Birey-Devlet İlişkisi ve Temel Haklar
5 soru
Bireyin eylem özgürlüğüne müdahale edilmesinin tek haklı gerekçesi, başkalarına zarar verilmesini önlemektir. Kendi fiziksel veya ahlaki iyiliği için bile olsa, bir kimseyi zorlamak meşru değildir. Her insan kendi bedeni ve zihni üzerinde mutlak egemenliğe sahiptir.
Bu parçada dile getirilen görüşler, birey-devlet ilişkisi bağlamında aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?
Yasama erki, toplumu yönetmek ve onun üyelerini korumak üzere kurulmuş olsa da, hiçbir zaman keyfî bir mutlak güç olamaz. Zira hiç kimse kendi hayatı, özgürlüğü veya mülkiyeti üzerinde sahip olduğundan daha fazla bir gücü başkasına devredemez. Toplumsal sözleşmenin amacı bireylerin doğal haklarını güvence altına almak olduğundan, devlet bu sınırları aştığı anda kurucu meşruiyetini yitirir ve bireyler için direnme hakkı meşru bir zemin kazanır.
Bu parçada savunulan görüşten hareketle, siyasi iktidarın meşruiyet sınırı ve bireyin hakları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
İnsanlar doğa durumunda sahip oldukları yaşama, özgürlük ve mülkiyet gibi temel hakları toplumsal sözleşmeyle devlete devrederken, bu haklardan tamamen vazgeçmezler. Sözleşmenin amacı, bu hakların daha güvenli bir şekilde kullanılmasını ve korunmasını sağlamaktır. Devletin meşruiyeti, bu koruma görevini yerine getirmesine bağlıdır; eğer devlet bu sınırları aşar ve hakları ihlal ederse, bireylerin yönetime karşı direnme hakkı ortaya çıkar.
Buna göre, parçada savunulan birey-devlet ilişkisi ve haklar konusundaki yaklaşım aşağıdaki filozoflardan hangisinin görüşleriyle uyuşmaktadır?
Devletin veya toplumun, bireyin eylem özgürlüğüne müdahale etmesinin meşru sınırları neresidir? Bir insanın kendi iyiliği (fiziksel veya ahlaki) onun özgürlüğünü kısıtlamak için yeterli bir gerekçe değildir. Birey, sadece başkalarına zarar verdiği durumlarda topluma karşı sorumlu olmalıdır. Kendi bedeni ve zihni üzerinde ise egemen olan yalnızca kendisidir. Bu sınırın aşılması, devletin birey üzerindeki otoritesinin meşruluğunu ortadan kaldırır.
Bu parçada savunulan görüşe göre, birey-devlet ilişkisinde devletin otoritesini sınırlandıran temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
İnsanların hiçbir ortak otoritenin bulunmadığı bir ortamda, sürekli bir çatışma ve ölüm korkusu içinde yaşaması sürdürülebilir değildir. Bu güvensizlik ortamından kurtulmak isteyen bireyler, kendi aralarında anlaşarak haklarını ve güçlerini ortak bir egemene devretmişlerdir. Böylece herkesin can güvenliğini garanti altına alan devlet kurulmuştur.
Bu parçaya göre, birey-devlet ilişkisinin kurulmasında aşağıdakilerden hangisi temel amaçtır?