Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı, modern toplumda gerçekliğin yerini işaretlerin, sembollerin ve imajların aldığını savunur. Bu kurama göre, günümüz dünyasında asıl olan nesnenin kendisi değil, onun temsilidir. Temsil edilen gerçeklik zamanla kaybolur ve geriye yalnızca 'simülakr' adı verilen, aslı olmayan kopyalar kalır. Baudrillard bu süreci dört aşamada açıklar: İlk aşamada imaj derin bir gerçekliğin yansımasıdır; yani gerçeği doğrudan temsil eder. İkinci aşamada imaj derin bir gerçekliği maskeler ve bozar. Üçüncü aşamada imaj derin bir gerçekliğin yokluğunu maskeler; yani arkasında hiçbir gerçeklik olmadığını gizler. Son aşamada ise imajın hiçbir gerçeklikle ilişkisi kalmaz; o artık kendi kendisinin saf simülakrıdır. Bu aşamada ortaya çıkan 'hipergerçeklik', gerçek ile sahte arasındaki sınırların tamamen silindiği ve simülasyonun gerçeğin kendisinden daha gerçek algılandığı yeni bir evreyi tanımlar.
Bu parçada ele alınan simülasyon kuramının aşamaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi imajın 'derin bir gerçekliğin yokluğunu maskelediği' üçüncü aşamaya örnek gösterilebilir?
- ABir ressamın, tuvaline doğadaki bir gölü tüm ayrıntılarıyla ve renk geçişleriyle gerçeğine sadık kalarak aktarması
- BBir gazetenin, ülkedeki ekonomik krizi gizlemek amacıyla sadece olumlu gelişmeleri öne çıkararak yanlı bir haber tasarımı yapması
- Bir ülkedeki para biriminin arkasında altın karşılığı bulunmadığı hâlde, banknotların üzerindeki resmî mühür ve sembollerin o paranın somut bir değeri temsil ettiği izlenimini vermesiAnswer
- DTamamen bilgisayar yazılımlarıyla üretilmiş ve gerçek dünyada hiç var olmamış dijital bir mankenin, sosyal medyada milyonlarca takipçiye ulaşıp moda ikonu haline gelmesi
- EBir tarih müzesinde, geçmişte yaşamış bir krala ait olduğu bilinen tahtın, aslına uygun malzemelerle yeniden üretilerek sergilenmesi