Müze yorgunluğu (museum fatigue), ziyaretçilerin sergileri gezerken yaşadığı fiziksel ve zihinsel tükenmişliği ifade eden, ilk kez 1916'da Benjamin Ives Gilman tarafından tanımlanmış bir olgudur. Bu durum, sadece saatlerce ayakta kalmanın getirdiği bedensel yorgunluktan ibaret değildir; aynı zamanda görsel ve bilişsel bir aşırı yüklenmenin de sonucudur. Ziyaretçi, benzer formatlardaki eserleri ardı ardına inceledikçe dikkat seviyesi hızla düşer. Müzelerdeki ışıklandırma düzeyinin sabitliği, sergileme ünitelerinin monoton yerleşimi ve eserlerin yanındaki açıklama metinlerinin yoğunluğu bu süreci hızlandırır. Ziyaretçi ilgisindeki bu kaçınılmaz düşüşü engellemek isteyen modern küratörler, sergi alanlarında dinlenme köşeleri oluşturma, dijital etkileşimli panolar kullanma ve kronolojik düzen yerine tematik kurgulara yönelme gibi yöntemlere başvurmaktadır.
Bu parçaya göre "müze yorgunluğu" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- AOrtaya çıkmasında fiziksel etkenlerin yanı sıra zihinsel süreçlerin de rol oynadığı
- BLiteratüre ilk kez yirminci yüzyılın başlarında yapılan bir tanımlamayla kazandırıldığı
- Eserlerin estetik niteliğini kavrayamayan ziyaretçilerde daha kısa sürede görüldüğüCevap
- DMekânsal düzenlemelerin ve açıklama metinlerinin yoğunluğunun bu olumsuz süreci hızlandırdığı
- EZiyaretçilerin ilgisini korumak amacıyla geleneksel sergileme yöntemlerinin dışına çıkıldığı