Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 301Question

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde demokratik değerlerin yükselmesi ve Türkiye’nin Batı Bloku içerisinde yer alma arzusu, iç politikada tek parti yönetiminden çok partili sisteme geçiş sürecini hızlandırmıştır. Bu doğrultuda, 1945 yılında Nuri Demirağ’ın başkanlığında kurulan ve çok partili dönemin ilk muhalefet partisi olma özelliğini taşıyan siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Kalkınma Partisi

Answer

Çok partili hayata geçişin ilk muhalefet partisi Milli Kalkınma Partisi'dir.
Çok partili hayata geçişin ilk somut adımı, 18 Temmuz 1945'te iş insanı Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi'nin kurulmasıyla atılmıştır. Bu parti, II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin demokratikleşme sürecindeki ilk yasal muhalefet partisidir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi koşullarını ve dış politika gerekliliklerini analiz etmek.
II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin Batı Bloku'na yakınlaşma ihtiyacı ve BM Bildirgesi'nin demokratikleşme baskısı tespit edildi.
Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yerini belirleyen temel unsur demokratikleşme adımları olmuştur.
2
Çok partili hayata geçiş sürecindeki ilk siyasi örgütlenmeyi belirlemek.
1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan ilk muhalefet partisinin Milli Kalkınma Partisi olduğu saptandı.
Kronolojik olarak Demokrat Parti'den önce kurulan ilk yasal muhalefet odağı budur.

Key Concept

Çok Partili Hayata Geçiş Süreci

Hints

1
Soruda aranan parti, Demokrat Parti'den yaklaşık altı ay önce kurulmuştur.
2
Partinin kurucusu, Türkiye'nin ilk yerli uçak fabrikasını kuran ünlü iş insanı Nuri Demirağ'dır.
3
1945 yılında kurulan ve adında 'Kalkınma' kelimesi geçen ilk muhalefet partisini hatırlayın.

Practice More

Demokrat Parti'nin kuruluşuna zemin hazırlayan 'Dörtlü Takrir' sürecini ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tartışmalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 302Question

193919451939-1945 yılları arasında dünyayı sarsan II.II. Dünya Savaşı, fiilen savaşa girmeyen Türkiye'de de derin ekonomik, sosyal ve diplomatik değişimlere neden olmuştur. Türkiye'nin bu savaş sürecinde iç politikada ve toplumsal hayatta yaşadığı gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgi değildir?

Show answer & explanation

Answer: Tarımsal üretimi artırmak ve ordunun gıda ihtiyacını karşılamak amacıyla 19251925'te kaldırılan Aşar Vergisi savaş süresince geçici olarak tekrar yürürlüğe konulmuştur.

Answer

Tarımsal üretimi artırmak amacıyla Aşar Vergisi'nin yeniden yürürlüğe konulduğu bilgisi yanlıştır; bu dönemde tarım kesiminden alınan vergi Toprak Mahsulleri Vergisi'dir.
Doğru olmayan bilgi, Aşar Vergisi'nin yeniden yürürlüğe konulduğu ifadesidir. Aşar Vergisi 19251925 yılında kaldırılmış ve bir daha uygulanmamıştır. II.II. Dünya Savaşı yıllarında tarım kesiminden ve çiftçiden alınan vergi 19441944 yılında çıkarılan 'Toprak Mahsulleri Vergisi'dir.

Step-by-Step Solution

1
Savaş dönemi ekonomik yasalarını incele.
19401940 yılında çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile devletin ekonomiye tam müdahalesi sağlanmıştır.
Savaşın yarattığı kıtlık ve karaborsayı engellemek için hukuki zemin oluşturulmalıdır.
2
Vergi politikalarını değerlendir.
19421942'de Varlık Vergisi, 19441944'te ise Toprak Mahsulleri Vergisi çıkarılmıştır.
Aşar Vergisi 19251925'te kaldırılmış bir semboldür; savaş yıllarında bütçe ihtiyacı için yeni isimlerle farklı vergiler tercih edilmiştir.
3
Dış politika ve savaş ilanı ilişkisini kur.
Şubat 19451945 savaş ilanı, Yalta Konferansı'ndaki BM şartına bağlıdır.
Türkiye'nin savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde (Birleşmiş Milletler) yer alma isteği.

Key Concept

II.II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'nin İç ve Dış Politika Dinamikleri

Hints

1
Türkiye'nin Cumhuriyet'in başında köylüyü rahatlatmak için kaldırdığı bir verginin ismini hatırlayın.

Practice More

Varlık Vergisi'nin uygulanma biçimini ve Aşkale sürgünlerinin toplumsal etkilerini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 303Question

19751975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi, Yumuşama (Detant) Dönemi’nin en kapsamlı ve zirve diplomatik gelişmesi olarak kabul edilmektedir. Avrupa’da barış ve güvenliği kalıcı hale getirmeyi amaçlayan bu belge, taraflar arasında karşılıklı tavizlere dayanan çok taraflı bir diplomasi örneğidir.

Buna göre, Helsinki Nihai Senedi'nin içeriği ve özellikleri ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sadece NATO ve Varşova Paktı’na üye devletlerin katılımıyla imzalanmış askeri bir savunma iş birliği belgesidir.

Answer

Helsinki Nihai Senedi'nin sadece askeri bloklar arasında imzalanan askeri bir belge olduğunu savunan ifade yanlıştır; zira bu belge 3535 devletin katıldığı siyasi bir deklarasyondur.
Helsinki Nihai Senedi, askeri bir ittifak belgesi değil; Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) sürecinin bir parçası olarak imzalanan siyasi bir deklarasyondur. Sadece NATO ve Varşova üyeleri değil, tarafsız ülkeler (İsviçre, Avusturya vb.) dahil 3535 devlet tarafından imzalanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Belgenin imzacı profilini incelemek
Belgenin 3333 Avrupa devleti ile ABD ve Kanada (3535 devlet) tarafından imzalandığı belirlenir.
Helsinki süreci sadece askeri paktlar arası değil, tüm Avrupa güvenliğini kapsayan bir süreçtir.
2
Belgenin niteliğini analiz etmek
Belgenin askeri bir ittifak (NATO gibi) değil, diplomatik bir 'Nihai Senet' olduğu anlaşılır.
Belge bağlayıcı bir antlaşma değil, siyasi bir taahhütler bütünüdür.
3
"Sepetler" (Baskets) yaklaşımını kontrol etmek
Belgenin güvenlik, ekonomik ve insani olmak üzere üç ana başlık (sepet) içerdiği tespit edilir.
Bu yapı, tarafların farklı beklentilerini (sınır güvenliği vs. insan hakları) dengelemiştir.

Key Concept

Helsinki Nihai Senedi'nin Siyasi ve Çok Taraflı Niteliği

Hints

1
Belgeyi imzalayan devletlerin sayısını ve niteliğini (tarafsızlar dahil mi?) düşünün.
2
Helsinki Nihai Senedi'nin NATO veya Varşova Paktı gibi bir savunma örgütü kurup kurmadığını sorgulayın.
3
AGİK (bugünkü AGİT) sürecinin temel amacının askeri bir birlik mi yoksa diplomatik bir diyalog zemini mi olduğunu hatırlayın.

Practice More

Helsinki Nihai Senedi'nin bugünkü AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) kurumuna nasıl dönüştüğünü araştırabilirsiniz.

Alternative Method

Şu 'Sepet' mantığını hatırlayarak soruyu çözebilirsiniz: Batı SSCB'ye 'Sınırlarını tanıyalım (1. Sepet)' dedi, karşılığında SSCB'den 'İnsan haklarına saygı (3. Sepet)' sözü aldı. Bu bir askeri pakt değil, diplomatik bir takastır.
Estimated Time:1m 0s
Question 304Question

Yumuşama (Detant) Dönemi (19601960’ların sonu - 19791979) uluslararası gerginliği azaltmak amacıyla birçok diplomatik girişimde bulunulmuş ve Türkiye de bu süreçteki bölgesel krizlerden etkilenmiştir.

Buna göre, Yumuşama Dönemi gelişmeleri ve bu gelişmelerle ilişkili kavram/olay eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: SALT I Antlaşması — Berlin Duvarı'nın İnşası

Answer

SALT I Antlaşması ile Berlin Duvarı'nın inşası eşleşmesi yanlıştır; çünkü bu iki olay farklı dönemlerin sembolleridir.
Doğru yanıt olan seçenek, kronolojik olarak uyumsuzdur. Berlin Duvarı 19611961 yılında, yani bloklar arası gerginliğin zirve yaptığı dönemde inşa edilmiştir. Buna karşın SALT I (19721972), nükleer silah yarışını dondurmayı hedefleyen tipik bir Yumuşama Dönemi antlaşmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Yumuşama Dönemi'nin zaman aralığını belirle.
Dönem 19601960'ların sonunda başlar ve 19791979 Afganistan İşgali'ne kadar sürer.
Olayların bu tarihsel çerçeveye uygun olup olmadığını denetlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki küresel diplomatik hamleleri değerlendir.
Ostpolitik (19691969), Ping-Pong Diplomasisi (19711971), SALT I (19721972) ve Helsinki Senedi (19751975) bu dönemle uyumludur.
Yumuşama'nın temel taşlarını oluşturan belgelerin ve politikaların kronolojik yerini saptamak gerekir.
3
Türkiye'nin bu dönemdeki rolünü analiz et.
19741974 Kıbrıs Harekâtı ve sonrasında gelişen 19751975 ambargo süreci Yumuşama Dönemi içindeki bölgesel bir krizdir.
Türkiye-ABD ilişkilerinin bu dönemdeki en büyük kırılma noktasını doğrulamak için gereklidir.
4
Berlin Duvarı'nın tarihini kontrol et.
Berlin Duvarı 19611961 yılında inşa edilmiştir.
Yanlış olan eşleşmeyi kronolojik farktan ötürü tespit etmek için son adımdır.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde nükleer silahların sınırlandırılması (SALT I ve SALT II) ve diplomatik normalleşme (Ostpolitik, Ping-Pong, Helsinki) ön plandadır; Berlin Duvarı ise önceki dönemin bir sembolüdür.

Hints

1
Yumuşama Dönemi'nin nükleer savaşı önleme ve barışçıl bir arada yaşama felsefesine aykırı, bölünmüşlüğün en sert sembolünü düşünün.
2
Berlin Duvarı'nın inşa edildiği yıl olan 19611961 ile SALT I antlaşmasının tarihi olan 19721972 arasındaki zaman farkına odaklanın.
3
Berlin Duvarı 19611961'de, Doğu-Batı gerginliğinin tırmandığı dönemde yapılmıştır; oysa SALT antlaşmaları gerginliğin azaldığı Yumuşama yıllarına aittir.

Practice More

Yumuşama Dönemi'ni sona erdiren gelişme olan SSCB'nin Afganistan'ı işgalini (19791979) ve bu durumun SALT II üzerindeki etkisini inceleyin.

Alternative Method

Olayları 'tırmanma' ve 'yumuşama' olarak ikiye ayırın: Duvarın inşası bir tırmanmadır, silahsızlanma antlaşmaları (SALT) ise yumuşamadır.
Estimated Time:1m 15s
Question 305Question

I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrasında uluslararası barışı koruma çabaları kapsamında 19281928 yılında imzalanan; "savunmaya dayanmayan savaşın kanun dışı sayılması" ve "savaşın milli bir politika aracı olarak kullanılmasının yasaklanması" ilkelerini içeren belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Briand-Kellog Paktı

Answer

Briand-Kellog Paktı
Doğru cevap olan Briand-Kellog Paktı, 19281928 yılında Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand ve ABD Dışişleri Bakanı Frank B. Kellogg tarafından hazırlanmıştır. Bu paktın en önemli özelliği, savaşı ulusal bir politika aracı olmaktan çıkarmayı ve uluslararası sorunların çözümünde barışçıl yöntemleri zorunlu kılmayı hedeflemesidir. Türkiye bu pakta 19291929 yılında dahil olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve anahtar kavramları analiz et.
I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrasındaki "barış arayışları" dönemine (19201920'ler) odaklanıldı.
Soru, savaş sonrası diplomaside barışı korumaya yönelik spesifik bir düzenlemeyi sormaktadır.
2
Yıl ve içerik eşleştirmesi yap.
19281928 yılında imzalanan ve savaşı "milli bir politika aracı" olarak yasaklayan belgenin Briand-Kellog Paktı olduğu belirlendi.
Briand-Kellog Paktı, savunma dışı savaşı kanun dışı sayan en kapsamlı silahsızlanma girişimidir.
3
Diğer paktları ekarte et.
Locarno (19251925), Rapallo (19221922) ve Küçük Antant'ın farklı amaçlar taşıdığı teyit edildi.
Seçenekler arasındaki benzer görünen uluslararası paktların farklarını bilmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem Barış Çabaları

Hints

1
Bu belge, ismini hazırlayan Amerikan ve Fransız dışişleri bakanlarından almıştır.
2
Türkiye bu uluslararası barış girişimine 19291929 yılında, barışçı dış politika ilkesi doğrultusunda dahil olmuştur.
3
Savaşın bir "milli politika aracı" olarak kullanılmasını reddeden bu pakt, 19281928 yılında imzalanmıştır.

Practice More

Bu paktın ardından Türkiye'nin bölgesel barışı korumak için üye olduğu Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın amaçlarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. 19281928 tarihi, 19251925 Locarno ve 19221922 Rapallo antlaşmalarından sonra geldiği için seçenekler daraltılabilir.
Estimated Time:45s
Question 306Question

II.II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru düzenlenen Yalta Konferansı'nda, yeni kurulacak olan Birleşmiş Milletler teşkilatının kurucu üyeleri arasında yer alabilmek ve San Francisco Konferansı'na katılabilmek için 11 Mart 19451945 tarihine kadar Mihver devletlere savaş ilan etme şartı getirilmiştir. Bu gelişme üzerine Türkiye'nin, uluslararası alandaki yerini korumak amacıyla sembolik de olsa savaş ilan ettiği devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Almanya - Japonya

Answer

Türkiye, Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak kabul edilme şartını yerine getirmek için Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.
Doğru seçenek olan devletler, savaşın 'Mihver' grubunu temsil eden ve Türkiye'nin BM kurucu üyeliği hakkını kazanmak için Şubat 1945'te meclis kararıyla savaş ilan ettiği ülkelerdir.

Step-by-Step Solution

1
Yalta Konferansı kararlarının analiz edilmesi
BM kurucu üyeliği için Mihver devletlere savaş ilan etme şartının belirlendiği görülür.
Savaş sonrası düzenin (BM) temel katılım şartı budur.
2
Türkiye'nin diplomatik hamlesinin belirlenmesi
Türkiye, dışlanmamak için Şubat 1945'te sembolik olarak savaş ilan etme kararı almıştır.
Uluslararası siyasette yalnız kalmamak ve kurucu üye statüsü kazanmak amaçlanmıştır.
3
Savaş ilan edilen 'Mihver' tarafındaki devletlerin tespiti
Savaşın bu aşamasında ana hedef olan Almanya ve Japonya seçilmiştir.
Mihver bloğunun lider devletleri bu iki ülkedir.

Key Concept

Türkiye'nin BM Kurucu Üyeliği ve Sembolik Savaş İlanı

Hints

1
Türkiye bu savaş ilanı kararını, Birleşmiş Milletler'e girebilmek için savaşın bitmesine çok kısa bir süre kala almıştır.
2
Savaş ilan edilen devletler, II. Dünya Savaşı'nın 'kaybeden' tarafı olan ana Mihver güçleridir.
3
Bu devletlerden biri Avrupa'daki faşizmin merkezi, diğeri ise Uzak Doğu'nun saldırgan gücüdür.

Practice More

Türkiye'nin bu savaş ilanından sonra katıldığı San Francisco Konferansı'nın sonuçlarını ve BM'nin kuruluş sürecini inceleyiniz.

Alternative Method

Süreci kronolojik olarak takip ederek; San Francisco Konferansı'na davet edilme şartının 'Mihver' devletlere karşı durmak olduğunu hatırlamak cevaba ulaştırır.
Estimated Time:45s
Question 307Question

II.II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Türkiye'de iç siyasi hareketlilik artmış ve iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde görüş ayrılıkları belirginleşmiştir. 19451945 yılında TBMM'de görüşülen ve partiden ayrılan muhalif grubun "Dörtlü Takrir"i vermesine zemin hazırlayarak Demokrat Parti'nin kurulmasıyla sonuçlanan süreci başlatan temel yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu

Answer

Demokrat Parti'nin kuruluşuna giden siyasi kırılmayı başlatan temel gelişme Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'dur.
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, CHP içerisindeki büyük arazi sahipleri ve liberal görüşlü isimlerin sert muhalefetiyle karşılaşmıştır. Bu muhalefet, Celal Bayar ve arkadaşlarının parti yönetimine sunduğu 'Dörtlü Takrir' ile resmi bir boyut kazanmış ve Türkiye'nin çok partili siyasi tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olan Demokrat Parti'nin kurulmasına yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi kırılma noktasını belirle.
1945 yılında TBMM'ye sunulan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarısı.
Bu kanunun özellikle 17. ve 21. maddeleri, mülkiyet haklarını kısıtladığı gerekçesiyle parti içinde tepki çekmiştir.
2
Muhalefetin tepkisini analiz et.
Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından sunulan Dörtlü Takrir.
Kanun tasarısına karşı çıkan bu isimler, partide demokratik reformlar yapılmasını talep etmişlerdir.
3
Sonucu değerlendir.
Demokrat Parti'nin kuruluşu.
Takririn reddedilmesi ve muhalif isimlerin partiden ihracı/istifası sonucunda 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti kurulmuştur.

Key Concept

Demokrat Parti'nin kuruluşu ve Dörtlü Takrir

Hints

1
Bu düzenleme, iktisadi hayatı ve mülkiyet yapısını köylü lehine değiştirmeyi amaçlayan bir sosyal reform tasarısıdır.
2
Adnan Menderes ve Celal Bayar gibi isimlerin CHP içinde bu tasarıya karşı bayrak açması, yeni bir partinin ayak seslerini oluşturmuştur.
3
Tasarının mülkiyete müdahale eden 17. ve 21. maddelerine karşı çıkan muhalifler, daha sonra 'Dörtlü Takrir'i kaleme almışlardır.

Practice More

Demokrat Parti'nin kuruluşunda imzası bulunan 'Dörtlü Takrir'in dört imzacısını (Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan) ezberlemeniz faydalı olacaktır.

Alternative Method

Soruyu çözerken kronolojik olarak 1945 yılının başındaki temel iç siyasi gelişmeleri düşünmek sizi doğru yanıta götürecektir.
Estimated Time:1m 0s
Question 308Question

II.II. Dünya Savaşı sürerken 19411941 yılında ABDABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill tarafından yayımlanan; savaş sonunda toprak kazanılmaması, milletlerin kendi geleceklerini belirlemesi (self-determinasyon) ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın fikrî temelini oluşturan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atlantik Bildirisi

Answer

Atlantik Bildirisi, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın ilkelerini belirleyen ve Roosevelt ile Churchill tarafından 1941'de yayımlanan belgedir.
Atlantik Bildirisi, 19411941 yılında ABDABD ve İngiltere liderleri tarafından yayımlanan ve Birleşmiş Milletler'in fikrî altyapısını kuran temel uluslararası belgedir. Savaş sonrası düzenin barışçıl temeller üzerine inşa edilmesini hedeflemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarih ve aktör analizi yap
19411941 yılı ve Roosevelt-Churchill ikilisi belirlendi.
Belgenin hangi dönemde ve kimler arasında imzalandığını saptamak seçenekleri elemeyi sağlar.
2
Belgenin içeriğini değerlendir
Toprak kazanılmaması ve self-determinasyon gibi ilkeler görüldü.
Bu ilkeler savaş sonrası dünya düzeninin ve Birleşmiş Milletler'in temel taşlarıdır.
3
Eleme yöntemini kullan
Wilson İlkeleri'nin I.I. Dünya Savaşı'na, Truman ve Helsinki'nin ise Soğuk Savaş'a ait olduğu tespit edilerek doğru sonuca ulaşıldı.
Kavramların tarihsel dönemleri karıştırılmamalıdır.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı Diplomatik Gelişmeleri ve Atlantik Bildirisi

Hints

1
Bu belge, Birinci Dünya Savaşı sonundaki Wilson İlkeleri'ne çok benzer maddeler içerir ancak farklı bir savaş sürecindedir.
2
Belgenin adı, gemide yapıldığı için bu okyanustan gelmektedir.
3
19411941 yılında Roosevelt ve Churchill'in bir savaş gemisinde buluşarak yayımladıkları bildiriyi hatırlayın.

Practice More

Atlantik Bildirisi'nden sonra Birleşmiş Milletler'in kurumsal yapısının netleştiği Yalta ve San Francisco konferanslarına çalışmak konuyu pekiştirir.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle çözülebilir. 19411941 yılındaki bir gelişmeyi aradığınız için Soğuk Savaş dönemi (Truman, Helsinki) ve I.I. Dünya Savaşı (Wilson) seçenekleri doğrudan elenebilir.
Estimated Time:45s
Question 309Question

1907 yılında İngiltere ve Rusya arasında imzalanan ve Orta Asya'daki "Büyük Oyun" (Great Game) rekabetini resmen sona erdiren St. Petersburg Konvansiyonu, Üçlü İtilaf (Triple Entente) bloğunun oluşumunda belirleyici bir dönüm noktasıdır.

Bu antlaşmanın içeriği ve dönemin diplomatik dengeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu antlaşma ile sağlanan doğrudan uzlaşma konularından biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Rus savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale Boğazları'ndan geçiş serbestisinin İngiltere tarafından resmen onaylanması

Answer

Rus savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçiş serbestisinin İngiltere tarafından resmen onaylanması maddesi 1907 Konvansiyonu'nda yer almamaktadır.
1907 yılında imzalanan İngiliz-Rus Konvansiyonu, sadece Asya'daki üç kritik bölge olan İran, Afganistan ve Tibet üzerindeki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmuştur. Boğazlar meselesi bu antlaşmanın maddeleri arasında yer almaz; İngiltere bu konudaki esnek tavrını 1908 yılındaki Reval Görüşmeleri'nde sergilemeye başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
1907 İngiliz-Rus Antlaşması'nın (St. Petersburg Konvansiyonu) kapsamını hatırla.
Antlaşma; İran, Afganistan ve Tibet bölgelerindeki nüfuz alanlarını düzenlemektedir.
Bu üç bölge, İngiltere ve Rusya arasındaki 'Büyük Oyun' rekabetinin merkezidir.
2
Boğazlar meselesinin bu antlaşmadaki yerini analiz et.
İngiltere, Rusya ile yakınlaşsa da Boğazlar konusundaki kesin onayını bu antlaşma metnine dahil etmemiştir.
İngiltere, o dönemde hem Rusya'yı yanında tutmak istemiş hem de Boğazlar konusunda Avusturya ve Almanya'yı hemen karşısına alacak resmi bir taahhütten kaçınmıştır.
3
Seçenekleri değerlendirerek yanlış olanı tespit et.
Boğazlar'da Rus üstünlüğünün resmen tanınması maddesi dışarıda kalmaktadır.
Bu konu 1908 Reval Görüşmeleri'nde sözlü olarak desteklenmiş ve ancak I. Dünya Savaşı sırasındaki gizli antlaşmalarla (1915 Boğazlar Antlaşması) kağıda dökülmüştür.

Key Concept

1907 İngiliz-Rus Antlaşması'nın bölgesel kapsamı ve Boğazlar meselesiyle olan ayrımı.

Hints

1
1907 Antlaşması'nın 'Büyük Oyun'u bitiren bölgesel odaklarına (Asya) dikkat edin.
2
Boğazlar meselesi genellikle Osmanlı toprakları üzerindeki diplomasiyle ilgilidir; ancak bu antlaşma daha çok Orta ve Uzak Doğu'daki sınırları çizmiştir.
3
Boğazlar konusunda İngiltere'nin Rusya'yı serbest bıraktığı algısı 1908 Reval Görüşmeleri ile ilişkilidir, 1907 yazılı metni ile değil.

Practice More

Bu antlaşmadan hemen sonra gerçekleşen Reval Görüşmeleri'nin Osmanlı Devleti'ndeki II. Meşrutiyet ilanı üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Antlaşmanın içeriğini 'İAT' (İran, Afganistan, Tibet) olarak kodlayarak Boğazlar gibi Avrupa/Osmanlı merkezli konuların bu listede olmadığını görebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 310Question

Japonya'da 18681868 yılında İmparator Mutsuhito liderliğinde başlatılan, feodal yapının tasfiye edilerek Batılı anlamda modernleşmenin ve sanayileşmenin hedeflendiği döneme verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meiji Restorasyonu

Answer

Meiji Restorasyonu
Meiji Restorasyonu, 18681868 yılında Japonya'da İmparator Mutsuhito'nun tahta çıkmasıyla başlayan, 'Aydınlanmış Yönetim' anlamına gelen ve Japonya'yı feodal bir yapıdan modern, sanayileşmiş bir dünya gücüne dönüştüren reformlar dönemidir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarih (18681868), mekan (Japonya) ve lider (Mutsuhito) bilgilerini analiz et.
Bu veriler Japonya'nın kabuk değiştirdiği dönemi işaret etmektedir.
Tarihsel olayları belirlemek için zaman-mekan-insan unsurları temeldir.
2
Modernleşme ve feodal yapının kaldırılması kavramlarını değerlendir.
Japonya'nın Batı tarzı bir güç haline gelme süreci belirlenir.
Reformların amacı ve niteliği doğru kavramı bulmamızı sağlar.

Key Concept

Meiji Restorasyonu (Aydınlanmış Yönetim)

Hints

1
Bu olay Uzak Doğu'da bir adalar ülkesinin modernleşme hamlesidir.
2
Dönemin sloganı 'Zengin ülke, güçlü ordu'dur ve lideri İmparator Mutsuhito'dur.
3
Bu döneme Japonca'da 'Aydınlanmış Yönetim' anlamına gelen bir isim verilir.

Practice More

Meiji Restorasyonu sırasında Japonya'da ordunun modernleştirilmesi için hangi Avrupa devletinin örnek alındığını araştırınız.
Estimated Time:45s
Question 311Question

19901990'lı yılların başında Yugoslavya'nın dağılma sürecine girmesiyle Balkanlar'da büyük bir insanlık dramı yaşanmıştır. Sırp güçlerinin Boşnaklara yönelik gerçekleştirdiği ve tarihe "Srebrenitsa Katliamı" olarak geçen olayların ardından, savaşı sona erdiren ve Bosna-Hersek'in bağımsız bir devlet olarak tanınmasını sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dayton Antlaşması

Answer

Bosna Savaşı'nı sona erdiren ve Bosna-Hersek'in bağımsızlığını tescilleyen belge Dayton Antlaşması'dır.
Doğru cevap olan ifade, 19951995 yılında Bosna Savaşı'nı bitiren antlaşmayı belirtmektedir. Bu antlaşma ile Bosna-Hersek toprakları Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olarak ikiye ayrılmış, ancak devletin bağımsızlığı ve bütünlüğü uluslararası düzeyde kabul edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamın belirlenmesi
19911991-19951995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı ve Yugoslavya'nın dağılması süreci hatırlanır.
Soruda bahsedilen Srebrenitsa Katliamı'nın hangi savaşın parçası olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Savaşı bitiren diplomatik girişimin tespiti
19951995 yılında Aliya İzzetbegoviç, Slobodan Milosevic ve Franjo Tudjman arasında imzalanan belge bulunur.
Askeri harekatların ardından siyasi çözümü getiren antlaşmayı seçmek için gereklidir.
3
Seçeneklerin elenmesi
Dayton Antlaşması doğru cevap olarak işaretlenir.
Diğer seçeneklerin Avrupa Birliği (Maastricht, Kopenhag), Kosova (Rambouillet) veya Yumuşama Dönemi (Helsinki) ile ilgili olduğu teyit edilir.

Key Concept

Bosna Savaşı ve Dayton Antlaşması

Hints

1
Bu antlaşma, Bosna Savaşı'nın 'Bilge Kral' lakaplı lideri Aliya İzzetbegoviç tarafından imzalanmıştır.
2
Antlaşmanın ismi, müzakerelerin yürütüldüğü ABD'nin Ohio eyaletindeki bir hava üssünden gelmektedir.
3
19951995 yılında imzalanan ve Balkanlar'daki bu büyük savaşı resmen sona erdiren belgedir.

Practice More

Yugoslavya'nın dağılma sürecinde bağımsızlığını kazanan diğer ülkeleri ve Kosova Savaşı'nı incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:50s
Question 312Question

II.II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen önce, 19391939 yılında, ideolojik olarak birbirine tamamen zıt olan Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği'nin (SSCBSSCB), Polonya'yı kendi aralarında paylaşma konusunda gizli bir protokolü de içeren ve savaşın başlamasına zemin hazırlayan diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Molotov-Ribbentrop Paktı

Answer

Molotov-Ribbentrop Paktı (Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı)
Molotov-Ribbentrop Paktı, ideolojik olarak birbirine tamamen zıt olan Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında 2323 Ağustos 19391939'da imzalanmıştır. Bu paktın gizli maddeleriyle Polonya iki devlet arasında paylaştırılmış ve Almanya'nın Polonya'yı işgaliyle başlayan II.II. Dünya Savaşı'nın en önemli diplomatik hazırlığı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Savaş öncesi diplomatik dengeleri analiz etmek
Almanya ve SSCB'nin ideolojik düşmanlıklarına rağmen stratejik bir ortaklığa ihtiyaç duydukları görüldü.
Almanya'nın Polonya'ya saldırmadan önce doğuda güvenliğini sağlaması gerekiyordu.
2
19391939 yılındaki temel antlaşmayı belirlemek
Ağustos 19391939'da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktı tespit edildi.
Bu pakt, Polonya'nın iki güç arasında paylaşılmasını sağlayan gizli bir protokol içeriyordu.
3
Antlaşmanın savaşın başlangıcındaki etkisini değerlendirmek
Bu antlaşmadan bir hafta sonra Almanya Polonya'ya saldırdı ve savaş başladı.
Almanya, Sovyet müdahalesi riskini ortadan kaldırarak işgal planını hayata geçirdi.

Key Concept

Molotov-Ribbentrop Paktı ve II. Dünya Savaşı'nın Başlaması

Hints

1
Bu antlaşma, savaşın hemen öncesinde (19391939) iki büyük ideolojik düşmanı bir araya getirmiştir.
2
Anlaşmanın tarafları Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği'dir; ana konusu ise Polonya'nın paylaşımıdır.
3
İsmini dönemin Alman ve Sovyet dışişleri bakanlarından alan bu 'saldırmazlık paktı', Hitler'in Polonya işgalini başlatmasını sağlamıştır.

Practice More

Bu paktın Almanya tarafından bozularak SSCB'ye saldırılmasına ne ad verildiğini (Barbarossa Harekatı) araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 313Question

I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrasında bozulan uluslararası dengeleri yeniden tesis etmek amacıyla 19251925 yılında imzalanan Locarno Antlaşması, Avrupa siyasetinde "Locarno Ruhu" olarak adlandırılan bir yumuşama dönemini başlatmıştır. Ancak bu antlaşma, sınır güvenliği konusunda tüm Avrupa devletlerine aynı düzeyde uluslararası statü sağlamamıştır.

Buna göre, Locarno Antlaşması'nın aşağıdaki özelliklerinden hangisi, Almanya'nın "revizyonist" (statükoyu değiştirmeye yönelik) politikalarını ileride Avrupa'nın doğusuna yöneltmesine zemin hazırlayan en temel stratejik boşluk olarak kabul edilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Almanya'nın Fransa ve Belçika sınırlarının dokunulmazlığı garanti altına alınırken, doğu sınırları (Polonya ve Çekoslovakya) için benzer bir uluslararası güvence verilmemesi

Answer

Almanya'nın batı sınırlarına güvence verilirken doğu sınırlarının (Polonya ve Çekoslovakya) bu kapsam dışında bırakılması doğru cevaptır.
Locarno Antlaşması'nın en zayıf halkası, Avrupa'nın güvenliğini ikiye bölmüş olmasıdır. Fransa ve Belçika sınırları uluslararası garantörler tarafından korunurken, Almanya'nın doğu komşuları olan Polonya ve Çekoslovakya'nın sınırları için aynı düzeyde bir güvence verilmemiştir. Bu durum, Almanya'nın ileride bu bölgelere yönelik saldırgan politikalarını kolaylaştıran bir "güvenlik boşluğu" yaratmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Locarno Antlaşması'nın (19251925) temel amacını belirle.
Antlaşma, I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrası Fransa ve Almanya arasındaki gerginliği azaltmayı ve Avrupa'da barışı korumayı hedeflemiştir.
Antlaşmanın hangi siyasi atmosferde imzalandığını anlamak için gereklidir.
2
Antlaşmanın coğrafi kapsamını analiz et.
Almanya, Fransa ve Belçika ile olan sınırlarını (Batı sınırı) tanımış ve bu sınırlar İngiltere ile İtalya'nın garantörlüğü altına girmiştir. Ancak Polonya ve Çekoslovakya sınırları için benzer bir garanti verilmemiştir.
Antlaşmanın getirdiği bölgesel farklılığı tespit etmek, stratejik açığı ortaya çıkarır.
3
Bu stratejik açığın uzun vadeli sonucunu değerlendir.
Doğu sınırlarının uluslararası güvence kapsamı dışında kalması, Almanya'nın revizyonist emellerini bu bölgeye kaydırmasına ve II. Dünya Savaşı'na giden süreçte Polonya ve Çekoslovakya üzerinde baskı kurmasına yol açmıştır.
Siyasi bir kararın askeri ve stratejik sonuçlarını ilişkilendirmek için gereklidir.

Key Concept

Locarno Antlaşması ve Avrupa Güvenlik Mimarisi

Hints

1
Antlaşmanın koruduğu 'batı' sınırları ile korumasız bıraktığı 'doğu' sınırları arasındaki farka odaklanın.

Practice More

Briand-Kellogg Paktı ile Locarno Antlaşması'nı 'savaşı yasaklama' ve 'sınır garantisi' yönünden karşılaştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 314Question

19461946 yılında alınan "77 Eylül Kararları", Türkiye ekonomisinde devletçilikten vazgeçilerek dışa açık ve liberal bir modele geçişin ilk somut adımı olarak kabul edilir. Bu kararlar ile Türk lirası devalüe edilmiş ve dış ticaret üzerindeki kısıtlamalar büyük oranda kaldırılmıştır. Türkiye'nin bu denli köklü bir ekonomik politika değişikliğine gitmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bretton Woods Konferansı sonrası kurulan uluslararası ekonomik sisteme (IMF ve Dünya Bankası) eklemlenme isteği

Answer

Türkiye'nin 19461946 yılındaki köklü ekonomik makas değişikliğinin temel sebebi, Bretton Woods sistemiyle kurulan IMF ve Dünya Bankası gibi küresel finans kuruluşlarına üye olarak Batı Bloku ekonomisine entegre olma isteğidir.
Doğru yanıt olan ifade, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen yeni küresel ekonomik sisteme (Bretton Woods) dahil olma çabasını vurgular. 19461946 yılında alınan 77 Eylül Kararları, Türkiye'nin dış dünyayla ekonomik bağlarını güçlendirmek ve IMF/Dünya Bankası üyeliği için gerekli serbestleşme şartlarını sağlamak adına atılmış stratejik bir adımdır.

Step-by-Step Solution

1
19461946 yılındaki Türkiye'nin siyasi ve ekonomik konumunu analiz edin.
İkinci Dünya Savaşı bitmiş, Türkiye Batı demokrasilerine ve serbest piyasa ekonomisine uyum sağlama sürecine girmiştir.
Dönemin dış politikası, Sovyet tehdidine karşı Batı desteğini almayı zorunlu kılmaktadır.
2
"77 Eylül Kararları"nın içeriğini ve sonuçlarını değerlendirin.
Cumhuriyet tarihinin ilk büyük devalüasyonu yapılmış (11 Dolar 1,281,28 TL'den 2,802,80 TL'ye çıkarılmış) ve ithalat üzerindeki engeller azaltılmıştır.
Bu tür liberalleşme adımları, uluslararası finans kuruluşlarına üyelik için ön koşul niteliğindedir.
3
Ekonomik kararlar ile uluslararası kurumsallaşma arasındaki bağı kurun.
Türkiye 19471947 yılında IMF ve Dünya Bankası'na resmen üye olmuştur.
Devalüasyon, Türk lirasının konvertibilitesini artırmak ve Batı piyasalarıyla uyumlu hale getirmek için yapılmıştır.

Key Concept

Batı Bloku'na Ekonomik Entegrasyon ve Bretton Woods Sistemi

Hints

1
Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Batı dünyasıyla bütünleşmek için attığı adımları düşünün.
2
19471947 yılında Türkiye'nin üye olduğu ve günümüzde de hala etkin olan küresel para ve kalkınma kuruluşlarını anımsayın.
3
19441944 yılında düzenlenen Bretton Woods Konferansı sonrası kurulan sistem, üyelerinden paralarını belirli bir istikrarda tutmalarını ve ticareti serbestleştirmelerini bekliyordu.

Practice More

Bu ekonomik dönüşümün iç siyasetteki yansıması olan 'çok partili hayata geçiş' ve 'Demokrat Parti'nin kuruluşu' arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 315Question

Küreselleşen dünyada enerji arz güvenliği ve stratejik enerji nakil hatları büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin bu süreçteki rolünü pekiştiren ve "Yüzyılın Enerji Projesi" olarak adlandırılan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Rusya'dan gelen doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını sağlayan bir doğal gaz boru hattıdır.

Answer

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı'nın Rusya'dan gelen doğal gazı taşıyan bir hat olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü bu hat Azerbaycan petrolünü taşıyan bir petrol boru hattıdır.
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattı, Azerbaycan'ın başkenti Bakü yakınlarındaki Sangaçal terminalinden çıkan ham petrolü, Gürcistan'ın Tiflis şehrinden geçerek Türkiye'nin Ceyhan ilçesine ulaştıran bir petrol boru hattıdır. Rusya'dan gelen bir doğal gaz hattı değildir; bu özellikleri taşıyan hatlara Mavi Akım veya TürkAkım örnek verilebilir.

Step-by-Step Solution

1
Projenin adını ve amacını analiz etme
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) projesi, Hazar Denizi'ndeki Azeri petrolünü Akdeniz'e taşımak için inşa edilmiştir.
Soruda projenin niteliği ve kapsamı sorgulanmaktadır.
2
Taşınan kaynağın türünü belirleme
BTC projesi bir "ham petrol" boru hattıdır.
Öğrenciler genellikle petrol hatları (BTC) ile doğal gaz hatlarını (TANAP, Mavi Akım vb.) karıştırmaktadır.
3
Yanlış seçeneği tespit etme
Rusya'dan gelen doğal gazı taşıyan ifade, hattın hem kaynağını (Rusya değil Azerbaycan) hem de türünü (Gaz değil Petrol) yanlış belirtmektedir.
Doğru bilgiye ulaşmak için yanlış veriyi elemek gerekir.

Key Concept

Enerji Geopolitiği ve Türkiye'nin Enerji Koridoru Rolü

Hints

1
Bakü-Tiflis-Ceyhan ismindeki şehirlerin hangi ülkelerde olduğunu ve projenin hangi enerji kaynağını taşıdığını hatırlayın.
2
Bu proje "Yüzyılın Petrol Projesi" olarak bilinir. Doğal gaz hatları olan TANAP veya TürkAkım ile karıştırmamaya dikkat edin.
3
Hattın son durağı Ceyhan'dır ve buradan gemilerle petrol sevkiyatı yapılır. Şıklardan hangisi bu 'petrol' gerçeğiyle çelişiyor?

Practice More

Türkiye'nin diğer stratejik hatları olan TANAP (Doğal Gaz) ve Kerkük-Yumurtalık (Petrol) hatlarını inceleyerek aralarındaki farkları not edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 316Question

II.II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası'nın Balkan operasyonları sonucunda Bulgaristan ve Yunanistan'ı işgal ederek Türk sınırına dayanması üzerine, Trakya bölgesinde Edirne ve Kırklareli hattında oluşturulan askeri savunma tahkimatı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çakmak Hattı

Answer

Çakmak Hattı
Doğru cevap olan ifade, Mareşal Fevzi Çakmak'ın emriyle 19411941 yılında Alman tehdidine karşı Trakya sınırında kurulan beton koruganlar ve askeri engellerden oluşan sistemin adıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tehdidin analiz edilmesi
Almanya'nın Balkanlar'daki ilerleyişi Türkiye'nin batı sınırlarını doğrudan tehdit eder hale gelmiştir.
II.II. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında mihver devletlerin yayılmacı politikası sınır güvenliğini birincil mesele yapmıştır.
2
Askeri önlemlerin belirlenmesi
Dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak liderliğinde bir savunma planı hazırlanmıştır.
Olası bir kara saldırısını yavaşlatmak ve İstanbul'un güvenliğini sağlamak amaçlanmıştır.
3
Tahkimatın isimlendirilmesi
Edirne ve Kırklareli arasına inşa edilen koruganlar, hendekler ve engellerden oluşan sisteme 'Çakmak Hattı' adı verilmiştir.
Planın mimarı olan Fevzi Çakmak'ın soyadı bu savunma hattına verilerek kavram literatüre girmiştir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Türkiye'nin Savunma Tedbirleri

Hints

1
Bu savunma hattı, adını dönemin en yüksek rütbeli Türk subayından almaktadır.
2
Trakya sınırında, Edirne ve Kırklareli bölgelerinde Alman ordularına karşı oluşturulmuştur.
3
Adını Mareşal Fevzi Çakmak'tan alan bu tahkimat, Türkiye'nin savaş dışı kalma stratejisinin askeri ayağını oluşturur.

Practice More

Türkiye'nin savaş yıllarında aldığı ekonomik önlemlerden biri olan Milli Korunma Kanunu'nu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 317Question

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bölgede yeni bir ekonomik iş birliği alanı oluşturmak amacıyla; 19921992 yılında İstanbul'da düzenlenen bir zirve ile temelleri atılan, Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan ve Rusya gibi ülkelerin de kurucu üyeliğini üstlendiği uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ)

Answer

Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ)
Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ), 2525 Haziran 19921992 tarihinde İstanbul'da düzenlenen bir zirve ile kurulmuştur. Amacı, Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik iş birliğini artırarak bölgede istikrarı sağlamaktır. Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Azerbaycan gibi ülkeler kurucu üyeler arasındadır ve örgütün genel sekreterliği (merkezi) İstanbul'da bulunmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 19901990'lı yılların başında bölgede ortaya çıkan yeni ekonomik ve siyasi tabloyu değerlendirmek.
Bölgede barışın ve ekonomik entegrasyonun sağlanması için yeni bir platform ihtiyacı olduğu görülür.
Sorunun tarihsel ve coğrafi bağlamını belirlemek için gereklidir.
2
Türkiye'nin bu süreçte bölgesel liderlik amacıyla başlattığı girişimleri ve kurucusu olduğu örgütleri hatırlamak.
19921992 yılındaki İstanbul Zirvesi ve bu zirvede temeli atılan yapı tespit edilir.
Zaman ve mekan kısıtları üzerinden doğru örgütü ayırt etmeyi sağlar.
3
Seçeneklerdeki kuruluşların kuruluş yıllarını, kurucu üyelerini ve odaklandıkları bölgeleri karşılaştırmak.
Karadeniz havzasını temel alan ve merkezi İstanbul olan tek seçeneğin Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü olduğu belirlenir.
Diğer benzer bölgesel örgütlerin (BDT, EİT) ayırt edilmesi için gereklidir.

Key Concept

Bölgesel Ekonomik Entegrasyon ve Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü (KEİ)

Hints

1
Söz konusu kuruluşun genel merkezi İstanbul'da yer almaktadır.
2
Bu örgüt, Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin yanı sıra bölgeyle ekonomik bağı olan Ermenistan ve Yunanistan gibi ülkeleri de kurucu üyeler arasında bulundurur.
3
19921992 yılında Türkiye'nin büyük bir diplomatik başarısı olarak kurulan ve bölgedeki 'ekonomik' entegrasyonu hedefleyen yapı Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü'dür.

Practice More

Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluş sürecindeki Almatı Zirvesi ve Belarus-Rusya-Ukrayna arasındaki Minsk Protokolü arasındaki farklara göz atabilirsiniz.

Alternative Method

Örgütün kuruluş yılını (19921992) ve kurucu ülkesini (Türkiye) hatırlamak, bölgedeki diğer yapılar olan BDT (19911991) ve D-8 (19971997) ile tarihsel bir eleme yapmanızı sağlar.
Estimated Time:1m 0s
Question 318Question

II.II. Dünya Savaşı’nın yarattığı olağanüstü ekonomik koşullarla mücadele etmek amacıyla 1818 Ocak 19401940 tarihinde kabul edilen Milli Korunma Kanunu, hükümete üretimden tüketime kadar geniş bir alanda müdahale yetkisi tanımıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Milli Korunma Kanunu kapsamında hükümete verilen yetkiler veya bu kanuna dayanılarak gerçekleştirilen uygulamalar arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Köy halkını yerinde eğiterek tarımsal verimliliği artırmak amacıyla Köy Enstitüleri'nin açılması

Answer

Köy halkını yerinde eğiterek tarımsal verimliliği artırmak amacıyla Köy Enstitüleri'nin açılması, Milli Korunma Kanunu kapsamında değil, kendine has özel bir kanun çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Köy Enstitüleri'nin açılması, Milli Korunma Kanunu'nun sağladığı ekonomik ve idari müdahale yetkileriyle değil, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hazırlanan özel bir kanunla (38033803 sayılı) gerçekleştirilmiş bir eğitim devrimidir. Her ne kadar aynı yıl (19401940) hayata geçirilmiş olsalar da, yasal dayanakları ve temel amaçları tamamen farklıdır.

Step-by-Step Solution

1
Milli Korunma Kanunu'nun niteliğini analiz et
Kanun, savaş dönemi ekonomisini yönetmek için çıkarılmış bir acil durum düzenlemesidir.
Soruda istenen 'kapsam dışı' unsuru bulmak için kanunun temel amacını (ekonomik müdahale) anlamak gerekir.
2
Şıklardaki uygulamaların yasal dayanaklarını karşılaştır
Narh, mükellefiyet ve Petrol Ofisi gibi uygulamalar ekonomik/idari müdahalelerdir; Köy Enstitüleri ise eğitim reformudur.
Aynı dönemde (19401940) yapılan ancak farklı amaçlara hizmet eden düzenlemeleri birbirinden ayırmak gerekir.
3
Köy Enstitüleri'nin kuruluş dayanağını teyit et
Köy Enstitüleri 1717 Nisan 19401940 tarihinde 38033803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile kurulmuştur.
Bu reform, savaşın yarattığı ekonomik kısıtlamalardan ziyade, Cumhuriyet'in temel eğitim ve kalkınma vizyonunun bir parçasıdır.

Key Concept

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'deki iç politika ve ekonomi düzenlemelerinin yasal dayanak ayrımı.

Hints

1
Milli Korunma Kanunu'nun temel amacı 'savaş ekonomisini' yönetmektir. Eğitim faaliyetlerini bu kapsamda düşünmeyin.
2
Şıklarda verilenlerden biri, uzun vadeli bir eğitim reformu iken diğerleri kısa vadeli kriz yönetimi tedbirleridir.
3
Cevap olan seçenek, İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Âli Yücel'in öncülüğünde çıkarılan ayrı bir kanunla (38033803) yürürlüğe girmiştir.

Practice More

Varlık Vergisi (19421942) ve Toprak Mahsulleri Vergisi (19441944) gibi diğer önemli düzenlemelerin de kendine has kanunları olduğunu unutmayın.
Estimated Time:1m 15s
Question 319Question

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde ABD ve SSCB arasında imzalanan 19721972 tarihli SALT-I Antlaşması, stratejik nükleer silahların sınırlandırılmasını hedeflerken; aynı süreçte imzalanan ABM (Anti-Ballistic Missile) Antlaşması ile savunma sistemlerine de kısıtlama getirilmiştir. Bu iki antlaşmanın, özellikle ABM Antlaşması'nın, nükleer bir savaşı engellemek adına güttüğü temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tarafların birbirini savunma kalkanı ile korumasını engelleyerek "Karşılıklı Garantili İmha" (MAD) dengesini korumak

Answer

Savunma sistemlerinin sınırlandırılması yoluyla tarafların nükleer bir saldırıya karşı savunmasız bırakılması ve böylece 'Karşılıklı Garantili İmha' (MAD) dengesinin sürdürülmesidir.
ABM Antlaşması'nın temel mantığı, 'savunmayı zayıflatarak savaşı engellemek' üzerine kuruludur. Eğer ABD veya SSCB, gelen nükleer füzeleri durdurabilecek bir kalkan (savunma sistemi) geliştirirse, karşı tarafa nükleer saldırı yapmaktan çekinmeyecektir. Ancak her iki taraf da savunmasız kalırsa, saldıran tarafın da yok olacağı kesinleşir (Karşılıklı Garantili İmha). Bu 'Dehşet Dengesi', Yumuşama Dönemi'nin nükleer savaş riskini en aza indiren temel diplomatik aracı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Kavram Analizi
SALT-I ve ABM antlaşmalarının 'sınırlandırma' (limitation) niteliğinde olduğunu belirle.
Bu antlaşmalar silahları yok etmez, belli bir seviyede tutmayı hedefler.
2
Stratejik Mantık Yürütme
Savunma sistemlerinin (füze kalkanlarının) neden sınırlandırıldığını sorgula.
Eğer bir taraf tam korunma sağlarsa, diğerine nükleer saldırı düzenlemekten çekinmez. Bu da savaşı tetikler.
3
Sonuç Çıkarma
Karşılıklı Garantili İmha (MAD) kavramına ulaş.
İki tarafın da 'savunmasız' kalması, nükleer caydırıcılığın (dehşet dengesinin) temelidir.

Key Concept

Karşılıklı Garantili İmha (MAD) Doktrini

Hints

1
Yumuşama dönemindeki antlaşmaların 'Sınırlandırma' (SALT) mı yoksa 'Silahsızlanma' (START) mı olduğuna dikkat edin.
2
ABM, 'Anti-Ballistic Missile' yani füze savar sistemlerini kısıtlayan bir antlaşmadır. Neden bir devlet savunmasını kısıtlamak istesin?
3
Eğer iki taraf da kendini koruyamazsa, kimse ilk bombayı atmaya cesaret edemez. Bu durum 'Dehşet Dengesi' (MAD) olarak adlandırılır.

Practice More

Nükleer silahların yayılmasını önleyen NPT (1968) ile stratejik sınırlandırma getiren SALT (1972) arasındaki farkı çalışabilirsiniz.

Alternative Method

Soruya tersten yaklaşarak, savunma kalkanlarının varlığının savaşı neden 'kolaylaştırabileceğini' düşünerek caydırıcılık ilkesini çözümleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 320Question

II.II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, 19551955 yılında Batı Almanya'nın (Federal Almanya Cumhuriyeti) NATO'ya üye olarak kabul edilmesi ve yeniden silahlandırılmasına izin verilmesi üzerine; Sovyetler Birliği liderliğinde Doğu Bloku ülkelerinin kendi aralarında kurduğu askeri ittifak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Varşova Paktı

Answer

Batı Almanya'nın NATO üyeliğine tepki olarak kurulan askeri ittifak Varşova Paktı'dır.
Varşova Paktı, Batı Almanya'nın 19551955 yılında NATO'ya dahil edilerek yeniden silahlandırılmasına karşı Doğu Bloku'nun geliştirdiği askeri bir savunma refleksidir. Sovyetler Birliği ve uydusu olan Doğu Avrupa ülkeleri arasında ortak bir askeri komuta yapısı oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki temel tetikleyici olayı belirleyin.
19551955 yılındaki olay Batı Almanya'nın NATO'ya girmesidir.
Bu olay Soğuk Savaş'ta güç dengesini Batı lehine bozmuş ve Doğu Bloku'nu karşı hamleye zorlamıştır.
2
Aranan kurumun niteliğini (askeri/ekonomik/siyasi) tespit edin.
NATO bir askeri ittifak olduğu için ona karşılık kurulan yapı da askeri nitelikli olmalıdır.
Bloklar arasındaki rekabet, rakip kurumun benzer bir fonksiyonla cevaplanmasını gerektirir.
3
Doğu Bloku kurumlarını eleyerek doğru sonuca ulaşın.
COMECON (ekonomik), Kominform (siyasi) ve Molotov Planı (ekonomik yardım) elenir; geriye askeri nitelikli Varşova Paktı kalır.
Varşova Paktı, Doğu Bloku'nun NATO'ya karşı kurduğu resmi savunma örgütüdür.

Key Concept

Doğu ve Batı Bloku askeri yapılanmaları arasındaki karşıtlık.

Hints

1
Aradığınız kurum bir ekonomik yardım paketi değil, askeri bir ittifaktır.
2
Bu pakt, Batı dünyasının en güçlü askeri örgütü olan NATO'nun Doğu Bloku'ndaki karşılığıdır.
3
19551955 yılında Polonya'nın başkentinde imzalanan bu pakt, Doğu Bloku'nun askeri gücünü birleştirmiştir.

Practice More

Varşova Paktı'nın üye ülkelerini ve paktın sona erme sürecini (SSCB'nin dağılması) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Bloklar arası 'ayna etkisi'ne bakın: Marshall Planı ↔ Molotov Planı/COMECON, NATO ↔ Varşova Paktı.
Estimated Time:50s
PreviousPage 16 / 24Next