Müzeler, geçmişin nesnel birer deposu ya da tarihin tarafsız şahitleri olarak algılansa da aslında belirli bir anlatıyı inşa etmek üzere tasarlanmış ideolojik mekanlardır. Bir müzenin sergileme salonlarında neyin yer alacağı, hangi eserlerin ön plana çıkarılacağı ve hangilerinin arşiv depolarında sessizliğe terk edileceği yönündeki kararlar, kurumsal bir seçiciliğin ürün��dür. Bu seçicilik, sadece estetik bir kaygıdan değil, egemen kültürel kimliği ve tarihsel anlatıyı koruma güdüsünden beslenir. Dolayısıyla müze ziyaretçisine sunulan 'geçmiş', aslında geçmişin kendisi değil; bugünün iktidar odakları ve kültürel normları tarafından yeniden üretilmiş, ayıklanmış ve kurgulanmış bir temsilidir. Ziyaretçi sergilenen nesneler aracılığıyla geçmişle doğrudan temas kurdu��unu düşünürken, arka planda işleyen bu görünmez dışlama mekanizmaları kolektif hafızayı sessizce biçimlendirir. Sergilenen her nesne kadar, sergilenmeyen her şey de müzenin sessiz anlatısının kurucu bir ögesidir.
Bu parçada müzelerle ilgili olarak asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- Müzelerin geçmişe dair sunduğu anlatı, nesnel bir aktarımdan ziyade bugünün egemen anlayışları doğrultusunda seçilmiş ve kurgulanmış bir tasarımdır.Cevap
- BMüzelerdeki sergileme kararları, kurumsal seçiciliğin yanı sıra estetik değerleri koruma ve kültürel kimliği yaşatma amacına dayanır.
- CZiyaretçiler, sergilenen yapıtlar sayesinde geçmişle nesnel bir ilişki kurduklarına ve tarihe doğrudan şahitlik ettiklerine inanırlar.
- DTarihsel gerçekliğin kitlelere doğru aktarılabilmesi, müzelerin ideolojik baskılardan arındırılarak bilimsel temelde yeniden yapılandırılmasına bağlıdır.
- EMüzelerin sergilemedikleri nesneler üzerinden yürüttüğü dışlama politikaları, geçmişin izlerini tamamen silerek kolektif hafızayı yok etmeyi amaçlar.