Türk-İslam Tarihi

606 questions

Question 201Question

Büyük Selçuklu Devleti'nin Batı siyasetinde bir dönüm noktası olan Malazgirt Zaferi, Türk tarihçiliğinde "Anadolu’nun kapılarının açılması" olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu süreç, ilerleyen yüzyılda Türkiye Selçukluları tarafından kazanılan Miryokefalon Zaferi’nin "Anadolu’nun tapusunun alınması" şeklinde tanımlanmasıyla tamamlanmıştır. Bu iki metaforik tanımlama arasındaki temel fark göz önüne alındığında, "kapı açma" eyleminin siyasi ve stratejik karşılığı hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bizans’ın savunma hattının kırılarak Anadolu’nun Türk göçlerine ve yerleşimine açık hale gelmesi

Answer

Bizans’ın savunma hattının kırılarak Anadolu’nun Türk göçlerine ve yerleşimine açık hale gelmesi
Malazgirt Zaferi, Anadolu'daki en büyük engel olan Bizans askeri gücünü etkisiz hale getirmiştir. Bu sayede Türkler Anadolu'ya sadece akıncı olarak değil, yerleşmek üzere kitleler halinde girmişlerdir. Bu durum metaforik olarak 'kapı açma' yani bir bölgeye girişin önündeki engellerin kaldırılması anlamına gelmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Malazgirt Zaferi'nin (1071) sonuçlarını analiz etme
Bu zaferle Bizans'ın askeri gücü büyük darbe almış ve Selçuklular Anadolu içlerine ilerleme imkanı bulmuştur.
Kapı metaforu, bir engele karşı verilen mücadelenin kazanıldığını gösterir.
2
"Kapı açma" ve "Tapu alma" kavramlarını karşılaştırma
Kapı açmak girişi mümkün kılar (Malazgirt), tapu almak ise oranın sahibi olduğunu tesciller (Miryokefalon).
Stratejik aşamaların kronolojik ve niteliksel farkını anlamak gerekir.
3
Siyasi ve stratejik sonucu saptama
Malazgirt'in temel sonucu, Anadolu'daki Bizans bariyerinin kalkması ve demografik değişimin (göçlerin) başlamasıdır.
Bir yerin kapısının açılması, oraya serbestçe girilebileceği anlamına gelir.

Key Concept

Büyük Selçuklu Devleti'nin Anadolu'yu Yurt Edinme Stratejisi
Question 202Question

751751 yılında gerçekleşen Talas Savaşı, Türklerin İslamiyet'i kabul sürecinde bir "kırılma noktası" olarak kabul edilir. Ancak bu savaşın dinî bir dönüşüme zemin hazırlamasında, sadece askerî bir ittifakın kurulması değil, aynı zamanda İslam dünyasında savaşın hemen öncesinde yaşanan iktidar değişiminin getirdiği zihniyet farkı da belirleyici olmuştur.

İslam dünyasındaki bu siyasi gelişme ve beraberindeki paradigma değişimi dikkate alındığında, Türklerin İslamiyet'e bakışını olumlu yönde etkileyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Abbasilerin, Emevîlerin Arap milliyetçiliğine dayalı "Mevali" politikası yerine hoşgörü ve eşitliği esas alan bir yönetim anlayışını benimsemesi

Answer

Abbasilerin, Emevîlerin Arap milliyetçiliğine dayalı "Mevali" politikası yerine hoşgörü ve eşitliği esas alan bir yönetim anlayışını benimsemesi
Doğru seçenek, İslam tarihindeki en büyük paradigma değişimlerinden birine işaret eder. 750750 yılında iktidara gelen Abbasiler, Emevîlerin Arap olmayan Müslümanları dışlayan "Mevali" politikasını terk ederek eşitlikçi bir "Ümmet" anlayışına geçmişlerdir. Bu durum, 751751 yılındaki Talas Savaşı'nda Türklerin Araplarla omuz omuza savaşmasını ve sonrasında İslamiyet'i daha kolay benimsemesini sağlayan temel psikolojik ve sosyal zemini oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
İslam dünyasındaki iktidar değişimi incelenmelidir.
Talas Savaşı'ndan bir yıl önce (750750), Emevî Devleti yıkılmış ve yerine Abbasiler kurulmuştur.
Savaşın gerçekleştiği siyasi konjonktürü anlamak için bu değişim kritiktir.
2
Emevî ve Abbasî politikaları kıyaslanmalıdır.
Emevîlerin "Mevali" (Arap milliyetçiliği) politikası Arap olmayan Müslümanları ikinci sınıf görüyordu; Abbasiler ise ümmetçi ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsedi.
İdeolojik yaklaşım, Türk-Arap ilişkilerinin gerginlikten iş birliğine evrilmesini sağlamıştır.
3
Politika değişiminin Talas Savaşı ile bağlantısı kurulmalıdır.
Abbasilerin hoşgörü politikası, Karluk Türklerinin Müslüman Arapların yanında yer almasını ve zafer sonrası İslamiyet'i kabul etmelerini hızlandırmıştır.
Askerî zafer, siyasi ve dinî bir yakınlaşmanın önünü açmıştır.

Key Concept

İslamiyet'teki paradigma değişiminin (Mevali'den Ümmetçiliğe) Türklerin din değiştirme sürecindeki katalizör etkisi.

Hints

1
Emevîler ve Abbasîler arasındaki en büyük yönetim farkını düşünün.
2
Arap milliyetçiliği (Mevali) politikası hangi dönemde sona ermiştir?
3
750750 yılında gerçekleşen Abbasî İhtilali'nin Talas Savaşı'na olan etkisine odaklanın.

Practice More

Talas Savaşı sonrası kurulan ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar'ın kuruluş sürecini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 203Question

Türk-İslam devletlerinde çarşı ve pazardaki ticari faaliyetleri denetleyen, esnafın hileli mal satmasını engelleyen, ölçü ve tartı aletlerini teftiş eden ve fiyatların belirlenen sınırların (narh sistemi) dışına çıkmasını önleyen görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Muhtesip

Answer

Türk-İslam devletlerinde piyasa düzenini ve ticari adaleti sağlamakla görevli olan kişi Muhtesip'tir.
Doğru seçenek olan görevli, İslam dünyasında 'Hisbe' teşkilatına bağlı olarak çalışan ve kamu düzenini, özellikle de ticari ahlakı korumakla yükümlü olan Muhtesip'tir. Narh sistemi (fiyat belirleme) ve kalite kontrolü onun en temel yetkileridir.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki görev tanımlarını analiz edin.
Hileli malın engellenmesi, tartı denetimi ve fiyat kontrolü (narh) gibi görevler şehir ekonomisi ve esnaf denetimi ile ilgilidir.
Bu görevler İslam hukukundaki 'hisbe' teşkilatının bir parçasıdır.
2
Seçeneklerdeki görevlilerin sorumluluk alanlarını karşılaştırın.
Mültezim ve Tımarlı Sipahi Osmanlı dönemine aittir; Müstevfi ise genel maliye (hazine) sorumlusudur.
Dönem ve görev ayrımı yaparak doğru kavramı bulmak gerekir.
3
Muhtesip kavramının görev alanıyla eşleştirin.
Muhtesip, çarşı ve pazarın asayişinden ve dürüst ticaretin sürdürülmesinden sorumlu birincil yetkilidir.
Doğru eşleştirme sonucunda doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Türk-İslam Devletlerinde Şehir Ekonomisi ve Muhtesip

Hints

1
Bu görevli, günümüzdeki 'zabıta' ve 'ticaret müfettişi'nin görevlerini Türk-İslam devletlerinde yerine getiren kişidir.

Practice More

Ahilik teşkilatının esnaf üzerindeki manevi ve mesleki otoritesi ile Muhtesip'in resmi denetim yetkisi arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 204Question

İslamiyet’i kabul eden Türk devletlerinden biri olan bu yapı, kendisini Büyük Selçuklu Devleti’nin mirasçısı olarak görmüş ve Moğol istilası karşısında bir tampon bölge vazifesi üstlenmiştir. Ancak 12301230 yılında Anadolu Selçuklu Devleti ile yaptıkları Yassıçemen Savaşı'nı kaybederek zayıflama sürecine girmişlerdir.

Paragrafta özellikleri belirtilen Türk-İslam devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Harzemşahlar

Answer

Harzemşahlar
Harzemşahlar, Orta Asya ve İran bölgesinde hüküm sürmüş, kendilerini Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun devamı ve mirasçısı olarak tanımlamışlardır. 12301230 yılında gerçekleşen Yassıçemen Savaşı'nda Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'a yenilmeleri, bu devletin Moğol saldırılarına karşı sunduğu tampon bölge özelliğini kaybetmesine ve kısa süre içinde yıkılmasına neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Devletin siyasi iddiasını analiz etme
Kendini Büyük Selçuklu Devleti'nin mirasçısı olarak gören devletin Harzemşahlar olduğu belirlenir.
Harzemşahlar, Selçuklu valisi Anuş Tigin tarafından temelleri atılan ve Selçukluların zayıflamasıyla bağımsızlaşan bir devlettir.
2
Askeri ve coğrafi gelişmeleri değerlendirme
Moğol istilası (Cengiz Han dönemi) karşısında bir engel teşkil ettikleri ve Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad ile savaştıkları tespit edilir.
Harzemşahlar, Doğu'dan gelen Moğol tehlikesi ile Anadolu arasında coğrafi bir engel (tampon) oluşturmuştur.
3
Savaş sonucuna göre devlet tespiti yapma
12301230 Yassıçemen Savaşı'nın Harzemşahlar ve Anadolu Selçukluları arasında geçtiği bilgisiyle doğru şıkka ulaşılır.
Yassıçemen Savaşı, Harzemşahlar'ın fiilen çöküş sürecini başlatan en kritik olaydır.

Key Concept

Harzemşahlar'ın Tarihsel Rolü ve Yassıçemen Savaşı

Hints

1
Bu devlet Cengiz Han'ın elçilerini öldürerek (Otrar Faciası) Moğol istilasının başlamasına zemin hazırlamıştır.
2
Devletin en parlak dönemi Celaleddin Harzemşah zamanıdır ve Anadolu Selçuklu Devleti ile rekabet etmişlerdir.
3
12301230 yılında Erzincan yakınlarında yapılan Yassıçemen Savaşı bu devletin yıkılışına giden yolu açmıştır.

Practice More

Harzemşahlar'ın yıkılmasının Anadolu tarihi açısından en önemli sonucu, Anadolu'nun Moğol istilasına (İlhanlılar) açık hale gelmesidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 205Question

Türk-İslam devletlerinde, özellikle Türkiye Selçuklularında hükümdarın başkentte bulunmadığı veya sefere çıktığı zamanlarda devlet işlerini yürüten, elçileri kabul eden ve başında 'Naib' unvanlı bir görevlinin bulunduğu idari kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Niyabet-i Saltanat

Answer

Niyabet-i Saltanat
Niyabet-i Saltanat, Türk-İslam devletlerinde (özellikle Türkiye Selçuklularında) sultanın başkentten ayrıldığı durumlarda devlet idaresinden sorumlu olan, elçileri kabul etme ve atama yapma gibi yetkileri bulunan vekillik organıdır. Başındaki görevliye Naib-i Saltanat denir.

Step-by-Step Solution

1
Hükümdarın vekillik makamını tanımlama
Hükümdarın yokluğunda merkezi otoriteyi temsil eden ve devlet işlerinin aksamasını önleyen makamın 'vekillik' olduğu belirlenir.
Türk-İslam devletlerinde hükümdarın sefere gitmesi veya çocuk yaşta olması gibi durumlarda devletin başsız kalmaması için bu yapı kurulmuştur.
2
Unvan ve kurum eşleştirmesini yapma
Bu görevi yürüten kişiye 'Naib' (Vekil), başkanlık ettiği kuruma ise 'Niyabet-i Saltanat' denildiği tespit edilir.
Özellikle Türkiye Selçuklu Devleti'nde bu kurum, hükümdarın mutlak vekili sıfatıyla geniş yetkilere sahiptir.

Key Concept

Türk-İslam Devletlerinde Vekalet Sistemi (Niyabet-i Saltanat)

Hints

1
Bu kurum, hükümdarın 'vekil' sıfatıyla hareket eden yardımcısı tarafından yönetilir.
2
Başkanının unvanı 'Naib'dir ve sultan sefere çıktığında onun yerini doldurur.
3
Türkiye Selçuklu Devleti'nde çok etkin olan bu kurumun adı 'Saltanat Vekilliği' anlamına gelir.

Practice More

Türkiye Selçuklu Devleti'nde bu makamın yanı sıra 'Pervaneci' ve 'Müstevfi' gibi diğer divan üyelerinin görevlerini de incelemeniz faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 0s
Question 206Question

Türk-İslam devletlerinde (Karahanlı, Gazneli, Selçuklu) uygulanan toprak yönetimi ve ekonomik düzen; İslam hukukunun (Şer'i) ilkeleri ile eski Türk devlet geleneklerinin bir sentezi olarak gelişmiştir. Bu sistemde temel amaç; toprakların boş kalmasını engelleyerek üretimde sürekliliği sağlamak, hazineye yük olmadan güçlü bir ordu beslemek ve taşrada devlet otoritesini tesis etmektir.

Bu dönemdeki toprak ve ekonomi yönetimiyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi, uygulamanın niteliği veya tarihsel dönemi açısından yanlış bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Nakit para ihtiyacını karşılamak amacıyla toprak gelirlerinin 'Mültezim' adı verilen kişilere ihale usulüyle devredildiği 'İltizam' sistemi, ülke genelinde ana model olarak uygulanmıştır.

Answer

İltizam sistemi ve Mültezimlik uygulamasının Türk-İslam devletlerinin klasik döneminde (Selçuklu, Karahanlı vb.) ana model olarak uygulandığını belirten ifade yanlıştır.
İltizam sistemi, devletin vergi gelirlerini bir bedel karşılığında şahıslara (Mültezim) ihale etmesi yöntemidir. Bu uygulama, Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu gibi Türk-İslam devletlerinin klasik döneminde ana model değildir. Bu dönemlerde vergilerin hizmet karşılığı asker ve memurlara bırakıldığı 'İkta' sistemi uygulanmıştır. İltizam, daha çok Osmanlı Devleti'nin merkezi hazineye nakit para sağlamak amacıyla yaygınlaştırdığı bir sistemdir.

Step-by-Step Solution

1
Türk-İslam devletlerindeki toprak türlerini ve kullanım amaçlarını analiz etme.
Miri (devlet), Mülk (özel) ve Vakıf (kamu yararı) ayrımı mevcuttur. İkta sistemi, Miri arazilerin gelirlerinin dağıtım modelidir.
Toprak mülkiyet rejimini anlamak, vergi ve askeri sistemin temelini kavramak için gereklidir.
2
Ekonomik kurumları ve vergi türlerini değerlendirme.
Ahilik şehirlerde üretimi düzenlerken; Öşür, Haraç ve Cizye gibi vergiler devletin temel gelir kaynaklarını oluşturur.
Kurumsal yapıların ve yasal vergilerin dönemsel özelliklerini ayırt etmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki kavramları tarihsel süreçle karşılaştırma.
İltizam ve Mültezim kavramları, 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti'nde yaygınlaşan, merkezi hazineye nakit para girişi sağlamayı amaçlayan sistemlerdir.
Klasik dönem Türk-İslam devletleri (İkta odaklı) ile Osmanlı'nın geç dönem uygulamaları (İltizam odaklı) arasındaki farkı belirlemek doğru sonuca ulaştırır.

Key Concept

İkta ve İltizam sistemleri arasındaki temel farklar ile Türk-İslam devletlerinin ekonomik kurumları.

Alternative Method

İkta ve İltizam sistemlerini 'hizmet karşılığı vergi' (İkta) ve 'nakit para karşılığı vergi ihalesi' (İltizam) olarak kodlamak, kavram karmaşasını önlemeye yardımcı olabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 207Question

II. Kök Türk Devleti’nin 744744 yılında yıkılmasının ardından Orta Asya’da oluşan otorite boşluğu, bölgeyi Çin (Tang Hanedanı) ve Müslüman Araplar (Abbasiler) arasında bir nüfuz rekabeti alanı haline getirmiştir. 751751 yılında gerçekleşen Talas Savaşı’nda Karluk Türklerinin Abbasilerin yanında yer almasıyla sonuçlanan süreç, sadece askeri bir başarı değil, Türk ve dünya tarihi açısından bir 'kırılma noktası' olarak kabul edilir.

Bu bilgiler ve dönemin şartları göz önüne alındığında, Talas Savaşı’nın sonuçlarına dair yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgedeki Çin hegemonyasının sona ermesiyle Türk topluluklarının İslam medeniyetiyle tanışmasına ortam hazırlanması ve kağıt üretim tekniklerinin Çin dışına çıkarak İslam dünyası üzerinden küresel çapta yayılımının başlaması.

Answer

Bölgedeki Çin hegemonyasının sona ermesi, Türk-İslam sentezinin başlaması ve kağıt üretim tekniklerinin İslam dünyasına geçerek kültürel yayılımın hızlanması.
Doğru seçenek, Talas Savaşı'nın hem siyasi (Çin yayılmacılığının durması), hem dini (İslamiyet'in yayılması), hem de medeniyet tarihi açısından (kağıdın yayılması) tüm önemli sonuçlarını bir arada barındırmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin jeopolitik durumunu saptama
II. Kök Türk Devleti’nin yıkılmasıyla bölgede büyük bir güç boşluğu oluşmuştur.
Savaşın neden çıktığını ve tarafların (Abbasiler ve Çin) neden Orta Asya'da karşı karşıya geldiğini anlamak için gereklidir.
2
Savaşın seyrini ve Karlukların rolünü analiz etme
Karlukların saf değiştirmesi savaşın Abbasiler lehine sonuçlanmasını sağlamıştır.
Türklerin bu savaştaki belirleyici askeri etkisini ve Araplarla ilk yakın teması kurduklarını gösterir.
3
Siyasi ve kültürel sonuçları sentezleme
Çin Orta Asya'dan çekilmiş, İslamiyet bölgede yayılmaya başlamış ve kağıt üretimi Semerkant üzerinden dünyaya taşınmıştır.
En kapsamlı değerlendirmeye ulaşmak için hem askeri/siyasi hem de kültürel boyutları birleştirmek gerekir.

Key Concept

Talas Savaşı'nın Jeopolitik ve Kültürel Kırılma Noktası Olması
Estimated Time:2m 0s
Question 208Question

Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Tuğrul Bey'in 1055 yılında gerçekleştirdiği Bağdat Seferi sonucunda Abbasi halifesi tarafından kendisine 'Sultânu'l-Mağrib ve'l-Maşrık' (Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı) unvanı verilmiştir. Bu gelişme, Türk-İslam devlet yönetimi geleneğinde önemli bir yapısal değişimi beraberinde getirmiştir.

Buna göre, söz konusu gelişmenin Türk-İslam 'devlet yönetimi' anlayışına olan en temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi ve idari yetkinin (dünyevi otorite) dini otoriteden kurumsal olarak ayrılması

Answer

Siyasi ve idari yetkinin (dünyevi otorite) dini otoriteden kurumsal olarak ayrılması, Türk-İslam devlet yönetiminde bu olayın en temel sonucudur.
Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi sonrası halifenin siyasi yetkilerini Selçuklu sultanına devretmesi, İslam dünyasında ilk kez dini otorite (Halife) ile siyasi otoritenin (Sultan) kurumsal olarak birbirinden ayrılmasına yol açmıştır. Bu durum, Türk hükümdarlarının İslam dünyasının fiili yöneticisi ve koruyucusu olmasını sağlarken, devlet yönetiminin daha merkeziyetçi ve dünyevi bir temele oturmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi ve aldığı unvanın kapsamını belirle.
Tuğrul Bey, halifeyi Şii Büveyhoğulları baskısından kurtarmış ve 'Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı' ilan edilmiştir.
Bu unvan, İslam dünyasının siyasi liderliğinin artık bir Türk hükümdarında olduğunu tescil eder.
2
Halife ile Sultan arasındaki yeni yetki paylaşımını analiz et.
Halife dini lider (ruhani lider) olarak kalırken, Sultan dünyevi lider (siyasi/askeri lider) konumuna gelmiştir.
Bu durum, siyasi otoritenin dini otoriteden bağımsız bir kurum olarak varlığını sürdürmesini sağlar.
3
Bu değişimin yönetim anlayışındaki uzun vadeli etkisini yorumla.
Devlet yönetimi, dini kurumun vesayetinden çıkarak hükümdarın mutlak siyasi iradesine dayalı hale gelmiştir.
Modern anlamda laiklik olmasa da, kurumsal bazda din ve devlet işlerinin ayrışması Türk-İslam devletlerinde bu olayla somutlaşmıştır.

Key Concept

İslam Dünyasında Siyasi ve Dini Otoritenin Ayrışması

Hints

1
Halifenin bu olaydan sonra hangi yetkisini sultana bıraktığını düşünün.
2
Bir tarafta sadece dini işlere bakan halife, diğer tarafta ordusuyla devlet yöneten sultan vardır.
3
Bu durum, dünyevi güç ile ruhani gücün birbirinden kurumsal olarak ayrışmasıdır.

Practice More

Türkiye Selçuklu Devleti'ndeki 'Naib-i Saltanat' kurumunun merkezi yönetimdeki yerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 209Question

Timur’un torunlarından olan Babür Şah tarafından 15261526 yılında Hindistan’da temelleri atılan, resmi dili Farsça olmasına rağmen hükümdarının Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı "Vekayi" (Babürname) adlı eseriyle Türk edebiyatına ilk otobiyografik örneği kazandıran Türk-İslam devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Babür İmparatorluğu

Answer

Babür İmparatorluğu
Babür İmparatorluğu, 152618581526-1858 yılları arasında Hindistan'da hüküm sürmüştür. Kurucusu Babür Şah, Timur'un torunu olup kendi yaşamını ve devletin kuruluş sürecini anlattığı Babürname (Vekayi) adlı eseriyle Türk edebiyatında anı türünün ilk ve en önemli örneğini vermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kurucu ve Coğrafya Analizi
Babür Şah'ın Hindistan'da 15261526 yılında Panipat Savaşı ile bir devlet kurduğu bilgisine ulaşılır.
Soruda verilen kurucu (Babür Şah) ve bölge (Hindistan) bilgilerini eşleştirmek gerekir.
2
Eser-Tür Analizi
Vekayi veya Babürname olarak bilinen eserin, Türk edebiyatının ilk anı (otobiyografi) kitabı olduğu teyit edilir.
Hükümdarın bizzat yazdığı ve Çağatay Türkçesiyle kaleme alınan bu eser en güçlü ayırt edicidir.
3
Sentez ve Karar
Hindistan, Babür Şah ve Babürname üçlüsü doğrudan Babür İmparatorluğu'nu işaret eder.
Tüm özelliklerin toplandığı tek siyasi yapı Babür İmparatorluğu'dur.

Key Concept

Babür İmparatorluğu'nun Kurumsal ve Kültürel Kimliği

Hints

1
Bu devlet, günümüzdeki Tac Mahal gibi dünyaca ünlü bir mimari eseri de inşa ettiren hanedana ev sahipliği yapmıştır.
2
Devletin kurucusu, Timur'un soyundan gelmekte olup Hindistan'da Panipat Savaşı'nı kazanarak hakimiyetini kurmuştur.
3
Hükümdarın kendi hayatını anlattığı eser, ismini kurucusundan almaktadır: Babür...

Practice More

Babür İmparatorluğu döneminde inşa edilen Tac Mahal'in özellikleri ve Şah Cihan dönemi gelişmeleri incelenebilir.

Alternative Method

Zaman çizelgesi ve coğrafya elemesi yaparak; Hindistan coğrafyasında 16.16. yüzyılda kurulan tek büyük Türk-İslam devletinin Babürlüler olduğunu hatırlamak soruyu çözdürür.
Estimated Time:45s
Question 210Question

Türklerin Anadolu'daki hakimiyet süreci; 10481048 Pasinler Savaşı ile başlamış, 10711071 Malazgirt Zaferi ile bir dönüm noktasına ulaşmıştır. Tarih literatüründe Malazgirt Zaferi, 'Anadolu'nun kapılarının açılması' olarak nitelendirilmiştir.

Bu zaferin 'Anadolu'nun kapılarını açan' bir gelişme olarak kabul edilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu'da kalıcı Türk yerleşim sürecinin ve ilk Türk beyliklerinin kurulmasına zemin hazırlaması

Answer

Anadolu'da kalıcı Türk yerleşim sürecinin ve ilk Türk beyliklerinin kurulmasına zemin hazırlaması
Malazgirt Zaferi, Türklerin Anadolu'ya yönelik daha önce yaptıkları 'keşif' amaçlı akınları, sistemli bir 'yerleşme' politikasına dönüştürmüştür. Savaşın ardından Sultan Alp Arslan'ın komutanlarını Anadolu'nun fethiyle görevlendirmesi ve bölgede ilk Türk beyliklerinin (Saltuklular, Mengücekliler vb.) kurulması, Anadolu'da kalıcı bir Türk vatanı oluşturma sürecini resmen başlattığı için bu zafer 'kapı açan' olarak nitelendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Malazgirt Zaferi'nin mahiyetini analiz etme
Zaferin Anadolu'nun demografik ve siyasi yapısını değiştiren bir başlangıç noktası olduğu tespit edilir.
Soruda sorulan 'kapı açma' metaforu, bir sürecin başlangıcını ifade eder.
2
'Kapı açma' ve 'Tapu alma' kavramlarını karşılaştırma
Malazgirt (10711071) yerleşmenin önünü açan (kapı), Miryokefalon (11761176) ise bu yerleşimi kesinleştiren (tapu) gelişmedir.
KPSS formatında bu iki savaşın kronolojik ve fonksiyonel farkı sıkça sorgulanır.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirme
Kalıcı yerleşimi ve beyliklerin kuruluşunu başlatan şıkkın doğru gerekçe olduğu belirlenir.
Anadolu'daki ilk Türk beylikleri Malazgirt sonrası 'Kılıç Hakkı' politikasıyla kurulmuştur.

Key Concept

Malazgirt Zaferi ve Anadolu'nun Türkleşme Süreci

Practice More

Miryokefalon Zaferi'nin sonuçlarını Malazgirt ile karşılaştırarak 'vatan kurma' ve 'vatanı koruma' aşamalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 211Question

Türk tarihinde Anadolu’nun siyasi kaderini belirleyen dönüm noktaları; Pasinler Savaşı ile 'tanıma ve keşif', Malazgirt Savaşı ile 'kapıların açılması' ve Miryokefalon Savaşı ile 'tapusunun alınması' şeklinde sembolize edilmiştir.

Bu tarihsel süreç ve Büyük Selçuklu Devleti'nin dış politikası dikkate alındığında, Anadolu'nun fethine zemin hazırlayan ve Bizans İmparatorluğu'na karşı kazanılan ilk büyük meydan savaşı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pasinler Savaşı

Answer

Büyük Selçuklu Devleti döneminde Bizans'a karşı kazanılan ilk büyük meydan savaşı Pasinler Savaşı'dır.
Pasinler Savaşı (1048), Tuğrul Bey döneminde Büyük Selçuklu ordularının Bizans ve Gürcü kuvvetlerine karşı kazandığı ilk büyük zaferdir. Bu savaş, Türklerin Anadolu'daki askeri üstünlüğünü kanıtlamış ve Malazgirt'e giden süreci başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Selçuklu-Bizans arasındaki ilk askeri temaslar değerlendirilir.
Anadolu akınlarının keşif boyutundan sistemli fetih boyutuna geçiş süreci incelenir.
Soruda sorulan 'ilk büyük meydan savaşı' kriterini karşılayan olayı belirlemek için.
2
Verilen savaşların kronolojisi ve tarafları karşılaştırılır.
1040 Dandanakan (Gazne), 1048 Pasinler (Bizans), 1071 Malazgirt (Bizans) olduğu saptanır.
Kronolojik olarak Bizans ile yapılan ilk mücadelenin Pasinler olduğu netleştirilir.
3
Anadolu'nun fethi sürecindeki sembolik nitelendirmeler (kapı, tapu, keşif) eşleştirilir.
Pasinler'in 'keşif ve yıpratma' niteliğiyle ilk adım olduğu teyit edilir.
Soru kökündeki bağlamla doğru seçeneği doğrulamak için.

Key Concept

Büyük Selçuklu - Bizans İlişkileri ve Anadolu'nun Fethi Süreci
Estimated Time:50s
Question 212Question

751 yılında Abbasiler ile Çinliler arasında yaşanan Talas Savaşı'nda, Karluk Türklerinin Müslümanların tarafına geçerek Çin ordusuna karşı savaşması savaşın gidişatını belirlemiştir. Bu askeri ittifakın zaferle sonuçlanmasının ardından Orta Asya coğrafyasında meydana gelen temel siyasi değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Orta Asya'nın Çinleşme tehlikesinin sona ermesi

Answer

Orta Asya'nın Çinleşme tehlikesinin sona ermesi
Talas Savaşı'nda Türklerin Abbasilerle yaptığı ittifak sayesinde Çin ordusu ağır bir yenilgi almıştır. Bu durum Çin'in Batı Türkistan'daki ilerleyişini durdurmuş ve Orta Asya'nın tamamen Çin hakimiyetine girmesini engellemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın taraflarını ve stratejik ittifakı belirle.
Abbasiler ve Karluk Türkleri, Çin İmparatorluğu'na karşı ittifak yapmıştır.
Savaşın niteliğini ve kimlerin karşı karşıya geldiğini anlamak için gereklidir.
2
Askeri sonucun bölge siyasetine etkisini analiz et.
Çin ordusu yenilgiye uğratılmış ve Batı Türkistan'dan çekilmek zorunda kalmıştır.
Askeri zaferin siyasi haritadaki karşılığını görmek için önemlidir.
3
Seçenekler arasından bölge siyasetini kurtaran temel unsuru işaretle.
Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesi engellenmiştir.
Talas Savaşı'nın Türk tarihi açısından en hayati siyasi kazanımı budur.

Key Concept

Talas Savaşı'nın Siyasi Sonuçları
Question 213Question

Türk-İslam devletlerinde ordu teşkilatı içerisinde yer alan, doğrudan hükümdarın şahsını ve sarayı korumakla görevli olan, farklı milletlerden devşirilen askerlerden oluşan ve maaş yerine "bişteganî" adı verilen bir ödeme alan askeri sınıf aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gulam-ı Saray

Answer

Türk-İslam devletlerinde saray muhafızlığı yapan ve hükümdarı koruyan birliğe Gulam-ı Saray denir.
Gulam-ı Saray birliği, Türk-İslam devletlerinde doğrudan hükümdarın muhafızlığını üstlenen, sarayda ikamet eden ve devletten bişteganî denilen üç aylık maaş alan seçkin askerlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Tanımlanan görevi analiz etme
Hükümdarı ve sarayı koruyan merkezi bir birlik arandığı tespit edildi.
Soruda saray muhafızlığı ve doğrudan merkeze bağlılık vurgulanmıştır.
2
Kavramların ait olduğu dönem ve işlevi karşılaştırma
Gulam-ı Saray birliğinin Türk-İslam devletlerinde bu tanıma tam uyduğu görüldü.
Gulam sistemi, farklı milletlerden çocukların (gulamlar) eğitilerek saray hizmetine alınması esasına dayanır.

Key Concept

Türk-İslam Devletlerinde Ordu Birimleri (Gulam Sistemi)
Estimated Time:45s
Question 214Question

Timur Devleti döneminde Semerkant’ta kendi adına bir rasathane kurarak gökyüzü haritaları ve yıldız cetvelleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan, "Zîc-i Gürgânî" (Yıldız Kataloğu) adlı eseriyle astronomi tarihine geçen bilim insanı ve hükümdar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluğ Bey

Answer

Türk-İslam dünyasında hem bir hükümdar hem de bir astronom olarak tanınan, Semerkant Rasathanesi'ni kurup Zîc-i Gürgânî eserini yazan kişi Uluğ Bey'dir.
Uluğ Bey, Timur’un torunudur ve Semerkant’ta hüküm sürerken kurduğu rasathane ile bilim dünyasına büyük katkı sağlamıştır. Hazırladığı Zîc-i Gürgânî, modern astronomi öncesi en kapsamlı yıldız kataloğu kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Devlet ve dönem tespiti yapılması
Soruda belirtilen devlet Timur Devleti, merkez ise Semerkant'tır.
Doğru bilim insanını bulmak için siyasi bağlamın (Timur-Semerkant) doğru kurulması gerekir.
2
Bilim insanının unvanı ve eserinin eşleştirilmesi
Hükümdar-bilim insanı kimliğiyle bilinen ve 'Zîc' (yıldız cetveli) hazırlayan kişi Uluğ Bey olarak belirlenir.
Zîc, astronomi tarihindeki en önemli yıldız kataloglarından biridir ve doğrudan Uluğ Bey ile özdeşleşmiştir.
3
Çeldiricilerin elenmesi
Ali Kuşçu'nun öğrenci olduğu, Tûsî'nin İlhanlı döneminde olduğu ve diğerlerinin hükümdar olmadığı teyit edilir.
KPSS sorularında benzer alanda çalışan (astronomi) ancak farklı devletlerde veya statülerde olan kişilerin karıştırılmaması istenir.

Key Concept

Hükümdar-Bilim İnsanı Kimliği ve Türk-İslam Astronomisi

Hints

1
Bu kişi aynı zamanda bir devlet başkanıdır ve Timur'un torunudur.

Practice More

Bu hükümdarın öğrencisi olan ve İstanbul'a gelerek Fatih Sultan Mehmet'in hizmetine giren bilim insanının hayatını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 215Question

Türk-İslam devletlerinde adaletin en üst düzeyde sağlanması amacıyla oluşturulan; bizzat hükümdarın başkanlık ettiği, yüksek devlet görevlilerinin yargılandığı ve halkın şikâyetlerinin doğrudan dinlenip karara bağlandığı yüksek mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Divan-ı Mezalim

Answer

Türk-İslam devletlerinde bizzat hükümdarın başkanlık ettiği ve halkın şikâyetlerinin dinlendiği en yüksek mahkeme Divan-ı Mezalim'dir.
Divan-ı Mezalim, Türk-İslam devletlerinde adaletin en üst seviyede tecelli etmesini sağlayan yüksek mahkemedir. Hükümdarın bizzat başkanlık etmesi, bu kurumun halkın şikâyetlerine (mezalim - zulümler) ne kadar önem verdiğini ve devlet otoritesinin adaletle pekiştirildiğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (hükümdar başkanlığı, halkın şikâyetleri, en yüksek mahkeme) belirle.
Bu özelliklerin Türk-İslam dönemi yargı sistemindeki karşılığı aranmalıdır.
Sorunun hangi dönem ve hangi kurumu hedeflediğini anlamak için temel ipuçları bunlardır.
2
Seçeneklerdeki kurumların hangi döneme ve işleve ait olduğunu ayırt et.
İslamiyet öncesi ve Osmanlı dönemi kurumlarını eleyerek hedef döneme odaklanılır.
Dönemler arası kavram karışıklığını (anakronizm) önlemek için kronolojik ayrım şarttır.
3
Divan-ı Mezalim'in tanımı ile sorudaki görevleri eşleştir.
Divan-ı Mezalim'in siyasi suçluları yargılayan ve hükümdarın denetiminde olan en üst kurum olduğu sonucuna ulaşılır.
Hükümdarın adalet dağıtma yetkisinin en somutlaştığı yer bu divandır.

Key Concept

Türk-İslam Devletlerinde Yargı Sistemi (Divan-ı Mezalim)

Practice More

Kadı ve Emir-i Dad arasındaki görev farklarını inceleyerek Şer'i ve Örfi hukuk ayrımını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 216Question

Mısır'da kurulan Türk-İslam devletleri, Abbasi Devleti'nin merkezi otoritesinin zayıfladığı dönemlerde ortaya çıkan "Tevaif-i Müluk" devletleri arasında yer alırlar. Bu devletler, Mısır ve çevresinde Türk kültürünü yaymış, Haçlı ve Moğol tehditlerine karşı İslam dünyasını korumuşlardır.

Aşağıdaki devletlerden hangisi, Mısır merkezli kurulmuş olmasının yanı sıra Mekke ve Medine'yi (Hicaz) egemenlik altına alarak "Kutsal Topraklara" hükmeden ilk Türk devleti olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: İhşidiler (Akşitler)

Answer

Mısır'da kurulan ve Hicaz bölgesine (Mekke ve Medine) hâkim olan ilk Türk-İslam devleti İhşidiler (Akşitler) devletidir.
İhşidiler (Akşitler), 935-969 yılları arasında Mısır'da hüküm sürmüşlerdir. Devletin kurucusu olan Muhammed bin Toğaç, Abbasi halifesi tarafından verilen "Akşit" unvanını taşımıştır. İhşidilerin en önemli özelliklerinden biri, Mısır'da kurulan Türk-İslam devletleri arasında Mekke ve Medine (Hicaz) bölgesini sınırlarına katarak bu kutsal topraklara hükmeden ilk Türk devleti olmalarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Mısır'da kurulan Türk-İslam devletlerini kronolojik olarak sıralamak.
Sıralama: Tolunoğulları (868-905), İhşidiler (935-969), Eyyubiler (1174-1250), Memlükler (1250-1517).
Hicaz'a hâkim olan "ilk" devleti bulmak için öncelikle hangi devletlerin bölgede ve o dönemde var olduğunu bilmek gerekir.
2
Bu devletlerin egemenlik sahalarını karşılaştırmak.
Tolunoğulları Mısır ve Suriye'ye; İhşidiler ise Mısır, Suriye ve Hicaz'a hâkim olmuştur.
İlk kurulan devlet olan Tolunoğulları Hicaz'a ulaşamadığı için bir sonraki devletin başarılarına bakılır.
3
İhşidilerin (Akşitlerin) ayırt edici özelliğini teyit etmek.
Muhammed bin Toğaç'ın Abbasi halifesinden "Akşit" (Nur yüzlü/Padişah) unvanını alması ve Hicaz'ı ilhak etmesi doğrulanır.
Bu bilgi, KPSS müfredatında İhşidileri diğer Mısır devletlerinden ayıran temel kronolojik ve coğrafi farktır.

Key Concept

Hicaz Hâkimiyeti ve İhşidiler

Hints

1
Mısır'da kurulan ilk Türk devleti ile Hicaz'a hâkim olan ilk Türk devletini birbirine karıştırmayın.
2
Kurucusu, Abbasi halifesi tarafından 'Akşit' unvanıyla ödüllendirilen devleti hatırlamaya çalışın.
3
Bu devlet, Tolunoğulları'ndan sonra Mısır'da kurulan ikinci Türk-İslam devletidir.

Practice More

Mısır'da kurulan bu devletlerin kısa ömürlü olmalarının temel nedenini (halk ve yönetici arasındaki etnik fark) inceleyiniz.
Estimated Time:50s
Question 217Question

İsmini kurulduğu Afganistan'ın Gazne şehrinden alan Gazneliler, Sultan Mahmut döneminde Hindistan'a düzenlenen 1717 seferle İslamiyet'in bu coğrafyada yayılmasını sağlamış ve Biruni gibi bilim insanlarını sarayda himaye ederek Türk-İslam kültürüne hizmet etmişlerdir. Sultan Mahmut'un Biruni için "Sarayımın en değerli hazinesi" ifadesini kullanması bilim insanlarına verilen önemi gösterse de devletin çok uluslu yapısı ve ordudaki etnik çeşitlilik merkezi otoritenin korunmasını zorlaştırmıştır.

Buna göre, Gazneliler Devleti'nin Horasan bölgesindeki hâkimiyetini kaybederek zayıflama sürecine girmesine ve Büyük Selçuklu Devleti'nin resmen kurulmasına ortam hazırlayan tarihî gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dandanakan Savaşı

Answer

Gaznelilerin zayıflamasına ve Büyük Selçuklu Devleti'nin resmen kurulmasına yol açan gelişme Dandanakan Savaşı'dır.
Dandanakan Savaşı (10401040), Gazneli Sultan Mesud ile Selçuklu liderleri Tuğrul ve Çağrı Beyler arasında gerçekleşmiştir. Bu savaş sonucunda Gazneliler ağır bir yenilgi alarak Hindistan topraklarına çekilmek zorunda kalmış ve Horasan üzerindeki siyasi üstünlüklerini kaybetmişlerdir. Bu zafer aynı zamanda Büyük Selçuklu Devleti'nin resmen kurulmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Devletin temel özelliklerini analiz et.
Soruda bahsedilen devletin Gazne şehrinde kurulması, Sultan Mahmut ve Biruni detayları bu devletin Gazneliler olduğunu doğrular.
Sorunun odak noktasını ve devletin kimliğini belirlemek için gereklidir.
2
Gazneliler ve Selçuklular arasındaki siyasi dönüşümü belirle.
Gaznelilerin Horasan'daki hâkimiyetini yitirdiği ve Selçukluların bağımsızlığını ilan ettiği kritik olay araştırılır.
Devletin çöküş sürecini başlatan ve rakip devletin kuruluşunu tamamlayan olayı tespit etmek için gereklidir.
3
10401040 yılındaki savaşın sonuçlarını değerlendir.
Dandanakan Savaşı'nın Gazneliler için bir bozgun, Selçuklular için ise kesin bir kuruluş olduğu sonucuna varılır.
Tarihsel kronoloji ve neden-sonuç ilişkisini kurmak için gereklidir.

Key Concept

Gazneliler-Selçuklu Mücadelesi ve Dandanakan Savaşı
Estimated Time:1m 0s
Question 218Question

751751 yılında Çin ile Abbasi Devleti arasında gerçekleşen Talas Savaşı’nda Karluk Türklerinin Müslümanların safında yer alması, dünya tarihinin seyrini değiştiren gelişmelere zemin hazırlamıştır. Bu zaferin ardından Türkler kitleler hâlinde İslamiyet’i benimsemeye başlamış, aynı zamanda kağıt ve matbaa gibi teknik buluşlar Çin sınırları dışına taşınmıştır.

Buna göre, Talas Savaşı’nın ardından yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve bu coğrafyada ilk Türk-İslam beylikleri kurulmaya başlanmıştır.

Answer

Anadolu'nun kapılarının Türklere açılması ve ilk Türk-İslam beyliklerinin kurulması, Talas Savaşı'nın değil, 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi'nin bir sonucudur.
Talas Savaşı, Orta Asya’daki Çin etkisini kırmış ve Türklerin İslamiyet’e girişini sağlamıştır. Ancak Anadolu’nun kapılarının Türklere açılması ve Anadolu’da siyasi varlık gösterilmesi çok daha sonra, 10711071 Malazgirt Zaferi ile gerçekleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Talas Savaşı'nın (751) kapsamını ve coğrafyasını belirleme
Savaşın Orta Asya'da, Çin ve Abbasi orduları arasında gerçekleştiği saptanmıştır.
Savaşın hangi bölgenin kaderini etkilediğini anlamak için coğrafi kapsam önemlidir.
2
Savaşın sonuçlarını değerlendirme
Çin baskısının kırıldığı, Türklerin İslamlaşma sürecine girdiği ve kağıt üretiminin yayıldığı doğrulanmıştır.
Seçeneklerdeki doğru bilgileri elemek için temel tarihsel sonuçlar analiz edilir.
3
Hatalı olan seçeneği tarihsel kronoloji ile karşılaştırma
Anadolu'nun fethi sürecinin Malazgirt (1071) ile başladığı belirlenmiştir.
Farklı dönemlere ve coğrafyalara ait savaş sonuçlarının birbirine karıştırılmasını önlemek gerekir.

Key Concept

Talas Savaşı'nın (751) Siyasi ve Kültürel Sonuçları

Practice More

Karahanlılar Devleti'nin İslamiyet'i kabulü ve Türk-İslam eserleri arasındaki temel farkları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 219Question

Türk-İslam devletlerinde merkezi yönetimde hükümdarın bizzat başkanlık ettiği; devlet memurları hakkındaki şikayetlerin incelendiği, ağır siyasi suçların karara bağlandığı ve kadı kararlarına yapılan itirazların sonuçlandırıldığı en üst düzey kurumsal yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Divan-ı Mezalim

Answer

Doğru cevap Divan-ı Mezalim kurumudur.
Divan-ı Mezalim, Türk-İslam devletlerinde sultanın başkanlığında haftanın belirli günlerinde toplanan, zulme uğrayanların şikayetlerini dinleyen, devlet adamlarını yargılayan ve kadı mahkemelerinin kararlarını denetleyen en yüksek yargı ve idare organıdır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda belirtilen işlevleri analiz etme
Hükümdar başkanlığı, yüksek adalet, şikayetlerin incelenmesi ve kadı kararlarına itiraz unsurları belirlendi.
Bu unsurlar kurumun hem idari hem de hukuki bir üst merci olduğunu gösterir.
2
Diğer divanların görevleri ile karşılaştırma
İstifa (Mali), Arz (Askeri), İşraf (Denetim) ve İnşa (Yazışma) divanlarının bu görevleri üstlenmediği saptandı.
Türk-İslam devletlerinde her divanın uzmanlaştığı belirli bir alan vardır.
3
Doğru terimi belirleme
Kelime anlamı 'haksızlıkların/zulmün giderildiği yer' olan Divan-ı Mezalim doğru cevaptır.
Hükümdarın halkın karşısına çıktığı ve adaleti bizzat tesis ettiği yapı budur.

Key Concept

Divan-ı Mezalim'in Görevleri

Hints

1
Bu kurumda bizzat hükümdarın oturup halkın şikayetlerini dinlediğini hatırlayın.
2
Kadıların (yerel hakimlerin) kararlarına itiraz edilebilen tek üst makamdır.
3
Kelime kökü olarak 'zulüm' (haksızlık) kelimesiyle aynı kökten gelen ve bu haksızlıkları gideren divandır.

Practice More

Divan-ı Mezalim'in Osmanlı Devleti'ndeki karşılığının hangi kurum olduğunu araştırarak (Divan-ı Hümayun'un yargı fonksiyonu) sürekliliği inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 220Question

Karahanlılar, İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen Orta Asya Türk devlet geleneğini büyük ölçüde korumuş ve bu geleneği İslam medeniyetinin kurumlarıyla başarılı bir şekilde harmanlamışlardır. Buna göre Karahanlılarda görülen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, İslamiyet öncesi Türk devlet yapısındaki 'ikili teşkilat' sisteminin devam ettirildiğinin en açık göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletin 'Arslan Han' ve 'Buğra Han' unvanlarını taşıyan iki farklı hükümdar tarafından yönetilmesi

Answer

Karahanlılarda devletin Arslan Han ve Buğra Han unvanlı iki yönetici tarafından idare edilmesi, ikili teşkilat sisteminin korunduğunu gösterir.
Karahanlılar, İslamiyeti kabul etmelerine rağmen 'ikili teşkilat' geleneğini sürdürmüşlerdir. Bu sistemde devletin doğu kanadını 'Arslan Han' unvanıyla büyük kağan, batı kanadını ise 'Buğra Han' unvanıyla hanedanın bir diğer üyesi yönetirdi. Bu durum, İslamiyet öncesi Türk devlet yönetim anlayışının en bariz devamlılık göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Karahanlıların siyasi yapısını analiz etme
Devletin Orta Asya gelenekleri ile İslamiyeti sentezlediği tespit edilir.
Sorunun kökünde istenen 'süreklilik' kanıtını bulmak için eski geleneklerin hangileri olduğunu bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki İslami unsurları eleme
Halife onayı, Sultan unvanı, Gulam sistemi ve İkta sistemi elenir.
Bu unsurlar İslamiyet ile birlikte Türk devlet yapısına giren yeniliklerdir.
3
Geleneksel 'ikili teşkilat' yapısını belirleme
Arslan Han (Doğu - Asıl Hükümdar) ve Buğra Han (Batı - Yardımcı Hükümdar) unvanları seçilir.
İslam öncesi Göktürk ve Hunlarda görülen doğu-batı ayrımı, Karahanlılarda bu unvanlarla devam etmiştir.

Key Concept

Karahanlılarda Siyasi Süreklilik ve İkili Teşkilat

Hints

1
İslamiyet öncesi Türk devletlerinin ülkeyi yönetirken kullandığı 'doğu-batı' ayrımını düşünün.
2
Karahanlılar, İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen hükümdar unvanlarında Türkçeyi ve eski hiyerarşiyi korumuşlardır.
3
Arslan ve Buğra unvanları, Hun ve Göktürklerdeki 'Yabgu'luk sisteminin Karahanlılardaki karşılığıdır.

Practice More

Karahanlıların Uygur alfabesini kullanmaya devam etmesi ile bu yönetimsel süreklilik arasındaki 'milliyetçilik' bağını analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 11 / 31Next
Türk-İslam Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 11 | Examkin