Osmanlı Devleti’nde şer’iye, cemaat ve konsolosluk mahkemeleri gibi farklı yargı mercilerinin bir arada bulunması hukukta çok başlılığa yol açmış; bu durum hem toplumsal eşitliği hem de devletin yargı denetimini zorlaştırmıştır. 8 Nisan 1924 tarihinde yürürlüğe giren "Mahkemelerin Teşkilatına Dair Kanun" ile şer’iye mahkemeleri kapatılarak laik ve milli mahkemeler sistemi kurulmuştur.
Buna göre, şer’iye mahkemelerinin kapatılmasıyla öncelikle aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı söylenebilir?
- Hukuk sistemindeki çok başlılığa son vererek yargı birliğini tesis etmekAnswer
- BTürk Medeni Kanunu’nun kabulüyle kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanımak
- CMecelle’nin içeriğini modernize ederek azınlıkların hukuki taleplerini karşılamak
- DTevhid-i Tedrisat Kanunu doğrultusunda eğitimde kültürel çatışmaları engellemek
- EKabotaj Kanunu ile Türk karasularındaki ekonomik bağımsızlığı hukuki güvenceye kavuşturmak
Answer
Hukuk sistemindeki çok başlılığa son vererek yargı birliğini tesis etmek
Osmanlı hukukunda dinsel esaslı (şer'iye), azınlıklara özel (cemaat) ve yabancılara tanınan (konsolosluk) mahkemelerin bulunması, aynı suç veya dava için farklı kanunların uygulanmasına neden olmaktaydı. 1924 yılında şer'iye mahkemelerinin kapatılması, bu çok başlılığı ortadan kaldırarak tüm vatandaşların aynı mahkemelerde ve laik hukuk kurallarına göre yargılanmasını sağlamayı, yani yargı birliğini tesis etmeyi amaçlamıştır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Yargı Birliği ve Hukukta Laikleşme