Hz. Muhammed ve Örnekliği

58 soru

Soru 1Soru

İslam düşüncesinde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) konumu ele alınırken onun risalet (peygamberlik) vazifesi ile beşeriyet (insaniyet) vasfı arasında hassas bir denge kurulur. Onun peygamberlik yönü tebliğ, tebyin, temsil ve teşri gibi görevlerle şekillenirken; beşerî yönü ise yeme, içme, ticaret yapma, savaşlarda askeri taktikler geliştirme veya tarımsal faaliyetlerde şahsi görüş belirtme gibi insani özellikleri kapsar. Bu iki yönün karıştırılması, dini hükümlerin kaynağı ve bağlayıcılığı konusunda yanılgılara yol açabilir.

Buna göre, Hz. Muhammed’in aşağıdaki tasarruflarından hangisi, onun beşerî/insani kimliğinin bir sonucu olmayıp doğrudan vahiyle desteklenen peygamberlik (risalet) yönünün ve yasama (teşri) yetkisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı ku��ların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi

Cevap

Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı kuşların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi
Kur'an-ı Kerim'de doğrudan belirtilmeyen, yırtıcı hayvanların ve yırtıcı kuşların etlerinin yenmesini yasaklayarak yeni dini hükümler getirmesi ifadesi doğrudur. Çünkü helal ve haram kılma (teşri/yasama) yetkisi, Hz. Muhammed'in sadece peygamberlik sıfatına bağlı olarak vahiyle yönlendirilen risalet yönünün en bariz göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramsal ayrımı belirlemek
Hz. Muhammed'in beşerî yönünün dünyevi, geçici ve şahsi kararları içerdiği; peygamberlik yönünün ise tebliğ, tebyin, temsil ve teşri gibi vahye dayalı dinî bağlayıcılığı olan alanları kapsadığı belirlenmiştir.
Soruda istenen peygamberlik (risalet/teşri) yönünü beşerî yönlerden ayırabilmek için ölçüt oluşturulur.
2
Seçeneklerdeki uygulamaları bu ölçüte göre tasnif etmek
Hendek kazılması, hurma aşılanması, hicrette rehber tutulması ve ticaret yapılması gibi eylemlerin beşerî akıl, tecrübe ve beşerî ihtiyaçlar çerçevesinde yapıldığı saptanmıştır. Yırtıcı hayvan etlerinin yasaklanmasının ise dine yeni bir hüküm ekleme (teşri) olduğu belirlenmiştir.
Hangi eylemlerin beşerî, hangisinin din koyucu yetkiyle yapıldığını ayırt etmek gerekir.
3
Yasama (teşri) kavramının karşılığını tespit etmek
Dine yeni bir haram/helal hükmü getirme yetkisinin doğrudan teşri (yasama) kapsamında olduğu ve bunun da sadece peygamberlik sıfatıyla gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Teşri yetkisinin doğrudan risalet yönünü temsil ettiğini doğrulamak için bu adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Peygamberlik Yönü ve Teşri Yetkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Hz. Muhammed, kendisine inanmayan ve canına kastetmek amacıyla evini kuşatan Mekkeli müşriklerin, korunması için daha önce kendisine bıraktıkları kıymetli eşyaları (emanetleri) hicret edeceği gece Hz. Ali'ye bırakmış ve bunları sahiplerine iade etmesini istemiştir.

Bu olay, Hz. Muhammed'in aşağıdaki özelliklerinden hangisini en doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her koşulda güvenilirliğini koruduğunu ve kendisine düşman olanların dahi onun dürüstlüğünü kabul ettiğini

Cevap

Her koşulda güvenilirliğini koruduğunu ve kendisine düşman olanların dahi onun dürüstlüğünü kabul ettiğini
Güvenilirliğin korunması ve düşmanların bile onun dürüstlüğünü kabul etmesi yönündeki ifade parçayla tam olarak örtüşmektedir. Çünkü hicret gecesi canı tehlikedeyken bile emanetlerin sahiplerine teslim edilmesini istemesi onun güvenilirliğini; canına kastedenlerin bile eşyalarını ona bırakmış olması ise düşmanlarının dahi onun dürüstlüğünü ikrar ettiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki olay ve durum analiz edilir.
Hz. Muhammed'in can güvenliğinin tehdit altında olduğu hicret gecesinde, kendisine düşmanlık eden Mekkelilerin emanetlerini koruma çabası içinde olduğu görülür.
Sorunun odaklandığı ahlaki davranışı tespit etmek.
2
Emanetlerin sahiplerine iade edilmesinin hangi ahlaki kavramla ilişkili olduğu belirlenir.
Emanetlerin sahibine ulaştırılması, İslam ahlakında 'güvenilirlik ve emanete sadakat' erdemidir.
Olayı temel ahlaki ilkelerle eşleştirmek.
3
Düşmanların davranışları üzerinden çıkarım yapılır.
Müşriklerin canına kastetmek istedikleri kişiye değerli eşyalarını emanet etmeleri, onun dürüstlüğünü (el-Emin olmasını) düşmanlarının bile içten içe kabul ettiğini kanıtlar.
Güvenilirliğin toplumsal ve evrensel boyutunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu ve Güvenilirliği (Emanete Sadakat)
Soru 3Soru

Hz. Muhammed'in hayatından alınan aşağıdaki olaylar ile bu olayların onun doğruluğu ve güvenilirliğini yansıtan ahlaki boyutlarını en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hudeybiye Antlaşması sonrasında Mekke'den kaçıp Medine'ye sığınan Ebû Cendel'i, antlaşmada yer alan iade maddesine sadık kalarak Mekkeli müşriklere geri vermesi
Gençlik yıllarında Mekke'de haksızlığa uğrayan, malları gasp edilen yabancı tüccarların haklarını savunmak amacıyla kurulan Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Birliği) hareketine katılması
İslam davetini açıkça yapmaya başladığı dönemde Mekkeli müşriklerin, tebliğ ettiği inanç esasların�� inkâr etmelerine rağmen onun karakterine hiçbir zaman yalancılık isnat edememeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hudeybiye Antlaşması'ndaki iade olayı 'bireysel/toplumsal ilişkilerde sözünde durmanın (ahde vefa) mutlak bir ilke olması' ile; Hilfü'l-Fudûl'a katılım 'güvenilirliğin evrensel/toplumsal adalet zemininde aranması' ile; müşriklerin yalancılık isnat edememesi ise 'muhaliflerin dahi doğruluğu (sıdk) zımnen kabul etmesi' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Hudeybiye Antlaşması'ndaki iade kararı sözünde durmanın ve ahde vefanın diplomatik kazançlardan üstün tutulduğunu göstererek ilgili ifadeyle; Hilfü'l-Fudûl'a katılım güvenilirliğin inanç/kabile sınırı olmaksızın evrensel adalet zemininde tesis edilmesini göstererek ilgili ifadeyle; müşriklerin yalancılık suçlamasında bulunamaması ise muhaliflerin dahi onun doğruluğunu (sıdk) zımnen kabul ettiğini göstererek ilgili ifadeyle birebir örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Ebû Cendel olayının ahlaki arka planını çözümleme
Ebû Cendel'in, antlaşma maddesi gereği Mekkelilere geri verilmesi zor bir karar olmasına rağmen Hz. Muhammed'in verdiği söze bağlı kalması, ahde vefa ilkesinin ve emanet bilincinin her türlü siyasi/askeri kazancın üstünde tutulduğunu gösterir. Bu durum, sözünde durmanın mutlak ahlaki ilke olması tanımıyla eşleşir.
Olayın doğrudan ahde vefa ve güvenilirlik ilkeleriyle ilişkisini kurabilmek.
2
Hilfü'l-Fudûl hareketinin kuruluş amacını ve işlevini değerlendirme
Hilfü'l-Fudûl toplumsal güvenliği ve yabancı tüccarların haklarını korumayı hedefler. Hz. Muhammed'in bu birliğe katılması, güvenilirliğin sadece kabile içi veya din içi değil, evrensel hak ve adalet arayışıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Bu durum, güvenilirliğin evrensel adalet zemininde aranması tanımıyla eşleşir.
Toplumsal dayanışma ve hak arama hareketlerinin emanet kavramıyla bağını kurabilmek.
3
Mekkelilerin peygamberlik öncesi ve sonrası tutumlarını karşılaştırma
Mekkeli müşrikler tevhit inancına düşmanlık etmelerine rağmen Hz. Muhammed'e hiçbir zaman 'yalancı' diyememiş, aksine onun doğruluğunu bildikleri için başka suçlamalara (sihirbaz, şair vb.) sığınmışlardır. Bu da muhaliflerin dahi onun sıdk (doğruluk) özelliğini kabul ettiğini gösterir. Bu durum, doğruluğun muhaliflerce zımnen kabul edilmesi tanımıyla eşleşir.
Düşmanların dahi kabul etmek zorunda kaldığı dürüstlük ve doğruluk boyutunu kavramak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu (Sıdk) ve Güvenilirliği (Emanet)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4Soru

Âl-i İmrân Suresi 159. ayetinde Hz. Muhammed'in karar alma ve yönetim süreçlerinde izlemesi tavsiye edilen ilkeler ve adımlar şu şekilde ifade edilmektedir:

*"...Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven..."*

Buna göre, ayette belirtilen karar alma ve uygulama aşamalarını gösteren aşağıdaki uygulamaları, ayetteki akış sırasına göre ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Önce muhataplara yumuşak davranılması (merhamet), ardından onların hatalarının bağışlanması (af), sonrasında iş hakkında onlara danışılması (istişare), istişare neticesinde kararın netleştirilmesi (azim) ve son olarak Allah'a güvenilip dayanılması (tevekkül).
Doğru sıralama Âl-i İmrân Suresi 159. ayetteki sırayla doğrudan örtüşmektedir: İnsan ilişkilerinde şefkatli olunması (merhamet), geçmiş kırgınlıkların aşılması (af), ortak aklın devreye sokulması (istişare), karara varılması (azim) ve sonucun Allah'a havale edilmesidir (tevekkül).

Adım Adım Çözüm

1
Ayetin giriş kısmını incelemek
Ayet 'onlara yumuşak davrandın' şeklinde başlar, bu da insan ilişkilerinde kırıcı olmamayı (merhamet adımını) ilk sıraya koyar.
Toplumsal ve psikolojik zemin hazırlığı yapmak.
2
Ayetin bağışlama kısmını değerlendirmek
Yumuşak davranmanın ardından 'onları affet; bağışlanmaları için dua et' denilerek geçmişteki kusurların silinmesi (af adımı) ikinci sıraya yerleştirilir.
Ortak karar öncesinde karşılıklı güven ortamını tesis etmek.
3
Ayetin danışma kısmını tespit etmek
Affetme aşamasından sonra 'iş hakkında onlara danış' emri verilmektedir, bu da istişare adımını üçüncü sıraya getirir.
Peygamberlik görevine rağmen ortak akla başvurma sorumluluğunu yerine getirmek.
4
Ayetin karar verme kısmını analiz etmek
İstişarenin ardından gelen 'Kararını verdiğin zaman da...' ifadesi, karar sürecinde azim ve irade göstermeyi dördüncü sıraya koyar.
Kararsızlığın ve belirsizliğin önüne geçmek.
5
Ayetin tevekkül kısmını belirlemek
Sürecin en sonunda 'artık Allah'a dayanıp güven' denilmektedir, bu da tevekkül adımını beşinci sıraya yerleştirir.
İnsani sorumluluk bittikten sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Anahtar Kavram

Kur'anî Perspektifle İstişare ve Karar Alma Süreci
Soru 5Soru

Ahzâb Suresi 21. ayetinde müminler için en güzel örnek (üsve-i hasene) olduğu belirtilen Hz. Muhammed'in hayatı, insanlığa her alanda rehberlik edecek niteliktedir.

Aşağıda sol sütunda Hz. Muhammed'in hayatından örnek olaylar, sağ sütunda ise bu olayların temsil ettiği üsve-i hasene boyutları verilmiştir. Bu olaylar ile temsil ettikleri boyutları en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uhud Savaşı öncesinde savunma savaşı yapılması yönündeki çoğunluk kararını, kendi şahsi görüşüne aykırı olmasına rağmen kabul edip uygulaması
Kâbe hakemliği olayında Hacerü'l-Esved'i bir örtünün üzerine koyup tüm kabile liderlerine birlikte taşıtarak muhtemel bir çatışmayı önlemesi
Kızı Hz. Fâtıma yanına geldiğinde ayağa kalkarak onu şefkatle karşılaması, alnından öpmesi ve kendi oturduğu yere oturtması
Geceleri ayakları şişene kadar ibadet etmesi ve kendisine neden bu kadar çok ibadet ettiği sorulduğunda şükreden bir kul olmak istediğini belirtmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Muhammed'in Uhud Savaşı'ndaki kararı istişareye önem veren liderliğini, Kâbe hakemliği toplumsal uzlaşıyı, kızına gösterdiği nezaket aile içi şefkatini, gece ibadeti ise şükür ve kulluk bilincini temsil eder. Bu eşleştirmeler sırasıyla birebir karşılık gelmektedir.
Verilen örnek olaylar Hz. Muhammed'in hayatındaki farklı rollerine (lider, hakem, baba ve kul) işaret etmektedir. Bunlar sırasıyla yönetimde istişareye, toplumsal uzlaşmaya, aile içi şefkate ve kullukta ihlasa denk düşerek birbirini doğrudan tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci olay olan Uhud Savaşı kararının analiz edilmesi
Peygamber'in kendi fikrine uymasa da ashabın çoğunluğunun kararına riayet etmesi, ortak karara saygı duymayı ve danışarak iş yapmayı (istişare) gösterir.
Yönetimde ortak aklı devreye sokmanın önemini vurgulamak.
2
İkinci olay olan Kâbe hakemliğinin analiz edilmesi
Hacerü'l-Esved'in taşınmasında kabile liderlerinin hepsine sorumluluk verilmesi, adil ve birleştirici bir hakemlik anlayışını yansıtır.
Toplumsal çatışmaları önlemede adalet ve uzlaşma ahlakını göstermek.
3
Üçüncü olay olan Hz. Fâtıma ile ilişkisinin analiz edilmesi
Kızını hürmet ve sevgiyle karşılayarak ona kendi yerini vermesi, aile üyelerine karşı şefkatli ve nazik yaklaşımı ifade eder.
Aile hayatında örnek anne-baba ve çocuk ilişkilerinin ahlaki zeminini kurmak.
4
Dördüncü olay olan gece ibadetinin analiz edilmesi
Çokça ibadet edip bunu şükretmenin bir gereği olarak görmesi, samimi bir inanç ve kulluk şuurunu ortaya koyar.
İbadetlerdeki samimiyet ve şükür boyutunun rehberliğini anlamak.

Anahtar Kavram

Üsve-i Hasene kavramının bireysel, ailevi, toplumsal ve yönetsel boyutlardaki bütüncül ahlaki yansımaları.
Soru 6Soru

Ahzâb suresi 21. ayetinde geçen ifadeler ve üsve-i hasene kavramının boyutları ile bu ifadelerin ahlaki/inançsal açılımları aşağıda verilmiştir. Sol sütunda yer alan kavramsal boyutları, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) üsve-i hasene olarak nitelendirilmesinin evrensel boyutu
Ahzâb suresi 21. ayetindeki 'Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar' ifadesinin vurgusu
Hz. Peygamber’in örnekliğinin 'bütüncül ahlak' niteliğinin hayatın geneline yansıması
Ahzâb suresi 21. ayetinde geçen 'Allah’ı çokça zikredenler' ibaresinin örnek alma süreciyle ilişkisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Peygamber’in evrensel boyutu tüm insanlığa rehberlik etmesiyle; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı ummak peygamberi örnek almada sorumluluk bilinci ve motivasyonla; bütüncül ahlak niteliği hayatın her alanında uygulanmasıyla; Allah'ı çokça zikretmek ise sünnete bağlılıktaki kararlılık ve ihlasla eşleşir.
Eşleştirmede evrensellik boyutu tüm insanlığa hitap etmeyle, ahireti umma ifadesi ahlaki sorumluluk ve içsel yönelimle, bütüncül ahlak hayatın her alanında ahlakın uygulanmasıyla, zikir ise sünnete uygun davranmadaki kararlılıkla doğru biçimde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Evrensellik ilkesini analiz etme
Hz. Peygamber'in rehberliğinin tüm insanlığa hitap ettiğini belirten bölgesel ve tarihsel sınırları aşma açıklaması ile eşleştirilir.
Evrensellik kavramı yerel ve geçici olmayıp tüm zaman ve mekanlara hitap etmeyi gerektirir.
2
Ahiret ve Allah inancının peygamberi örnek alma üzerindeki etkisini belirleme
Bu inancın peygamberi rehber edinmedeki sorumluluk bilincini ve motivasyon kaynağını oluşturduğu açıklaması ile eşleştirilir.
İnsanın ahiret sorumluluğu ve Allah'a kavuşma arzusu, onu ahlaki olarak peygambere benzemeye sevk eden itici güçtür.
3
Bütüncül ahlak yapısını değerlendirme
Peygamberliğin sadece ibadetlerle sınırlı kalmayıp aile, ticaret ve adalet gibi hayatın tüm alanlarını kapsaması gerektiği açıklaması ile eşleştirilir.
Üsve-i hasene ahlakın bölünmezliğini ve hayatın tüm pratik alanlarında somutlaşmasını gerektirir.
4
Allah'ı zikretmenin peygamberin yolunu takip etmeyle bağını kurma
Allah'ı hatırda tutarak rızasına uygun yaşamanın, sünnete uygun davranmadaki kararlılığı beslemesi açıklaması ile eşleştirilir.
Zikir, kulun sürekli uyanık ve bilinçli olmasını sağlayarak peygamberin sünnetini samimiyetle sürdürmesine yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Üsve-i hasene kavramı, Ahzâb Suresi 21. ayetinin tefsiri ve Hz. Peygamber'in örnekliğinin boyutları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Medine’ye hicret ettikten sonra Medinelilerin hurma ağaçlarını aşıladıklarını gören Hz. Muhammed, bunu yapmamalarının belki de daha hayırlı olacağını belirtmiştir. Bunun üzerine aşılamayı bırakan Medineliler, o yıl hurma rekoltesinde ciddi bir düşüş yaşayınca durumu Hz. Peygamber’e iletmişlerdir. Hz. Muhammed ise bu durum karşısında, 'Siz dünyanızın işini benden daha iyi bilirsiniz.' diyerek Müslümanların kendi uzmanlık alanlarındaki tecrübe ve ortak kararlarına işaret etmiştir.

Bu olaydan hareketle İslam'ın istişare anlayı��ı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vahiyle sınırları belirlenmemiş dünyevi, teknik ve uzmanlık gerektiren konularda ortak aklın ve tecrübenin esas alınması gerektiği

Cevap

Vahiyle sınırları belirlenmemiş dünyevi, teknik ve uzmanlık gerektiren konularda ortak aklın ve tecrübenin esas alınması gerektiği
Doğru cevap, hurma aşılanması olayında Hz. Peygamber’in 'Siz dünyanızın işini benden daha iyi bilirsiniz' ifadesiyle de sabit olduğu üzere, vahiyle belirlenmemiş teknik ve dünyevi alanlardaki kararların uzmanlığa, ortak tecrübeye ve istişareye dayandırılması gerektiğini ifade eden seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki olay analiz edilir.
Hz. Peygamber'in tarımsal bir uygulama hakkındaki şahsi görüşünün verim düşüşüne yol açması ve ardından Müslümanlara kendi dünyevi işlerinde serbestiyet tanıdığı belirlenir.
Olayın temel pedagojik ve tarihi mesajını kavramak için.
2
İstişarenin sınırları tespit edilir.
Vahiy ile bildirilen kesin dini hükümlerin istişare dışı olduğu, ancak dünyevi, teknik ve uzmanlık gerektiren konuların ortak akıl ve uzman görüşüyle çözülebileceği anlaşılır.
Seçeneklerdeki kavramsal ayrımları doğru yapabilmek için.
3
Doğru seçenek ile eşleştirme yapılır.
Vahiyle sınırları çizilmemiş dünyevi ve teknik konularda ortak aklın ve tecrübenin esas alınması gerektiğini savunan yargıya ulaşılır.
Çıkarımı nihai sonuca bağlamak için.

Anahtar Kavram

İstişare ve Vahiy Sınırı (Dünyevi uzmanlık gerektiren konularda istişare ve ortak aklın önemi)
Soru 8Soru

Necran Hristiyanlarından oluşan bir heyet, Medine’ye gelerek Mescid-i Nebevî’de Hz. Muhammed ile görüşmüştür. Görüşmeler esnasında kendi ibadet vakitleri gelen Hristiyanlar, mescit içerisinde ibadet etmek istemişlerdir. Sahabilerin bu duruma engel olmak istemesi üzerine Hz. Muhammed sahabileri durdurmuş ve heyetin mescit içerisinde kendi inançlarına göre ibadet etmelerine izin vermiştir.

Bu olay, Hz. Muhammed’in aşağıda verilen ahlaki tutum ve davranışlarından öncelikle hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal barışı ve farklılıklara saygıyı esas alan bir merhamet ve müsamaha yaklaşımı sergilemesi

Cevap

Toplumsal barışı ve farklılıklara saygıyı esas alan bir merhamet ve müsamaha yaklaşımı sergilemesi
Hz. Muhammed'in Necran Hristiyanlarının kendi ibadetlerini mescitte yerine getirmelerine izin vermesi, onun diğer inanç mensuplarına karşı gösterdiği müsamahanın (hoşgörünün) ve toplumsal barışa verdiği önemin en açık kanıtıdır. Bu davranış, dinin temel inanç esaslarından taviz verildiği anlamına gelmez, aksine farklılıklara saygı gösterilerek barışçıl bir ortamın tesis edilmesini amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen tarihi olayı ve unsurlarını analiz etmek
Necran Hristiyanlarının Mescid-i Nebevî'de kendi inançlarına göre ibadet etmelerine Hz. Muhammed tarafından izin verildiği belirlenir.
Sorunun temel çıkış noktasını ve bağlamını doğru kavramak için bu adım gereklidir.
2
Hz. Muhammed'in bu uygulamasını ahlaki kavramlarla ilişkilendirmek
Farklı inançlara sahip insanlara ibadet özgürlüğü tanınmasının hoşgörü, merhamet ve müsamaha ilkeleri çerçevesinde olduğu saptanır.
Olayın arka planındaki temel ahlaki motivasyonu ortaya çıkarmak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
3
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal yanılgıları belirleyerek elemeler yapmak
Taviz verme, dini hükümleri değiştirme veya zayıflık gösterme gibi hatalı yorumlar elenerek doğru cevaba ulaşılır.
Seçenekler arasındaki nüansları fark ederek kavram kargaşasını önlemek için bu eleme yapılır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in müsamaha ve hoşgörü anlayışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Hz. Muhammed'in kararlarında ortak akla ve başkalarının görüşlerine verdiği önemi (istişare) gösteren aşağıdaki tarihi olayları, bu olaylar sırasında alınan kararlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uhud Savaşı öncesindeki karar
Hendek Savaşı öncesindeki karar
Bedir Savaşı'ndaki yer seçimi kararı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uhud Savaşı öncesindeki karar çoğunluğun isteği doğrultusunda Medine dışında savunma yapılmasıyla; Hendek Savaşı öncesindeki karar Selman-ı Farisi'nin önerisiyle hendek kazılmasıyla; Bedir Savaşı'ndaki yer seçimi ise Hubab b. Münzir'in tavsiyesiyle su kuyularının yanına konuşlanılmasıyla eşleşmektedir.
Uhud Savaşı'nda çoğunluğun görüşüne uyulması, Hendek Savaşı'nda Selman-ı Farisi'nin hendek kazma teklifinin uygulanması ve Bedir Savaşı'nda Hubab b. Münzir'in yer seçimi tavsiyesine uyulması Hz. Muhammed'in istişareye verdiği önemi gösteren temel örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel olayları ve bu olaylarda alınan kararları inceleyin.
Uhud Savaşı'nda çoğunluğun Medine dışında açık alanda savaşma fikrinin kabul edildiğini tespit edin.
İstişarede çoğunluğun görüşüne verilen önemi belirlemek.
2
Hendek Savaşı'ndaki savunma stratejisine dair öneriyi tespit edin.
Selman-ı Farisi'nin fikri olan hendek kazılması kararının bu savaşa ait olduğunu eşleştirin.
Farklı görüş ve tecrübelerden yararlanmanın istişaredeki yerini belirlemek.
3
Bedir Savaşı'ndaki askeri konumlandırma kararını analiz edin.
Hubab b. Münzir'in tavsiyesiyle ordunun su kuyularının yanına yerleştirilmesinin bu savaşa ait olduğunu bulun.
Savaş stratejisi gibi dünyevi konularda uzman görüşüne göre hareket edildiğini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in vahiyle doğrudan belirlenmeyen askeri ve toplumsal konularda arkadaşlarıyla fikir alışverişinde bulunması (istişare).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Makhzum kabilesinden asil bir kadının hırsızlık yapması üzerine, bazı Müslümanlar onun cezalandırılmaması için Hz. Muhammed'e aracı göndermek istemişlerdir. Hz. Muhammed bu duruma tepki göstererek şöyle buyurmuştur:

'Sizden önceki milletlerin helak olmasının sebebi, içlerinden asil bir kimse hırsızlık yaptığında onu serbest bırakmaları, zayıf biri hırsızlık yaptığında ise ona ceza uygulamalarıydı. Allah'a yemin ederim ki, kızım Fatıma da hırsızlık yapsa, ona da gerekli cezayı uygulardım.'

Bu olay, Hz. Muhammed'in aşağıdakilerden hangisine verdiği önemi doğrudan göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adaletin uygulanmasında hiçbir sosyal statü veya yakınlık ayrımı yapılmamasına

Cevap

Adaletin uygulanmasında hiçbir sosyal statü veya yakınlık ayrımı yapılmaması
Doğru seçenek olan 'Adaletin uygulanmasında hiçbir sosyal statü veya yakınlık ayrımı yapılmaması', hadiste geçen 'kızım Fatıma dahi olsa cezayı uygulardım' ifadesiyle ve önceki toplumların helak sebebi olarak adalet ilkesindeki çifte standartların gösterilmesiyle doğrudan örtüşmektedir. Bu durum, adaletin herkes için eşit ve tavizsiz uygulanması gerektiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hadis metnini ve anlatılan olayı analiz etmek
Hz. Muhammed'in, nüfuzlu bir kabileye mensup kadının cezadan muaf tutulması talebine şiddetle karşı çıktığı ve kendi kızı Fatıma örneğini vererek adalette ayrım yapılamayacağını vurguladığı görülür.
Soruda verilen örnek olayın ana fikrini tespit etmek.
2
Seçenekleri hadiste verilen mesajla karşılaştırmak
Adaletin uygulanmasında hiçbir sosyal statü veya yakınlık ayrımı yapılmaması seçeneğinin, hadisteki 'kızım Fatıma da olsa cezalandırırdım' ve 'asil biri çaldığında serbest bırakıp zayıfı cezalandırmak helak sebebidir' ifadeleriyle tam olarak örtüştüğü belirlenir.
Doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Adaleti ve Hak Gözetmesi kapsamında adalette eşitlik ve tarafsızlık ilkesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 11Soru

İslam öncesi Mekke toplumunda dürüstlük ve güvenilirlik gibi erdemler oldukça önem taşımaktaydı. Genç yaşlarından itibaren ticaretle uğraşan Hz. Muhammed, haksız kazançtan kaçınmış, verdiği sözleri tutmuş ve kendisine bırakılan emanetleri korumuştur. Mekke halkı, onun bu üstün ahlaki özelliklerinden dolayı kendisine bir lakap vermiştir. Bu parçada bahsedilen ahlaki özelliklerinden ötürü Mekke halkının Hz. Muhammed'e verdiği lakap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: el-Emîn

Cevap

el-Emîn
Güvenilir anlamına gelen el-Emîn lakabı, Hz. Muhammed'in peygamberlik öncesinden itibaren doğruluğu, dürüstlüğü ve emanete riayet etmesi dolayısıyla Mekkeliler tarafından kendisine verilmiştir. Bu nedenle doğru cevap güvenilir niteliğini karşılayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen ahlaki nitelikleri (doğruluk, dürüstlük, emanetleri koruma) belirle.
Hz. Muhammed'in doğruluğu ve güvenilirliği vurgulanmaktadır.
Soru kökünde bu niteliklere karşılık gelen lakap sorulmaktadır.
2
Bu niteliklerin Mekkeliler tarafından verilen hangi lakapla karşılandığını hatırla.
Güvenilir anlamına gelen 'el-Emîn' lakabı bu özellikleri doğrudan ifade eder.
Doğru seçeneğe ulaşmak için lakabın anlamıyla ahlaki özellikleri eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu ve Güvenilirliği (Muhammedü'l-Emîn)
Soru 12Soru

Hz. Muhammed'in hayatındaki bazı tarihî olaylar ile bu olayların onun doğruluğunu (sıdk) ve güvenilirliğini (emanet) nasıl yansıttığına dair açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Safa Tepesi Daveti
Kabe Hakemliği
Medine'ye Hicret

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Safa Tepesi Daveti ile Mekkelilerin onun hiç yalan söylemediğini itiraf etmeleri; Kabe Hakemliği ile Hacerüleved krizindeki hakemliğine razı olunması; Medine'ye Hicret ile düşmanlarının emanetlerini koruyup iade etmesi eşleşmelidir.
Safa Tepesi Daveti, Hz. Muhammed'in peygamberliğini ilk kez açıkça tebliğ ederken Mekkelilerin onun doğruluğuna dair şahitliklerini içerir. Kabe Hakemliği, toplumsal krizde herkesin güvendiği bir hakem olarak 'El-Emin' vasfını ön plana çıkarır. Medine'ye Hicret ederken emanetleri Hz. Ali'ye bırakması ise can güvenliğinin tehlikede olduğu anda bile emanete hıyanet etmeyen üstün güvenilirliğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihî olayların bağlamını analiz etme
Safa Tepesi Daveti, Kabe Hakemliği ve Medine'ye Hicret olaylarının Hz. Muhammed'in ahlaki vasıflarıyla olan ilişkisi belirlenir.
Olayların ahlaki ilkelerle eşleştirilmesini kolaylaştırmak amacıyla her olayın ana fikri çözümlenir.
2
Olaylar ile ahlaki açıklamaları eşleştirme
Safa Tepesi'ndeki 'hiç yalan söylemedi' ifadesi doğruluğa; Kabe Hakemliği ve Hicret'teki emanetlerin teslimi ise güvenilirliğe karşılık gelerek doğru eşleşmeler kurulur.
Her tarihî örneğin temsil ettiği doğruluk ve güvenilirlik boyutlarını doğrudan metin üzerinden doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in dürüstlük, doğruluk (sıdk) ve güvenilirlik (emanet) sıfatlarının somut tarihî olaylar üzerinden gösterilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Bizans İmparatoru Herakliyus, kendisine ulaşan İslam'a davet mektubunun ardından, o sırada Şam'da bulunan ve henüz Müslüman olmamış Mekkelilerin lideri Ebu Süfyan’ı sarayına davet eder. Herakliyus, Hz. Muhammed’in getirdiği mesajı ve karakterini anlamak amacıyla ona birtakım sorular sorar. Sorulardan biri de şöyledir: "Peygamberlik iddia etmeden önce onun hiç yalan söylediğine şahit oldunuz mu?" Ebu Süfyan, aralarındaki şiddetli düşmanlığa rağmen "Hayır, onun yalan söylediğini hi�� duymadık." diye cevap verir. Bunun üzerine Herakliyus, "İnsanlara yalan söylemeyen birinin Allah hakkında da yalan söylemesi düşünülemez." şeklinde bir tespitte bulunur.

Bu parçadan hareketle Hz. Muhammed'in doğruluğu ve güvenilirliği (sıdk ve emanet) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğine

Cevap

Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğine
Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğini savunan seçenek doğrudur. Çünkü metinde Herakliyus, Hz. Muhammed'in hayatı boyunca insanlara karşı yalan söylemediği gerçeğinden yola çıkarak, bu dürüstlüğün onun peygamberlik (ilahi tebliğ) iddiasının da yalan olamayacağına dair mantıklı bir kanıt oluşturduğunu ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta geçen tarihî diyaloğu analiz etmek
Herakliyus'un, Hz. Muhammed'in hayatında hiç yalan söyleyip söylemediğini sorduğu ve Ebu Süfyan'ın yalan söylemediğini teyit ettiği belirlenir.
Sorunun üzerine kurulduğu temel önermeyi ve tarafların iddialarını anlamak için gereklidir.
2
Herakliyus'un vardığı mantıksal sonucu değerlendirmek
"İnsanlara yalan söylemeyen birinin Allah hakkında da yalan söylemesi düşünülemez" tespitiyle, beşerî dürüstlük ile ilahi tebliğin doğruluğu arasında rasyonel bir bağ kurulduğu anlaşılır.
Diyaloğun ana fikrini ve ulaşılmak istenen mantıksal sonucu tespit etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı belirlemek
Beşerî dürüstlüğün nübüvvetin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak oluşturduğunu belirten ifadenin doğru cevap olduğu, diğer şıkların ise kavramsal yanılgılar barındırdığı saptanır.
Çıkarımı en isabetli ve akademik dil ile ifade eden seçeneği bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu ve Güvenilirliği (Sıdk ve Emanet)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Hz. Muhammed'in hayatındaki bazı tarihî olaylar ile bu olayların onun doğruluğunu ve güvenilirliğini nasıl yansıttığ��na dair ahlaki göstergeler aşağıda verilmiştir. Buna göre, olaylar ile bu olayların yansıttığı ahlaki göstergeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Hatice'nin, Mekke'de dürüstlüğü ile tanınan Hz. Muhammed'e güvenerek Şam'a gidecek olan ticaret kervanının yönetimini ona teslim etmesi
Kâbe'nin yeniden inşası sırasında Hacerü'l-Esved'in yerine yerleştirilmesi konusunda çıkan anlaşmazlıkta Mekkelilerin onun hakemliğine tereddütsüz razı olması
Hz. Muhammed'in İslam'a açık davet için Safa Tepesi'nde topladığı Mekkelilere yönelttiği 'Şu dağın arkasında size saldırmak üzere olan bir ordu var desem bana inanır mısınız?' sorusuna, henüz İslam'ı kabul etmeyenlerin bile 'Evet, çünkü biz senin hiçbir yalanına şahit olmadık.' yanıtını vermesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hz. Hatice'nin ticaret kervanını yönetmesi ticari faaliyetlerde dürüstlüğün önemini; Hacerü'l-Esved hakemliği toplumsal uzlaşmada dürüstlük ve adalete güveni; Safa Tepesi'ndeki hitap ise tebliğe karşı olanların bile onun şahsi doğruluğunu kabul ettiğini gösteren ifadelerle eşleşir.
Hz. Hatice'nin kervan yönetimi dürüstlük ve emanetin ticari ilişkilerdeki önemini yansıtan ifadeyle; Hacerü'l-Esved anlaşmazlığı toplumsal krizlerde tarafsızlığa ve dürüstlüğe duyulan güveni gösteren ifadeyle; Safa Tepesi'ndeki olay ise tebliğe inanmayanların bile onun şahsi doğruluğunu kabul ettiğini gösteren ifadeyle doğru olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci olayın (ticaret kervanının teslim edilmesi) anlamını analiz etme
Bu durum ticari ilişkiler ve iş ortaklığı bağlamında güvenin bir referans olduğunu gösterdiğinden ilgili kavramla eşleşir.
Hz. Hatice'nin ticari ortaklık kararı doğrudan Hz. Muhammed'in güvenirliğine dayanmaktadır.
2
İkinci olayın (Kâbe Hakemliği) toplumsal etkisini değerlendirme
Mekkelilerin anlaşmazlığı çözmesi için onu hakem seçmesi, toplumsal uzlaşıdaki tarafsızlık ve güvenilirlik göstergesiyle eşleşir.
Toplumun farklı kesimlerinin ortak bir hakemde birleşmesi, o kişinin herkes tarafından kabul edilen adaletini ve güvenilirliğini kanıtlar.
3
Üçüncü olayın (Safa Tepesi hitabı) muhataplar üzerindeki etkisini inceleme
Henüz İslam'ı kabul etmeyen muhatapların bile onun dürüstlüğünü onaylaması, tebliğe karşı çıksalar da şahsi doğruluğunu itiraf ettiklerini gösteren ifadeyle eşleşir.
İnanmayanların bile 'hiç yalan duymadık' şeklindeki beyanı, doğruluğun (sıdk) düşmanları tarafından dahi tescil edildiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in sıdk (doğruluk) ve emanet (güvenilirlik) sıfatlarının toplumsal, ticari ve peygamberlik boyutuyla yansımaları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Âl-i İmrân suresi 159. ayetinde yer alan ilahi yönlendirmeler dikkate alındığında, bir müminin karar alma ve uygulama sürecinde takip etmesi gereken aşağıdaki adımları ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: İstişare (Hakkında kesin vahiysel bir hüküm bulunmayan konularda ehil kimselerin görüşlerine başvurulması) -> Azim (Farklı fikirler süzgecinden geçen konularda net bir karara varılması) -> Tevekkül (Alınan kararın uygulanması sürecinde Allah'a sığınılıp güvenilmesi) şeklindedir.
Ayetin akış sırasına göre önce istişare edilmesi (İşlerinde onlara danış), ardından karar verilip azmedilmesi (Karar verip azmettiğin zaman) ve en son olarak Allah'a tevekkül edilmesi (Allah'a dayanıp güven) emredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk adımın tespiti
İstişare (danışma) süreci karar alma mekanizmasının ilk adımı olarak belirlenir.
İslam ahlakında karar vermeden önce ortak akla danışılması ilk şarttır.
2
İkinci adımın tespiti
Azim (karar verme) süreci istişarenin hemen ardındaki adım olarak konumlandırılır.
Fikirler alındıktan sonra eyleme geçebilmek için kararlılık gösterilmelidir.
3
Üçüncü adımın tespiti
Tevekkül (Allah'a güvenme) süreci tüm aşamaların sonundaki nihai tamamlayıcı adım olarak belirlenir.
Karar verildikten sonra sonucun Allah'a bırakılması sürecin son halkasıdır.

Anahtar Kavram

İstişare sürecinin aşamaları ve tevekkül ile ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 16Soru

Âl-i İmrân suresi 159. ayette Hz. Peygamber’e hitaben, "...İşlerinde onlarla istişare et. Karar verdiğin zaman da Allah’a güvenip dayan. Şüphesiz Allah, kendisine güvenip dayananları sever." buyrulmaktadır.

Buna göre, Hz. Muhammed'in hayatında da önemli bir yer tutan "istişare" uygulamasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması

Cevap

Ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması
İstişare, danışma ve ortak akıldan faydalanma anlamına gelir. Ayette geçen emir de Hz. Peygamber'in kararlarında çevresindekilerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak en doğru ve faydalı kararı almasını hedefler. Dolayısıyla ortak aklın ve farklı görüşlerin değerlendirilerek en doğru ve faydalı karara ulaşılması ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İstişare kavramının kelime ve terim anlamını analiz etmek.
İstişare; bir konuda uzman kişilere danışmak, görüş alışverişinde bulunmak ve ortak aklı kullanmaktır.
Soru kökündeki kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek için.
2
Âl-i İmrân suresi 159. ayetteki emri ve peygamberin uygulamalarını değerlendirmek.
Ayet, Peygamberimizden kararlarında arkadaşlarına danışmasını (istişare etmesini) istemektedir. Hz. Peygamber de Bedir, Uhud ve Hendek gibi savaşlarda arkadaşlarına danışmıştır.
İstişarenin ayetteki ve sünnetteki pratik amacını belirlemek için.
3
Seçenekleri analiz ederek istişarenin temel amacını tespit etmek.
İstişareyle, bireysel hataların önüne geçilmesi ve ortak akılla en doğru kararın verilmesi amaçlanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Kararlarında İstişareye (Ortak Akla) Önem Vermesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 17Soru

Bedir Savaşı öncesinde ordunun saflarını düzenleyen Hz. Muhammed, elindeki okla hizayı bozan Sevâde b. Gaziyye’ye hafifçe dokunarak sıraya girmesini söyler. Sevâde, "Ey Allah’ın Resulü, canımı yaktın! Allah seni hak ve adaletle gönderdi, bana kısas yapmama izin ver." diyerek hakkını talep eder. Bunun üzerine Hz. Muhammed, üzerindeki elbiseyi kaldırarak karnını açar ve "Haydi, kısas yap!" buyurur. Sahabenin şaşkın bakışları arasında Sevâde, kısas yapmak yerine Hz. Muhammed'e sarılır ve onu öper; amacının peygamberle son anında teninin temas etmesi olduğunu belirtir.

Buna göre, Hz. Muhammed’in bu olaydaki tutumu aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ve adaletin tecellisinde yöneten ile yönetilen arasında hiçbir imtiyaz��n söz konusu olamayacağının

Cevap

Hak ve adaletin tecellisinde yöneten ile yönetilen arasında hiçbir imtiyazın söz konusu olamayacağı
Hz. Muhammed'in, bir sahabinin kısas talebi karşısında kendi konumunu veya liderlik makamını öne sürmeksizin hakkın teslim edilmesine rıza göstermesi, hak ve adaletin tecellisinde lider/yönetici ile halk/yönetilen arasında hiçbir imtiyaz veya ayrıcalığın bulunmadığını doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta anlatılan olayın ana fikrini ve Hz. Muhammed'in davranışının temel motivasyonunu analiz etmek
Hz. Muhammed'in, toplumsal konumu ve peygamberlik makamına rağmen, hak iddia eden bir bireyin kısas talebini geri çevirmeyip kendisini hukuki eşitlik sınırları içinde tuttuğu görülür.
Olayın hangi evrensel ahlaki ve hukuki ilkeye dayandığını belirlemek gerekir.
2
Seçenekleri adalet, eşitlik ve kul hakkı kavramları bağlamında değerlendirmek
Liderlerin adaletten muaf olması, toplumsal barış için hakların feda edilmesi veya merhametin adaletin yerine geçmesi gibi kavram yanılgılarını barındıran şıklar elenir.
Hatalı yorumları eleyerek metinle doğrudan örtüşen hukuk üstünlüğü ilkesini tespit etmek amaçlanır.
3
Metinden çıkarılacak doğrudan sonucu belirlemek
Yönetici ile yönetilenin hukuk önündeki mutlak eşitliği ve adaletin herkes için bağlayıcı olduğu sonucuna ulaşılır.
Peygamberin hak gözetme ve adalet konusundaki hassasiyetinin en temel sonucunu netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Adaleti, Eşitlik ve Kul Hakkı Hassasiyeti
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Medine döneminde Müslümanlardan biri, çaldığı bir zırhı bir Yahudinin bahçesine saklayarak suçu onun üzerine atmaya çalışmış, kendi kabilesi de suçsuz olduğunu iddia ederek bu Müslümanı hararetle savunmuştur. Durum Hz. Muhammed’e iletildiğinde, dış görünüş ve ilk deliller doğrultusunda Müslüman lehine karar vermek üzereyken, inen ayetler (Nisâ suresi, 105-107. ayetler) hainleri savunmamayı ve adaletten sapmamayı emretmiştir. Bunun üzerine Hz. Muhammed, toplumsal baskılara ve kabile bağlarına bakmaksızın adaleti tesis etmiş ve Yahudi vatandaşın suçsuz olduğunu ilan etmiştir.

Bu parçadan hareketle Hz. Muhammed'in adalet ve hak g��zetme ilkesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ve adaletin tecelli etmesinde, tarafların dini ve toplumsal kimlikleri bir ayrıcalık veya haksızlık unsuru olarak kabul edilemez.

Cevap

Hak ve adaletin tecelli etmesinde, tarafların dini ve toplumsal kimlikleri bir ayrıcalık veya haksızlık unsuru olarak kabul edilemez.
Doğru cevap, hak ve adaletin uygulanmasında kişilerin inançlarının veya toplumsal konumlarının bir ayrıcalık sebebi olamayacağını belirten yargıdır. Parçada Hz. Muhammed'in, kendi ümmetinden ve güçlü bir kabileye mensup olan Müslüman yerine, azınlık konumundaki Yahudi bir vatandaşın hakkını koruması bu ilkeyi doğrudan örneklendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada anlatılan olaydaki tarafları, iddiaları ve Hz. Muhammed'in karar verme sürecini analiz etmek.
Bir Müslümanın hırsızlık yapıp suçu Yahudi bir vatandaşa attığı, kabilesinin ise Müslümanı savunduğu ve Hz. Muhammed'in başlangıçta Müslüman lehine karar vermek üzereyken inen ayetlerle adaleti tesis ettiği anlaşılır.
Olayın temel unsurlarını ve tarafların konumunu belirlemek, adaletin kimler arasında ve hangi koşullarda uygulandığını anlamak için gereklidir.
2
Hz. Muhammed'in kabile baskısına ve dini yakınlığa rağmen verdiği kararın niteliğini değerlendirmek.
Hz. Muhammed'in kendi dininden olan ve arkasında güçlü kabile desteği bulunan kişiyi değil, suçsuz olan Yahudi vatandaşı haklı bulduğu ve hakkını iade ettiği görülür.
Bu adım, Hz. Muhammed'in adalet uygulamasında kabile veya din bağının herhangi bir ayrıcalık sağlamadığını tespit etmek için gereklidir.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak adaletin evrenselliği ve tarafsızlığı ilkesine ulaşmak.
Adaletin inanç ve kimlik ayrımı gözetmeksizin mutlak olarak uygulanması gerektiği yargısına varılır.
Parçadaki temel mesajı ifade eden en kapsamlı ve doğru seçeneği belirlemek için bu karşılaştırma yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in adalet uygulamasında eşitlik, tarafsızlık ve hak gözetme ilkelerinin dini veya toplumsal kimliklerden üstün tutulması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Hz. Muhammed, alacaklısı olan bir bedevinin borcunu kaba ve sert bir üslupla talep etmesi üzerine araya girmek ve bedeviyi cezalandırmak isteyen sahabileri engellemiştir. O, sahabilerine: "Hak sahibinin konuşma hakkı vardır." diyerek bedeviyi haklı bulmuş ve borcun geciktirilmeden, hatta daha iyi bir kalitede ödenmesini emretmiştir.

Bu olaydan hareketle Hz. Muhammed'in adalet ve hak gözetme anlayışı hakkında;

I. Hak sahibinin kim olduğuna bakılmaksızın hakkın sahibine iade edilmesi esastır.
II. Toplumsal statü farkları, hukuki eşitli��in ve adaletin uygulanmasına engel teşkil etmez.
III. Alacaklıların haklarını tahsil ederken her türlü yöntemi ve üslubu kullanması meşru kabul edilir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Hz. Muhammed'in adalet anlayışına göre hakkın sahibine iade edilmesi esastır ve statü farkları adaletin uygulanmasına engel teşkil etmez (I ve II).
Doğru cevap olan ifade, Hz. Muhammed'in alacaklıya gösterdiği tutumdan yola çıkarak adaletin mutlaklığını ve sınıfsal ya da statüsel fark gözetmeksizin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Peygamber'in devlet başkanı sıfatıyla bir bedevinin kaba tavrına rağmen hakkını savunması, hem hakkın sahibine verilmesinin esas olduğunu hem de statülerin adaleti engellemeyeceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki hadis metnini ve olay örgüsünü analiz etmek.
Hz. Muhammed'in borcunu talep eden bedevinin kaba tavrına rağmen hakkını savunduğu ve sahabilerin müdahalesini engellediği anlaşılır.
Olaydan çıkarılacak temel adalet ilkelerini tespit etmek için bağlam çözümlenir.
2
Öncüllerin geçerliliğini denetlemek.
Birinci öncülün (hakkın sahibine iadesi) ve ikinci öncülün (statü farkının adalete engel olmaması) doğru olduğu; üçüncü öncülün (kaba üslubun meşruiyeti) ise yanlış olduğu belirlenir.
Paragraftaki verilerden hareketle mantıksal çıkarımlar yapmak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in adaleti, hak sahibinin hakkını gözetmesi ve hukuki eşitlik ilkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Hudeybiye Antlaşması’nın imzalanmasının ardından Hz. Muhammed, antlaşmanın şartlarından dolayı hayal kırıklığı yaşayıp kurbanlarını kesmekte ve ihramdan çıkmakta tereddüt eden sahabilerin bu tutumu karşısında çadırına çekilmiş ve durumu eşi Ümmü Seleme ile görüşmüştür. Ümmü Seleme, kendisinin dışarı çıkıp hiç kimseyle konuşmadan kurbanını kesmesini ve tıraş olmasını tavsiye etmiştir. Hz. Muhammed bu tavsiyeyi uyguladığında, sahabiler de onu takip ederek kurbanlarını kesmiş ve ihramdan çıkmışlardır.

Bu olaydan hareketle Hz. Muhammed'in istişare uygulamasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstişare; dinî hükümlerin özünü değiştirmek için değil, bunların uygulanmasındaki beşerî yöntemleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.

Cevap

İstişare; dinî hükümlerin özünü değiştirmek için değil, bunların uygulanmasındaki beşerî yöntemleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.
Doğru cevap, istişarenin dinî hükümlerin özünü değiştirmek amacıyla değil, bu hükümlerin hayata geçirilmesindeki pratik ve beşerî yöntemleri belirlemek amacıyla yapıldığını ifade eden yargıdır. Olayda ibadetin kendisi (kurban kesmek ve ihramdan çıkmak) vahiyle sabit olan kesin bir hükümdür; ancak sahabilerin bu hükmü uygulamadaki tereddütlerini giderecek psikolojik ve yöntemsel çözüm Hz. Ümmü Seleme ile yapılan istişare neticesinde belirlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihî olayı ve tarafları analiz etmek.
Hz. Muhammed'in Hudeybiye Antlaşması sonrasında sahabilerin ibadetleri yerine getirme konusundaki tereddütlerini gidermek için eşi Ümmü Seleme'ye danıştığı ve onun tavsiyesini uyguladığı tespit edilir.
İstişarenin hangi bağlamda ve kiminle yapıldığını belirlemek amacıyla.
2
Olaydaki dinî hüküm ile istişare konusu arasındaki sınırları belirlemek.
Kurban kesmenin ve ihramdan çıkmanın kesin bir dinî emir (vahiy) olduğu, ancak sahabilerin nasıl harekete geçirileceğinin (yöntemin) istişare konusu yapıldığı anlaşılır.
İstişarenin sınırlarını ve kapsamını ayırt edebilmek amacıyla.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı tespit etmek.
İstişarenin vahyin özünü değiştirmek için değil, onun uygulanmasındaki beşerî ve pratik yöntemleri çözmek için kullanıldığı sonucuna varılır.
Soruda istenen doğru çıkarımı belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in İstişareye Verdiği Önem ve İstişare-Vahiy Sınırı
Sayfa 1 / 3Sonraki