Metin:
İnsan belleği sıklıkla geçmiş yaşantıları eksiksiz ve değişmez biçimde muhafaza eden zihinsel bir arşiv odasına benzetilir. Oysa çağdaş nörobilimsel araştırmalar ve bilişsel psikoloji çalışmaları, belleğin statik bir kayıt cihazı olmaktan ziyade, dinamik ve değişken bir yeniden inşa süreci olduğunu kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Bir anıyı zihnimizde her canlandırdığımızda, onu geçmişin tozlu raflarından olduğu gibi çekip çıkarmayız; aksine, şimdiki zamanın getirdiği güncel duygusal durumlar, sonradan edinilen yeni bilgiler ve gelecek beklentileri ışığında adeta baştan kurarız. Dolayısıyla bellek, dondurulmuş enstantanelerin sadakatle korunduğu pasif bir müze değil, her sergilenişte dekoru, oyuncuları ve hatta senaryosu değişen canlı bir tiyatro sahnesidir. Bu durum, hatırlama eyleminin nesnel bir geçmiş veri aktarımı olmadığını, aksine öznenin şimdiki konumundan yola çıkarak ürettiği yaratıcı bir yorumlama faaliyeti olduğunu gösterir. Kısacası geçmiş, hafızamızda donmuş ve dokunulmaz bir gerçeklik olarak kalmaz; şimdiki zamanın akışında sürekli olarak yeniden biçimlenir, anlamlandırılır ve kaçınılmaz olarak dönüştürülür.
İfade:
Bu parçada savunulan temel düşünce (ana düşünce); insan hafızasının geçmişi nesnel bir biçimde depolayan durağan bir yapı olmadığı, aksine şimdiki anın etkisiyle anıları sürekli yeniden biçimlendiren aktif ve öznel bir süreç olduğudur.
Cevap: Cevap