Modern şehir yaşamı, bireyi sürekli bir uyaran bombardımanına maruz bırakarak zihinsel boşlukları anında doldurma eğilimindedir. Akıllı telefonlar, sürekli güncellenen sosyal medya akışları ve kesintisiz bilgi akışı, insanın kendi içine dönebileceği o 'verimli s��kıntı' anlarını neredeyse tamamen yok etmiştir. Oysa felsefe ve sanat tarihi bize göstermektedir ki insanın kendi varoluşunu sorgulaması, derin düşüncelere dalması ve nihayetinde özgün yaratıcı fikirler üretmesi, dış dünyadan gelen uyaranların kesildiği bu sessizlik ve can sıkıntısı anlarında filizlenir. Zihnin hiçbir şeyle meşgul olmadığı o boş zaman dilimleri, aslında düşüncenin kendi kendini inşa ettiği verimli bir kuluçka dönemidir. Modern insan ise can sıkıntısını adeta kaçılması gereken patolojik bir durum olarak görmekte ve onu tüketim nesneleriyle savuşturmaya çalışmaktadır. Bu durum, insanı sadece hazır şablonları tüketen edilgen bir alıcıya dönüştürmekte, zihnin kendi yaratıcı potansiyelini keşfetmesinin önüne set çekmektedir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- ADerin felsefi sorgulamaların ve sanatsal üretimlerin dış dünyadan izole ortamlarda ortaya çıkması
- BZihinsel üretkenliği artırmak için modern yaşamın getirdiği tüm teknolojik imkanlardan uzaklaşmak gerektiği
- Zihni sürekli meşgul eden modern uyaranların can sıkıntısını yok ederek insanın yaratıcı ve özgün düşünme becerisini köreltmesiCevap
- DModern insanın can sıkıntısını kaçılması gereken olumsuz bir durum olarak değerlendirmesi
- ETeknolojik gelişmelerin insan zihninin bilişsel kapasitesini tamamen durma noktasına getirmesi