Paragrafta Yardımcı Düşünceler
298 soru
Zeigarnik etkisi, kişilerin yarım bırakılmış ya da kesintiye uğramış işleri, başarıyla sonuçlandırdığı işlere göre daha yüksek bir oranla anımsaması durumunu açıklayan psikolojik bir fenomendir. Rus psikolog Bluma Zeigarnik’in 1920’lerde bir restoranda yaptığı gözlemlere dayanan bu kuram, garsonların henüz hesabı ödenmemiş siparişleri detaylarıyla hatırlarken hesabı kapatılanları belleklerinden hemen sildiklerini fark etmesiyle şekillenmiştir. İnsan zihni, bitirilmemiş işleri tamamlanması gereken birer hedef olarak görür ve bu durum zihinde hafif bir bilişsel gerginliğe yol açar. Bu gerginlik ise bilginin akılda tutulmasını kolaylaştırır. Günümüzde bu olgudan televizyon dizilerinin bölümlerini en heyecanlı yerinde bitirerek izleyiciyi ekrana bağlama gibi stratejilerde sıklıkla yararlanılmaktadır.
Bu parçadan hareketle Zeigarnik etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki parçada kentsel ısı adası etkisi ve yeşil çatıların bu etkiyi azaltmadaki rolü ele alınmıştır:
*(I) Kentsel ıs�� adası etkisi, modern şehirlerdeki beton ve asfalt yüzeylerin ısıyı hapsetmesi ve bitki örtüsünün yetersizliği nedeniyle şehirlerin kırsal bölgelere göre daha sıcak olması durumudur. (II) Bu olgu, yaz aylarında enerji tüketimini artırırken hava kalitesini de olumsuz etkiler. (III) Çözüm arayışlarının odak noktasında yer alan yeşil çatılar, binaların çatılarında oluşturulan bitki katmanlarıyla bu olumsuzluğu hafifletmeyi hedefler. (IV) Yeşil çatılar, sadece doğrudan güneş ışınlarını engelleyerek binanın iç sıcaklığını düşürmekle kalmaz, aynı zamanda terleme yoluyla çevredeki havayı serinletir. (V) Ayrıca yağmur suyunu tutarak kentsel altyapının yükünü azaltır ve şehir ekosistemine katkı sağlar. (VI) Ancak bu sistemlerin kurulum ve bakım maliyetlerinin yüksek olması, yaygınlaşmalarının önündeki en büyük engeldir.*
Buna göre, parçada geçen numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Paragraf:
Derin zaman kavramı, insan ömrünün sınırlarını aşan jeolojik zaman dilimlerini ifade eder. Bu kavramı zihinde canlandırmak, gündelik deneyimlerimizin ötesinde bir soyutlama kabiliyeti gerektirir. İnsanoğlu, kendi biyolojik ritmiyle sınırlı olduğundan, milyonlarca yıllık süreçleri kavramakta zorlanır. Bu zorluk, sadece bilişsel bir engel değil, aynı zamanda ekolojik krizlere karşı geliştirdiğimiz duyarsızlığın da temel nedenlerindendir. Çünkü insan, kısa vadeli değişimleri tehdit olarak algılarken, yavaş ve derin zamanda gerçekleşen yıkımları fark edemez. Dolayısıyla, derin zaman algısının geliştirilmesi, gezegensel sorumluluk bilincinin inşası için hayati bir önem taşımaktadır.
Soru:
Yukarıdaki paragrafta yer alan numaralanmış ifadeler ile bu ifadelerden yola çıkılarak ulaşılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki parçada Japonların Kintsugi sanatı ve bu sanatın arkasındaki yaşam felsefesi anlatılmaktadır.
Kintsugi, kırılan seramik kapların altın, gümüş ya da platin tozu karıştırılmış reçineyle birleştirilerek onarılmasına dayanan geleneksel bir Japon sanatıdır. Bu sanat, nesnelerin yaşanmışlıklarını gizlemek yerine onları görünür kılarak kusurlarda bir güzellik bulmayı amaçlar. Kırılmanın bir son değil, eşyanın geçmişinin değerli bir parçası olduğu fikrini savunan felsefesiyle Kintsugi, modern tüketim toplumunun 'kullan-at' ve mükemmellik anlayışına karşı estetik bir duruş sergiler. Onarılan seramiklerin kırık çizgileri, nesneye hem benzersiz bir görsel zenginlik kazandırır hem de onun direncini ve dönüşümünü simgeler. Dolayısıyla Kintsugi, sadece bir el sanatı olmanın ötesinde, insanın hayattaki incinmişliklerini ve yaralarını kabul edip onlardan güç alması gerektiğini hatırlatan derin bir yaşam metaforudur.
Buna göre, parçadan seçilen sol sütundaki cümleler ile bu cümlelerden hareketle ulaşılabilecek sağ sütundaki yardımcı düşünceler eşleştirildiğinde doğru eşleşme nasıl olmalıdır?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta yapay resiflerin özellikleri ve faydaları anlat��lmaktadır.
Paragraf:
Yapay resifler; deniz canlılarına barınma, beslenme ve üreme alanları sunmak amacıyla deniz tabanına yerleştirilen insan yapımı yapılardır. Genellikle kullanım ömrünü tamamlamış eski gemiler, beton bloklar veya özel olarak tasarlanmış çelik kafesler bu amaçla tercih edilir. Bu yapay yapılar, zamanla yosun ve mercanlarla kaplanarak deniz tabanındaki biyolojik çeşitliliği artırır ve bölgedeki balık popülasyonlarını güçlendirir. Aynı zamanda, ağların tabana takılmasına yol açarak kontrolsüz trol avcılığını fiziksel olarak engeller ve deniz yatağını korur. Ekolojik katkılarının yanı sıra, amatör dalış turizmini canlandırarak bölge esnafına ve yerel ekonomiye de doğrudan katkı sağlar. Bu projeler, denizlerin sürdürülebilir yönetimi açısından son derece önemlidir.
Buna göre, sol sütunda verilen yapay resif özelliklerini sağ sütunda verilen doğru açıklamalarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Nörogastronomi, lezzet algısının sadece dildeki tat tomurcuklarıyla sınırlı olmadığını, beynin farklı duyusal girdileri birleştirmesiyle oluşan karmaşık bir inşa süreci olduğunu savunur. Bir yemeğin tadı; tabağın renginden arka planda çalan müziğin frekansına, ortamın aydınlatmasından yemeğin çiğnenirken çıkardığı sese kadar geniş bir yelpazedeki uyaranlar tarafından şekillendirilir. Örneğin, araştırmalar yüksek frekanslı seslerin tatlılığı, düşük frekanslı ve pes seslerin ise acılığı belirginleştirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda nörogastronomi çalışmaları, beynin koku, görme ve işitme duyularından gelen sinyalleri nasıl entegre edip tek bir lezzet deneyimine dönüştürdüğünü haritalandırmayı amaçlar. Böylece yeme içme eylemi, biyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıkıp zihinsel bir tasarıma dönüşür.
Bu parçadan nörogastronomi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta Svalbard Küresel Tohum Deposu hakkında bilgiler verilmiştir.
Paragraf:
Svalbard Küresel Tohum Deposu, Norveç'in Kuzey Kutbu yakınlarındaki Svalbard takımadalarında yer alan ve dünya genelindeki tohum örneklerini koruma altına alan devasa bir tesistir. 2008 yılında faaliyete geçen bu depo, olası küresel felaketler, savaşlar veya iklim krizleri karşısında tarımsal biyoçeşitliliği güvence altına almayı amaçlar. Permafrost adı verilen kalıcı donmuş toprak katmanının derinliklerinde inşa edilen yapı, elektrik kesilse dahi tohumları çok uzun süre donmuş hâlde tutabilmektedir. Depoda saklanan tohumlar, ülkelerin kendi ulusal gen bankalarının yedekleri niteliğindedir ve sadece ihtiyaç durumunda ilgili ülkenin talebiyle erişime açılır. Bu sayede insanlığın ortak tarım mirası geleceğe taşınır.
Buna göre, sol sütunda verilen deponun özelliklerini sağ sütundaki karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Akustik ekoloji; canlıların çevreleriyle kurdukları ilişkileri, bu ilişkilerin ürettiği sesler ve seslerin çevre üzerindeki etkileri üzerinden inceleyen disiplinler arası bir alandır. Kurucusu R. Murray Schafer’a göre modern kent yaşamının getirdiği gürültü kirliliği, bireyin doğal çevreyle ve kendi iç dünyasıyla olan bağını koparmaktadır. Bu bağlamda geliştirilen 'ses peyzajı' (soundscape) kavramı, bir bölgedeki tüm seslerin toplamını ifade eder ve bu seslerin estetik ya da ekolojik açıdan korunması gerektiğini savunur. Akustik ekoloji çalışmaları, sadece endüstriyel gürültünün canlı sağlığına zararlarını saptamakla kalmaz; aynı zamanda belirli bir coğrafyadaki seslerin, o bölgenin kültürel belleği ve kimliğiyle olan organik ilişkisini de çözümler. Böylece geçmişin kaybolmaya yüz tutmuş yerel seslerinin arşivlenmesi, bir toplumun tarihsel devamlılığını koruma çabası olarak karşımıza çıkar.
Bu parçadan akustik ekoloji ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Akustik ekoloji, bireylerin ve toplumların çevreleriyle olan ilişkisini sesler aracılığıyla inceleyen disiplinler arası bir alandır. İlk olarak 1960’larda R. Murray Schafer tarafından ortaya atılan bu yaklaşım, endüstrileşmenin doğal ses manzaralarını (soundscape) nasıl dönüştürdüğünü ve bu dönüşümün insan psikolojisi üzerindeki etkilerini araştırır. Alanın savunucuları, modern kent yaşamının getirdiği gürültü kirliliğinin sadece işitsel sağlığı bozmakla kalmayıp bireyin çevreye yabancılaşmasına da yol açtığını öne sürer. Bu doğrultuda akustik ekoloji, çevre bilincinin geliştirilmesi ve daha yaşanabilir kentsel alanların tasarlanması amacıyla ses manzaralarının korunması ve planlanması gerektiğini savunur.
Buna göre, sol sütunda verilen akustik ekolojiye dair kavramsal ifadeleri, sağ sütundaki metinden ç��karılabilecek ilgili yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Siberarkeoloji; gelişen dijital teknolojiler aracılığıyla arkeolojik sit alanlarının, eserlerin ve kültürel mirasın sanal ortama aktarılmasını sağlayan çok disiplinli bir alandır. Lazer tarama, üç boyutlu modelleme ve insansız hava araçları gibi araçları kullanan bu disiplin, fiziki olarak yok olma tehlikesi altındaki kalıntıları aslına uygun şekilde dijital olarak muhafaza eder. Ancak siberarkeoloji sadece bir arşivleme yöntemi değildir; araştırmacılara mekansal analizleri bilgisayar başında yapma ve geçmişteki yerleşimleri simüle etme olanağı da sunar. Böylece hem kazı süreçlerinde tahribat riski en aza indirilir hem de dünyanın farklı yerlerindeki bilim insanları aynı veri seti üzerinde eş zamanlı çalışabilir. Öte yandan bu teknolojilerin yaygınlaşması, arkeolojinin geniş kitleler tarafından daha kolay deneyimlenmesine ve kültürel bilincin artmasına katkı sağlamaktadır.
Bu parçadan siberarkeoloji ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Etnobotanik; belirli bir coğrafyadaki yerel halk ile çevrelerindeki bitki örtüsü arasındaki köklü ve karşılıklı ilişkiyi inceleyen disiplinler aras�� bir bilim dalıdır. Sadece bitkilerin besin, ilaç veya barınak olarak kullanımını araştırmakla kalmaz; aynı zamanda bu bitkilerin halk inançlarında, ritüellerde ve mitolojideki kültürel izdüşümlerini de mercek altına alır. Geleneksel ekolojik bilginin nesiller boyu aktarılmasında bir köprü görevi üstlenen etnobotanik, günümüzde biyolojik çeşitliliğin korunması ve modern tıp araştırmaları için de kritik ipuçları sunmaktadır. Bu yönüyle bilim insanları, modern laboratuvar çalışmaları öncesinde yerel toplulukların yüzyıllar boyunca sınayıp yanılarak elde ettiği pratik bilgileri derleyerek yeni ilaç etken maddelerinin keşif sürecini hızlandırmaktadır.
Bu parçadan hareketle etnobotanik bilimiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Antik Çağ'da ve Orta Çağ'da, kalıcı olmayan günlük notlar, ticari hesaplar ve okul alıştırmaları için balmumu tabletler yaygın biçimde kullanılmıştır. Ahşap bir çerçevenin içine dökülen balmumunun sertleşmesiyle hazırlanan bu tabletlerin üzerine, metal veya kemikten yapılan 'stylus' adı verilen sivri uçlu bir aletle yazı yazılırdı. Stylus’un arka tarafında bulunan düzleştirici kısım ise balmumunu eritmeden ezerek düzeltmeye ve böylece yazıyı silip tableti yeniden kullanmaya olanak tanırdı. Kağıdın yaygınla��masından önce hem ekonomik hem de taşınabilir bir alternatif sunan bu araçlar, eğitimde öğretmenlerin öğrencilere okuma yazma öğretirken hata yapma korkusunu azaltmalarında da önemli bir rol oynamıştır.
Bu parçada balmumu tabletler ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Likenler, bağımsız birer organizma gibi görünseler de aslında mantar ve klorofil içeren fotosentetik bir ortağın (alg ya da siyanobakteri) oluşturduğu karmaşık bir ortak yaşam biçimidir. Gerçek bir kök, gövde veya yaprak yapısına sahip olmayan bu dayanıklı canlılar, gelişimleri için ihtiyaç duydukları su ve mineralleri topraktan almak yerine doğrudan atmosferden absorbe ederler. Bu anatomik özellik, onların çevrelerindeki hava kalitesine karşı son derece hassas olmasına yol açar. Havada biriken kükürt dioksit, ağır metaller ve radyoaktif elementler, likenlerin yapısında süzülmeden depolanır. Bu nedenle bilim insanları, likenlerin tür çeşitliliğini ve kimyasal bileşimini inceleyerek bir bölgedeki sanayi kaynaklı kirliliğin düzeyini ve yayılımını haritalandırabilmektedir.
Buna göre, sol sütunda verilen yardımcı düşünceleri sağ sütundaki ilgili cümlelerle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Koku duyusu, beynimizin duygusal hafıza ve hislerden sorumlu bölgesi olan amigdala ve hipokampus ile doğrudan bağlantılı tek duyumuzdur. Bu durum, uzun yıllar boyunca unutulduğunu sandığımız bir çocukluk anısının, aniden duyulan bir fırın veya yağmur kokusuyla tüm canlılığıyla zihnimizde belirmesini açıklar. Edebiyatta 'Proust etkisi' olarak adlandırılan bu fenomen, kokuların kelimelerden ya da görüntülerden daha hızlı ve derin duygusal çağrışımlar uyandırma gücünü ortaya koyar. Diğer duyularımız talamus üzerinden süzülerek beyin kabuğuna ulaşırken koku uyarısı bu istasyonu pas geçerek doğrudan duygu merkezlerine ulaşır. Dolayısıyla kokular aracılığıyla çağrılan anılar, mantıksal bir analizden ziyade yoğun bir duygusal gerçeklikle yaşanır.
Bu parçadan koku duyusu ve bellek ilişkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Usturlap, gök cisimlerinin konumlarını belirlemek, zamanı ölçmek ve yön bulmak amacıyla Antik Yunan'dan itibaren kullanılan tarihi bir astronomi aletidir. İslam dünyasında altın çağını yaşayan bu cihaz; namaz vakitlerinin belirlenmesinde ve kıble yönünün tayin edilmesinde Müslüman gökbilimciler tarafından yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Metal bir disk üzerinde dönen halkalar ve cetvellerden oluşan usturlap, karmaşık matematiksel hesaplamaları mekanik bir düzleme aktararak döneminin adeta cep bilgisayarı işlevini görmüştür. Taşınabilir yapısı sayesinde denizciler ve gezginler için de vazgeçilmez bir kılavuz olmuştur. Günümüzde modern teknolojinin gölgesinde kalsa da bilim tarihinin en zarif mühendislik harikalarından biri olarak kabul edilmektedir.
Bu parçadan usturlap ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Akustik ekoloji, canlıların çevreleriyle olan ilişkilerini sesler üzerinden inceleyen modern bir bilim dalıdır. ��lk olarak 1960’larda Kanadalı besteci ve çevre bilimci R. Murray Schafer tarafından ortaya atılmıştır. Bu alan, doğal ve yapay seslerin canlı davranışları üzerindeki etkilerini çözümler. Örneğin, şehir gürültüsünün kuşların ötüş frekanslarını değiştirdiğini ya da denizlerdeki gemi motoru seslerinin balina iletişimini engellediğini ortaya koyan çalışmalar bu disipline dayanır. Akustik ekoloji, çevre kirliliğini sadece kimyasal atıklarla sınırlamayıp gürültüyü de ekolojik dengeyi bozan ciddi bir kirlilik unsuru olarak kabul eder. Böylece seslerin korunması gereken kültürel ve doğal birer miras olduğunu savunur.
Buna göre, bu parçadan "akustik ekoloji" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Kintsugi, kırılan seramik eşyaları alt��n, gümüş ya da platin tozuyla karıştırılmış özel bir reçineyle birleştirerek onarma sanatıdır. Geleneksel bir Japon felsefesine dayanan bu yöntem, nesnenin hasar g��rmüş kısımlarını gizlemek yerine onları daha da görünür kılarak kusurlarda gizli olan güzelliği ortaya çıkarmayı amaçlar. Kırılan yerlerin değerli madenlerle vurgulanması, nesneye hem estetik bir benzersizlik kazandırır hem de onun yaşanmışlığını ve geçmişini onurlandırır. Bu yaklaşım, sadece fiziksel objelerin onarımıyla sınırlı kalmayıp insan ruhunun yaşadığı travmalar ve aldığı duygusal yaralarla da baş etme sürecine dair felsefi bir metafor sunar. Dolayısıyla kintsugi, mükemmellik arayışına karşı durarak geçiciliği, kusurluluğu ve değişimi kabul etmenin bilgeliğini temsil eder.
Bu parçadan kintsugi sanatı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Paleoklimatologlar, geçmiş dönemlerin iklim koşullarını incelemek amacıyla Antarktika ve Grönland gibi kutup bölgelerindeki buz örtülerinden silindirik buz çekirdekleri çıkarırlar. Yüzlerce metre derinliğe inen bu çekirdekler, kar yağışıyla biriken ve zamanla sıkışan buz katmanlarından oluşur. Her katman, yağışın gerçekleştiği dönemin atmosferik koşullarına dair kimyasal izler taşır. Araştırmacılar, bu buz katmanlarının içine hapsolmuş mikroskobik hava kabarcıklar��nı analiz ederek geçmişteki atmosfer bileşimini, özellikle karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının oranlarını doğrudan ölçebilirler. Ayrıca buzun yapısındaki oksijen izotoplarının ( ve ) oranı, o dönemdeki küresel sıcaklık değişimleri hakkında hassas bilgiler sunar. Ancak bu yöntemle elde edilen verilerin güvenilirliği, buzul hareketleri nedeniyle katmanların kayma veya karışma riskine karşı sürekli olarak diğer bağımsız jeolojik arşivlerle (örneğin ağaç halkaları veya tortul kayaçlar) doğrulanmalıdır.
Bu parçadan "buz çekirdekleri analizi" yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Tardigradların Kriptobiyoz Durumu
(I) Tardigradlar, mikroskobik boyutlarına rağmen dünya üzerindeki en dayanıklı canlılar olarak bilinir. (II) Bu canlılar; aşırı sıcaklık, dondurucu soğuk, yüksek radyasyon ve hatta uzay boşluğu gibi ekstrem koşullarla karşılaştıklarında metabolizmalarını neredeyse tamamen durdurarak 'kriptobiyoz' adı verilen yarı ölüm evresine geçerler. (III) Kriptobiyoz sürecinde vücutlarındaki su oranını büyük ölçüde azaltarak kendilerini koruyucu bir glikoz türü olan trehaloz şekeriyle kaplarlar. (IV) Bu durumdayken dış uyarılara tamamen kapalı kalsalar da çevre şartları normale döndüğünde suya kavuşarak kısa sürede aktif yaşamlarına geri dönebilirler. (V) Tardigradların bu olağanüstü biyolojik adaptasyonu, canlılığın sınırlarını yeniden tanımlamakta ve uzay araştırmalarında başka gezegenlerdeki yaşam potansiyeline dair yeni ufuklar açmaktadır.
Buna göre, parçadaki numaralanmış cümleler ile bu cümlelerde dile getirilen yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki paragrafta Arşimet'in Palimpsesti adlı el yazmasının tarihi ve keşif süreci anlatılmaktadır:
"Arşimet'in Palimpsesti, antik çağın en büyük matematikçilerinden biri olan Arşimet'in günümüze ulaşan benzersiz çalışmalarını barındıran bir parşömendir. 10. yüzyılda kopyalanan bu eser, 12. yüzyılda bir rahip tarafından üzerine dini metinler yazılmak amacıyla kimyasal yöntemlerle silinmiştir. Bu işlem sonucunda parşömen, 'palimpsest' yani üzeri yeniden yazılmış el yazması hâline gelmiştir. 20. yüzyılın sonlarında modern görüntüleme teknolojileri sayesinde, yüzeydeki dini yazıların altında gizlenen orijinal Arşimet metinleri ve çizimleri yeniden okunabilir kılınmıştır. Bu keşif, antik dönemde integral hesabın temel ilkelerinin Arşimet tarafından çoktan öngörüldüğünü ve matematik tarihinin sanılandan daha köklü bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymuştur."
Buna göre, sol sütundaki el yazısıyla ilgili araştırma konularını sağ sütundaki doğru karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler