Jean-Paul Sartre varoluşçuluğu açıklarken şöyle der: 'Eğer bir masa yapacaksam kafamda bir masa tasarımı, yani masanın özü vardır ve masayı bu öze göre üretirim; burada öz varoluştan önce gelir. Oysa insan söz konusu olduğunda durum tam tersidir. İnsan önce var olur, dünyayla karşılaşır, kendini fark eder ve ancak daha sonra eylemleriyle kendi özünü kurar. İnsanın sığınabileceği hazır bir ahlak yasası ya da önceden belirlenmiş bir doğası yoktur.'
Bu parçadan hareketle varoluşçu felsefenin insan anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
- Aİnsanın ahlaki özerkliği, toplumsal değerlerin ve evrensel yasaların birey tarafından içselleştirilmesi ölçüsünde gerçekleşir.
- İnsan, önceden belirlenmiş bir doğaya veya öze sahip olmadığından, kendi değerlerini tamamen kendisi oluşturmak ve seçimlerinin sorumluluğunu taşımakla yükümlüdür.Cevap
- Cİnsanın mutlak özgürlüğü, dış dünyanın nesnel gerçekliğini reddederek bireyi tamamen kuralsız ve eylemsiz bir hiçliğe sürükler.
- Dİnsanın özü ve varoluşu eş zamanlı olarak genetik ve çevresel faktörler tarafından belirlendiği için birey aslında eylemlerinde özgür değildir.
- EBireysel kararlar, insanın doğuştan getirdiği ahlaki potansiyelin zamanla açığa çıkmasıyla şekillenen zorunlu bir sürecin ürünüdür.
Cevap
İnsan, önceden belirlenmiş bir doğaya veya öze sahip olmadığından, kendi değerlerini tamamen kendisi oluşturmak ve seçimlerinin sorumluluğunu taşımakla yükümlüdür.
Doğru yanıt, insanın önceden belirlenmiş bir doğaya sahip olmadığını, kendi değerlerini kendisinin oluşturduğunu ve seçimlerinin sorumluluğunu taşıdığını belirten ifadedir. Parçada insanın önce var olduğu, daha sonra eylemleriyle kendi özünü kurduğu ve hazır bir doğası ya da sığınabileceği bir ahlak yasası olmadığı açıkça ifade edilmektedir. Bu durum, bireyin mutlak özgürlükle birlikte kendi eylemlerinin tüm sorumluluğunu da üstlenmek zorunda olduğunu gösterir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Varoluşçulukta varoluşun özden önce gelmesi, radikal özgürlük ve sorumluluk
Tahmini Süre:2m 0s