Metin:
Bir edebî eseri başka bir dile aktarmak, yalnızca kelimelerin sözlük karşılıklarını yan yana dizmekten ibaret olsaydı, çeviri eylemi mekanik bir aktarıma indirgenebilirdi. Oysa her dil, kendine has bir dünya görüşünü, kültürel kodları ve kendine özgü duygusal katmanları barındırır. Çevirmen, kaynak metindeki kelimelerin arkasındaki bu görünmez ağı sezmek ve onu hedef dilin kendi ruhuyla yeniden dokumak zorundadır. Bu bağlamda çeviri, özgün metnin edilgen bir kopyası değil; onun başka bir kültür ikliminde yeniden doğmasını, yani yaşamasını sağlayan yaratıcı bir yeniden yazım sürecidir. Çevrilmeyen bir yapıt kendi dilinin sınırlarında hapis kalırken, başarılı bir çeviriyle sınırları aşan yapıt, evrensel edebiyat kanonunda kendine dinamik bir yer edinir. Dolayısıyla çeviri, aslına kelimesi kelimesine sadakat adına metni dondurmak yerine, ona yeni yaşam alanları açarak onun zamana ve farklı coğrafyalara karşı direncini ve kalıcılığını artırır. Bu durum, çevirinin aslında bir yeniden yaratım olduğunu ve esere öl��msüzlük kazandırdığını gösterir.
Bu metne göre, "Başarılı bir çeviri, kaynak metne biçimsel ve sözcüksel olarak birebir bağlı kalarak onun özgün yapısını koruyan ve bu yolla evrenselliğe ulaşan çalışmadır." yargısı, metnin ana düşüncesiyle örtüşmekte midir?
Cevap: Cevap