XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 601Question →

Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın sevk ve idaresinde Süveyş bölgesine icra edilen taarruz harekâtının temel askerî ve siyasi hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İngiltere'nin sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek ve daha önce kaybedilen Mısır'ı geri almak

Answer

İngiltere'nin sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek ve daha önce kaybedilen Mısır'ı geri almak
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Almanya'nın isteği doğrultusunda açtığı Kanal Taarruz Cephesi'nde icra edilen Süveyş Harekâtı; İngiltere'nin Hindistan başta olmak üzere sömürgelerine uzanan en hayati deniz güzergâhını kesmeyi ve 1882'de kaybedilen Mısır'ı yeniden Osmanlı idaresine kazandırmayı hedeflemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Harekâtın komutanı ve icra edildiği coğrafyayı belirlemek.
Cemal Paşa komutasında Süveyş bölgesine düzenlenen askerî harekâtın Kanal Cephesi kapsamında yer aldığı tespit edilir.
Soru kökündeki komutan ve bölge bilgisi doğru cepheyi belirlemek için gereklidir.
2
Kanal Cephesi'nin açılış gerekçelerini ve Osmanlı-Alman stratejik hedeflerini değerlendirmek.
Temel hedefin 1882 yılında İngiliz işgaline uğrayan Mısır'ı geri almak ve İngiltere'nin Uzak Doğu sömürge ikmal hattını kesmek olduğu saptanır.
Kanal Taarruz Cephesi'nin stratejik gayesi bu iki temel gerekçeye dayanmaktadır.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri karşılaştırarak doğru hedefi belirlemek.
İngiltere'nin sömürge yolunu kesme ve Mısır'ı kurtarma amacını içeren seçeneğin doğruluğu kesinleşir.
Diğer seçeneklerde verilen hedefler Kafkas ve Irak cephelerine ait yanıltıcı bilgiler içermektedir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin taarruz cephelerinden biri olan Kanal Cephesi'nin amacı, Süveyş Kanalı'nı ele geçirerek İngiltere'nin Uzak Doğu sömürge bağlantısını koparmak ve Mısır'ı yeniden fethetmektir.

Hints

1
Harekâtın hedefi olan Süveyş bölgesinin stratejik konumunu ve İngiltere'nin deniz aşırı sömürgeleriyle olan irtibatını düşününüz.
2
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılın sonlarında İngiliz işgaline uğrayan toprağı ile Süveyş Kanalı'nın stratejik değerini birlikte değerlendiriniz.
3
Almanya'nın İtilaf ikmal hatlarını felce uğratma planı ile Osmanlı'nın Mısır'ı geri alma arzusunu göz önünde bulundurunuz.

Practice More

Kafkas Cephesi'nin açılma sebepleri, Sarıkamış Harekâtı'nın gelişimi ve Mustafa Kemal Paşa'nın bu cephedeki faaliyetlerini içeren sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki iki taarruz cephesini amaçlarına göre ayırabilirsiniz: Kafkas Cephesi Doğu'da Rusya'ya karşı toprak kazanma ve Turancılık; Kanal Cephesi ise Güney'de İngiltere'ye karşı sömürge yollarını kesme ve Mısır'ı geri alma hedefi taşır.
Estimated Time:40s
Question 602Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından Anadolu ve İstanbul'da Türk ve Müslüman unsurlar tarafından kurulan milli varlığa zararlı cemiyetler, ülkenin kurtuluşu için bağımsızlık mücadelesi yerine farklı kurtuluş reçeteleri ve siyasi stratejiler ileri sürmüşlerdir.

Bu cemiyetlerin benimsedikleri ilkeler, faaliyet alanları ve hedefleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi milli varlığa düşman cemiyetlerin genel özelliklerinden veya savundukları görüşlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Wilson İlkeleri'ndeki self-determinasyon esasına dayanarak işgallere karşı bölgesel kongreler düzenleme ve Kuva-yı Milliye birliklerini teşkilatlandırma

Answer

Wilson İlkeleri'ndeki self-determinasyon esasına dayanarak işgallere karşı bölgesel kongreler düzenleme ve Kuva-yı Milliye birliklerini teşkilatlandırma
Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına (self-determinasyon) dayanarak hak aramak, bölgesel kongreler düzenlemek ve Kuva-yı Milliye birliklerini teşkilatlandırmak Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak, Trabzon Muhafaza-i Hukuk gibi milli (yararlı) cemiyetlerin temel faaliyetleridir. Türk ve Müslümanlar tarafından kurulan milli varlığa zararlı cemiyetler ise silahlı direnişi tehlikeli bulmuş, İtilaf Devletleri'ne karşı çıkılmaması gerektiğini savunmuş ve direnişi engellemeye odaklanmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün hedef kitlesini ve kavramsal sınırlarını belirleme
Mondros sonrası Türk ve Müslümanlar tarafından kurulan milli varlığa zararlı cemiyetlerin (Sulh ve Selamet-i Osmaniye, Teali-i İslam, İngiliz Muhipleri, Wilson Prensipleri, Hürriyet ve İtilaf vb.) temel amaç ve stratejileri analiz edilmelidir.
Milli varlığa zararlı cemiyetler ile milli (yararlı) cemiyetlerin kuruluş gerekçeleri ve yöntemleri taban tabana zıttır.
2
Milli varlığa zararlı cemiyetlerin benimsediği stratejileri değerlendirme
Bu cemiyetler bağımsızlık savaşına inanmamış; kurtuluşu manda ve himayede (İngiliz/Amerikan mandası), padişah ve halifeye kayıtsız itaatte aramış, Kuva-yı Milliye hareketini İttihatçıların macerası sayarak aleyhte fetva ve bildiriler yayımlamışlardır.
Zararlı cemiyetlerin tümü ulusal bağımsızlık ve silahlı halk direnişine karşı durmuşlardır.
3
Seçeneklerdeki faaliyetleri cemiyet türleriyle eşleştirme
Wilson İlkeleri'ne (nüfus çoğunluğuna) dayanarak bölge haklarını savunmak, kongreler tertip etmek ve Kuva-yı Milliye birliklerini doğrudan kurup desteklemek Trakya-Paşaeli, Vilayat-ı Şarkiye, Redd-i İlhak, Kilikyalılar gibi 'Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler'in özelliğidir.
Milli varlığa düşman cemiyetler işgallere karşı silahlı direniş veya milli kongreler düzenleme yoluna gitmemiştir.

Key Concept

Milli varlığa zararlı cemiyetlerin teslimiyetçi, mandacı ve hilafet yanlısı politikaları ile yararlı cemiyetlerin direnişçi ve ulusalcı yöntemleri arasındaki temel farklar.

Hints

1
Milli varlığa zararlı cemiyetlerin işgaller karşısındaki tutumu ile halkın kurduğu Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin yöntemlerini karşılaştırınız.
2
Zararlı cemiyetler teslimiyetçi veya mandacı bir yol izlerken, Kuva-yı Milliye ve kongreler sürecini kimlerin örgütlediğini düşününüz.
3
Bölgesel hak iddiaları, kongre organizasyonları ve silahlı milis birlikleri (Kuva-yı Milliye) doğrudan milli varlığa yararlı cemiyetlerin icraatıdır.

Practice More

Sulh ve Selamet-i Osmaniye, İngiliz Muhipleri ve Wilson Prensipleri cemiyetlerinin ortak paydaları ile savundukları temel kurtuluş reçetelerini özetleyen bir karşılaştırma tablosu inceleyiniz.

Alternative Method

Cemiyetleri 'Bağımsızlık Yanlıları (Yararlı)' ve 'Teslimiyet/Mandacılık Yanlıları (Zararlı)' olarak iki zıt sütuna ayırınız. Kuva-yı Milliye ve kongre toplama faaliyetlerinin yalnızca bağımsızlık yanlısı yararlı cemiyetler sütununda yer alabileceğini tespit ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 603Question →

Bolşevik Hükûmetinin 'Sarı Kitap' adıyla neşrettiği belgelerle İtilaf blokunun Osmanlı topraklarını taksim eden gizli mutabakatlarını açığa vurması, savaş sonrası uluslararası dengeleri ve Orta Doğu tasarımını köklü biçimde etkilemiştir.

Bu ifşaatın ve sonrasındaki diplomatik gelişmelerin ortaya çıkardığı sonuçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf güçlerinin gizli antlaşmalardaki sömürgeci tasarılarından vazgeçerek Arap coğrafyasında tam bağımsız ulusal monarşilerin kurulmasını tanıması

Answer

İtilaf güçlerinin gizli antlaşmalardaki sömürgeci tasarılarından vazgeçerek Arap coğrafyasında tam bağımsız ulusal monarşilerin kurulmasını tanıması
İtilaf Devletleri, gizli antlaşmaların Bolşevikler tarafından yayımlanması ve Wilson İlkeleri'nin ortaya koyduğu baskı karşısında emperyalist hedeflerinden vazgeçmemiştir. Şerif Hüseyin ile yapılan Mac-Mahon görüşmelerinde vadedilen bağımsız birleşik Arap devleti yerine, Sykes-Picot esasları revize edilerek Orta Doğu coğrafyası Fransız (Suriye, Lübnan) ve İngiliz (Irak, Ürdün, Filistin) mandalarına bölünmüştür. Dolayısıyla tam bağımsız Arap devletlerinin tanındığı tezi tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Gizli antlaşmaların ifşa edilme sürecini ve niteliğini analiz etme
1917 İhtilali sonrası Bolşevik Rusya, Çarlık döneminde imzalanan İstanbul (Boğazlar), Londra, Sykes-Picot ve Saint-Jean-de-Maurienne gibi gizli paylaşım antlaşmalarını 'Sarı Kitap' ile dünyaya duyurmuştur.
Gizli antlaşmaların deşifre edilmesi, İtilaf Devletleri'nin savaş amaçlarını kamuoyu önünde tartışmalı hale getirmiştir.
2
İfşaatın ve Rusya'nın savaştan çekilmesinin gizli antlaşmalar üzerindeki hukuki ve diplomatik etkilerini belirleme
Rusya'ya vadedilen Boğazlar ve Doğu Anadolu payları düşmüş, Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'ndaki Rus onayı maddesi bahane edilerek İtalya'ya vadedilen İzmir bölgesi Paris Barış Konferansı'nda Yunanistan'a bırakılmıştır.
İtilaf Devletleri değişen jeopolitik duruma göre gizli paylaşım haritalarını kendi aralarında yeniden düzenlemiştir.
3
İtilaf Devletleri'nin Orta Doğu politikalarının ifşaat sonrasındaki dönüşümünü değerlendirme
İngiltere ve Fransa sömürgeci hedeflerinden vazgeçmemiş; Mac-Mahon ve Sykes-Picot hattındaki hedeflerini San Remo Konferansı ve Milletler Cemiyeti sözleşmesiyle 'manda ve himaye' adı altında sürdürmüştür.
Arap coğrafyasında tam bağımsız ulusal devletlerin tanınması söz konusu olmamış, topraklar İngiliz ve Fransız mandalarına bölünmüştür.

Key Concept

Gizli Antlaşmaların İfşa Edilmesi ve Diplomatik Revizyonlar

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin Orta Doğu'daki paylaşım stratejilerini ve savaştan sonra kurulan mandater yönetimleri hatırlayınız.
2
Bolşeviklerin gizli antlaşmaları ifşa etmesi İtilaf Devletleri'nin emperyalist hedeflerini ortadan kaldırmamış, yalnızca uyguladıkları hukuki kılıfı ve yöntemleri değiştirmiştir.
3
İngiltere ve Fransa, Araplara bağımsızlık vermek yerine Sykes-Picot antlaşması ekseninde bölgeyi manda idarelerine bölmüştür.

Practice More

Sykes-Picot, Mac-Mahon ve Saint-Jean-de-Maurienne antlaşmalarının Paris Barış Konferansı ve San Remo Konferansı kararlarıyla olan ilişkisini karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.

Alternative Method

Tarihsel neden-sonuç analizi: Bolşevik ifşaatı sonrasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasında bağımsız devletler kurmak yerine manda sistemini (Suriye-Fransa, Irak-İngiltere) kurumsallaştırdığı gerçeğinden yola çıkarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 604Question →

I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli antlaşmalarla İtalya’ya vadedilmiş olan Batı Anadolu topraklarının, savaş sonrası toplanan barış görüşmelerinde İngiltere’nin desteğiyle Yunanistan yönetimine bırakılması kararlaştırılmıştır.

İngiltere’nin bu politika değişikliğine gitmesindeki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Akdeniz'de deniz gücü yüksek bir İtalya yerine kendi yönlendirmesine açık zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmek

Answer

Doğu Akdeniz'de deniz gücü yüksek bir İtalya yerine kendi yönlendirmesine açık zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmek
I. Dünya Savaşı sürecinde Saint-Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu İtalya'ya vadedilmişti. Ancak savaş sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı'nda İngiltere, Akdeniz ve Boğazlar ekseninde güçlü bir İtalya donanması görmek istememiş; kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebileceği daha zayıf bir devlet olan Yunanistan'ı desteklemiştir. Bu durum İtilaf Devletleri arasındaki ilk ciddi görüş ayrılığını doğurmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel süreci ve yapılan antlaşmaları analiz etme
I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan Saint-Jean de Maurienne Gizli Antlaşması ile İzmir ve çevresi İtalya'ya vadedilmişti.
Konferans öncesinde İtilaf Devletleri arasında Osmanlı topraklarının paylaşım planını anlamak için gereklidir.
2
İngiltere'nin jeopolitik çıkarlarını ve Doğu Akdeniz stratejisini değerlendirme
İngiltere, Hindistan sömürge yolları ve Doğu Akdeniz üzerinde güçlü, donanması etkili bir İtalya'nın bulunmasını kendi çıkarlarına tehdit olarak görmüştür.
Paris Barış Konferansı'nda alınan kararın ardındaki İngiliz dış politika mantığını kavramak için gereklidir.
3
Sonucu belirleme
İngiltere, sahte nüfus belgeleri sunan Venizelos'u destekleyerek İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesini sağlamış, böylece İtilaf Devletleri arasındaki ilk büyük görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır.
Soruda istenen temel amaca ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Paris Barış Konferansı'nda Batı Anadolu'nun Yunanistan'a bırakılması ve İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılığı

Hints

1
İngiltere'nin dünya genelindeki deniz ticaret yolları ve sömürge güvenliği politikasını göz önüne alınız.
2
İtalya ile Yunanistan'ın Akdeniz'deki askeri güç dengesini ve İngiltere'nin hangisini daha rahat kontrol edebileceğini düşününüz.
3
İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir rakip donanma yerine kendi himayesinde kukla gibi hareket edecek bir uydu devleti tercih etmiştir.

Practice More

Paris Barış Konferansı sonrasında İtalya'nın Anadolu politikasındaki tutum değişikliği ve Anadolu'dan çekilme sürecini inceleyiniz.

Alternative Method

Gizli antlaşmalardan St. Jean de Maurienne ile Paris Barış Konferansı kararlarını karşılaştırarak İtalya'nın konferansı neden terk ettiğini ve İtilaf bloku arasındaki ilk çatlağın sebebini hatırlayınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 605Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasını takip eden süreçte İtilaf Devletleri; antlaşmanın terhis, silahsızlanma ve stratejik haberleşme-ulaşım ağlarının denetimine ilişkin hükümlerini hızla yürürlüğe koyarak Osmanlı topraklarını fiilen işgale başlamıştır. Bu haksız işgaller karşısında Anadolu halkının ilk aşamada merkezî ve nizami bir ordu harekâtı yerine; bölgesel kongreler toplama, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurma ve Kuva-yı Millîye birlikleri oluşturma yoluna gitmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı ordusunun terhis edilmesi ve İstanbul Hükûmetinin işgallere karşı teslimiyetçi tutumu nedeniyle oluşan otorite boşluğunun yerel inisiyatiflerle doldurulmak istenmesi

Answer

Osmanlı ordusunun terhis edilmesi ve İstanbul Hükûmetinin işgallere karşı teslimiyetçi tutumu nedeniyle oluşan otorite boşluğunun yerel inisiyatiflerle doldurulmak istenmesi
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın terhis ve silahsızlanma şartları Osmanlı Devleti'nin düzenli savunma gücünü ortadan kaldırmıştır. İşgaller başladığında İstanbul Hükûmetinin teslimiyetçi ve sessiz tutum benimsemesi sebebiyle halk, can ve mal güvenliğini sağlamak için yerel direniş cemiyetleri (Müdafaa-i Hukuk) ve silahlı milis kuvvetleri (Kuva-yı Millîye) oluşturarak kendi bölgesini koruma yoluna gitmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın askerî ve siyasi hükümlerini analiz etme
Antlaşmanın 5. maddesiyle sınırların korunması ve iç asayiş dışındaki Osmanlı ordusu terhis edilmiş, silah ve cephanelere el konulmuştur.
Ülkenin savunmasız bırakılması işgalleri kolaylaştırmıştır.
2
İstanbul Hükûmetinin işgaller karşısındaki tutumunu değerlendirme
Merkezî hükûmet işgallere karşı direnilmemesini, sükûnetin korunmasını ve diplomatik yollarla yetinilmesini emreden pasif bir politika izlemiştir.
Devlet otoritesinin halkın can ve mal güvenliğini koruyamaması otorite boşluğu doğurmuştur.
3
Halkın verdiği tepki ve örgütlenme modelini saptama
Merkezden savunma yapılamaması üzerine Türk milleti kendi kaderini eline alarak Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerini ve Kuva-yı Millîye'yi kurmuştur.
Bölgesel kurtuluş çabaları, merkezi yönetimin aczinden kaynaklanan zorunlu bir halk inisiyatifidir.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması Sonrası İşgaller ve Halkın Direniş Örgütlenmesi

Hints

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Osmanlı ordusunun mevcudu ve silahları üzerindeki kısıtlayıcı hükümlerini hatırlayınız.
2
İşgaller başladığında başkentin ve padişah hükûmetinin nasıl bir tavır takındığını ve bu tavrın Anadolu'da nasıl bir idari tablo yarattığını düşününüz.
3
Düzenli bir ordusu olmayan ve merkezden destek göremeyen bir halkın can güvenliğini sağlamak için yerel güçlere başvurmak zorunda kaldığı gerçeğini göz önüne alınız.

Practice More

Mondros sonrası kurulan cemiyetlerin 'bölgesellikten ulusallığa' geçiş aşamalarını ve Sivas Kongresi'ndeki birleşme kararını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle: Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi süreçleri Mondros sonrası ilk işgallerden ve ilk cemiyetlerin kuruluşundan sonra gerçekleştiği için bu gelişmeleri içeren seçenekler elenebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 606Question →

İngiltere'nin Abadan petrollerini denetim altına almak, Basra Körfezi üzerinden kuzeye ilerleyerek Kafkasya'daki Rus birlikleriyle karadan birleşmek amacıyla taarruza geçtiği; Osmanlı ordusunun Selman-ı Pak Muharebesi'ndeki başarısının ardından Kut'ül Amare Kuşatması ile General Townshend komutasındaki İngiliz tümenini tamamen esir aldığı savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Irak Cephesi

Answer

Irak Cephesi
I. Dünya Savaşı'nda İngiltere, Abadan petrollerini emniyete almak, Basra üzerinden Bağdat'a ve kuzeye ilerleyerek Kafkaslar'daki Çarlık Rusyası ordularıyla birleşmek amacıyla Irak'a asker çıkarmıştır. Osmanlı 6. Ordusu, Selman-ı Pak Muharebesi'nde İngiliz ilerleyişini durdurmuş ve 29 Nisan 1916'da Kut'ül Amare'de General Townshend dâhil 13 binden fazla İngiliz askerini esir alarak büyük bir zafer elde etmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt Irak Cephesi'dir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki askerî ve stratejik hedefleri analiz etmek
İngiltere'nin Orta Doğu petrollerini ele geçirme ve Basra üzerinden kuzeye çıkarak müttefiki Rusya ile karadan bağlantı kurma hedefi incelenmiştir.
Bu stratejik amaçlar doğrultusunda İtilaf Devletleri tarafından Basra Körfezi'ne çıkarma yapılmıştır.
2
Kazanılan muharebeleri ve komutanları cephelerle eşleştirmek
Selman-ı Pak Muharebesi ve General Townshend'in esir alındığı Kut'ül Amare Kuşatması'nın gerçekleştiği cephe belirlenmiştir.
Halil (Kut) Paşa komutasında 1916 yılında kazanılan Kut'ül Amare Zaferi, I. Dünya Savaşı'nda Irak Cephesi'nde gerçekleşen en önemli Osmanlı savunma başarısıdır.
3
Cephenin niteliğini doğrulamak
Irak Cephesi'nin Osmanlı Devleti'nin kendi egemenlik sahasını koruduğu bir savunma cephesi olduğu teyit edilmiştir.
Galiçya, Romanya ve Makedonya yardım cephesi iken Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin ve Çanakkale savunma cepheleridir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma Cepheleri, Irak Cephesi Stratejisi ve Kut'ül Amare Zaferi

Hints

1
Hedeflenen bölgenin Basra Körfezi ve Orta Doğu petrol sahaları olduğunu göz önünde bulundurunuz.
2
Osmanlı Devleti'nin sınırları dışındaki yardım cephelerini eleyerek kendi topraklarında yürüttüğü savunma cephelerine odaklanınız.
3
1916 yılında Halil (Kut) Paşa komutasında General Townshend ve emrindeki İngiliz kuvvetlerinin teslim alındığı zaferi hatırlayınız.

Practice More

Kut'ül Amare zaferinin ardından İngilizlerin takviye birliklerle Bağdat ve Musul yönündeki ilerleyişi ile Mondros Ateşkesi imzalandığında bu cephedeki ateşkes hattını tekrar ediniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'savunma cephesi' ifadesinden hareketle sınır dışı yardım cepheleri olan Galiçya ve Makedonya seçenekleri doğrudan elenir. Ardından 'Basra Körfezi' ve 'Kut'ül Amare Zaferi' anahtar kavramları ile doğrudan Irak Cephesi'ne ulaşılır.
Estimated Time:50s
Question 607Question →

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı Hükûmeti temsilcileri arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması, uygulamaya konulamamış ve hukuki bakımdan "ölü doğmuş bir antlaşma" olarak kabul edilmiştir.

Bu antlaşmanın Osmanlı anayasa hukuku açısından hukuken geçersiz sayılmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kanun-i Esasi hükümlerine göre uluslararası antlaşmalar için zorunlu olan meclis onayından geçmemiş olması

Answer

Kanun-i Esasi hükümlerine göre uluslararası antlaşmalar için zorunlu olan meclis onayından geçmemiş olması
Sevr Barış Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin anayasası olan Kanun-i Esasi'nin 7. maddesi gereğince Mebusan Meclisi'nin onayından geçmek zorundaydı. Ancak İstanbul'un işgali sonrasında Meclis-i Mebusan kapatılmış ve feshedilmiş olduğu için antlaşma onaylanamamış, yerine toplanan Saltanat Şûrası'nın da anayasal bir yetkisi bulunmadığından antlaşma hukuken 'ölü doğmuş' kabul edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı anayasal düzenindeki antlaşma onay mekanizmasını tespit etme
Kanun-i Esasi'nin 7. maddesi gereğince devleti bağlayan barış ve ticaret antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için Meclis-i Mebusan'ın onayı şarttır.
Anayasal monarşilerde yürütmenin imzaladığı antlaşmaların bağlayıcılık kazanması yasama organının tasdikiyle mümkündür.
2
Antlaşmanın imzalandığı dönemdeki meclis durumunu ve Saltanat Şûrası'nın rolünü inceleme
Son Osmanlı Mebusan Meclisi 11 Nisan 1920'de Padişah tarafından resmen feshedildiği için ortada yasama organı kalmamış, padişah antlaşmayı onaylatmak için danışma niteliğindeki Saltanat Şûrası'nı toplamıştır.
Saltanat Şûrası yasal ve anayasal bir meclis olmadığından, yaptığı onay antlaşmaya hukuki geçerlilik sağlayamamıştır.
3
Hukuki geçersizlik ve sonuç ilişkisini kurma
Meclis onayından geçmeyen Sevr Antlaşması hukuken kadük (ölü doğmuş) kalmış, Ankara'daki TBMM de bu antlaşmayı tanımadığını ve imzalayanları vatan haini saydığını ilan etmiştir.
Bir antlaşmanın uluslararası ve ulusal hukukta hüküm ifade etmesi anayasal yürürlük prosedürünün tamamlanmasına bağlıdır.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın Anayasal ve Hukuki Geçersizliği

Hints

1
Osmanlı Devleti'nde yürürlükte olan anayasanın uluslararası antlaşmalar için getirdiği şartı düşününüz.
2
Antlaşmanın imzalandığı tarihte Osmanlı parlamentosunun (Meclis-i Mebusan) açık olup olmadığını göz önüne alınız.
3
Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının yasama organı tarafından onaylanması zorunludur; meclis kapalı olduğu için bu işlem yapılamamıştır.

Practice More

Saltanat Şûrası'nda Sevr Antlaşması'na imza atmayan tek üye olan Topçu Feriki Rıza Paşa'nın tutumu ve TBMM'nin Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamındaki kararları incelenebilir.

Alternative Method

Kavram eşleştirmesi yöntemi: 'Hukuken geçersizlik/ölü doğma' kavramı doğrudan anayasal onay organı olan 'Meclis-i Mebusan onayı eksikliği' ile eşleşir.
Estimated Time:1m 0s
Question 608Question →

I. Dünya Savaşı'nda Medine'yi ve mukaddes emanetleri İngiliz destekli isyancı güçlere karşı kısıtlı imkânlara ve açlığa rağmen kararlılıkla savunarak tarihe 'Çöl Kaplanı' ve 'Medine Müdafii' unvanlarıyla geçen Fahreddin Paşa'nın görev yaptığı Osmanlı savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hicaz-Yemen Cephesi

Answer

Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası'nı yürüttüğü ve 'Çöl Kaplanı' unvanını aldığı cephe Hicaz-Yemen Cephesi'dir.
I. Dünya Savaşı'nda Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve İngiliz kuvvetlerine karşı Medine'yi teslim etmeyip askerleriyle birlikte çekirge yiyerek zor şartlarda direnen ve 'Çöl Kaplanı' unvanını alan Fahreddin Paşa, Hicaz-Yemen Cephesi'nde mücadele etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen komutan ve unvan eşleştirmesini analiz etme
Tarihte 'Çöl Kaplanı' ve 'Medine Müdafii' olarak anılan komutan Fahreddin (Türkkan) Paşa'dır.
Soru kökündeki anahtar şahsiyet ve unvan tespiti için gereklidir.
2
Medine savunmasının yer aldığı I. Dünya Savaşı cephesini belirleme
Mekke ve Medine gibi kutsal toprakların savunulduğu cephe Hicaz-Yemen Cephesi'dir.
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cephelerinin coğrafi ve stratejik dağılımını ayırt etmek için gereklidir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Osmanlı Savunma Cepheleri ve Komutanları

Hints

1
Mekke ve Medine gibi kutsal şehirlerin müdafaa edildiği cepheyi düşününüz.
2
Kutsal toprakları İngiliz işgalinden ve yerel isyanlardan korumak için açılan savunma hattını hatırlayınız.
3
Fahreddin Paşa, Medine Müdafii unvanını Arap Yarımadası'ndaki Hicaz-Yemen savunması sırasında almıştır.

Practice More

Irak Cephesi'ndeki Kut'ül Amare zaferi ve Halil Paşa'nın rolünü pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Komutan-Cephe eşleştirmesi yaparak ilerleyebilirsiniz: Halil Paşa (Irak), Mustafa Kemal Paşa (Çanakkale, Kafkas, Suriye-Filistin), Fahreddin Paşa (Hicaz-Yemen).
Estimated Time:35s
Question 609Question →

I. Dünya Savaşı sürerken İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'nin topraklarını kendi aralarında taksim etmek amacıyla bir dizi gizli antlaşma imzalamışlardır.

Buna göre;
I. İtalya'nın İttifak grubundan ayrılarak İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini sağlayan,
II. İngiltere ve Fransa arasında Orta Doğu topraklarının doğrudan yönetim ve nüfuz alanlarına göre paylaşımını düzenleyen,
III. İngiltere'nin Mısır Yüksek Komiseri ile Hicaz Emiri arasında bağımsız bir Arap devleti kurulması vaadiyle Osmanlı yönetimine karşı iş birliğini öngören

gizli antlaşmalar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Londra Antlaşması - Sykes-Picot Antlaşması - Mac-Mahon Antlaşması

Answer

Öncüllerde tanımlanan antlaşmalar sırasıyla Londra Antlaşması, Sykes-Picot Antlaşması ve Mac-Mahon Antlaşması'dır.
I. Dünya Savaşı sürecinde İtalya'nın İttifak grubundan ayrılarak İtilaf cephesine geçmesini sağlayan diplomatik belge 1915 Londra Antlaşması'dır. İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'yu doğrudan ve dolaylı denetim alanlarına bölüştüğü temel metin 1916 Sykes-Picot Antlaşması'dır. İngiliz Yüksek Komiseri McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında Osmanlı Devleti'ne karşı isyan karşılığında bağımsız Arap krallığı vaat eden uzlaşma ise Mac-Mahon Antlaşması'dır. Bu nedenle öncüllerin doğru sıralaması 'Londra Antlaşması - Sykes-Picot Antlaşması - Mac-Mahon Antlaşması' şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülde belirtilen İtalya'nın saf değiştirmesini sağlayan diplomatik antlaşmayı tespit etme.
Nisan 1915 tarihli Londra Antlaşması ile Oniki Ada ve Antalya çevresi İtalya'ya vadedilmiş, böylece İtalya İtilaf Devletleri safında savaşa girmiştir.
İtalya'nın blok değiştirmesini temin eden gizli paylaşım belgesi Londra Antlaşması'dır.
2
İkinci öncülde yer alan İngiltere ve Fransa arasındaki Orta Doğu paylaşımını belirleme.
Mayıs 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması ile Orta Doğu (Irak, Suriye, Lübnan, Kilikya) İngiltere ve Fransa arasında mandater ve nüfuz bölgelerine ayrılmıştır.
Orta Doğu'daki sömürge ve nüfuz alanlarının taksimini içeren ana uzlaşma Sykes-Picot'dur.
3
Üçüncü öncülde ifade edilen Hicaz Emiri ile yapılan iş birliğini içeren antlaşmayı bulma.
1915-1916 yıllarında Mısır İngiliz Yüksek Komiseri Henry McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında yapılan mektuplaşmalar sonucunda Mac-Mahon Antlaşması oluşmuştur.
Osmanlı'nın cihat çağrısına karşı bağımsız Arap devleti vaadiyle yerel unsurların isyanını sağlayan antlaşma Mac-Mahon'dur.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Sürecinde İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Topraklarını Paylaşma Planları ve Gizli Antlaşmaların Amaçları

Hints

1
Öncüllerdeki ilk gelişme, İtalya'nın 1915 yılında blok değiştirerek savaşa girmesini sağlayan gizli antlaşmadır.
2
Orta Doğu'nun İngiltere ve Fransa arasında mandater paylaşıma konu olması iki diplomatın adıyla anılan antlaşmayla gerçekleşmiştir.
3
Hicaz Emiri Şerif Hüseyin ile İngiliz temsilci arasındaki gizli mutabakatı ve İtalya'yı İtilaf safına çeken 1915 Londra Antlaşması'nı göz önüne alınız.

Practice More

Gizli antlaşmaların Bolşevik İhtilali sonrası Çarlık arşivlerinin açılmasıyla dünya kamuoyuna duyurulmasının (Sarı Kitap) Mondros ve Sevr süreçlerine yansımalarını gözden geçirebilirsiniz.

Alternative Method

Öncülleri eleme yöntemiyle çözebilirsiniz: İtalya'nın savaşa girmesini sağlayan Londra Antlaşması ilk sırada yer almalıdır; ilk sırada Londra olmayan seçenekler elendiğinde geriye kalan seçenekler arasında İngiltere-Fransa Orta Doğu paylaşımını belirten Sykes-Picot Antlaşması takip edilerek doğru yanıta ulaşılır.
Estimated Time:1m 0s
Question 610Question →

I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'nin Çanakkale harekâtını planlamasında; Kafkas Cephesi'ndeki Rus orduları üzerindeki baskıyı hafifletmek, Rusya'nın tarım ve hammadde kaynaklarını Batı pazarlarına aktarmak, Boğazlar ve İstanbul'u ele geçirerek Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak temel hedefler arasında yer almıştır. Osmanlı tarafında ise bu tehdide karşı Boğaz tahkimatı güçlendirilmiş, mayın hatları ile kıyı tabyaları koordineli şekilde savunmaya hazırlanmıştır.

Bu tarihsel süreç ve harekâtın safhaları dikkate alındığında, Çanakkale Cephesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gelibolu Yarımadası'ndaki kara çıkarmalarında 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal, ordu ihtiyatını kendi inisiyatifiyle Arıburnu bölgesine sevk ederek çıkarma birliklerinin stratejik sırtları tutmasını engellemiş ve savunmanın kaderini tayin etmiştir.

Answer

Gelibolu Yarımadası'ndaki kara çıkarmalarında 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal'in ordu ihtiyatını kendi inisiyatifiyle Arıburnu bölgesine sevk ederek çıkarma birliklerinin stratejik mevkileri tutmasını engellemesi ve savunmanın kaderini tayin etmesi doğru yargıdır.
25 Nisan 1915 tarihinde başlayan Gelibolu kara çıkarmalarında, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Ordu Komutanlığı'nın emrini beklemeksizin inisiyatif üstlenmiştir. Bigalı'da bulunan birliklerini (özellikle 57. Alay) hızla Arıburnu ve Conkbayırı istikametine sevk ederek Anzak kolordusunun stratejik tepeleri ele geçirmesini engellemiş, cephenin çökmesini önleyerek kara savunmasının kaderini doğrudan tayin etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale Cephesi'nin açılma hedefleri ile deniz harekâtının sonuçlarını analiz etmek
18 Mart 1915'te İtilaf donanmasının Boğaz'ı geçemediği ve başkentin işgal edilemediği doğrulanır; dolayısıyla başkentin fiilen taşındığı iddiası elenir.
Savaşın askeri ve idari safhalarını doğru tespit etmek için gereklidir.
2
Dönemin uluslararası ittifaklarını ve blok değişikliklerini değerlendirmek
İtalya'nın İttifak bloğunda kalmayıp Londra Gizli Antlaşması ile İtilaf safına geçtiği belirlenir; Osmanlı'ya yardım ettiği yönündeki ifade elenir.
Devletler arası bloklaşma ve diploması sürecini ayrıştırmak için gereklidir.
3
Kara muharebelerindeki kritik komuta hamlelerini ve Mustafa Kemal'in rolünü incelemek
25 Nisan 1915 çıkarmasında 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal'in ordu emrini beklemeden inisiyatif alıp Arıburnu ve Conkbayırı hattına 57. Alay'ı sürmesiyle düşmanın durdurulduğu sonucuna ulaşılır.
Mustafa Kemal'in cephedeki belirleyici taktik rolünü ve askeri dehasını kavramak için gereklidir.
4
Cephenin kapanışı ve antlaşmalar kronolojisini kontrol etmek
Çanakkale Zaferi'nin savaşı bitirmediği, süreyi uzattığı; Rusya'nın ise Sevr ile değil Brest-Litovsk ile savaştan çekildiği görülerek diğer seçenekler elenir.
Antlaşmalar ve savaşın küresel sonuçları arasındaki kronolojik-nedensel bağı doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Çanakkale Cephesi'nin Askeri Gelişimi ve Mustafa Kemal'in Taktik Rolü

Hints

1
Çanakkale Cephesi'nde deniz zaferinin ardından başlatılan kara harekâtında Osmanlı savunmasının omurgasını oluşturan komuta kararlarını ve Mustafa Kemal'in 25 Nisan 1915'teki rolünü hatırlayınız.
2
İtilaf Devletleri'nin deniz harekâtında Boğaz'ı geçemediğini, İtalya'nın ise 1915'te saf değiştirerek İtilaf tarafına geçtiğini göz önünde bulundurunuz.
3
Mustafa Kemal'in 19. Tümen komutanı olarak ordu merkezinden bağımsız şekilde inisiyatif alıp Arıburnu ve Conkbayırı hattına yaptığı müdahalenin kara savaşlarının seyrini nasıl değiştirdiğine odaklanınız.

Practice More

Çanakkale Kara Muharebeleri'nde Anafartalar Grup Komutanlığı bünyesinde verilen emirleri ve Mustafa Kemal'in askerî kariyerine etkilerini (Albaylık ve Paşalık terfileri, Millî Mücadele liderliğine zemin hazırlaması) inceleyiniz.

Alternative Method

Eleme yöntemiyle seçeneklerdeki tarihsel anakronizmleri tespit edebilirsiniz: 18 Mart'ta donanmanın Boğaz'ı geçtiği iddiası yanlıştır; İtalya İttifak safında kalmamıştır; Çanakkale zaferi savaşı bitirmemiştir (Mondros 1918'dedir); Rusya Sevr ile değil Brest-Litovsk ile savaştan çekilmiştir. Geriye yalnızca Mustafa Kemal'in inisiyatifini anlatan doğru seçenek kalır.
Estimated Time:2m 0s
Question 611Question →

Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamış olmasına rağmen hemen savaşa fiilen katılmamış; 'silahlı tarafsızlık' ilan ederek 29 Ekim 1914 tarihindeki Karadeniz Olayı'na kadar geçen yaklaşık üç aylık süreçte bekleme politikası izlemiştir.

Osmanlı Hükûmeti'nin bu süreçte savaşa fiilen girişi geciktirme ve zaman kazanma çabasında aşağıdakilerden hangisi etkili bir gerekçe olarak gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: İtalya'nın İtilaf Bloku ile Londra Gizli Antlaşması'nı imzalayarak Güneybatı Anadolu kıyılarını fiilen işgale başlamış olması

Answer

İtalya'nın İtilaf Bloku ile Londra Gizli Antlaşması'nı imzalayarak Güneybatı Anadolu kıyılarını fiilen işgale başlamış olması seçeneği doğru cevaptır; çünkü İtalya bu dönemde henüz tarafsızdır, Londra Gizli Antlaşması 1915 yılında imzalanmış ve fiili işgaller ise savaş sonrasında gerçekleşmiştir.
Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914'te Almanya ile ittifak imzalamasına rağmen; ordu seferberliğinin tamamlanması, Alman altın ve cephane yardımının intikali, Bulgaristan ve Romanya'nın tutumu ile İtilaf Devletleri nezdinde kapitülasyonların ilgası gibi diplomatik manevralar için zaman kazanmak amacıyla savaşa fiilen girişi geciktirmiştir. Buna karşın İtalya, savaşın başında tarafsız kalmış; İtilaf Devletleri ile Londra Antlaşması'nı Nisan 1915'te imzalamış ve savaşa Mayıs 1915'te katılmıştır. Güneybatı Anadolu'nun işgali ise I. Dünya Savaşı sonrası Mondros Mütarekesi sürecinde yaşanmıştır. Dolayısıyla İtalya'nın işgale başlaması 1914 yılındaki bekleme sürecinin bir gerekçesi olamaz.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel süreci ve sorunun zaman aralığını belirleme
Soru, 2 Ağustos 1914 (Alman İttifakı) ile 29 Ekim 1914 (Karadeniz Olayı) arasındaki 'silahlı tarafsızlık' dönemini kapsamaktadır.
Osmanlı Devleti'nin bu üç aylık bekleme stratejisinin askeri, mali ve diplomatik gerekçelerini analiz etmek gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin savaşa girişi erteleme nedenlerini değerlendirme
Seferberliğin tamamlanamaması, Alman mali ve mühimmat yardımının gecikmesi, Balkan devletlerinin tutumunun beklenmesi ve İtilaf ile yürütülen diplomatik pazarlıklar geçerli gerekçelerdir.
Osmanlı yönetimi hazırlıksız bir savaşa girmemek ve şartları lehine çevirmek için zaman kazanmaya çalışmıştır.
3
İtalya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki kronolojik pozisyonunu analiz etme
İtalya, Ağustos 1914'te tarafsız kalmış, Nisan 1915'te Londra Gizli Antlaşması'nı imzalamış, Mayıs 1915'te İtilaf safında savaşa girmiştir. Anadolu topraklarının fiilen işgali ise Mondros Ateşkesi sonrasındadır.
1914 Ağustos-Ekim döneminde İtalya'nın İtilaf ile antlaşma yapıp Anadolu'yu işgale başlaması kronolojik ve olgusal olarak imkânsızdır.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci ve Silahlı Tarafsızlık Politikası

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin 1914 yılı Ağustos-Ekim ayları arasındaki bekleme dönemi ile diğer Avrupa devletlerinin savaşa resmen katıldığı tarihleri karşılaştırınız.
2
İtalya'nın I. Dünya Savaşı'nın başındaki tutumunu, İtilaf Bloku'na katıldığı antlaşmanın tarihini ve Anadolu topraklarındaki işgal hareketlerinin zamanlamasını hatırlayınız.
3
İtalya, savaş başladığında tarafsızlığını ilan etmiş olup Londra Gizli Antlaşması'nı 1915 yılında imzalamıştır. Dolayısıyla 1914 sonbaharında İtalya'nın Anadolu'yu işgali söz konusu değildir.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin 9 Eylül 1914'te kapitülasyonları tek taraflı kaldırma kararına karşı müttefiki Almanya da dahil olmak üzere tüm büyük devletlerin ortak tepkisini inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi: 1914 yılı Ağustos-Ekim ayları arasındaki olaylar ile 1915 (Londra Antlaşması) ve 1918-1919 (işgaller) gelişmelerini tarihsel sırasına göre ayırarak hatalı seçeneği doğrudan tespit edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 612Question →

I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanı olarak görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki dağınık kuvvetleri toparlayıp karşı taarruz icra ederek 1916 yılında aşağıdaki vilayet ikililerinden hangisini Rus işgalinden geri almıştır?

Show answer & explanation

Answer: Muş ve Bitlis

Answer

Muş ve Bitlis
Mustafa Kemal Paşa, 1916 yılında Kafkas Cephesi 16. Kolordu Komutanlığına atanmış; emrindeki birlikleri süratle toparlayıp karşı taarruz başlatarak Ağustos 1916'da Muş ve Bitlis'i Rus işgalinden kurtarmıştır. Bu başarısından ötürü generallik (Mirliva) rütbesine terfi etmiş ve Altın Kılıçlı İmtiyaz Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'ndeki görevini belirleme
Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Cephesi'ndeki başarılarının ardından 1916 yılı başlarında Kafkas Cephesi'nde konuşlu bulunan 16. Kolordu Komutanlığına atanmıştır.
Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı sonrası yaşanan toprak kayıplarını telafi etmek ve Rus ilerleyişini durdurmak amacıyla deneyimli komutanlar bölgeye sevk edilmiştir.
2
1916 yılında icra edilen askerî harekâtın hedeflerini ve kurtarılan şehirleri tespit etme
Bölgedeki birlikleri ikmal ve sevk bakımından reorganize eden Mustafa Kemal Paşa, Ağustos 1916'da taarruza geçerek Rus kuvvetlerini püskürtmüş ve Muş ile Bitlis'i işgalden kurtarmıştır.
Kafkas Cephesi taarruz cephesi niteliğinde olup bu bölgede kazanılan en somut taktik askerî başarı Muş ve Bitlis'in geri alınmasıdır.
3
Diğer şehirlerin Osmanlı idaresine geçiş tarihlerini ve koşullarını eleyerek doğru sonuca ulaşma
Kars, Ardahan, Erzurum ve Trabzon gibi şehirlerin kurtarılması 1917 Bolşevik İhtilali ve 1918 Brest-Litovsk Antlaşması sürecine aittir.
1916 yılında Mustafa Kemal Paşa komutasındaki doğrudan muharebeler ile geri alınan vilayetler yalnızca Muş ve Bitlis'tir.

Key Concept

Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'ndeki Rolü ve Muş-Bitlis'in Kurtarılması

Hints

1
Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkale'den sonra görev aldığı ve generallik (Mirliva) rütbesine yükselmesini sağlayan başarıları hatırlayınız.
2
Bu iki vilayet Doğu Anadolu'nun iç kesimlerinde yer almakta olup Ağustos 1916'da Rus kuvvetlerinden geri alınmıştır.
3
Geri alınan şehirlerden biri Bitlis, diğeri ise Muş'tur; Kars ve Ardahan gibi sınır illeri ise 1918 Brest-Litovsk Antlaşması'na aittir.

Practice More

Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı'nda görev aldığı cepheleri kronolojik sırasıyla (Çanakkale - Kafkas - Suriye-Filistin) ve bu cephelerdeki unvan/görevlerini tekrar ediniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi: Kars, Ardahan ve Batum 1918 Brest-Litovsk Antlaşması; Erzurum, Erzincan ve Trabzon ise 1918 başlarındaki genel ileri harekâtla ilişkilidir. 1916 yılındaki tekil askerî başarı Muş ve Bitlis'in geri alınmasıdır.
Estimated Time:1m 0s
Question 613Question →

San Remo Konferansı'nda ana hatları belirlenen barış taslağı, Osmanlı delegasyonu adına Paris'e giden Ahmet Tevfik Paşa tarafından bağımsız devlet onuruyla bağdaşmadığı gerekçesiyle imzalanmayarak reddedilmiştir.

Bunun üzerine İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükûmetine barış şartlarını zorla kabul ettirmek amacıyla attığı temel askeri adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yunan ordusuna izin vererek Milne Hattı'nı aşıp Batı Anadolu ve Doğu Trakya'da kapsamlı işgal harekâtı başlatmaları

Answer

Yunan ordusuna izin vererek Milne Hattı'nı aşıp Batı Anadolu ve Doğu Trakya'da kapsamlı işgal harekâtı başlatmaları
İtilaf Devletleri, Osmanlı delegasyonu başkanı Ahmet Tevfik Paşa'nın 'Bu şartlar bağımsız bir devlet tarafından kabul edilemez.' diyerek Sevr taslağını imzalamayı reddetmesi üzerine Osmanlı Hükûmeti'ni zor durumda bırakmak için askeri çözüme başvurmuştur. İngiltere'nin onayıyla 22 Haziran 1920'de Milne Hattı'nı aşan Yunan ordusu genel bir taarruz başlatarak Balıkesir, Uşak, Bursa ve Doğu Trakya'yı işgal etmiştir. Başkentin doğrudan tehdit altına girmesi ve yeni toprak kayıpları karşısında Damat Ferit Paşa Hükûmeti antlaşmayı imzalamaya mecbur kalmış ve Saltanat Şûrası toplanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Barış Antlaşması'nın hazırlık ve diplomatik tıkanma sürecini analiz etme
Nisan 1920'de toplanan San Remo Konferansı'nda hazırlanan barış taslağı, Mayıs 1920'de Paris'te bulunan Osmanlı Heyeti Başkanı Ahmet Tevfik Paşa'ya sunulmuş ancak Tevfik Paşa taslağın Türk milletinin bağımsızlığına ve varlığına aykırı olduğunu belirterek imzalamayı reddetmiştir.
Antlaşmanın imzalanmasını geciktiren diplomatik direnci ve İtilaf Devletleri'nin karşılaştığı engeli tespit etmek.
2
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükûmetini dize getirmek için uyguladığı askeri yaptırımı belirleme
İtilaf Devletleri, diplomatik yolla kabul ettiremedikleri taslağı zorla dayatmak için İngiliz desteğindeki Yunan ordusuna taarruz izni vermiştir. 22 Haziran 1920'de Milne Hattı'nı aşan Yunan kuvvetleri Uşak, Balıkesir, Bursa ve Doğu Trakya'yı (Tekirdağ, Edirne) işgal etmiştir.
Askeri işgallerin siyasi ve hukuki baskıya nasıl dönüştürüldüğünü çözümlemek.
3
Askeri işgalin Sevr'in imzalanması üzerindeki doğrudan sonucunu değerlendirme
Bursa ve Trakya'nın düşmesi üzerine derin bir endişeye kapılan Damat Ferit Paşa Hükûmeti ve saray, 22 Temmuz 1920'de Saltanat Şûrası'nı toplayarak Sevr Barış Antlaşması'nı kabul etmiş ve 10 Ağustos 1920'de antlaşma imzalanmıştır.
Yunan ileri harekâtı ile Sevr Antlaşması'nın kabulü arasındaki doğrudan neden-sonuç bağını kurmak.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın imzalanma sürecinde uygulanan askeri baskı ve Yunan İleri Harekâtı

Hints

1
İtilaf Devletleri, diplomatik baskı sonuç vermeyince Osmanlı yönetimini doğrudan askeri tehdit ve fiili işgallerle dize getirmeyi hedeflemiştir.
2
Batı Anadolu'da belirlenmiş olan sınır çizgisinin (Milne Hattı) İtilaf desteğiyle aşılması ve Bursa ile Edirne'nin işgali bu sürecin en kritik askeri hamlesidir.
3
Yunan kuvvetlerinin genel taarruza geçirilmesi sonucunda TBMM kürsüsüne siyah örtü (Pûşîde-i Siyah) çekilmesine yol açan işgal dalgası, Osmanlı yönetimini Sevr'i onaylamaya zorlamıştır.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın onaylanması için toplanan Saltanat Şûrası'nda antlaşmaya ret oyu veren tek üye olan Topçu Feriki Rıza Paşa'nın tutumu incelenebilir.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle çözülebilir: İstanbul'un işgali (Mart 1920) taslaktan öncedir; Londra Konferansı (1921) ise I. İnönü sonrasıdır. Sevr'in imzalanması sürecinde (Haziran-Temmuz 1920) yaşanan en belirgin askeri gelişme Milne Hattı'nın aşılmasıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 614Question →

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu; kendi topraklarını savunmanın yanı sıra İttifak ortakları olan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'a askeri destek sağlamak amacıyla ülke sınırları dışındaki bölgelere de muharip birlikler göndermiştir.

Bu doğrultuda Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine yardım amacıyla asker sevk ettiği cephe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Romanya Cephesi

Answer

Romanya Cephesi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda kendi sınırları dışında yer alan müttefikleri Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'a yardım etmek amacıyla Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerine asker göndermiştir. Dolayısıyla Romanya Cephesi müttefiklere yardım cepheleri arasında yer alır.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerinin açılış amaçlarına göre sınıflandırılması
Osmanlı cepheleri Taarruz (Kafkas, Kanal), Savunma (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım (Galiçya, Romanya, Makedonya) olarak üçe ayrılır.
Sorunun kökünde belirtilen 'müttefiklere yardım amacıyla sınır dışına asker gönderilen' cephe türünü belirlemek gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan cephelerin türlerinin incelenmesi
Kafkas ve Kanal taarruz; Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin savunma; Romanya ise yardım cephesidir.
Yalnızca yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) Osmanlı sınırları dışında müttefiklere destek amacıyla açılmıştır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı cephelerin niteliksel sınıflandırması (Taarruz, Savunma ve Yardım Cepheleri)

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yardım cepheleri 'sonu -ya/-ya/-ya ile bitenler' şeklinde kodlanan ve Osmanlı mülkü olmayan Avrupa topraklarındaki cephelerdir.
2
Galiçya, Romanya ve Makedonya dışındaki cepheler Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarında yürüttüğü taarruz veya savunma muharebeleridir.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin Çanakkale Muharebeleri'nden sonra hangi yardım cephelerine takviye tümenler gönderdiğini ve Kut'ül Amare zaferinin hangi cephede kazanıldığını tekrar ediniz.

Alternative Method

Akılda tutma yöntemi olarak; Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerinin isimleri Osmanlı'nın doğrudan kendi vilayeti olmayan, müttefik sınırlarında yer alan yardım (müttefik destek) cepheleridir.
Estimated Time:40s
Question 615Question →

İngiltere'nin Kahire Yüksek Komiseri Henry McMahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasındaki diplomatik yazışmalarda bağımsız bir Arap devleti kurulması taahhüt edilmiş; fakat kısa süre sonra İngiltere ile Fransa arasında varılan gizli mutabakatta Orta Doğu toprakları doğrudan denetim ve etki alanlarına bölünmüştür.

Bu iki diplomatik girişim arasındaki en temel uyuşmazlığı oluşturan ve Fransa'nın doğrudan kendi sömürge yönetimi altına almak istediği için bağımsız Arap egemenliğinin bütünüyle dışında tutulan 'Mavi Bölge' kapsamındaki Osmanlı coğrafyası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kilikya (Adana-Mersin), Lübnan ve Suriye kıyı şeridi

Answer

Kilikya (Adana-Mersin), Lübnan ve Suriye kıyı şeridi
I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması'nda 'Mavi Bölge' olarak tanımlanan alan; Kilikya (Adana ve Mersin havzası), Lübnan ve Suriye kıyı şeridini kapsamaktadır. Bu saha Fransa'nın doğrudan idaresine ve ilhakına bırakıldığı için, McMahon-Hüseyin yazışmalarında Arapların talep ettiği bağımsız yönetim alanından bütünüyle çıkartılmış ve iki mutabakat arasındaki en keskin diplomatik tezatı oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Mac-Mahon ve Sykes-Picot antlaşmaları arasındaki diplomatik çelişkiyi tespit etme
McMahon mektuplarında İngiltere, Şerif Hüseyin'e bağımsız bir Arap krallığı vadetmiş ancak Suriye'nin batısında yer alan ve 'tamamen Arap olmayan' kıyı bölgeleri ile Fransa'nın menfaat sahalarını bu vaadin dışında tutmuştur.
İngiltere, müttefiki Fransa'nın Doğu Akdeniz talepleri ile Şerif Hüseyin'in geniş Arap krallığı taleplerini aynı anda idare etmeye çalışmıştır.
2
Sykes-Picot Antlaşması'nın bölgesel ve renk kodlu taksimatını analiz etme
Sykes-Picot Antlaşması coğrafyayı beş temel alana ayırmıştır: Mavi Bölge (Doğrudan Fransa), Kırmızı Bölge (Doğrudan İngiltere), Kahverengi Bölge (Uluslararası Kudüs), A Bölgesi (Fransız nüfuzunda Arap devleti) ve B Bölgesi (İngiliz nüfuzunda Arap devleti).
Mavi Bölge, Fransa'nın manda değil doğrudan kendi sömürge yönetimi kuracağı coğrafyadır.
3
Mavi Bölge'nin kapsadığı Osmanlı idari ve coğrafi sınırlarını belirleme
Mavi Bölge; Kilikya (Adana, Mersin), Beyrut, Lübnan ve Suriye kıyı şeridini (Lazkiye vb.) içine almaktadır.
Bu bölge doğrudan Fransa'ya tahsis edildiği için bağımsız Arap idaresinin bütünüyle dışında bırakılmıştır.

Key Concept

Sykes-Picot Antlaşması'ndaki paylaşım bölgelerinin niteliği ve Mavi Bölge'nin (Fransız doğrudan kontrolü) sınırları

Hints

1
Sykes-Picot paylaşım planında doğrudan sömürgeleştirilen kıyı bölgeleri ile himaye altına alınan iç kesimler farklı statülere sahipti.
2
Fransa doğrudan denetim hakkını Doğu Akdeniz sahillerine ve Çukurova (Kilikya) havzasına odaklamış, iç kesimlerdeki Şam ve Halep gibi şehirleri ise himaye bölgesi (A Bölgesi) olarak belirlemiştir.

Practice More

Sykes-Picot Antlaşması'ndaki 'Kırmızı Bölge' (İngiltere) ile 'Kahverengi Bölge' (Kudüs-Uluslararası) ayrımını ve savaş sonrasında San Remo Konferansı ile bu statülerin manda rejimine nasıl dönüştüğünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 50s
Question 616Question →

İtilaf Devletleri'nin I. Dünya Savaşı sürecinde Orta Doğu ve Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla imzaladığı gizli antlaşmalarda; kutsal yerlerin dini niteliği ve hassasiyeti gerekçe gösterilerek Kudüs ve çevresinde uluslararası bir yönetimin (kondominyum) kurulması aşağıdaki antlaşmalardan hangisinde karara bağlanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Sykes-Picot Antlaşması

Answer

Sykes-Picot Antlaşması
I. Dünya Savaşı devam ederken 1916 yılında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan (ve Çarlık Rusyası'nın da onayladığı) Sykes-Picot Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu toprakları taksim edilmiştir. Bu antlaşmada Fransa'ya Suriye kıyıları, Lübnan ve Kilikya; İngiltere'ye Irak ve Ürdün çevresi bırakılırken, kutsal yerlerin hassasiyeti sebebiyle Kudüs ve çevresinde uluslararası bir konsorsiyum/yönetim kurulması hükme bağlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel unsuru analiz etme
I. Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli antlaşmalarda Kudüs ve çevresinde uluslararası bir statü öngören antlaşmanın tespit edilmesi hedeflenmektedir.
Gizli antlaşmalarda tarafların uzlaşamadığı hassas bölgelerin statüsünü bilmek gerekir.
2
Gizli antlaşmaların içeriklerini eşleştirme
İngiltere (Mark Sykes) ve Fransa (François Georges-Picot) arasında 1916'da akdedilen Sykes-Picot Antlaşması ile Orta Doğu nüfuz bölgelerine ayrılmış, dinî merkez konumundaki Filistin/Kudüs bölgesinde uluslararası bir idare kurulması kararlaştırılmıştır.
Kutsal mekânların tek bir büyük devletin tekeline bırakılmak istenmemesi bu formülü doğurmuştur.
3
Diğer seçenekleri eleme
İstanbul Antlaşması Boğazları, Londra ve St. Jean de Maurienne İtalya'ya ayrılan Batı/Güneybatı Anadolu topraklarını, Mac-Mahon ise Hicaz merkezli Arap bağımsızlığını kapsadığı için doğru yanıt belirlenir.
Her gizli antlaşmanın hedef coğrafyası ve tarafları farklıdır.

Key Concept

Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Sykes-Picot Maddeleri

Hints

1
Bu antlaşma 1916 yılında İngiltere ve Fransa temsilcileri arasında Orta Doğu'yu nüfuz alanlarına ayırmak üzere imzalanmıştır.
2
Antlaşmada Suriye ve Lübnan Fransa'ya, Irak İngiltere'ye bırakılırken kutsal mekanların bulunduğu Filistin bölgesi için tarafsız ve çok uluslu bir formül seçilmiştir.
3
İngiliz diplomat Mark Sykes ile Fransız diplomat François Georges-Picot'nun hazırladığı metin söz konusudur.

Practice More

Sykes-Picot Antlaşması ile vadedilen toprakların savaştan sonra San Remo Konferansı ve Sevr Antlaşması'na nasıl manda yönetimi olarak yansıdığını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Bölge-antlaşma eşleştirmesi yaparak eleme: Boğazlar (İstanbul Antlaşması), Ege-İzmir (St. Jean de Maurienne), On İki Ada-Antalya (Londra), Hicaz/Arap Bağımsızlığı (Mac-Mahon), Orta Doğu ve Uluslararası Kudüs Bölgesi (Sykes-Picot).
Estimated Time:1m 0s
Question 617Question →

I. Dünya Savaşı'nı sonlandıran 30 Ekim 1918 tarihli mütarekenin ardından İtilaf donanmalarının İstanbul önlerine demirlemesi ve Anadolu'nun stratejik noktalarının peyderpey işgal edilmesi üzerine Türk kamuoyunda büyük bir infial yaşanmıştır. İstanbul Hükümeti'nin işgallere karşı sessiz kalarak halkı sükûnete ve İtilaf güçlerine karşı direnmemeye davet etmesine karşın, halk kendi bölgesini savunmak amacıyla çeşitli yollarla tepkisini ortaya koymuştur.

Buna göre, mütareke sonrası dönemde Anadolu ve Trakya halkının haksız işgallere karşı gösterdiği tepkiler ve yürüttüğü faaliyetler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul Hükümeti'nin emir ve yönlendirmesiyle merkezi bir seferberlik ilan edilerek İtilaf güçlerine karşı düzenli orduyla sınır savunması başlatılması

Answer

İstanbul Hükümeti'nin emir ve yönlendirmesiyle merkezi bir seferberlik ilan edilerek İtilaf güçlerine karşı düzenli orduyla sınır savunması başlatılması
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması sonrasında İstanbul Hükümeti işgaller karşısında tamamen pasif, teslimiyetçi ve uzlaşmacı bir tavır takınmıştır. Hükümet, halktan işgallere karşı direnmemesini istemiş, mütareke gereği orduların terhisine ve silahların teslimine öncülük etmiştir. Bu nedenle işgallere karşı merkezi bir seferberlik veya düzenli ordu savunması yapılmamış, mücadele halkın kendi imkânlarıyla yerel düzeyde başlatılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
İstanbul Hükümeti'nin Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası tutumunu değerlendirme
Damat Ferit Paşa ve padişah yönetimi, işgallerin geçici olduğunu savunmuş; halka sükûnet tavsiye etmiş ve ordunun terhis edilmesi sürecini onaylamıştır. Dolayısıyla hükümet eliyle merkezi bir savunma ya da seferberlik yürütülmemiştir.
Mütareke dönemi resmi devlet politikası ile halkın sivil tepkisi arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
2
Türk halkının işgallere karşı geliştirdiği doğrudan tepkileri sınıflandırma
Halk; basın-yayın yoluyla kamuoyu oluşturma, protesto mitingleri düzenleme, bölgesel kongreler ve cemiyetler kurma ve yerel silahlı milis güçleri teşkil etme yöntemlerini kullanmıştır.
Halkın öz savunma reflekslerinin niteliğini ve bağımsız girişimlerini belirlemek gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek halkın tepkisiyle bağdaşmayan seçeneği belirleme
Merkezi bir seferberlik ilan edilmesi ve düzenli orduyla sınır savunması yapılması söz konusu olmamıştır; direniş tamamen halkın yerel inisiyatifiyle tabandan başlamıştır.
Soru kökündeki 'yer almaz' ifadesi doğrultusunda yanlış olan tarihi olguyu netleştirmek gerekir.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması Sonrası İşgaller Karşısında İstanbul Hükümeti'nin Teslimiyetçi Tutumu ve Türk Halkının Yerel Teşkilatlanma Refleksi

Hints

1
Mondros sonrası dönemde İstanbul'daki padişah ve Damat Ferit Paşa hükümetinin işgaller karşısındaki genel siyasetini ve tavrını hatırlayınız.
2
Mütareke maddeleri gereğince Osmanlı ordusunun silah bırakması ve terhis edilmesi öngörülmüştü. Bu durum merkezi bir ordu hareketini mümkün kılmış mıdır?
3
Direniş hareketleri merkezi bir devlet politikası olarak değil; halkın kurduğu cemiyetler, mitingler ve yerel milis güçleri vasıtasıyla tabandan örgütlenmiştir.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin hukuki gerekçe yapılarak işgal edilen ilk bölgeleri ve yerel kongrelerin özelliklerini pekiştiriniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'halkın tepkileri ve faaliyetleri' vurgusuna dikkat ediniz. Seçeneklerde halkın sivil inisiyatifleri (miting, telgraf, cemiyetleşme, yerel silahlanma) ile merkezi yönetimin teslimiyetçi resmi tutumu kıyaslandığında devlet eliyle yürütülen bir sınır seferberliğinin bulunmadığı kolaylıkla elenebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 618Question →

I. Dünya Savaşı'nda İttifak Devletleri safında yer alan Osmanlı yönetimi; kaybettiği bazı toprakları geri almak, yeni kazanımlar elde etmek ve müttefiki Almanya'nın askerî yükünü hafifletmek amacıyla bizzat taarruz harekâtları düzenlemiştir.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin taarruz inisiyatifiyle açtığı cepheler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kafkas ve Kanal

Answer

Kafkas ve Kanal cepheleri
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda doğrudan hücum ve ilerleme maksadıyla açtığı taarruz cepheleri Kafkas (Doğu) Cephesi ve Kanal (Süveyş) Cephesi'dir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerini askerî niteliklerine göre sınıflandırma
Osmanlı cepheleri; Taarruz Cepheleri (Kafkas, Kanal), Savunma Cepheleri (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) ve Yardım Cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) olmak üzere üçe ayrılır.
Soruda bizzat Osmanlı taarruz inisiyatifiyle açılan cephelerin tespiti istenmektedir.
2
Taarruz cephelerini seçeneklerle eşleştirme
Doğu Anadolu'da Ruslara karşı açılan Kafkas Cephesi ile Mısır'ı geri almak ve Süveyş Kanalı'nı kontrol etmek için İngilizlere karşı açılan Kanal Cephesi taarruz cepheleridir.
Her iki cephe de Osmanlı Devleti'nin hücum planı doğrultusunda başlatılmıştır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Taarruz Cepheleri (Kafkas ve Kanal)

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin bizzat taarruz amacıyla açtığı cephe sayısı yalnızca ikidir.
2
Bu cephelerden biri Doğu Anadolu ve Kafkasya'da, diğeri ise Mısır ve Süveyş hattında yer almaktadır.
3
KPSS hazırlığında '2K' kodlamasıyla bilinen Kafkas ve Kanal cepheleri Osmanlı'nın taarruz cepheleridir.

Practice More

Kafkas Cephesi'nde 1915 Tehcir (Sevk ve İskân) Kanunu'nun çıkarılma gerekçeleri ile Kanal Cephesi'nin İngiltere sömürge yollarına etkisini pekiştiriniz.

Alternative Method

Osmanlı cepheleri pratik olarak; 'K ile başlayanlar (Kafkas, Kanal) Taarruz', 'Sonu -ya ile bitenler (Galiçya, Romanya, Makedonya) Yardım', 'Geriye kalanlar (Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) Savunma' şeklinde kodlanarak ayırt edilebilir.
Estimated Time:45s
Question 619Question →

Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Anzak birliklerinin taarruzunu durdurmak amacıyla Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum." tarihi emrini vererek savunma hattını tuttuğu stratejik mevki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Conkbayırı

Answer

Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum." emrini verdiği stratejik tepe ve mevki Conkbayırı'dır.
25 Nisan 1915'te Arıburnu kıyılarına çıkan Anzak birliklerinin Kocaçimen ve Conkbayırı hattına doğru ilerleyişi karşısında Mustafa Kemal, emrindeki kuvvetlere "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir." emrini vererek Conkbayırı'nda düşman ilerleyişini kesin olarak durdurmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Tarihi olayın ve mevkisinin tespit edilmesi
Çanakkale Kara Savaşları'nda Mustafa Kemal'in 57. Alay ve diğer kuvvetlere taarruz emrini verdiği muharebe alanının Conkbayırı olduğu belirlenir.
Arıburnu çıkarması sonrası tepeyi tutmak amacıyla Conkbayırı'nda tarihe geçen savunma emri verilmiştir.
2
Seçeneklerdeki diğer muharebe mevkilerinin elenmesi
Seddülbahir, Kumkale, Morto Koyu ve Beşige Koyu'nun farklı kıyı ve çıkarma alanları olduğu doğrulanır.
Bu mevkiler çıkarma hatları olup Mustafa Kemal'in doğrudan bu emri verdiği hakim tepe mevkisi değildir.

Key Concept

Çanakkale Kara Savaşları ve Mustafa Kemal'in Rolü

Hints

1
Mustafa Kemal'in Gelibolu Kara Muharebeleri'nde Anzak kuvvetlerine karşı tuttuğu en kritik tepelerden birini düşününüz.
2
57. Alay'ın kahramanca savaştığı ve Mustafa Kemal'in şarapnel parçasının göğsündeki saate isabet ettiği meşhur tepeyi hatırlayınız.
3
Arıburnu ve Anafartalar ile birlikte Mustafa Kemal'in Çanakkale'de efsaneleştiği 'C' harfiyle başlayan mevkiyi seçiniz.

Practice More

Mustafa Kemal'in Anafartalar Grup Komutanlığı dönemindeki başarıları ve Çanakkale Zaferi'nin Milli Mücadele liderliğine etkileri incelenebilir.

Alternative Method

Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki komutanlık yaptığı ana hatlar 'Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar' üçlüsü olarak kodlanabilir; seçeneklerde bu üçlüden yalnızca Conkbayırı yer almaktadır.
Estimated Time:45s
Question 620Question →

İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı yönetimine dayatılan Sevr Barış Antlaşması'nın askeri hükümleri uyarınca; mecburi askerliğin kaldırılması, Osmanlı ordusunun ağır silahlardan arındırılarak mevcudunun azami 50.700 kişiyle sınırlandırılması ve donanmanın yalnızca sahil güvenliğini sağlayacak nitelikte tutulması kararlaştırılmıştır.

Bu askeri kısıtlamalarla İtilaf Devletleri'nin öncelikli olarak hedeflediği durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak Anadolu genelinde planlanan işgallere karşı gösterilebilecek askeri direnişi engellemek

Answer

Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak Anadolu genelinde planlanan işgallere karşı gösterilebilecek askeri direnişi engellemek
Sevr Antlaşması'nın askeri hükümleri (mecburi askerliğin kaldırılması, ordunun 50.700 kişiyle sınırlandırılması, ağır silah, uçak ve denizaltı bulundurulmasının yasaklanması); Osmanlı Devleti'ni askeri bakımdan tamamen işlevsiz ve savunmasız kılarak İtilaf Devletleri'nin Anadolu'daki paylaşım ve işgal planlarının sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Barış Antlaşması'nın askeri maddelerini analiz etmek
Mecburi askerliğin kaldırılması, toplam asker sayısının 50.700 ile sınırlandırılması, ağır silahların ve uçakların yasaklanması, deniz gücünün ise sadece birkaç devriye gemisine indirilmesi gibi hükümler belirlenmiştir.
Bu maddelerin Osmanlı Devleti'nin genel savunma kapasitesini nasıl etkilediğini tespit etmek gerekir.
2
Askeri kısıtlamaların siyasi ve stratejik amacını değerlendirmek
İtilaf Devletleri, antlaşmanın paylaşım planlarını fiilen uygularken karşılarında silahlı ve düzenli bir güç bulmak istememişlerdir.
Bir devletin ordusunun silahsızlandırılması ve mevcudunun kısıtlanması, o devletin topraklarının işgalini kolaylaştırmak için yapılan doğrudan bir müdahaledir.
3
Doğru sonuca ulaşmak
Bu hükümlerin temel gayesi, Türk milletinin ve Osmanlı Devleti'nin işgallere karşı direnme gücünü kökten yok etmektir.
Osmanlı Devleti'nin savunmasız bırakılması hedeflenmiştir.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın askeri hükümleri ve Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakma amacı

Hints

1
Bir devletin ordusunun terhis edilmesi ve ağır silahlardan arındırılması, o ülkenin dış tehditlere ve işgallere karşı mukavemetini nasıl etkiler?
2
İtilaf Devletleri'nin Sevr Antlaşması'ndaki nihai hedefi Anadolu topraklarını kendi aralarında ve azınlıklar lehine paylaşıp işgal etmektir.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın mali ve adli kapitülasyon hükümleri ile Boğazlar Komisyonu'nun hukuki statüsünü inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki maddelerin ortak sonucunu düşününüz: 'Ağır silah yok + ordu mevcudu çok sınırlı + zorunlu askerlik yok' formülü doğrudan 'savunmasız ve açık hedef haline getirilmiş bir devlet' sonucunu verir.
Estimated Time:50s
PreviousPage 31 / 41Next
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 31 | Examkin