hâline getirmek, insanı kendi doğal yaşam ritminden uzaklaştırarak hayatı mekanikleştirir.' yargısı doğru mudur?
Cevap: Cevap