Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 441Question

19751975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi, Yumuşama (Detant) Dönemi'nin zirve noktası kabul edilir. Bu belgede Sovyetler Birliği (SSCB), Avrupa'daki İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırların sarsılmazlığını ve mevcut siyasi statükoyu Batılı devletlere resmen onaylatma hedefine ulaşmıştır. Buna karşılık Batı Bloku'nun, belgenin "Üçüncü Sepet" olarak adlandırılan bölümüyle elde ettiği ve uzun vadede Doğu Bloku ülkelerindeki muhalif hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlayan temel kazanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnsan hakları, temel hak ve hürriyetlerin korunması ilkesinin kabul edilmesi ve bu alanın uluslararası izlemeye açılması

Answer

Doğru yanıt, insan hakları ve temel hürriyetlerin korunması ilkesinin kabul edilmesini içeren seçenektir.
Helsinki Nihai Senedi'nin Üçüncü Sepeti; insan hakları, düşünce özgürlüğü ve serbest bilgi akışını içermekteydi. SSCB, Avrupa'daki sınırlarını garanti altına almak uğruna bu maddeleri kabul etmek zorunda kalmıştır. Ancak bu durum, Doğu Bloku ülkelerindeki halkların kendi hükümetlerinden bu hakları talep etmelerine ve sistemin içeriden zayıflamasına yol açan "Helsinki Etkisi"ni yaratmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Helsinki Nihai Senedi'nin (19751975) temel yapısını analiz etmek.
Belgenin "sepet" adı verilen bölümlerden oluştuğu ve bloklar arası bir denge (al-ver süreci) içerdiği görülür.
Yumuşama döneminin en kapsamlı belgesinde her iki tarafın da stratejik kazanımları vardır.
2
SSCB ve Batı Bloku'nun beklentilerini karşılaştırmak.
SSCB sınırların dokunulmazlığını (Birinci Sepet) alırken, Batı tarafı insan hakları ve bilgi akışını (Üçüncü Sepet) şart koşmuştur.
Bu takas, Yumuşama Dönemi diplomasisinin temel karakterini oluşturur.
3
Üçüncü Sepet'in tarihsel etkisini değerlendirmek.
İnsan hakları vurgusu, ilerleyen yıllarda Doğu Avrupa'da komünist rejimlere karşı sivil toplum hareketlerinin (örn. Çekoslovakya'da Şart 77) meşruiyet kazanmasını sağlamıştır.
Soruda belirtilen "Doğu Bloku'nun iç sarsıntılar yaşaması" ifadesi bu madde ile doğrudan ilişkilidir.

Key Concept

Helsinki Nihai Senedi ve Yumuşama Diplomasisi

Hints

1
Yumuşama Dönemi'ndeki diplomatik antlaşmalarda taraflar genelde 'bir kazanım karşılığında bir taviz' verirler.
2
SSCB sınır güvenliğini ve siyasi meşruiyetini alırken, Batı dünyası komünist ülkelerin içindeki 'bireysel özgürlükler' konusunu gündeme taşımıştır.
3
Bu madde, devletlerin kendi vatandaşlarına nasıl davrandığını uluslararası bir mesele haline getirmiş ve 'insan hakları' kavramını merkeze koymuştur.

Practice More

SALT-I ve SALT-II antlaşmalarının içeriklerini ve aralarındaki temel farkları (özellikle SALT-II'nin neden onaylanmadığını) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 442Question

19961996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla "Şanghay Beşlisi" adıyla temelleri atılan; 20012001 yılında Özbekistan'ın katılımıyla kapsamlı bir uluslararası örgüte dönüşen yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şanghay İşbirliği Örgütü

Answer

Şanghay İşbirliği Örgütü, 19961996 yılında kurulan Şanghay Beşlisi'nin 20012001 yılında genişlemesiyle oluşmuştur.
Şanghay İşbirliği Örgütü, 19961996 yılında bölgesel güvenlik iş birliği amacıyla kurulan "Şanghay Beşlisi"nin, 20012001 yılında Özbekistan'ın katılımıyla bir uluslararası örgüte dönüşmüş halidir.

Step-by-Step Solution

1
Öncülde verilen kurucu üyeleri ve tarihi değerlendirmek.
19961996 yılında Çin, Rusya ve üç Orta Asya cumhuriyetinin "Şanghay Beşlisi"ni kurduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda verilen kuruluş yılı ve kurucu üye listesi bu yapıya işaret etmektedir.
2
20012001 yılındaki genişlemeyi ve isim değişikliğini analiz etmek.
Özbekistan'ın katılımıyla yapının Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) adını aldığı belirlenir.
Örgütün kurumsal bir yapıya bürünerek bölgesel güç odağı haline gelmesi bu süreçle gerçekleşmiştir.

Key Concept

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)

Hints

1
Örgütün ismi, ilk zirvelerin yapıldığı büyük bir Çin şehrinden gelmektedir.
2
19961996'da kurulan ilk yapı beş ülkeden oluştuğu için "Beşli" olarak anılıyordu.
3
20012001 yılında Özbekistan'ın katılımı, bu topluluğun resmi bir örgüte dönüşmesinde belirleyici olmuştur.

Practice More

Türkiye'nin bu örgüte olan 'Diyalog Ortağı' statüsünü ve bu durumun dış politikadaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 443Question

Yumuşama Dönemi Türk dış politikasında Yunanistan ile yaşanan en önemli gerginliklerden biri "Kıta Sahanlığı Sorunu"dur. 19761976 yılında Türkiye’nin Ege Denizi'nde petrol arama faaliyetlerine başlaması üzerine iki ülke savaşın eşiğine gelmiş, sorun BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı'na taşınmıştır.

Bu krizin yaşanmasına neden olan ve Ege Denizi’nde sismik araştırmalar yapmak üzere görevlendirilen Türk gemisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sismik-I (Hora)

Answer

Sismik-I (Hora) gemisi
Doğru cevap olan Sismik-I (Hora) gemisi, 19761976 yılında Ege Denizi'nde Türkiye'nin kıta sahanlığı haklarını savunmak amacıyla yürüttüğü araştırma faaliyetlerinin sembolü olmuş ve Yunanistan ile savaşa ramak kalan bir krizin yaşanmasına neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin ve sorunun kapsamını belirleme
Soru 1970'lerdeki Yumuşama Dönemi Türkiye-Yunanistan ilişkilerini ve Ege Kıta Sahanlığı krizini kapsamaktadır.
Doğru gemiyi belirlemek için krizin tarihsel arka planını anlamak gerekir.
2
Söz konusu krizde rol oynayan teknolojik/lojistik unsuru hatırlama
1976 yılında Ege Denizi'ne gönderilen ve krizi tırmandıran gemi Sismik-I (eski adıyla Hora) gemisidir.
KPSS Tarih sınavında Yumuşama Dönemi krizleri genellikle sembolleşmiş isimler (Johnson Mektubu, Hora Gemisi vb.) üzerinden sorulur.
3
Modern sondaj gemileri ile tarihsel araştırma gemilerini ayırt etme
Yavuz, Fatih, Kanuni gibi gemiler güncel olaylarla ilgilidir; Sismik-I (Hora) ise tarihsel krizin öznesidir.
Güncel bilgiler ile tarih bilgilerinin birbirine karıştırılmaması gerekir.

Key Concept

Ege Denizi Sorunları ve Kıta Sahanlığı Krizi

Hints

1
Bu gemi aslen 'Hora' ismiyle de bilinmektedir.
2
Krizin sonunda Türkiye ve Yunanistan arasında deniz yetki alanlarının belirlenmesi için Bern Deklarasyonu imzalanmıştır.
3
Geminin adı 'Sismik-...' olarak başlamakta ve yanında orijinal adı parantez içinde belirtilmektedir.

Practice More

Bu krizin ardından imzalanan Bern Deklarasyonu'nun içeriğini ve Ege Denizi'ndeki diğer sorunları (FIR Hattı, Karasuları, Adaların Silahlandırılması) mutlaka inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 444Question

Yumuşama Dönemi'nde Türk-Amerikan ilişkilerini sarsan en önemli olaylardan biri de "haşhaş krizi"dir. 19711971 yılında askeri muhtıranın ardından kurulan Nihat Erim hükümeti döneminde ABD'nin baskısıyla yasaklanan haşhaş ekimi, 19741974 yılında kurulan Cumhuriyet Halk Partisi - Millî Selamet Partisi (CHPCHP-MSPMSP) koalisyon hükümeti tarafından yeniden serbest bırakılmıştır.

Türkiye'nin 19741974 yılında haşhaş ekimini yeniden serbest bırakma kararı almasının temel gerekçesi ve bu kararın Türk dış politikası üzerindeki en önemli stratejik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gerekçe: Köylünün yaşadığı ekonomik mağduriyeti gidermek ve ulusal egemenlik haklarını koruma iradesini göstermek. Sonuç: ABD ile ilişkilerin kopma noktasına gelmesi ve bu durumun Kıbrıs Barış Harekatı ile birleşerek 19751975 silah ambargosunu tetiklemesi.

Answer

Türkiye'nin 19741974 yılında haşhaş ekimini serbest bırakma gerekçesi köylünün ekonomik kaybını önlemek ve egemenlik haklarını savunmaktır; bunun sonucu ise ABD ile ilişkilerin gerilerek 19751975 ambargosuna yol açmasıdır.
Yumuşama Dönemi'nde Türkiye, dış politikada ABD'ye olan bağımlılığını azaltmaya ve ulusal çıkarlarını ön plana çıkarmaya başlamıştır. 19741974 yılındaki haşhaş ekimi kararı, hem Anadolu çiftçisinin mağduriyetini gidermeyi amaçlamış hem de dış baskılara boyun eğilmeyeceği mesajını vermiştir. Bu karar, ABD ile yaşanan gerilimi zirveye taşımış ve Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından gelen ambargo sürecinde kilit bir rol oynamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi yapısını analiz etme
19741974 yılında kurulan CHPCHP-MSPMSP koalisyon hükümetinin (Ecevit-Erbakan) dış politikada daha aktif ve egemenlik odaklı bir tutum sergilediği saptanır.
Kararın hangi siyasi irade tarafından alındığını anlamak gerekçeyi netleştirir.
2
Haşhaş yasağının sosyo-ekonomik etkilerini değerlendirme
19711971 yılındaki yasağın özellikle Afyon ve çevresindeki çiftçileri büyük bir geçim sıkıntısına soktuğu görülür.
Hükümetin kararı alırken gözettiği içsel dinamikleri belirlemek için gereklidir.
3
Kararın diplomatik sonuçlarını saptama
Haşhaş yasağının kaldırılmasının, hemen ardından gelen Kıbrıs Barış Harekatı ile birleşerek ABD Kongresi'nin Türkiye'ye karşı sert bir tavır almasına (silah ambargosu) neden olduğu analiz edilir.
Olayın Türk dış politikasındaki tarihsel yerini ve stratejik etkisini anlamak için kritiktir.

Key Concept

Haşhaş Krizi ve Türk-Amerikan İlişkileri

Hints

1
Bu karar 19741974 yılındaki Ecevit-Erbakan hükümeti tarafından alınmıştır.
2
Türkiye'nin egemenlik haklarını koruma vurgusu bu kararda ön plandadır.
3
Kararın ardından ABD, Türkiye'ye karşı en ağır yaptırımlarından biri olan silah ambargosunu Kıbrıs Harekatı'nı da gerekçe göstererek başlatmıştır.

Practice More

Haşhaş krizinin ardından ABD üslerinin kapatılması (Kapatılan ve devredilen üsler) sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 445Question

19531953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanan "Dostluk ve İş Birliği Antlaşması" (Balkan Paktı), bölgedeki Sovyet yayılmacılığına karşı ortak bir savunma hattı oluşturmayı amaçlamıştır. Ancak bu pakt, kurulduktan kısa bir süre sonra etkinliğini yitirmiş ve dağılma sürecine girmiştir. Buna göre, Balkan Paktı'nın zayıflayarak işlevini yitirmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin NATO'ya üyelik sürecinin bu paktın imzalanmasından sonra gerçekleşmesi ve paktı gereksiz kılması

Answer

Türkiye'nin NATO'ya üyelik sürecinin bu paktın imzalanmasından sonra gerçekleştiği iddiası, kronolojik olarak hatalıdır ve paktın zayıflama nedeni olarak gösterilemez.
Balkan Paktı 19531953 yılında kurulmuştur, oysa Türkiye ve Yunanistan bu tarihten bir yıl önce, 19521952 yılında NATO'ya üye olmuşlardır. Dolayısıyla, NATO üyeliği paktın zayıflamasına neden olan bir 'sonuç' veya 'sonraki gelişme' değil, paktın kurulduğu dönemdeki mevcut bir durumdur.

Step-by-Step Solution

1
Olayların kronolojik sırasını kontrol et.
Türkiye ve Yunanistan 19521952'de NATO'ya girmiş, Balkan Paktı ise 19531953'te imzalanmıştır.
Soruda paktın zayıflama nedeni olarak sunulan NATO üyeliği, aslında pakttan önce gerçekleşen bir olaydır.
2
Paktın zayıflama nedenlerini dış politik gelişmelerle karşılaştır.
Stalin'in ölümü (19531953), Yugoslavya'nın SSCB ile normalleşmesi ve Kıbrıs Sorunu (19541954 sonrası) paktın işlevini yitirmesine yol açan temel etkenlerdir.
Bölgesel iş birliğini zayıflatan unsurlar hem küresel konjonktür (yumuşama) hem de bölgesel çatışmalardır.

Key Concept

Balkan Paktı'nın Siyasi ve Kronolojik Analizi

Hints

1
Türkiye'nin NATO'ya giriş tarihini (19521952) ve Balkan Paktı'nın imza tarihini (19531953) karşılaştırın.
2
Paktın zayıflamasında hem küresel (Stalin sonrası dönem) hem de bölgesel (Kıbrıs) faktörler rol oynamıştır.

Practice More

Bağdat Paktı'nın (CENTO) kuruluş ve dağılma nedenlerini Balkan Paktı ile karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 446Question

II.II. Dünya Savaşı boyunca Türkiye'nin izlediği, büyük güçler arasındaki dengeden yararlanarak savaşın dışında kalmayı ve toprak bütünlüğünü korumayı amaçlayan temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aktif tarafsızlık

Answer

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı yıllarındaki temel stratejisi 'aktif tarafsızlık' (denge politikası) olarak tanımlanır.
Türkiye, savaşın başından itibaren ne Müttefik ne de Mihver bloklarına fiilen katılmamış, her iki tarafla da diplomatik ilişkilerini sürdürerek topraklarını savaşın yıkımından korumuştur. Bu 'aktif tarafsızlık' stratejisi, Türkiye'nin o dönemki en temel dış politika çizgisiydi.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın taraflarını ve Türkiye'nin konumunu analiz et.
Türkiye'nin her iki bloktan (Müttefik ve Mihver) gelen baskılara rağmen toprak bütünlüğünü korumaya çalıştığı görülür.
Türkiye'nin coğrafi konumu onu savaşın stratejik bir hedefi haline getirdiği için tarafsızlığı korumak güç bir diplomasidir.
2
Seçeneklerdeki uluslararası politika kavramlarını değerlendir.
Almanya (Hayat Sahası), İtalya (Bizim Deniz) ve İngiltere (Yatıştırma) gibi devletlerin kendilerine özgü savaş stratejileri elenir.
Soru doğrudan Türkiye'nin izlediği özgün dış politikayı sormaktadır.
3
Türkiye'nin 'savaş dışı kalma' stratejisinin resmi adını belirle.
Aktif tarafsızlık seçeneğine ulaşılır.
Türkiye sadece pasif bir seyirci kalmamış, diplomasiyi aktif kullanarak her iki tarafla da saldırmazlık veya dostluk paktları (Örn: 1941 Türk-Alman Saldırmazlık Paktı) imzalamıştır.

Key Concept

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı Dış Politikası (Denge Stratejisi)

Hints

1
Bu kavram, Türkiye'nin ne bir tarafa katıldığını ne de olaylara tamamen tepkisiz kaldığını ifade eder.

Practice More

Türkiye'nin savaşın sonuna doğru (Şubat 1945) neden kağıt üzerinde savaş ilan ettiğini ve bunun San Francisco Konferansı ile ilişkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 447Question

I.\text{I.} Dünya Savaşı'ndan sonra İtalya'da yaşanan ekonomik ve toplumsal huzursuzluktan yararlanarak "Kara Gömlekliler" adı verilen askeri birlikleriyle Roma'ya yürüyen ve ülkede Faşist yönetimi kuran lider aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Benito Mussolini

Answer

İtalya'da Kara Gömlekliler desteğiyle iktidara gelen lider Benito Mussolini'dir.
Doğru cevap olan Benito Mussolini, I.\text{I.} Dünya Savaşı'ndan sonra İtalya'da kurduğu Ulusal Faşist Parti ve kendisine bağlı yarı askeri "Kara Gömlekliler" (Camice Nere) grubu ile 19221922 yılında Roma'ya yürüyerek iktidarı ele geçirmiştir. Faşizm ideolojisinin babası kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (İtalya, Kara Gömlekliler, Faşizm) belirle.
Bu kavramların tamamı İtalya'daki savaş sonrası süreci işaret etmektedir.
Sorunun hangi ülke ve rejimle ilgili olduğunu anlamak için.
2
Seçeneklerdeki liderleri ülkeleriyle eşleştir.
Mussolini (İtalya), Hitler (Almanya), Franco (İspanya), Stalin/Lenin (SSCB).
Lider-ülke eşleşmesindeki hataları elemek için.
3
Doğru lideri tespit et.
Benito Mussolini doğru seçenek olarak belirlenir.
Tarihsel gerçekliğe uygun tek eşleşme budur.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönemde Totaliter Rejimler

Hints

1
Bu lider, Akdeniz'i bir İtalyan gölüne çevirmeyi amaçlayan 'Bizim Deniz' (Mare Nostrum) politikasını savunmuştur.

Practice More

Mussolini'nin iktidara geldikten sonra izlediği dış politika ve Roma İmparatorluğu'nu canlandırma ideallerini inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 448Question

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD Kongresi'nin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosu, Türk dış politikasında ve savunma stratejilerinde köklü değişikliklere yol açmıştır. Bu ambargoya tepki olarak "kendi silahını kendin yap" sloganıyla milli savunma sanayisini güçlendirme çalışmaları hız kazanmıştır. Bu süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin haberleşme cihazı ve elektronik ihtiyacını karşılamak amacıyla 1975 yılında kurulan stratejik kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: ASELSAN

Answer

Doğru cevap, 1975 yılında kurulan ve TSK'nın haberleşme cihazı ihtiyacını karşılamayı amaçlayan ASELSAN kurumudur.
Doğru cevap olan kurum, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası başlayan ABD ambargosuna en önemli teknik tepki olarak 1975 yılında kurulmuştur. Haberleşme ve elektronik alanındaki bu yatırım, Türkiye'nin savunma sanayisinde yerlileşme sürecinin miladı kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz et.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve 1975 ABD ambargosu süreci.
Soruda istenen kurumun kuruluş motivasyonunu anlamak için dönemin krizlerini belirlemek gerekir.
2
Milli savunma sanayisindeki hamleleri değerlendir.
Ambargo sonrası dışa bağımlılığı azaltmak için vakıf temelli şirketlerin kurulması.
Türkiye'nin teknolojik ambargoya verdiği en somut tepki, kendi kurumlarını inşa etmektir.
3
Kurumun uzmanlık alanı ile tarihini eşleştir.
1975 yılı ve 'haberleşme cihazı' ifadesi ASELSAN ile örtüşmektedir.
ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayii), tam da bu ihtiyaç doğrultusunda ambargo yılında faaliyete geçmiştir.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde Türk Dış Politikası ve Savunma Sanayisi Hamleleri

Hints

1
Yumuşama Dönemi'nde SALT I ve Helsinki Nihai Senedi gibi dünyada barış rüzgarları eserken, Türkiye Kıbrıs meselesi yüzünden Batı ile gerginlik yaşamıştır.
2
Söz konusu kurumun adı 'Askeri Elektronik Sanayii' ifadesinin kısaltmasıdır.
3
1975 yılında kurulan bu kurum, bugün Türkiye'nin en büyük savunma elektroniği şirketidir ve ambargo sürecinin en önemli meyvesidir.

Practice More

ABD ambargosuna tepki olarak 1975'te kapatılan Amerikan üslerini ve bu üslerin 1978'de ambargonun kalkmasıyla tekrar açılma sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 449Question

II. Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikalarına karşı Batı dünyasıyla bütünleşmeyi stratejik bir zorunluluk olarak gören Türkiye; bu süreçte askeri, ekonomik ve siyasi alanda çeşitli kurumsallaşma adımları atmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin, henüz NATO'ya üye olmadan önce, 19491949 yılında kurucu üye sıfatıyla dahil olduğu ve temel amacı "insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi" ilkelerini korumak olan uluslararası kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Avrupa Konseyi

Answer

Türkiye'nin 1949 yılında kurucu üye olarak katıldığı, demokrasi ve insan haklarını esas alan kuruluş Avrupa Konseyi'dir.
Doğru cevap olan kuruluş, 1949 yılında kurulan ve Türkiye'nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı Avrupa Konseyi'dir. Bu kurum, Marshall Planı (ekonomik) ve NATO (askeri) adımlarından farklı olarak Türkiye'nin Batı dünyasıyla siyasi ve hukuki normlar düzeyinde bütünleşmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin dış politika önceliklerini analiz etme
Sovyet tehdidine karşı Türkiye'nin Batı kurumsallaşmasına (ekonomik, askeri ve siyasi) dahil olma çabası tespit edildi.
Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrası yalnızlıktan kurtulmak için Batılı örgütlere girmeyi hedeflemiştir.
2
Kuruluş tarihlerini ve amaçlarını karşılaştırma
1948'de OEEC (ekonomik), 1949'da Avrupa Konseyi (siyasi), 1952'de NATO (askeri) üyelikleri gerçekleşmiştir.
Soruda belirtilen 1949 tarihi ve 'insan hakları/demokrasi' vurgusu doğrudan siyasi entegrasyona işaret eder.
3
Doğru kuruluşu belirleme
Avrupa Konseyi'nin 1949'da Londra Antlaşması ile kurulduğu ve Türkiye'nin kurucu üyelerden biri olduğu saptandı.
Avrupa Konseyi, Avrupa'nın siyasi değerlerini temsil eden en temel kurumdur.

Key Concept

Türkiye'nin Batı Bloku'na Entegrasyon Süreci

Hints

1
Türkiye'nin Batı'ya yönelişi sadece askeri (NATO) değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik boyutlara da sahiptir.
2
Sözü edilen kuruluş askeri bir savunma örgütü değil, insan hakları ve demokrasi odaklı bir 'siyasi konsey' niteliğindedir.
3
Türkiye bu kuruma 1949 yılında girerek, Avrupa'nın demokratik değerler sistemine dahil olduğunu ilan etmiştir; bu tarih NATO üyeliğinden 3 yıl öncesidir.

Practice More

Türkiye'nin bu sürece paralel olarak iç siyasette geçtiği Çok Partili Hayat (1946) ve Demokrat Parti döneminin (1950-1960) dış politika üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 450Question

19481948 yılında İngiltere, Fransa ve Benelüks ülkeleri tarafından imzalanan Brüksel Antlaşması (Batı Birliği), başlangıçta Avrupa içi bir savunma girişimi olarak tasarlanmış olsa da, kısa bir süre sonra yerel bir ittifakın Sovyet yayılmacılığını durdurmakta yetersiz kalacağı anlaşılmıştır. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi, Batı Bloku'nun güvenlik stratejisinin bölgesel bir yapıdan çıkarak Amerika Birleşik Devletleri'ni de kapsayan transatlantik bir ittifaka (NATO) evrilmesini tetikleyen en temel gelişme olarak kabul edilir?

Show answer & explanation

Answer: Sovyetler Birliği'nin Berlin'i kara ve demir yolu ulaşımına kapatarak ablukaya alması

Answer

Sovyetler Birliği'nin Berlin'i kara ve demir yolu ulaşımına kapatarak ablukaya alması
Batı Bloku'nun güvenlik stratejisinin bölgesel bir yapıdan (Brüksel Antlaşması) transatlantik bir ittifaka (NATO) dönüşmesinin temel tetikleyicisi Berlin Ablukası'dır. Bu olay, Sovyet tehdidinin boyutlarını ortaya koymuş ve ABD'nin Avrupa savunmasına fiilen katılımını sağlayan süreci hızlandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
19481948 yılındaki Brüksel Antlaşması'nın kapsamını analiz et.
Bu antlaşma sadece Avrupalı devletleri içeren yerel bir savunma paktıydı.
O dönemde henüz ABD, Avrupa'nın savunmasına resmi bir askeri pakt ile dahil olmamıştı.
2
Dönemin en büyük diplomatik krizini belirle.
Sovyetler Birliği'nin 19481948 yılında başlattığı Berlin Ablukası.
Bu kriz, Batılı güçlerin Sovyet tehdidine karşı ABD'nin askeri gücüne muhtaç olduğunu kanıtladı.
3
Krizin kurumsal sonuçuyla bağlantı kur.
19491949 yılında NATO'nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kurulması.
Berlin Ablukası süreci, ABD'nin geleneksel 'yalnızlık' politikasını terk ederek transatlantik bir ittifaka liderlik etmesini zorunlu kılmıştır.

Key Concept

NATO'nun Kuruluş Süreci ve Berlin Ablukası İlişkisi

Hints

1
19481948 yılında Batı ile Doğu arasındaki en büyük askeri ve diplomatik krizi düşünün.
2
ABD'nin Avrupa savunmasına fiilen dahil olmasını zorunlu kılan 'kuşatma' olayına odaklanın.
3
NATO 19491949 yılında, Berlin'deki ulaşım krizinin (ablukanın) devam ettiği bir atmosferde kurulmuştur.

Practice More

NATO'nun kurulmasından sonra Türkiye'nin bu örgüte üye olma sürecini ve Kore Savaşı'nın bu süreçteki etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 451Question

Yumuşama (Detant) Dönemi’nde Türkiye, 19601960’lı yılların ortasından itibaren müttefiki ABD ile çeşitli sorunlar yaşamaya başlamıştır. Bu gerginliklerin zirve noktası, 19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD Kongresi’nin Türkiye’ye karşı aldığı tutum olmuştur.

**Bu dönemde ABD’nin Türkiye’ye yönelik başlattığı uygulama ve Türkiye’nin buna karşılık olarak 19751975 yılında ülkedeki tüm ABD tesis ve üslerine (İncirlik hariç) el koyması süreci aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanmaktadır?**

Show answer & explanation

Answer: Silah Ambargosu

Answer

ABD'nin uyguladığı Silah Ambargosu, Türkiye'nin 19751975 yılında ABD üslerine el koymasına neden olan gelişmedir.
Silah Ambargosu seçeneği doğrudur; çünkü ABD Kongresi, Kıbrıs'ta Amerikan silahlarının kullanıldığı gerekçesiyle 19751975-19781978 yılları arasında Türkiye'ye ambargo uygulamıştır. Türkiye buna tepki olarak 2525 Temmuz 19751975'te İncirlik dışındaki tüm ABD üs ve tesislerini TSK'nın kontrolüne almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve ana olayı belirleme
19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yaşanan uluslararası kriz saptandı.
Soruda verilen tarihsel çerçeve (19741974-19751975) doğru bağlamı kurmak için gereklidir.
2
ABD'nin tepkisini analiz etme
ABD Kongresi'nin Türkiye'ye askeri yardımları kesme ve silah satışını durdurma (ambargo) kararı aldığı belirlendi.
Müttefikler arasındaki en büyük krizlerden birinin temel sebebini bulmak için.
3
Türkiye'nin karşı hamlesini değerlendirme
Türkiye, 2525 Temmuz 19751975 tarihli kararnamesiyle ABD ile olan Savunma İş Birliği Anlaşması'nı askıya almış ve üslere el koymuştur.
Ambargonun Türkiye üzerindeki siyasi ve askeri etkisini doğrulamak için.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye-ABD İlişkileri ve 19751975 Ambargosu

Hints

1
19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra ABD'nin Türkiye'ye karşı aldığı ekonomik ve askeri önlemleri düşünün.
2
Türkiye'nin yerli savunma sanayisini (ASELSAN vb.) kurma kararı almasında etkili olan yaptırımı anımsayın.
3
Bu yaptırım 19751975-19781978 yılları arasında uygulanmış ve Türkiye'nin ABD'ye ait ortak savunma tesislerini devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Practice More

Ambargonun ardından Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı adımları (ASELSAN, ROKETSAN'ın temelleri) incelemek bu dönemi pekiştirir.

Alternative Method

Olayları kronolojik sıraya dizerek (19641964 Johnson, 19711971 Haşhaş, 19741974 Kıbrıs, 19751975 Ambargo) sorudaki tarihlerle eşleştirebilirsiniz.
Estimated Time:55s
Question 452Question

Türkiye'nin 19501950 yılında başlayan Kore Savaşı'na asker gönderme kararının temel dış politika gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) kabul edilmeyi sağlamak

Answer

Türkiye'nin Kore Savaşı'na asker göndermesindeki temel amaç, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) üye olarak ulusal güvenliğini Sovyet tehdidine karşı garanti altına almaktır.
Türkiye, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin baskılarına karşı bir güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duymuştur. Kore Savaşı'na asker gönderilmesi, Birleşmiş Milletler kararına uyumun yanı sıra Batı Bloku'nun en önemli savunma örgütü olan NATO'ya kabul edilmek için bir 'vize' olarak görülmüştür. Bu hamle başarılı olmuş ve Türkiye 1952'de Yunanistan ile birlikte NATO'ya üye yapılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tarihini ve dönemin şartlarını analiz etme
1950 yılı, Soğuk Savaş'ın başlangıç evresidir ve Türkiye Sovyetler Birliği'nin toprak/üs talepleri nedeniyle tehdit altındadır.
Dış politika kararları dönemin güvenlik endişelerinden bağımsız değildir.
2
Türkiye'nin Batı Bloku ile olan ilişkilerini değerlendirme
Türkiye, BM gücü kapsamında Kore'ye asker göndererek Batı dünyasına bağlılığını ve askeri gücünü kanıtlamıştır.
Askeri katkı, diplomatik alanda NATO üyeliği için en güçlü koz olarak kullanılmıştır.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Türk Dış Politikası ve NATO Üyeliği

Hints

1
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehdidine karşı Batı dünyasının savunma örgütüne girme çabasını düşünün.

Practice More

Türkiye'nin NATO'ya girişi sonrası kurulan Balkan ve Bağdat Paktlarının amaçlarını inceleyerek aradaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 453Question

İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB liderliğindeki Doğu Bloku ile ABD liderliğindeki Batı Bloku arasında tırmanan gerilim, karşılıklı askeri ve siyasi ittifakların kurulmasına neden olmuştur. Batı Bloku'nda 19491949 yılında NATO'nun kurulmasından birkaç yıl sonra, Doğu Bloku ülkeleri de kendi askeri ittifakları olan Varşova Paktı'nı hayata geçirmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, 19551955 yılında Varşova Paktı'nın kurulmasına doğrudan zemin hazırlayan ve Doğu Bloku'nun askeri bir örgütlenme içine girmesini hızlandıran temel gelişmedir?

Show answer & explanation

Answer: Federal Almanya'nın (Batı Almanya) silahlanarak NATO'ya üye kabul edilmesi

Answer

Varşova Paktı'nın kurulmasına zemin hazırlayan temel gelişme, Federal Almanya'nın (Batı Almanya) NATO'ya üye kabul edilmesidir.
Doğru cevap, Federal Almanya'nın NATO'ya dahil edilmesidir. SSCB, Batı Almanya'nın silahlanarak NATO'ya katılmasına (Paris Antlaşmaları sonrası) en sert tepki olarak, kendi uydusu olan devletlerle askeri bir ittifak kurma yoluna gitmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kronolojik analizi yapın.
NATO 19491949'da kurulmuş, Varşova Paktı ise 66 yıl sonra 19551955'te kurulmuştur.
Aradaki zaman farkı, paktın sadece NATO'nun varlığına değil, o dönemdeki spesifik bir hamleye tepki olduğunu gösterir.
2
Askeri dengeleri değerlendirin.
19551955 yılında Batı Almanya'nın (Federal Almanya) silahlanarak NATO'ya katılması Doğu Bloku için doğrudan tehdit olarak algılanmıştır.
Almanya'nın yeniden silahlanması SSCB'nin güvenlik kaygılarını tetiklemiştir.
3
Paktın kuruluş amacını sonuçlandırın.
Doğu Bloku ülkeleri bu hamleye karşılık 1414 Mayıs 19551955'te Varşova Paktı'nı imzalayarak askeri birliği sağlamıştır.
Uluslararası ilişkilerde güç dengesi ilkesi gereği askeri bir hamleye askeri bir karşılık verilmiştir.

Key Concept

Varşova Paktı'nın Kuruluş Nedeni ve NATO İlişkisi

Hints

1
Bu askeri pakt, Batı Bloku'nun bir üye devletin statüsünü değiştirmesine tepki olarak 19551955'te kurulmuştur.
2
İkinci Dünya Savaşı'nın ana sorumlusu olan ülkenin bir yarısının silahlanması SSCB'yi harekete geçirmiştir.
3
NATO'nun kurulmasından 66 yıl sonra, Batı Almanya'nın ittifaka girmesi bu paktın imzalanmasını sağlamıştır.

Practice More

Soğuk Savaş dönemindeki ekonomik (Marshall-COMECON), siyasi (Truman-Cominform) ve askeri (NATO-Varşova) örgütlenmeleri bir tablo yaparak karşılaştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 454Question

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Türkiye'de demokratikleşme süreci hız kazanmış ve tek parti yönetiminden çok partili hayata geçiş için somut adımlar atılmıştır. Bu doğrultuda, 1945 yılında Nuri Demirağ ve arkadaşları tarafından kurulan, Cumhuriyet döneminin "kesintisiz çok partili siyasi hayatındaki ilk muhalefet partisi" kabul edilen siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Kalkınma Partisi

Answer

Milli Kalkınma Partisi, II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'de çok partili hayata geçişin ilk adımını temsil eden ve 1945 yılında kurulan muhalefet partisidir.
Doğru cevap olan Milli Kalkınma Partisi, 18 Temmuz 1945 tarihinde Nuri Demirağ tarafından kurulmuştur. Bu tarih, Demokrat Parti'nin kuruluşundan (Ocak 1946) öncedir ve II. Dünya Savaşı sonrası başlayan demokratikleşme sürecinin ilk somut siyasi partisidir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem Analizi
II. Dünya Savaşı sonrası (1945 ve sonrası) Türkiye'deki siyasi atmosfer incelenir.
Soru, kesintisiz çok partili hayata geçiş sürecindeki 'ilk' partiyi sormaktadır.
2
Tarihsel Sıralama
Seçeneklerdeki partilerin kuruluş tarihleri karşılaştırılır: Milli Kalkınma Partisi (1945), Demokrat Parti (1946), Millet Partisi (1948).
En erken tarihte kurulan partiyi tespit etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Özellik Kontrolü
Nuri Demirağ'ın kurucusu olduğu ve 'kesintisiz' sürecin başlangıcı kabul edilen partinin Milli Kalkınma Partisi olduğu teyit edilir.
Demokrat Parti en bilinen parti olsa da, MKP ondan önce kurulmuştur.

Key Concept

Çok Partili Hayata Geçiş ve İlk Muhalefet Partisi

Hints

1
Bu parti, Demokrat Parti'den yaklaşık altı ay önce kurulmuştur.
2
Partinin kurucusu, havacılık ve sanayi hamleleriyle tanınan iş insanı Nuri Demirağ'dır.

Practice More

Demokrat Parti'nin kuruluşuna zemin hazırlayan 'Dörtlü Takrir' olayını ve imzacılarını inceleyerek bu dönemi pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Parti kuruluş tarihlerini (1945, 1946, 1948) zihninizde bir kronolojik çizelgeye yerleştirerek en eski olanı seçebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 455Question

II.II. Dünya Savaşı'nın devam ettiği 19431943 yılı sonunda; Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill ve ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile bir araya gelerek Türkiye'den müttefik uçakları için hava üslerini açmasını ve savaşa fiilen katılmasını talep ettikleri, ancak Türkiye'nin askeri teçhizat eksikliğini gerekçe göstererek savaşa girişi ertelediği diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: II.II. Kahire Konferansı

Answer

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün hem Churchill hem de Roosevelt ile bir araya gelerek Türkiye'nin savaşa katılım şartlarını görüştüğü gelişme II.II. Kahire Konferansı'dır.
II.II. Kahire Konferansı (464-6 Aralık 19431943), Türkiye'nin savaşa girişi konusundaki en kritik dönemeçtir. Birleşik Krallık (Churchill) ve ABD (Roosevelt) liderlerinin İsmet İnönü ile bir araya gelmesiyle gerçekleşmiştir. Türkiye bu konferansta savaşa girmeyi reddetmemiş ancak ordunun modernize edilmesi ve gerekli askeri yardımın (Hardin-İnönü Planı) tam olarak sağlanması durumunda müttefiklere katılacağını belirterek süreci ustalıkla yönetmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Katılımcıları analiz etme
Churchill, Roosevelt ve İnönü'nün bir arada olduğu vurgulanmıştır.
Adana Görüşmeleri'nde Roosevelt bulunmadığı için katılımcı ayrımı kritiktir.
2
Tarihsel süreci değerlendirme
19431943 yılının sonu, müttefik baskısının arttığı döneme işaret eder.
Bu tarihte yapılan görüşme müttefiklerin Türkiye'yi 'co-belligerent' (iş birliği yapan müttefik) olarak savaşa çekme çabasıdır.
3
Türkiye'nin diplomatik cevabını yorumlama
Askeri teçhizat eksikliği gerekçesiyle erteleme kararı.
Bu tutum Türkiye'nin savaş boyunca izlediği 'aktif tarafsızlık' ve denge politikasının bir parçasıdır.

Key Concept

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı Diplomasisi ve II. Kahire Konferansı

Hints

1
Görüşmede hem Birleşik Krallık hem de ABD liderlerinin bizzat hazır bulunduğuna dikkat edin.

Practice More

Türkiye'nin 19451945 yılındaki sembolik savaş ilanı ile 19431943 yılındaki aktif savaşa girme baskısı arasındaki temel farkı araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 456Question

1963 yılı Aralık ayında Kıbrıs'ta Rumların, Türk köylerine yönelik saldırılarıyla başlayan ve tarihe 'Kanlı Noel' olarak geçen olaylar, Lefkoşa'da güvenliği sağlamak amacıyla taraflar arasında bir sınırın belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu süreçte İngiliz General Peter Young tarafından Lefkoşa haritası üzerinde yeşil renkli bir kalemle çizilen ve adayı iki bölgeye ayıran bu sınır çizgisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeşil Hat

Answer

Lefkoşa'yı ikiye ayıran ve harita üzerinde yeşil kalemle çizilen sınır çizgisi 'Yeşil Hat' olarak adlandırılır.
Yeşil Hat, 1963 yılında Kıbrıs'ta patlak veren şiddet olaylarının ardından Lefkoşa'yı ikiye bölen ateşkes hattıdır. İngiliz General Peter Young'ın harita üzerinde yeşil kalemle çizmesi nedeniyle bu ismi almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tarihi arka planını analiz et.
1963 Aralık ayındaki Kanlı Noel olayları sonucunda adada çatışmaların çıktığı ve Lefkoşa'nın fiilen bölündüğü tespit edildi.
Soruda bahsedilen sınırın hangi olay neticesinde ortaya çıktığını anlamak için gereklidir.
2
Sınırın kim tarafından ve nasıl belirlendiğini belirle.
İngiliz General Peter Young'ın harita üzerinde yeşil kalem kullanarak bir hat çizdiği bilgisine ulaşıldı.
Terimin isimlendirme kökenini doğrulamak için gereklidir.
3
Doğru terimi seçenekler arasından seç.
Yeşil kalemle çizildiği için 'Yeşil Hat' (Green Line) terimi doğru cevaptır.
Diğer kavramların (Enosis, Akritas vb.) sınır çizgisi değil, plan veya ideoloji olduğunu ayırt etmek için gereklidir.

Key Concept

Kıbrıs Meselesi - Yeşil Hat

Hints

1
Bu sınırın adı, harita üzerinde kullanılan kalemin renginden gelmektedir.
2
1963 Kanlı Noel olaylarından sonra Lefkoşa'yı ikiye bölen hattır.
3
Günümüzde hâlâ Birleşmiş Milletler Barış Gücü kontrolündeki tampon bölgeyi ifade eden bu hat 'Green Line' olarak bilinir.

Practice More

Kıbrıs meselesinde 1964 yılında ABD'nin Türkiye'ye gönderdiği 'Johnson Mektubu'nun içeriğini ve sonuçlarını inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 457Question

Amerika Birleşik Devletleri'nin, Avrupa'daki siyasi ve askeri çatışmalardan uzak kalarak kendi kıtasına yönelmesini öngören ve I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrasında da bir süre devam ettirdiği "Yalnızlık Politikası"nın temel dayanağı olan doktrin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Monroe Doktrini

Answer

Amerika Birleşik Devletleri'nin dış dünyadan soyutlanarak kendi kıtasına çekilmesini ifade eden doktrin Monroe Doktrini'dir.
Doğru cevap olan doktrin, 18231823 yılında James Monroe tarafından ilan edilen ve ABD'nin Avrupa sorunlarından uzak durmasını, Avrupa devletlerinin de Amerika kıtasına müdahale etmemesini savunan temel dış politika ilkesidir. Bu ilke literatürde "Yalnızlık Politikası" olarak bilinir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen "Yalnızlık Politikası" (İzolasyonizm) kavramının tarihsel karşılığını analiz et.
ABD'nin dış politika geleneklerinde bu durumun temeli 18231823 yılında atılmıştır.
Bu politika, ABD'nin Avrupa'daki güç dengesi oyunlarına girmemesini sağlar.
2
Seçenekler arasında bu politikayı başlatan doktrini belirle.
Monroe Doktrini, ABD'nin XIX. ve XX.\text{XX.} yüzyıl başındaki temel dış politika çizgisini oluşturur.
Doktrinin amacı Amerika kıtasını Avrupa sömürgeciliğinden korumak ve ABD'yi Avrupa savaşlarından uzak tutmaktır.

Key Concept

Monroe Doktrini ve ABD'nin Yalnızlık Politikası

Hints

1
Bu doktrin ismini, 18231823 yılında bu ilkeyi ilan eden ABD başkanından almıştır.

Practice More

ABD'nin bu politikadan ilk kez hangi olayla resmen vazgeçtiğini (I.\text{I.} Dünya Savaşı'na giriş süreci) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 458Question

19611961 Anayasası ile Türk parlamenter sisteminde 'çift meclis' yapısı benimsenmiş; Millet Meclisi’nin yanı sıra Cumhuriyet Senatosu kurulmuştur. Bu sistemde Senato üyelerinin büyük çoğunluğu halk tarafından seçilirken, bir kısmı Cumhurbaşkanı tarafından atanmış, bir grubu ise 'kayd-ı hayat' (ömür boyu) şartıyla görev yapmıştır. 2727 Mayıs 19601960 askeri müdahalesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi üyeleri ile eski cumhurbaşkanlarının yer aldığı bu ömür boyu görev yapan gruba verilen resmi isim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tabii Senatörler

Answer

Cumhuriyet Senatosu'nda ömür boyu görev yapan üyelere 'Tabii Senatör' adı verilmektedir.
Doğru cevap olan ifade, 19611961 Anayasası'nın Geçici 22. maddesi uyarınca Milli Birlik Komitesi üyeleri ile eski cumhurbaşkanlarına tanınan ömür boyu senatörlük hakkını ifade eden resmi terimdir. Bu kişiler, seçimle gelmedikleri için halkın iradesine dayanmayan ancak anayasal koruma altında olan 'Tabii Senatör' sıfatıyla yasama sürecinde yer almışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapma
19611961 - 19801980 yılları arasındaki 'Yumuşama Dönemi Türkiye'si' yasama yapısı incelenir.
Sorunun hangi anayasal düzeni sorduğunu netleştirmek gerekir.
2
Meclis yapısını sınıflandırma
19611961 Anayasası'nın getirdiği çift meclis (Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) yapısı hatırlanır.
Senato üyeliği türlerini ayırt etmek çözüm için kritiktir.
3
Üyelik sıfatlarını belirleme
Seçimle gelenler, kontenjanla atananlar ve ömür boyu kalan 'Tabii' üyeler arasındaki fark ayırt edilir.
Milli Birlik Komitesi üyelerinin statüsünü tanımlayan terimi bulmak hedeflenir.

Key Concept

1961 Anayasası'nın Getirdiği Çift Meclisli Yasama Sistemi

Hints

1
19611961 Anayasası'ndaki Senato yapısında yer alan üyelerin nasıl seçildiğini düşünün.
2
Milli Birlik Komitesi üyelerinin statüsü, seçimle gelmedikleri için 'doğal' veya 'kendiliğinden' anlamına gelen bir kelimeyle ifade edilir.
3
Bu unvan, 'tabiatı gereği' orada bulunan üyeleri simgeler ve 'kontenjan' üyelerinden farklı olarak ömür boyu sürer.

Practice More

1961 Anayasası'nın neden 'çift meclis' sistemini tercih ettiğini (denetim mekanizması) araştırabilirsiniz.

Alternative Method

Eski cumhurbaşkanlarının ve darbe kadrosunun anayasada 'dokunulmaz' ve 'sabit' üyeler olarak kalmasını sağlayan terimin, 'doğal' (tabii) hak olduğunu hatırlayarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 459Question

II.II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de enflasyonun yükselmesini önlemek, iaşe sorununu çözmek ve tarımsal stokçuluğun önüne geçmek amacıyla bir dizi ekonomik tedbir alınmıştır. Bu doğrultuda 19441944 yılında yürürlüğe giren, çiftçilerin ürettiği ürünün bir kısmını ayni veya nakdi olarak devlete vermesini zorunlu kılan ve tarımsal kazançları hedef alan vergi düzenlemesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Toprak Mahsulleri Vergisi

Answer

Toprak Mahsulleri Vergisi
Toprak Mahsulleri Vergisi, 19441944 yılında Şükrü Saracoğlu hükümeti döneminde, özellikle büyük çiftçilerin savaş yıllarında elde ettiği aşırı kazancı vergilendirmek ve gıda stokçuluğunu önlemek amacıyla çıkarılmıştır. Ayni (ürün bazlı) olarak da toplanabilmesi bakımından eski Aşar vergisine benzese de hukuki dayanağı ve uygulama dönemi farklıdır.

Step-by-Step Solution

1
Zaman çizelgesini analiz etme
Soruda belirtilen tarih 19441944'dür. Bu tarih savaşın son evrelerine denk gelmektedir.
Varlık Vergisi (19421942) ve Milli Korunma Kanunu (19401940) tarihlerini elemek için gereklidir.
2
Verginin kapsamını belirleme
Düzenlemenin hedef kitlesi çiftçiler ve tarımsal üretimdir.
Varlık Vergisi (ticari servet) ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (toprak mülkiyeti) arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
Kavramsal ayrım yapma
Tarımsal kazançlar üzerinden ayni (ürün olarak) veya nakdi alınan vergi Toprak Mahsulleri Vergisi'dir.
Aşar vergisi ile olan benzerlikten kaynaklanan isim karışıklığını önlemek ve doğru terimi belirlemek için gereklidir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Dönemi Türkiye Ekonomik Tedbirleri

Hints

1
Sorulan düzenleme, Varlık Vergisi'nden iki yıl sonra, özellikle kırsal kesimdeki aşırı kârı hedef almıştır.

Practice More

Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi'nin yürürlükten kaldırılma süreçlerini (CHP'den Demokrat Parti'ye geçiş sancıları) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 460Question

1971 Askeri Muhtırası sonrasında 1961 Anayasası'nda yapılan 1971 ve 1973 değişiklikleri, yürütme erkinin güçlendirilmesini ve toplumsal hareketliliğin kontrol altına alınmasını hedeflemiştir. Bu dönemde yapılan düzenlemelerin temel amacı, devlet otoritesini tesis etmek ve 1960'lı yıllardaki özgürlükçü ortamı daraltmaktır.

Aşağıdakilerden hangisi 1971-1973 dönemi anayasa değişiklikleri ile Türk hukuk sistemine giren veya sistemde değişikliğe uğrayan unsurlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: "Cumhuriyet Senatosu"nun kaldırılarak yasama yetkisinin tek meclisli bir yapıya devredilmesi

Answer

Cumhuriyet Senatosu'nun kaldırılarak yasama yetkisinin tek meclisli bir yapıya devredilmesi seçeneği yanlıştır çünkü bu kurum 1982 Anayasası ile kaldırılmıştır.
Cumhuriyet Senatosu, 1961 Anayasası'nın getirdiği çift meclisli sistemin bir parçasıdır ve 1971-1973 anayasa değişiklikleri sırasında kaldırılmamıştır. Senato'nun görev süresi 1980 darbesine kadar devam etmiş, 1982 Anayasası ile sistemden tamamen çıkarılarak tek meclisli (TBMM) yapıya geri dönülmüştür. Bu nedenle senatonun kaldırılması 1971-1973 dönemi düzenlemelerinden biri değildir.

Step-by-Step Solution

1
1971 Muhtırası sonrası dönemi analiz et
1971-1973 arası dönemin, 1961 Anayasası'nın özgürlükçü yapısını 'otorite' lehine kısıtlayan bir ara rejim dönemi olduğu saptanır.
Soruda istenen 'değişiklik olmayan unsuru' bulmak için o dönemin karakterini anlamak gerekir.
2
Kurumsal ve yetki bazlı değişiklikleri kontrol et
KHK yetkisi, AYİM ve DGM'nin bu dönemde (1971 ve 1973) sisteme girdiğini; TRT ve üniversite özerkliğinin ise bu yıllarda zayıflatıldığını teyit et.
Bu unsurlar 1982 Anayasası ile de pekiştirilse de çıkış noktaları 1971 muhtırası sonrasıdır.
3
Yasama yapısındaki değişikliği kronolojik olarak incele
Cumhuriyet Senatosu'nun 1961-1980 yılları arasında kesintisiz görev yaptığı ve 1971 değişikliklerinde meclis yapısına (çift meclis) dokunulmadığı görülür.
1971 değişiklikleri kurumları kaldırmaktan ziyade işleyişlerini ve yetki sınırlarını değiştirmiştir.

Key Concept

1971 Anayasa Değişiklikleri ve Siyasi Dönüşüm

Hints

1
1971 Muhtırası sonrası yapılan değişiklikler mevcut kurumları kaldırmaktan çok, yetkilerini kısıtlamaya odaklanmıştır.

Practice More

1961 Anayasası'nın 1982 Anayasası ile karşılaştırıldığı temel kurumsal farkları incelemek, kronolojik soruları çözmeyi kolaylaştıracaktır.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 23 / 24Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 23 | Examkin